şükela:  tümü | bugün
  • oyunun orijinal adı olan "arlequin poli par l'amour", dilimize kelimesi kelimesine çevrildiğinde ortaya "aşkla parlayan/işleyen arlequin" gibi bir şey çıkmaktadır. bu da oyunun bizdeki ismindeki işlevsel ve yerinde çeviriye dikkatimizi yöneltmektedir.
  • pierre carlet de chamblain de marivaux'un 37 yaşındayken 1725 yılında yazdığı italyan geleneksel halk tiyatrosu olan commedia dell'arte türü fantastik bir tiyatro oyunu. aslında aristokrat sınıfın çürümüşlüğünün ve yok olmakta olduğunun bir işaret fişeği de denebilir. zira çok değil bu oyun yazıldıktan sonra 64 yıl sonra 1789 fransız devrimi gerçekleşecektir. nitekim marivaux'un bu oyununda da köleler ile efendilerin ıssız bir adaya düşseler ve köleler efendi, efendiler de köle olsalardı neler olacağı grotesk bir tarzda anlatılarak toplumsal sınıflar arasındaki eşitsizliklere, sınıf farklılıklarına vurgu yapılır.

    19. uluslararası ankara tiyatro festivali kapsamında bornova belediyesi şehir tiyatrosu tarafından ibrahim güngör'ün yönetiminde oldukça başarılı bir şekilde temsil edildi. fakat bilhassa ayşegül sünetçioğlu'nun oyunculuğu oldukça etkileyiciydi.
  • moda sahnesi'nde oynamaya başladı. bir değerlendirme yazısı
    http://t24.com.tr/…/moda-sahnesi-koleler-adasi,1532
  • moda sahnesinin bu ay prömiyer yapan, tek perde olup, yaklaşık 80 dakika süren oyunu.

    peki neden bunu yazarak başladım? çünkü oyun sırasında aldığım en büyük ders, 80 dakikanın ne kadar değerli ve telafi edilemez olduğundan başka bir şey olmadı. ben bu oyunu izlerken, hamlet'in bir tiradında yer aldığı gibi içimde ne kadar karanlık bir kısım olduğunu gördüm ayrıca. şöyle söyleyeyim, oyunu izlerken sadece bu eylem sırasında harcadığım 80 dakikaya değil; oyunun biletlerine bakarken harcadığım 30 saniyeye, sonrasında satın alım sırasında kredi kartı bilgilerini girme, banka işlemini bekleme ve dönüş bilgilerini yıllardır yaptığım gibi bir .txt dosyasında tarih ve saat bilgileriyle kaydetme için harcadığım yaklaşık 60 saniyeye de acıdım. oyunun prova notları var mı diye ayırdığım yaklaşık 20 saniyeye, prova notlarına hızlıca bakarak harcadığım birkaç dakikaya, moda sahnesine yürüdüğüm dakikalara ve indiğim çıktığım merdivenler sırasında harcadığım enerjiye acıdım.

    ülkede her şeyin kalitesi çok sert bir biçimde düşerken, devletten aldığı desteği sanki herkes alıyormuş gibi önemsiz gösterip hasıraltı ederek verdiği röportajlarda, tiyatrodan alınan %30 vergiden rahatsızlığını belirten muhalif tiyatrocuların yaptığı işlerin de değil kalitesinin düşmesine, adeta bir "çöp" seviyesine inmesine çok şaşırmıyorum aslında. ben ki devletin vatandaşları için karşılığı olacak hiçbir şey yapmayıp da, özellikle orta sınıf harcamaları olmak üzere her şeyden aldığı yüksek vergilerden şiddetle rahatsızken, eğer bu şekilde tiyatro oyunları yapılacaksa devletin değil %30, %300 vergi almasını isterim ki insanların zamanını böylesine çalan kalitesiz, avam, basit, seviyesiz, vasatlıktan şişmiş oyunları onların karşısına çıkarmasınlar.

    ben böyle bir oyun yapsam, değil oyun çıkışında moda sahnesi'nin kafesinde turlamak, 30 gün kendimi eve kapatırım ki bu vasatlıkla hayata nasıl tutunabileceğimi düşüneyim uzun uzun. ama insanlarda öyle bir özgüven var ki, 2018 yılında hala teşekkür ederim derkenki vurgusunu "taşak" kelimesine benzeterek, beş yıl önce bir miktar gülünmüş ve geçilmiş "istanbul'un kuşçuları" videosunu henüz oyununa uyarlayarak, sahnede kadını kucağına alarak cinsellik iması yapan kalitesiz figürlerle dolu oyununu hala insanların karşısına çıkartabiliyorlar. ben bu özgüvene hayran oluyorum, akp kurmaylarının fantastik beyanatları bile böylesine özgüven barındırmıyor; ki ülkenin kurtarılmış bir bölgesi olarak görebileceğimiz kadıköy'ün ortasında böylesine iğrenç bir yapıtı insanların önüne koyabiliyorlar. tebrikler gerçekten.

    moda sahnesi'nin büyük sahnesi yaklaşık 300 kişi alıyor. bu oyunu ocak ve şubat aylarında yaklaşık 6-7 kez sahnelerler. sonrasında ise ayda 3'e düşürürler ve devamında yaptıkları her yarakkürek işte olduğu gibi ayda bir oynamaya başlarlar. bu hesapla, yıl sonuna kadar 25 kez oynasalar, bu da 7500 kişi eder. bu 7500 kişiye sesleniyorum, yapmayın. yap-ma-yın! çoğunuzu tanımamakla beraber, hayatınızın hiçbir anının bu kadar kalitesiz bir işle çöpe atılacak kadar değersiz olmadığını söyleyebilirim. bu oyuna harcayacağınız 80 dakika yerine neler yapabilirsiniz bir bakalım. öncelikle 21c gibi yaklaşık 40 dakikada son durağına ulaşabileceğiniz bir otobüse binip, dönüş seferiyle geri dönebilirsiniz. bağcılar ilçesinin adından yola çıkıp, bağcı kelimesinin üstüne sersem düşünceler üretirken kendinizi istanbul'un bütün ilçeleri için benzer şeyler düşünürken bulabilirsiniz. araba fiyatlarına bakabilirsiniz, greyfurt ile portakalın renklerinin farkını düşünüp turunçgiller hakkında düşünceye dalabilirsiniz, banu berberoğlu izleyebilirsiniz; ne bileyim, hiç kültürel aktiviteye girmenize gerek yok, her şekilde moda sahnesi'nin çöp kıvamındaki bu oyunuyla geçireceğinizden daha güzel vakit geçireceğinize garanti verebilirim.

    ben sitelerine baktım da yanlış saymadıysam 33 kez prova yapmışlar. 33 kez prova yapıp böylesine bir, böylesine bir -neyse isim koyarak rencide etmek veya aşağılamak istemiyorum- böylesine bir 'şey' üretmek de büyük bir beceri olsa gerek. yalnız ben, yaklaşık 10 senedir izlediğim 300 civarı oyunda bu seviyede bir kalitesizliğe sanırım hiç rastlamamıştım. daha da öteye gideyim, şimdi moda sahnesi'nin bulunduğu yerde bundan yaklaşık 25 yıl önce, ufacık bir çocukken de zaman geçiriyordum, tabii ki moda sineması olduğundan beri her şeyi izleme gibi bir eyleme girişmem mümkün değil, fakat bu 25 yılda 80 dakikamı daha kötü geçireceğim bir alternatif olduğunu zannetmiyorum o güzel mekanda.

    kendilerini tebrik ediyorum. yalnız başta kemal aydoğan olmak üzere, bu oyunda emeği (emek? emek kelimesini ayaklar altına aldığım için özür dilerim) geçen herkese shakespeare ile ilgili bilinen en klişe geyiği yönelteceğim. şemsiye yapın amk!