şükela:  tümü | bugün
  • ruhunun derinliğini entrylerinde hissettiğiniz bir yazar. iyi ki gelmiş.
  • kazara istanbul bilgi üniversitesi zirvesi 2'ye katılmış olan artist. siyah deri ceketi de yakıyordu.
  • kendisine "dostum" derken dilimin sürçtüğünü hiç görmemişimdir..hukuğun olmadığı bu ülkede iyi bir hukukçu olma azmini gördükçe gözlerim yaşarır..zamanında aynı çatıyı paylaşmışızdır, ve feleğin büyük süprizi simdi "eksi sözlük" sanal çatısı altındayız..ee hayat sırada ne var?
  • su hakkinda ayni duyguyu paylastigim dostum.
    sadece sozlukte degil, gercekten tanidigim en iyi yazarlardan.
  • genlerin birliği.
  • bir eve sığan o güzel, evi ısıtan anılar; dışarısı öyle soğuktu ki “çetin” olarak değişmişti kışın adı..ama şimdi zamandan kesip sakladığım bir yaz gecesi rüyası...bütün “görünüm” dumanlı..ve bu görünüme “duman” katan içinde yaşadığımız hain zaman. tek bir “gerçeklik” yok ki dayansın zamanın kırbacına, ellerimizle sımsıkı tutuğumuz, tutunduğumuz her şey “yok oluş” denilen bir okyanusa...

    ben direniyorum zamana (ve direneceğim dost..ya sen?)

    zaman, “şimdi”nin renkli görüntülerine elbet kendi soluk gölgesini düşürecek an be an..ve her şey “geçmiş” denilen soyut bir yerde ve darmadağın kalacak. her insanın mağlup olduğu bir savaşsa yaşamak..bu savaşı senin gibi “gerçek” dostlarla vermek isterdim; işte o zaman “mağlup” olmak “kaybetmek” bunların önemi olmazdı. gerçek dost kötü bir günden geriye kalan tek “iyi” anıdır. dostlar iyidir. bunun bilinciyle bir gün sarılırım telefona uzun uzun konuşurum..anlattıklarım hiç “iç” açıcı olmaz; ama sonunda “umut” vardır çünkü karşıda “dost” bir sesin kahkahası ve “her şey yoluna girecek!”

    bir gün istanbul’da tekrar görüşürüz..
    bil ki mevsim sonbahar
    bil ki birazdan yağmur yağdı yağar..
    çünkü
    tüm dostlarım bilir..
    ben bir şehre girerken, ardımdan yağmur gelir..

    istanbul'a ayak basar basmaz beni ara..hemen ardından gelecek balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava
  • sisli camii'nden hemen sonra otobus duraklari karsisinda bulunan bufe....komagene cig koftecisi...
    evet cig kofte satiyo bu amcam...
  • bakırköy'de sadece çiğköfte, içli köfte ve tatlı satan (şalgam suyu ve ayranı eksik etmeyen) büfe.
    sloganı "4000 yıllık lezzet"miş.

    http://www.komagene.com/
    (site adresini tabelaya yazmislar ama daha aktif olmayabilir)
  • ümraniye'de de sütçü imam caddesi üzerinde bir şube açan, yine tabelasında "4000 yıllık lezzet" ibâresi bulunan çiğ köfteci.

    açılalı epey zaman oldu aslında. bir akşam trafik tıkanmıştı ve çarşı durağında inip 1 durak fazladan yürümek zorunda kalmıştım. yürürken yeni açıldığı her hâlinden belli olan buranın önünde bekleyen bir çalışan, elindeki tepsiden gelene geçene ikramda bulunuyordu. çok ısrar ettim, "almayayım, acı bana dokunuyor, geceleri kıvranıyorum" diye yalvardım, o benden daha çok ısrar etti ve o yeşil yaprağa sarılı çiğ köfteyi yedim. evet yedim. çok güzeldi. lâkin acıydı. daha ameliyat olmamıştım. o gece yine uyuyamadım. o günden sonra yine ikna olurum korkusu ile bir daha uzun süre önünden yaya geçmedim dükkanın. otobüste trafikte 1 durak sabrettim, kimi zaman arka sokaktan dolaştım. nihayetinde geçenlerde korkumla yüzleşerek (aslında unutmuştum) önünden geçerken dükkanı farkedip irkildim. önce teyakkuza geçtim, kimse durdurmadı ve bir şey de ikrâm etmedi. daha sonra ameliyat olmuşluğum aklıma geldi, yiyebilirdim artık, bekledim, bakındım, kimse gelmedi. tabelaya baktım, komagene yazıyordu, "koma gene beni uykusuz" diye mırıldandım, eve doğru devam ettim. bu da böyle bir anılar grubumdur.