1. izmir mersinli'nin ana caddesi olan fatih caddesinden refik tulga caddesine girdikten sonra vasıta ile takriben 2,5 dakkada önüne ulaşabileceğiniz, yaptığı kokoreçe doyulamayan, başka şube açmamakta ısrarlı usta kokoreççi. saat 17:00'den sonra faydalanamazsınız. kapalı olur.
  2. buraya ya öğlen 12:00'den önce, ya da 13:30'dan sonra gitmezseniz, sizden önce gelmiş vatandaşlar kokoreçi haldur huldur götürürken, yarım saat yutkuna yutkuna beklersiniz kedi gibi..

    ama değer bak asım ustanın kokoreçi beklemeye. gram yağ yok yahu. ye ye doymuyor adam.
  3. izmir'de kokoreççi deyince ilk akla gelenlerden biri, şehrin bir çok yerinden müşterisi vardır ve beklediğiniz sıraya değer güzellikte kokoreç yapar.

    kısa süre önce eskisinden büyük, iki katlı bir dükkan açtı ve akşam saatlerine dek servis yapılıyor artık.
  4. yenip yenilebilecek en güzel kokoreçi yapmasıyla ünlüdür. tabii, istanbul usulü veya ankara usulü diye de bilinen o bok püsüre kokoreç demiyorsanız.
  5. tüm vedat milorluğumu takınarak söylüyorum ki görüp görebileceğiniz en gaddar kokoreç severlerden biriyim. kahvaltıda bile porsiyon kokoreç yiyebilecek kafada bir insanım. dünyadaki bütün kokoreççileri gezmedim ama dünyanın en iyi kokoreci nerede yapılır diye bahis açılsa tüm mal varlığımı asım ustaya yatırırım.

    zaten kokoreç bildiğim kadarıyla yalnızca türkiye ve yunanistanda yapılıyor. e türkiye'de de işin aslı izmir kokoreci olduğuna göre, e izmirde de en iyi kokoreççi asım usta olduğuna göre..?

    kokoreççi baki usta 10 üzerinden 9 ise, ağsım usta 10 üzerinden 10 alır. öve öve bitirilemeyen kokorecinden yemeye gittiğimizde, kömürde pişirilmiş bağırsak yemek için onca yol teptiğimizi duyan asım usta yediğimiz ikişer yarımın üstüne bize "çakmalık" diye tabir edebileceğim ve yarım ekmeğin arasına koyduğu miktara tekabül eden dilimden iki tane daha kesti. onları ekmeksiz, baharatsız, yalnızca hafif tuzlayarak elimize tutuşturdu ve biz de isminin hakını vererek tabiri caizse onları "çaktık."

    izmir'de oturan ve kokoreçle haşır neşir olan bir insan evladı asım ustaya gitmiyorsa en hafif tabiriyle ayıp ediyordur. yarım ekmeğin arasına "azcı" kokoreççilerin koyduğunun iki katını koyar, yağlı ve temizdir. illa "ben bir eksiğini gediğini bulucam" diye diretiyorsanız gecenin bi yarısı alkollü kafayla et yeme arzusu depreştiğinde gidip yeme lüksüne müsait olmamasını öne sürebilirsiniz. zira bu mekanda kokoreç akşam olmadan biter.
  6. yeri az biraz sapa kalan ama gidip de elinden kokoreçi yediğinizde "isterse dünyanın ucundaki fenerin bahçesinde pişirsin, gelmeyen namerttir!.." biçiminde bir düşünceyi kafaya nakşeden kokoreç ustasıdır. izmir'i geçtim, türkiye'deki en iyi kokoreççidir iddiasındayım.

    önünden otobüsler minibüsler de geçiyor ama kaç numaradır, hangi hattır bilmem. çamdibi'nde konuşlanmış küçük bir dükkânı var, şubesi de varmış ama herhalde ileride bir yerde. neyse, atatürk stadı'nın yanından geçen mersinli yolu'nda bir shell istasyonu var. onun sokağına girip dümdüz yürüdün mü, önce solda sıdıka rodoplu anadolu lisesi'ni görüyorsun, daha da yürüyünce bir yol ayrımına geliyorsun. çatalın sağ yoluna girip devam edersen, bir köşede asım usta, elinde bıçağı ile çıkıyor karşına. ben gittiğimde hanım hanım bir hanım, yanında küçük prensesi ile gelmişti. bir adet peugeot spor model, hayvani bir mercedes 4 çeker, bir adet alfa romeo önüne parketmişti, fluence'ler bilmem neler ne ki?!? kibar hanımlar, asortik beyler yanında benim gibi sırt çantalı tipler, elinin yağını sildiği bezi tulumunun arka cebine tıkıştırmış araba servisi ustaları, herkes bir arada paşa paşa sırasını bekliyordu.

    nihayet o büyülü an geldi ve tam ekmeğe istediğim ama servis yapan delikanlının "ağbi sıcak sıcak yersin, iki taksitte yedireyim ben sana!.." ısrarıyla önce yarısı verilen kokoreçi elime alıp yumuldum. kendime geldiğimde yandaki küçük prenses ağlamaklı, delikanlı şaşkın, önüme gelip kurulan hamile güzel de düşenlere yumulmuş bir halde halinden memnun bana bakıyordu. artık nasıl kendimden geçtimse, hani çantamı filan bırak alıp beni götürseler farkında olmayacağım.

    zaten bahar çarpmış, bir de o tam kıvamında pişip nar gibi kızarmış ve de yumuşak kalmış yerleriyle kokoreçi yedim ya, yamuldum resmen. ikinci yarım da bitti, hesabı ödemek için gittim tezgâhın başına ama ayaklar geri geri gidiyor ağbi. bir yarım daha yerim de acaba 2 tam ekmeğe tamamlar mıyım hesabındayım. ama asım usta'ya bakıyorum, aklıma antep'teki halil usta geliyor. halil usta, en sadık müşterisini bile "yer misin biraz daha?" deyip gaza getirip, 3. defa küşneme isteyenleri terslemesiyle ünlü. asım usta'da da öyle bir hava seziyorum, sanki "boşan da semerini ye!.." diyecek biraz daha istersem. iki ustanın da öyle bir havası var, "kararında yiyin, herkes yesin. burda paradan daha önemli şeyler var!.." der gibiler.

    "aliağa tarafından trene atladım geldim. değdi valla!.." diyorum. ısınmaya başlamış bir izmir gününde, ocağın başında bunalmış gibi görünen ustanın yüzü aydınlanıyor, "gene bekleriz." diyor. delikanlı kolonyalı mendil veriyor, hesabı çıkartırken "yolunuz açık olsun." deyip uğurluyor. parasıyla adam döveceğini sanan hanım, sipariş karışıklığından ötürü sinirli sinirli söylenirken gönlünü almaya çalışıyorlar. çeyrek söylemişler yarım gelmiş, afraları tafraları bundan. yanlarından geçerken arkadaşına fısıldadığını duyuyorum, "ay o kadar laf ettik ama keşke yarımları alsaymışız. çok güzelmiş be panpiş!.."

kokoreççi asım usta hakkında bilgi verin