şükela:  tümü | bugün
  • efendim, olumsuz not vereceğim yerleri yazmamak gibi bir huyum vardır ama burayı yazmak istiyorum...

    - porsiyonlar küçük. normak bir porsiyonu sıfır ekmekle ancak bitirebilen ben, o kadar ekmek peynir filan da tırtıklamama rağmen gayetten de rahat bitirdim, daha da yiyebilirdim hatta birkaç lokma. gerçi yiyemezdim, çok ağırdı.
    - tabaklar plastik. o şık dekora hiç yakışıyor mu hocam plastik tabaklar?
    - fiyatlar yüksek
    - yemekleri de öyle çok özellikli değil. "biz bir kere burdan yedik ama nasıldı ki, hmm demek çok iyi değil ama kötü de değil ki aklımızda kalmamış. du bi daha yiyelim" demek suretiyle verdik siparişi. ı ıh olmamış. alinazik yedim ama bi kere alinazik kıyma ya da kuşbaşından yapılmaz. artı, bu dediğim yanlış olabilir emin değilim fakat alinazikte yeşil bibere daha önce rastlamadım sanki. ayrıca tamam kuzu eti yağlı bişeydir kabul ama bunda etin kendi yağı dışında garip bi ağırlık var, kullandıkları yağ yakışmamış o ete.
    - sıcak ekmek+tereyağı+tulum peynir olayına girdik ama tereyağında tereyağı tadı yoktu.
    - çaydan para aldılar mı hatırlamıyorum ama almışlarsa bu da yanlış.
  • kesinlikle verilen parayla alınan hizmetin örtüşmediği mekan. masanıza garson, "hooop, bir bakabilcen mi buraya" diye bağırdıktan sonra ancak geliyor. içeride de fazla bir kişi yok hani, ağzına kadar dolu olsa anlayacağım. porsiyonlar küçük, tabaklar çok temiz değil. 19 tl verdikten sonra gelen kuzu sanırım 100 gram olmamalı, ama gel de anlat. çayın paralı olup olmadığı bilmiyorum ama isteseniz bile getirmeyebiliyorlar. üstüne de servisiniz iyi değil şeklinde bir tepki verince, kavga eder gibi bir duruş sergiliyorlar. zor tuttum kendimi olay çıkarmamak için. bu gibi yerleri kesinlikle insanlara bildirmek lazım ki gidip, bir dünya para verip, üstüne rezil olmasınlar. moda'da düzgün yemek yenecek yer arıyorsanız, biraz daha ilerleyin. sol ve sağ tarafa ayrılan sokaklarda çok daha iyi yerler var.
  • "bas bas paraları kebaba" terennümü ve "biz her halimizle kazanırız" kibiriyle seneler evvel geçirdiği tadilat sonrası büründüğü ne şık/ lüks, ne rüstik, iki arada bir deredeliği, bir yanında rüstik köyüm pide, diğer yanında şık/ lüks kassap'ın açılmasıyla iyice belirginleşen kebap restoranı. giderek kötüleşen servisine rağmen hatıraların, bir de girişteki peter falk karikatürünün hürmetine gidilen kolombo, moda caddesi'nin kötü kaybedenlerinden.
  • modada, kebapçı olmayan kebapçı. yaptıklari lezzetsiz, fiyatlari uçuk, ilgi alaka kalk git lan artik der cinsten, kebabin yaninda herhangibir sey ikram etmeyen, yemekten sonra , çay bile vermeyen saçma sapan bir mekan.
    en son ayrilirken hep boyle guler yuzlu musunuz? dedim,
    -duruma gore abi guldugumuz de olur dedi , sırıtarak.
    skimin kolombosu
  • alinazik diye garip bir şey servis ediyor burası. içindeki etle patlıcanı büyüteçle arıyorsun resmen. kocaman tabağa aldanıp çatal daldırınca da güm diye ses çıkıyor. yaklaşık 1 mm kalınlığında yoğurtla sunuyorlar çünkü. sanat eseri resmen, sıva kadar, incecik!
  • yabancı gördüğü zaman hesabın ırzına geçmeye çalışan kebapçı. 2 yabancı arkadaşımla oturduk, hepimizi yabancı sanıp döşemeye başladılar mezeleri. dedim hacı biz meze istemiyoruz, sadece şunu bunu istedik. benim türk olduğumu görünce bir afalladı sonra yok efendim bunlar ikram zaten dedi. iyi dedim, yemekler geldi ve ardından kol gibi meze faturası. dedim hani ikramdı bunlar? ikram dediysek ücret almayacaz demedik heralde diye çıkışmaya başladı. bize servis yapan garsonu bulabilir miyiz, kendisi anlatabilir durumu dedik, "yoh o burda dedi" onun yerine bildiğin adam dövmeye hazır iki başka tip dikildi başımıza. aksaray'da bir pavyona gidip düdüklenmenin kebapçıya gidilmiş versiyonu için buyrunuz.
  • akşam yemeği için 2017 haziran'ında tercih ettiğimiz kadıköy modadaki lokantadır. kimimiz için iftar, kimimiz için arkadaşlarla bir akşam yemeğiydi. biz sohbet ederek yemeğin tadını çıkardık. ancak, verilen hizmetten memnun kalmadık.

    şöyle ki, beş kişinin hesabına 24 lira "kuver" (bkz: couvert)(bkz: cover) eklenmişti. bununla birlikte, kuverin içinde olması gereken su vs. ayrı ayrı hesaba katılmıştı. çağırıp sorduk: "bize böyle söylendi" "ha, oldu, suyu çıkaralım" cevaplarını verdiler. bu adamlara göre, 3 hurma 3 zeytinden mevcut "iftariyelik" 24 lira ediyormuş; rica-minnet, suyu çıkarmayı da kabul ettiler.

    neyse, mesele şudur: 24 lira için, çalışan adam eşek gibi çalışır da bu meblağı kazanır. aynı şekilde, işletmeci de didinip hizmet sunar ve bu tutarı talep eder. gelgelelim, kolombo kebap havadan kuver uydurup, sizden bu parayı ister. milletin çalışıp da kazandığını böyle elde etmeye çalışmanın adı da sahtekârlıktır.

    neticeten, paramı dürüst adamlara verip de mal ve hizmet satın alayım diyenlerin işbu lokantaya gitmelerini tavsiye etmem.
  • lahmacun ismarlamak icin telefon actiginizda, soyle bir dialog gecebilir telefonu acan ile aranizda;

    (burada g harfi garson'u, s de spincrus'u temsil eder)

    g: alouv, ismail su masaya gotursene sunlari.
    s: merhaba, bir siparisim olacak
    g: buyrun da, bi saniye. ismaiiil. uc numarali masaya bunlar, hadi kocum.
    s: tamam dert deg...
    g: buyrun ne istemistin
    s: alti lahmacun istiyoruz. iki de ayran.
    g: tamam.
    s: (adres almayacak mi bu herif)
    g: ...
    s: ee, adresi veriyorum
    g: tamam.
    s: (adres verilir)
    g: tamam.
    s: eoo, borcum ne kadar olacak?
    g: on mulyon.
    s: tesekkur ederim.
    g: tamam *cat*

    goruldugu gibi, burada hayvanlari calistiriyorlar. bu yuzden issizlik var bu memlekette.

    lahmacunlari ise, yeni gelen ascilari ile (ki oyle saniyorum) cok ama cok daha iyi olmus. eskisi gibi kesinlikle degil.
  • geçen gün çok şeker bir hamamböceği ile tanıştığım lokanta. canım benim bulmuş seramik zemini vızır vızır oyun oynuyordu masaların arasında.
  • çaydan dahi para alan kebabçı. bir kere adlarında meymenet yok . kebapçı dediğin urfa antep olur, kolombo'dan ise anca pizzacı olur. her neyse bu akıllı arkadaşlar çok da iyi olmayan yemeklerinin yanında, belli ki müşteri ayrımı yapmayı bir alışkanlık haline getirmişler. çok da umurlarında, ama ben şimdiden
    " kolombo mu? gitmeyin oraya, kazık, hem yemekleri kötü, çiya dururken aklınızdan bile geçirmeyin" şeklinde yakın çevreme beyanat vermeye başladım.