şükela:  tümü | bugün
  • vedat ozan'ın anladığım kadarıyla koku programındaki transkriptlerinin derleme ve düzenlenmesiyle oluşmuş, henüz ilk cildi çıkmış bir kitap serisi. belki de yalnız ilk cildin adı kokular kitabıdır. bilmiyorum. yılbaşından sonra elime geçecek, daha detaylandırırım.
  • şimdilik 3 cildi yayımlanmış kitap serisidir.

    1. cilt kokular kitabı:

    "kokular kitabı, nihayet elinizde! artık gönül rahatlığıyla “burnunuzun dikine” gidebilirsiniz. ama sanmayın ki kokular sadece doğruları söyler. kandığımız yalanlar için de bir kılavuz aynı zamanda kokular kitabı. “koku” denince, türkiye’de akla ilk gelen isim; vedat ozan. ilk kitabı ve uzun soluklu çalışmasının ilk cildi kokular kitabı’nda meselenin hemen her cephesini kuşatıyor: mitoloji, kültürel tarih, kimya, ekonomi-politik, psikoloji, edebiyat, gündelik hayat...

    bu kitabı okuduktan sonra; bir bebeği severken, doğalgaz faturanızı yatırırken, başınızın üzerinden bir güvercin sürüsü geçerken, alışveriş yaparken, ansızın nostaljiye kapıldığınızda, kendinizi karşı cinsi etkilemeye çalışırken yakaladığınızda, hatta asansöre bindiğinizde, artık başka çağrışımlarla düşünmeye başlayacaksınız. kokular kitabı’nı dönüp dönüp okuyacaksınız; burnunuzda tütecek... ama hepsi bu değil, merak etmeyin! daha üç cilt sırasını bekliyor: bunun parfümü var, kültürel tarihi var, lezzet boyutu var. annemizin karnındayken başlayan koku’yla maceramızın ayrıntılı hikâyesi, yine orada başlayan lezzet’le tamamlanacak. insanın gizli pusulası burnun, dolayısıyla koku’nun akla gelen, gelmeyen neredeyse her şeyimize sirayet eden dünyasına hoşgeldiniz… “bir odaya girip o odanın duvarındaki bir resmi veya nesneyi tesadüfen görmemiş olabiliriz ama aynı odadaki kokuyu es geçmemiz, atlamamız imkânsız. bu, kaçınılmaz bir uyaranla karşı karşıyayız, demek.”

    2. cilt parfümler alt başlıklı kokular kitabı:

    "bu dünyanın kokusu çıktı!
    gönül rahatlığıyla “burnunuzun dikine” gidebilesiniz diye hazırlanan kokular kitabı’nın parfümler’e odaklanan bu yeni cildinde, koku dünyasının görünen yüzündeki hülyalı ifadelerin perde arkasına tanık olacaksınız. hazır olun, beklentilerinizden farklı şeylerle karşılaşabilirsiniz.
    sert bilimsel gerçekle yumuşak hayallerin tam ortasında bir yerde ayağı kaymadan durmaya çalışarak, shalimar’dan ck one’a, grasse’taki yasemin tarlalarından koku moleküllerine uzanan şaşırtıcı bir yolculuğa çıkacaksınız. üstelik “koku” dendiğinde, türkiye’de akla gelen ilk isim olan vedat ozan’ın
    “burnunuzda tüten” üslubuyla...
    vedat ozan, bu kez de mitolojiden kültürel tarihe, kimyadan ekonomi-politiğe, edebiyattan sinemaya girilmedik tarla bırakmadı. parfüm kullanın veya kullanmayın; bu cilt
    vazgeçilmez başucu kitabınız olacak.
    parfümler’den sonra parfümler, artık sizin için farklı kokacak...
    ama hepsi bu değil. bu ciltte tamamen parfümlere odaklanan vedat ozan iki cilt daha hazırlıyor; konunun “kültürel tarih”
    ve “lezzet” boyutları da var!
    “kendimize karşı dürüst olalım; zamanı ve ruhunu
    bilmeden onu yansıtma iddiasıyla ortaya çıkan bir ürünü anlamamız mümkün değil. korkmayın, kimya dersinden kaçıp tarih dersine yakalanmadınız. ufak dedikodular
    ve fevkâlade lüzumsuz bilgilerle donanmış ‘cemiyet haberleri’ türünden virüsler eksik değil kitapta...
    ‘rahat olun’ yani, ‘sıkıntı yok’.”

    3. cilt kültürler alt başlıklı kokular kitabı:

    "şimdi “burnunun dikine gitmeyen” kültürler düşünsün!
    kokular kitabı’nın kültürler durağına hoş geldiniz...
    uygarlığımızın kokusu çıktığına göre –artık söylemeye
    hacet yok ama– koku denince türkiye’de akla gelen ilk isim; vedat ozan’a kulak vermekte fayda var.
    sanki burnumuz yokmuş gibi kurduğumuz uygarlıktan gelen “kötü kokular” muhtemelen hayatî tehlikelere işaret ediyor.
    burunla ve parfümle kurulan kültürlerin haritası açılıyor önünüze!
    paris’in saray âlemlerinden mısır çarşısı’na, yağmurlu
    kadınlardan kanunî’nin pamuğuna, roma’nın helalarından çinlilerin tütsülerine, rüzgârın çocuklarından
    medicilere dek akılalmaz bir coğrafya...
    üstelik -elbette- sayısız “lüzumsuz bilgi” eşliğinde!
    haydn’ın senfonilerinden duchamp’ın pisuarına, bebek isa’nın ziyaretçilerinden çağdaş sanat müzelerine, kafka’nın aşkından james joyce’un bıyık fincanına, mesenlik müessesesinden tütsülü saatlere dek, kültürlerin vazgeçilmez unsurları olan sanatın ve zanaatın akla hayale gelmedik ayrıntıları, hikâyeleri...
    uygarlığın kokusunu almaya ve kokunun uygarlığına hazır olanları, sayfaları çevirmeye davet ediyoruz.
    not: cinsiyet farkı gözetmeksizin! okuyan anlar;)
    siz bu cildi okuyadurun, biz de bu sırada
    lezzetler cildini hazırlayalım!
    “bizim toplumumuzda üzeri örtülü geçen ve bastırılmış koku duyusunu, daha açık ve belirgin halde ele alındığı uzak kültürlerin örnekleriyle birlikte düşününce belki daha farklı algılayabilir, maalesef uzak kaldığımız duyusal çeşitliliğin ayırdına varabiliriz.”