*

şükela:  tümü | bugün
  • ibrahim sadri tarzi siirleri yazmayi ogrendigimize gore entel olarak kabul gormus, iso 9001 li murathan mungan tarzi siir ogrenmenin de zor olmadigini gorebiliriz.
    ibrahim sadri orneginde oldugundan farkli olarak cinselligi ve tamlamalarda teknik terim ve kimi trivial ansiklopedik bilgiyi dahil ettigimiz anda sahane murathan mungan siirleri yazarak cevremize nese katabilir sukse yapabiliriz.
  • bir nebula yorungesindesin ey sevgili
    eksene egimini not aldim
    meteksan harita metod defterime
    yanibasina siirler yaziyorum ogretmenden gizli
    hademeden gizli
    geceleri dua ettigim
    allah babadan gizli
    vasaklar kosuyor mu yine cayirlarda
    seslerini duyuyor musun yine
    gozlerini kapadiginda
    arkanda
    tam arkanda
    bir ay doguyor mu sana dokundugumda
    ufku sariyor mu isigi
    eksenindeyken yanlizliginda
    nebula
    nebula
    ne bu ula?
  • ana rahmime gidis donus bilet aldim
    bi arkadasa bakip gelicem
    sizden sonra gelenleri
    sizler kadar sevicem
    ve sen grotesk yanlari orselenmis
    icimdeki mezo soprano cigliga kanon yapan sevgili
    bagirsaklarimdaki en hizli seridi sana ayirdim
    solda bekleme yapmak yasaktir
  • yanaklarındaki hormonsuz domates kırmızısı ateşlemişti,
    yakamozun güruhumuza etkiyen romantikliğini,
    onmamış ağaçların, dallarına kuş konmamış harita metodların kuytusuna gittik
    hiç de ağırdan almadım, hızlandım, sen yanımdaydın, sana kawuşmaya, hızlandım
    dur
    durdum
    74 model bir buick'ten indim, biyiklarim terlememişti,
    kapını açmaya yeltentim, yüzünde yeni anladığım sentetik çocukluğun
    nerden bilirdim labirya, arabalardan inmeyi bildiğini,
    öyle spekteküler inişin wardı ki, ismet badem olup sundum seni kendime,
    şaşkınlığımı gizleyemedim kendime, çok şaşırdım kendime
    kendim için, seni sevdiğim için subjektif oldum oracıkta,
    bir indiysen beş inmişsin gibi yaptım,
    bir yırtmacın vardı, yırtıktın,
    bir yırtıksan on yırtıkmışsın gibi yaptım;
    yemiş değmemiş teninde gördüm, mevsimin ne demek olduğunu,
    araba diyordum, 74 model buick, kükrüyordu motoru,
    kükrüyordum,
    muydun ? mutlaka...
    iplik gibi bakıyordun, saçlarında huşu mu vardı, yoksa,
    eskitilmiş bir katedralin, hüzmeleri gibi miydi
    atların uygarlığı ?
    karga peklik çekti gözlerime, uyandım,
    74 model buick tabii ya, bana gelmedin, arabaya geldin,
    bana kamaşmadı gözlerin, arabanın derdindeydin,
    çektim buick'in kenarina seni, ezdim kollarını, bıyıklarım ter dememişti daha,
    neyse sorun değildi bunlar, hayatın içinden geçiyordum sadece
    seni kendime yakın sandım, natural ana, otantik tohum sandım,
    yanında çekinmeden işedim arabanın lastiğine,
    bu doğanın kanunuydu, bunu yapmalıydım, sürklase oldum
    böğürtüler çıktı o güzelim gırtlağından, tiksindiğini, bozardığını gördüm,
    tam o sırada progresifleşmişim, geç anladım;
    insanın kanunuydu lastiğe işemek, benden tiksindin,
    hem sevdin, hem tiksindin,
    nasil da çirkindin,
    labirya,
    tiksinmesen yalamak zorunda kalmazdın,
    yaşardın
    şimdi bir kompüter çipisin silikon vadisinde,
    labirya, falakamla can verdin, buick geçti üzerinden,
    durduramadım,
    ordaydın, tanrı'ya anlat,
    sana bunları ben yapmadım...
    labirya
    amannn ya...
  • balçığa uzandık
    harita metod defterlerin çizgilerinden
    atlayarak kaçıştık mezopotamyaya doğru
    dağlardan batan güneş
    füzyon yapıyordu
    sen metamorfozdaydın yine
    gidişimiz yoktu
    yazarkasa gibi baktın bana
    dönüşüm yoktu
    akşama dönüşüyorduk yavaş yavaş
    elim sende unutmuşum
    sakalının uzunluğunu
    unuttuk kendimizi
    bak şimdi
    çölleşme sürecinde bir yarım adayız
    bir yanımız eksik kalmış
    havada suda karada
  • kolayla basitin aynı şey olmadığını anlatmayı görev bilmiş rehber. (bkz: basit)
  • mor tedirginliklerin bıraktığı
    apansız sanrılardı yaşam
    ve apansız ölümlerdi ışıltılı karanlıklardaki
    umutsuzluk,
    istinye bayırından aşağıya
    atlar koşuyordu
    demir nalların dövdüğü toprağın canhıraş çığlıkları
    yüzyılların sesidir,
    bir piyangocunun umut dolu sesiyle karışmış,
    asırların matemini örtebilir mi?
    çinekopların pullarında sevincin aksidir
    çil çil güneş ışığı,
    ama ben yaşamadım,
    kayboluş ölüm müdür?
    bunu düşündüm sabahlarca
    sesinin boşlukta tınlayışını
    hissetmek seni yitirmeyi
    hatırlatıyor yalnızca,
    çizgilerin inceliğinden bahsediyordun sürekli
    umut ile sanrı aynı şeydir
    umutlarla kandırıldık ve yaşadık umarsızca
    yeşil kapaklarda milyonlarca 2 litre bedava