şükela:  tümü | bugün
598 entry daha
  • %10’u da nereden kopyalayıp nereye yapıştıracağını bilmektir ve bu %10’u bilmeden %100’e tamamlayamazsınız.

    ps. yazılımdan anlamam. sadece başlıktaki varsayıma (yada tespite işte her neyse) göre hareket ettim.
  • fiziki bir eylem olarak düşünülmemesi gereken konu. kopyala yapıştır çok güzel bir şeydir. kopyala yapıştır fakat re-usable kod ve re-usable know-how ise bir yazılım şirketinin yürümesi gereken bir yoldur.

    10'a yakın ülkede, hepsi ilgili ülkelerin top 200'ünde yer alan şirketler ile çok ağır sözleşmeler ve tarih kitaplarında bile yazılamayacak ağır şartlarda yazılım projelerinde bulundum. aşağıdaki kısım tamamen genç yazılımcı adayı içindir.

    kod yazmanın %99u beyinde bitmektedir, klavye, tıklama, kopyalama, vb.. işlemlerin tamamı bu geri kalan %1 in içerisindedir.

    %99 luk kısmı tamamen düşüncedir. düşünce de şunlardan mütevellittir. mimari, kodun yapısı, business ise business'ın talepleri, ileride ne tür bir esneklik gelebilir ufak bir muhasebe, kodun karşılaşabileceği olağandışı riskleri içermektedir.

    düşünce kısmındaki her şey bir sorumluluktur. kimi kurumlar bu sorumluluğu tek bir personele emanet ederken, işini düzgün yapan kurumlar bu sorumluluğu alanında uzmanlaşmış ekiplere teslim etmektedir. bu ekiplerin işi ortak bir amaca doğru farklı kulvarlardan koşmak.

    kopyala yapıştır çok doğru bir şey. bir program yazarsınız, mevcut bir framework'ü kullanırsınız özelleştirirsiniz, yaptığınız çalışmalar uzun yıllar mayalanır bu mayalanma sonucu muazzam componentleriniz olur. yeni bir proje geldiğinde, "hıms bunu yapmıştım halen de x projesinde kullanılıyor", hemen bunu kopyalarsınız, uyarlarsınız ve işinize devam edersiniz.

    bu neredeyse tüm sektörler için geçerlidir. unutmadan eğer daha önce yaptığınız kodları kullanamıyorsanız ortada bir sorun vardır, ya o kodlar çok kötüdür, sıvanmış gün kurtarılmıştır.

    daha önce çok kez, çok büyük kurumların projelerinde günü kurtardığımız ve bedelini gece mesaileri dahil daha fazla çalışarak ödediğimiz için söylüyorum.

    minimum eforla re-usable temiz kod yazmadıysanız aşağıdaki bağlamda muhakkak kendinizi bir muhasebe edin.

    eğer işveren iseniz şirketiniz para kazanmayacaktır, yazılımcı maaşları bitcoin kadar hızlı yükseliyorken, kar ettim sandığınız projelerde ileriye dönük ödeyeceğiniz cezaları, hataları düzeltmek için harcayacağınız iş günleri ve ek mesai saatlerini de hesaba kattığınızda bence şimdiden kapanışı verin.

    eğer çalışan iseniz, işvereninizin işlerini kötüye sokarak kendi yürüdüğünüz yolu kirletiyorsunuz. işvereninizin batması demek kariyerinizde kötü bir leke olmalıdır. herkesin bir birini tanıdığı bir camiada, referans checklerde çok şey kaybedersiniz.

    eğer çalışan iseniz bir notum daha var, ne kadar çok kod yazdığınız, ne kadar çok projeyi baştan sona hiç geçmişe dönük kod kullanmadan temiz sıfırdan yazdığınızın bir önemi yok. işvereniniz için günün sonunda banka hesabına yatacak x tl olarak değeriniz olduğunu unutmayın.

    eğer bir projenin kabul ekibindeyseniz çalıştığınız şirkete satın aldığınız günü kurtaran bir ürünle gününüzü kurtarıp daha kötü günlere kendinizi hazırlayın. örneğin resmi dairede, herhangi bir bankada, "sistem yok" cümlesini duymuşsunuzdur. o budur işte.

    tl:dr, bs*g diyenlere. tekrar özetliyorum. re-usable temiz dökümante edilmiş, birden fazla yere eklediğinizde minimum efor ile yayına alabileceğiniz kod dünyanın en kıymetli kodudur.
  • hesap makinesi yapmak için doğru olabilir, ama her gün değişen ve büyüyen bir teknoloji var. beyin organı olan birisinin bu şekilde düşünmesini mümkün görmüyorum.

    ya da mümkün amk, ağzı olan konuşuyor sonuçta.
  • michael jordan olmanın %90'ının topu elle fırlatmak olması.
    messi olmanın %90'ının topa ayakla vurmak olması.
    ömer seyfettin olmanın %90'ının kelime yazmak olması.
    picasso olmanın %90'ının boyama yapmak olması.
    inşaat yapmanın %90'ının beton dökmek olması

    gibi önermelerin saçmalığı ile yarışabilecek bir önermedir.
  • eğer işiniz hazır kütüphaneleri kullanmayı gerektiriyorsa doğru önermedir. verilen bir örnek olmadan ben nereden bilebilirim adamın kütüphanesini nasıl kullanmam gerektiğini? tabiki belli bir template'i öğrenmek için copy pasteliyoruz. önemli olan hazır kod parçacıklarını belli bir mantık ve algoritma oluşturarak birleştirmek.

    copy-paste de bir sanattır yani lütfen...
  • yeni çıkarılan her dilin başlıca amaçları arasında " daha az satır daha çok işlem yapılması" yatar. bu yüzden kodun uzunluğu veya kısalığı o kodu o kadar iyi yapmaz ihtiyaçlarına karşılık verip vermediği iyi yapar.

    her programcı zamandan kazanmak için bu olayı yapar ama yapmadan önce algoritmasını çıkarır. yani kodlar aynı olabilir algoritma farklı olsun yeter. nasıl yazılmış önemli değil.
  • bir bilgisayar mühendisi olarak katılmadığım durumdur. öyle kişilere script kiddie adı verilir ve küçük yazılımlar için kopyala yapıştır yaparlar. eğer gerçek bir mühendis iseniz size verilen problemi doğru ve hızlı bir şekilde çözecek algoritmayı kendiniz oluşturmanız gerekir çünkü eğer "iyi mühendis" iseniz size zaten internette kodunu bulamadıkları için gelirler.
  • işin fıtratında olan bir durumdur. bir iş yaparken araştırıp bakarsınız. eğer o işi dünyada ilkez siz yapmıyorsanız ki %99 başkası sizden önce yapmıştır, yapılanları incelersiniz. genel olarakda algoritmayı paylaşan kodunu da paylaşır. sizde ufak tefek oynayarak kendi projenize koyarsınız.

    peki kendimiz neden algoritma geliştirmiyoruz derseniz bence bu iş vakit kaybıdır ve doğru değildir.. geliştirmeye hemen başlamadan önce araştırma yapmak aynı durumda algoritma üretenler neler yapmış bakmak gerek. çünkü kendi algoritmamız büyük ihtimal tüm exceptional durumları kapsamayacak ve kodu test ederken yada daha kötüsü canlı ortamda hata vericektir. tüm bu exceptional durumları kendiniz bulmaya kalkarsanız çok fazla zaman kaybediceksiniz. belki günler , belki haftalar. aynı algoritma için benzer deneyimleri yaşayan ve bunlara önlem alan kişilerin örnek kodlarını yada algoritmalarını diyeyim kullanmak bu yüzden daha doğrudur.

    sonuçta amerikayı tekrar keşfetmeye gerek yok.
  • "oraya bi if ekleyeceksin nedir ki?"nin kardeşi olan varsayım.
  • asla bir kes yapıştır karizması olamaz ama.
73 entry daha