şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gördüğüm o ki insanlar salt parti odaklı düşünmek gibi bir körlüğün içerisindeler. bir şeyler yazıyorsun fişlenip küfür yemek an meselesi oluyor. acayip bir saldırganlık. acayip bir fanatizm. düşünmeyi bırakalı yıllar olmuş sanki. yozlaşmaya bu kadar açık bir sistemde hangi parti olursa olsun türlü kokuşmuşluklara şahit olacağımız gerçeğini bir kenara bırakarak hareket ediyor. böyle bir düzende partizan olmak kadar saçma bir şey olamaz.

    "gerçeğin kendisi illüzyondur" diyor, bertolt brecht. ve görünenin ardında yatan asıl gerçeği görmek için yabancılaşmak gerekliliğini vurguluyor ve newton örneğini veriyor. bir ağaçtan elmanın düşmesi herkes için sıradan bir şeyken newton olaya yabancılaştı ve görünenin ardındaki gerçeği gördü.

    bu ülkede parti odaklı düşünen insanların içerisinde bulunduğu durum da aynen bu şekilde. görünenin sunduğu illüzyona kaptırmış ondan ve başka hiç bir şey görmüyor. bu yüzden değişmesi gerekenin yönetim değil düzenek olduğu fikrini bir kenara bırakıp, ancak daha yaşanılabilir bir ortam isteğini ortaya koyabiliyor. körlüğü kendisini böyle minimal taleplere mahkum bırakıyor.

    şunu anlamak gerek değişmesi gereken partiler değil değişmesi gereken düzen. partiler düzeni değiştirir mi ? sorusunun cevabı da maalesef hayır. tam da burada einstein'in sözünü hatırlıyorum ; "sorunlar onları yaratanların mantığı ile çözümlenmez" zira mevcut partiler mevcut düzenin bir parçasıdır.

    edit gelen mesajlar üzerine; .

    mesele siyasi parti değil bence konjonktür meselesi. şöyle söyleyelim; toplum ancak farklı bir model bulduğunda var olan iktidara son verme yoluna gider. son iki yüz yılında osmanlı'ya tahammül eden halk atatürk ve cumhuriyet gibi bir modeli bulduğu anda ona son verdi. sosyolojide buna özne - nesne ilişkisi deniliyor.