şükela:  tümü | bugün
  • anadolu "kola icme ayran ic" uyanis hareketi olarak da bilinir. 1989 yilinda kola ve pepsi fiyatlarindaki yuzde yuze varan ani artisa tepki olarak gelisen ulusal hareket; iki hafta icinde kola fiyatlarinin eski seviyesine inmesiyle sonuclanmistir. bircok sosyalist yazar tarafindan kucumsense, alaya alinsa da yurdumuzun kantin pastane ve lokantalarinda bir yerli mali haftasi ruzgari estirdigi gibi, toplumumuzun bilinc altindaki 12 eylulden sonra korelmis olan koka kola= dis sermaye= emperyalizm anlayisini hafiften gidiklayabilmistir.
    (bkz: boykot) (bkz: boston tea party)
  • 1990 yılında yapılan daha doğrusu sadece bakkalların ve marketlerin yaptığı,halkın uzaktan seyrederek ,bakkallarda ve marketlerde kola satılmadığı için alamayarak mecburen katıldığı boykot.sebebi coca-cola nın yaz başında yaptığı yüzde yüz zamma karşılık bayilerin kar yüzdelerini yükseltme talebidir.firma bu talebe olumsuz yanıt verince bayiler kola satmama kararı almışlar ve bu kararı uygulamışlardır.bayilerin bu kola satmama boykotu üzerine firma bir iki hafta içinde bayi karını artırmış ve bunun üzerine bayiler boykotu sona erdirerek satışlara tekrar başlamışlardır.bütün olan bitenleri halk dışarıdan izlemiş,olaya mecburen katılmak zorunda kalmıştır.halk içinde oluşan ,katılım ve destek görmüş bir olay değildir.
  • fiyatlar eski fiyatına inmeyip sadece biraz düşürülmüş, coca cola inc. bunu da reklam malzemesi yaparak yeter söz milletindir tadında çarşaf çarşaf ilanlar verip "isteyin bedava yapalım, ayıpsınız" minvalli söylemlerle geri adım attığını duyurmuştur. gazı alan halkın akabinde gündeme getirmeye çalıştığı et boykotu ise pek tutmamıştır.
  • hatırladığım ilk boykot. yaş küçük, iletişim bu kadar güçlü değil, ve öyle başka şehirlerden haber akışı yok, medya zaten kısır. bu yüzden sadece mahallemizdeki kısmını biliyorum. karşıyaka bu boykotla çalkalanıyordu.

    89 muydu? yok hayır 90’dı. bütün mahalle seferber olmuş, bakkal esnafı kola satmaz, ahali kola içmez olmuştu. altında kültablasına benzeyen plastik bir kap bulunan pet şişe kolalar ve 1 litrelik cam şişe kolalar evimizden içeri giremiyordu. marka değil kolanın kendisi boykot ediliyordu. ki zaten iki marka vardı: coca cola, pepsi cola.

    hadise aslında bu iki firmanın rekabetine dayanıyordu. 1600-1700 lira civarında seyreden 1 litrelik kola fiyatları rekabet neticesinde giderek düşmüş ve 1000 liraya dayanmıştı. bir süre fiyatlar böyle gitti. daha sonra buna dayanamayan firmalar birden fiyatlarını 2000 liraya çıkardılar. aslında 1700 lira üzerinden yapılsaydı arada kaynayabilirdi ama indirimli fiyat üzerinden zam gelince ve bayilerin de kar marjı bu zamdan etkilenmeyince resmen isyan başladı. bakkallar satmıyor biz de içmiyorduk.

    basın her gün boykotla ilgili mahallelerden haberler geçiyordu. hatta gani müjde’nin sanırım 1992 yılında çıkan burası törkiye kitabında (ki kişisel tarihimde önemlidir bu kitap) bu boykotla ilgili nefis bir skeç vardı. devrin iktidarı anap’taki selametçi kanat “kola içme şerbet iç” kampanyası başlatırken; hareketçiler “kola içme kımız iç diyerek” boykota katılmışlardı.

    daha sonra bir şekilde orta yol bulundu ve fiyatlar 2000 liradan biraz aşağı çekilince boykot sona erdi.

    şaşırtıcı ama ahali keyfinin ve boğazının derdine gevşek de olsa örgütlenmişti ve bu bir işe yaramıştı. hatırlıyorum mahallede kimse boykot kırıcılığı yapmamıştı.

    bütün otomobillerin antenlerine ve insanların yakalarına siyah kurdela bağladıkları radyomu istiyorum kampanyasını hatırlayınca bunu da hatırlayıverdim. ne günlerdi...
  • yaptığım ilk kişisel ve toplasan 500 kişilik dünyamda ses getiren boykot. şöyle ki; 11 eylül olaylarından sonra, doların türkiyede aşırı yükselmesi, kısa bir süre sonra 11 eylul olaylarının abd' nin ortadoğu planları dahilinde olduğuna dair dedikoduların ortaya cıkması üzerine , bu kendını bilmez ulkeyı protesto kararı aldım. kendimceee kola' yı boykot ettım. içmedim. babam, annem ve apartmanımızın dış basını olan komşumuz esin abla, selülitlerimi eritebileceğim yönünde fikirleriyle bana destek verdiler. tatile gittiğimizde bu protestom geniş yankı buldu. bikinimin cok yakıştığını soyleyen ılıca plajı sakinleri güzellik için her şeyi yapabileceklerini hatta, sanat için soyunabileceklerini soyleyıp onlar da benim eylemime katıldılar. o dönem bazı mankenler erkeklerinin geyşası olabileceklerini bile iddia ettiler. erkeğimin ayağını yıkarım diyenler oldu keza...
    o sene plajın gözdesiydim. bır boykot kararıyla baslayan kola ıçmeme eğilimim yıllar boyu bir alışkanlık halini aldı. asitli bir şey içince hala boğazım yanar; bu da içtiğim günlerden kalma bir miras.
  • sadece bayilerin değil halkın da katıldığı boykot. annemle sultanahmet'de döner yerken biz limonata, diğer müşteriler ayran ya da limonata içiyordu.

    hala biz ''orantısız zekaya sahibiz'' diye sırıtıp halki aşağlamaktan yorulmadınız.

    ayrıca boykot kavramı sadece solcuların tekelinde değil kitlesel bir direnme biçimidir.
  • 250 ml cam sise kolanin 500 tl den 1000 tlye cikarilmasi ile baslayan boykot. o sira okudugum (1990) yildiz universitesi kantini bile kola satmayi birakmisti. fiyatlar 800 tl ye cekilince boykot bitmisti.
  • benim türkiye'de bildiğim tek ciddi ürün boykotuydu. versace kravat yakma atraksiyonlarindan filan bahsetmiyorum elbette, topyekün olarak bilincli bir şekilde halkin ulasabildigi bir seyi almamayi tercih ettigi tek boykottu. gercekten uzunca bir süre kola ürünü tüketmemiştik ülkece. özal döneminde olmasi berlinde duvarlar yeni yikilmisken olmasi filan da apayri ironilerdir.
  • diyet dostu boykot.
  • gümbür gümbür geliyor. sarılın ayranlara...