şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hatırladığınızda, alakasız bir yerdeyseniz başkalarına "bu adam neden kendi kendine gülümsüyor, deli midir nedir?" dedirten anılardır.
    mesela aşağıdaki gibi;
    henüz acemi birliğinde, öğrenciyiz. bizi araziye çıkardılar. diğer bölüğü tepe savunması için ufak ama maki ve çalılarla örtülü bir tepeye yerleştirdiler. bize de "bu tepeye sızacak, ele geçireceksiniz, göreviniz bu" dediler. ellerimizde g3 piyade tüfekleri ve mermiler. ama mermiler tahmin edileceği üzere manevra mermisi, yani patladığında sadece ses çıkaran, çekirdeği olmadığından tüfeğin otomatik mermi alma kabiliyetini kullanamadığınız, tek tek atılabilen mermiler. bu mermileri asla seri halde atamazsınız. yani çıkaracağı ses pat'tır. asla patapatapat diye atılamaz.
    vakit akşam, hava karanlık. manga (ki genellikle 5-10 kişiden oluşur ve takımın bir parçasıdır) arkadaşlarımdan biri, nerden bulmuşsa tüfeğin ucuna takılan, susturucu benzeri bir şey dağıttı hepimize. "bu ne" dedik, "abi o bu manevra mermilerini seri atabilmek için aparat, takım deposundan aşırdım" dedi. yani bu aparat, tüfeğin ağız kısmını büyük oranda kapatarak koftiden ses mermisini gerçek mermiymiş gibi seri atmanızı sağlıyor. taktık, 6 ya da 7 kişiydik sanırım. yaklaşıyoruz tepeye, sızdık. konuşmaları duyabiliyoruz. onlar da bizi farkettiler, bastılar tetiğe. pat, pat, pat falan. biz de ateşledik. ama bizim tüfeklerden çıkan ses ilgili aparatlardan ötürü şöyle;
    tatatattt.tattattt. tatatatatatat.

    karşı bölüktekiler birden bağırarak koşmaya, konuşlandıkları tepeyi terk edip kaçışmaya başladılar;
    "kaçıııın , gerçek mermi kullanıyor kaçııınnnnn!""
    tabi rütbelilerden bazıları uyandı karanlıktan bağırıyorlar,
    "ne oluyor layn, kim kullanıyor aparatları?"
    biz çalıların altında karınlarımızı tutup, kahkahalarımızı tutamayarak gülmekteydik.
    hey gidi günler.

    tatatattt:uzundu, kabul!
    tat: imla
  • küçükken ortaokula yürüyerek giderdim. mesafe 5km civarı idi.

    bahçelerin içinden geçtikten sonra dere üzerindeki arabalı köprüye sapar bir 5 dakika daha yürüdükten sonra okula varırdım.

    bazen okula bir kız arkadaş ile beraber yürürdük, onların evi bizim evin hemen 100m ötesindeydi.

    çok iyi hatırlıyorum, babasının beyaz bir renault arabası vardı.

    denk geldiğinde yolda beni de alır bizi okula bırakırdı.

    yine böyle birgün bahçeden tam köprünün üzerine çıktım, arkadan renaultun hafızalara kazınmış klakson sesini duydum, döndüm baktım beyaz renault. ön kapıyı açtım ve otomatik bir hamle ile oturdum, kafayı çevirdiğim anda bambaşka bir abi ile karşılaştım.
    daha sonra arabanın arka kapısı açıldı bir bayan selam vererek oturdu (meger adam yazıldıgı hatunu almak için durmuş bende onun yerine bam diye öne oturmuşum).
    bayan adama, adam bana, ben önüme, sonra da adam bayana baktı sonra da "ee madem seni de bırakalım" diyerek sırıttı.
    bütün yol tek kelime edememiştim

    bu da böyle bir anımdır.
  • şehir dışında öğrenciyken ev arkadaşım gelip sürekli kulaklığımı istiyordu sonra bir rulo tuvalet kağıdını alıp odasına geçiyordu. sanıyorum ki masturbasyon yapıyor.ulan bende diyorum ki her gün her gün de olmaz lan.
    sonra dedim bir piçlik yapayım buna;açtım telefonun kamerasını odasına dalacağım. sinsice gittim kapıyı paat açtım.
    "amına kodumun otuzbircisi seni" dedim bastım kahkahayı erol taş edasıyla-sanki biz yapmıyoruz-ulan adam skypeda bütün ailesini almış dert yanıyor ağlıyor aile bir yandan ağlıyor. arkada ben elimde telefon yüzüm düştü. yer yarılsad içine gireyim dedim.
    2 hafta sonra adam okulu bırakıp memleketine döndü.
    -mutlu son-
  • az önce instela'da okumuş olduğum entry sizlerle paylaşıyorum.

    metroda hayvanlık yaptık sözlük.

    arkadaşın yanına gidiyordum. yolda karşılaştık. bir baktım elinde bar var.(içki içilen mekanı söküp sırtında taşımıyor tabii ki spor salonlarında bulunan direk gibi bir şey) dedim bu barı nerden buldun. lazım olursa diye çaldım dedi. ulan lazım olduğundan bile çalmamış, lazım olursa diye çalmış. lavuğa bak. neyse bindik metroya. ankara'nın metrosunu bilen bilir, çok ani durur. neyse oturduk, arkadaş barı dikti yanına. şansa bak ki tutulacak direkle bar aynı renk. havalı kızın teki bindi metroya. direk diye arkadaşın barı tutmasın! arkadaş dürttü beni, "bak bak, kıza bak bizim barı tuttu, bak şimdi napacam." dedi, barı bıraktı. kız barı tutuyordu öyle, biz de ona bakıp bakıp gülüyorduk. kendisi de bana asılıyorlar diye bi havalara girdi, artisliklere girdi. içimizden sen birazdan görecen havayı diyorduk.

    yaklaşıyorduk durağa. ve sonunda anons geldi. metro durur durmaz bizim kız bar ile beraber 5 metre öteye uçtu. yaptığımız piçlik sona ermemişti, arkadaş bağırdı "oha direği kopardı!!"
  • arkadaşlar ile whatsapp'da grupda yazışıyoruz,

    +bir etkinlik yapalım
    - olur bende müsaitim bu aralar
    + olm sana izin vermezlerdi işten, ne oldu attılar mı?
    - aynen
    + ee nasıl oldu?
    - iş yerini taşıdılar bulamıyorum
  • özel bir kurumda öğretmenlik yapıyorum.malum işimiz gereği sürekli öğrencilerle ugrasiyoruz. sürekli öğrencileri susturmaya çalıştığım için eve geldiğimde televizyonun yüksek sesini "şşşttt sessiz" diye azaltmaya çalışmam ve bir iki saniye televizyona boş boş baktıktan sonra mallığımı farketmem.
  • poliklinikte suriyeli çok az türkçe bilen hasta ve hiç türkçe bilmeyen hasta yakınıyla yaşanmıştır.amcanın şikayeti sorulmuş toplamda 3 kelime anlaşılabilmiş ve yarım saat boyunca şikayeti üzerine konuşulmaya sorun çözülmeye çalışılmıştır.en son çıkarken hasta yakınına danışmaya gitmesi söylenirken yakının 'danışma?danışma?in english-information?' deyip ingilizce bildiğini ifade eden cümle kurmasıyla la biz ne diye bu kadar uğraştık kafasına girilmiş ve bir kahkaha patlatılmıştır.
  • tıp fakültesinde okurken stajlarda sık sık komik şeyler yaşanırdı.

    bir gün pratik eğitimde hoca bize idrar sondası takmayı öğretecekti.

    bir tane maket getirdi, aşağı yukarı şöyle bir şeydi....

    hoca idrar yoluna sonda takma olayının incelikleri anlatırken kız öğrenci arkadaşlarımıza bakarak "arkadaşlar, penisi tutarken utanmayın, iki parmağınızın ucuyla glans dediğimiz baş kısmından tutmak yerine avuç içinizle penisin gövdesini tutarak sabitleyin, siz doktor olacaksınız, tıpta utanmak olmaz" dedi.

    kendisi birkaç kez anlatıp gösterdikten sonra bizden birine taktırmak için gönüllü var mı diye sordu.
    irem diye bir arkadaş "ben, ben, ben" diye atlayınca hoca "tamam, gel sen yap" dedi.

    irem önce önlüğün kollarını sıvadı, eldivenlerini giydi ve steril şekilde penisi tutmak için makete yöneldi ve yeni gelin edasında, 2 parmağının ucuyla maketteki penisi başından tuttu.

    arkalardan bayram ismindeki adanalı arkadaşımız seslendi.
    "öyle parmak ucuyla değil irem, avuçla" asdfghjklşi

    allah belanı vermesin bayram, patavatsız herif ne zaman aklıma gelse gülerim.
  • bir gün yine işteyim nasıl karnım ağrıyor ama nasıl kötüyüm.söyledim patrona çık dedi neyse çıktım gidiyorum.yürüyorum ama her adımım acı neyse bindim metrobuse birkaç durak gittik şirinevler durağında bi kadın ve küçük çocuğu bindi.bende oturuyorum anneyle çocuk yanıma geldiler kalkmam için bir şeyler yapıyorlar laf çarptırıyor kadın falan bu arada metrobüs boş rahatça ayakta durulur yani sardalya gibi değil.bundan sonrası şu şekilde ilerliyor;

    +kalkta biz oturalım
    -nasıl yani??
    +kalk diyorum oturalım zor oluyor bu şekilde
    -kusura bakmayın ayağımdan ameliyat oldum ayakta duramam

    sağlam bindiğim metrobüsten ayağımı sürüye sürüye indim resmen.hala aklıma geldikçe gülerim.
  • bugün spordan çıkmış, saç baş dağılmış, fena kondisyon yapmış halde terli terli eve ilerliyorum.. karşımda 5 bomba sarışın abla geliyor, ellerinde bir çocuk. ufaklık beni görünce duraksadı, ellerini uzattı. yaklaştıkça kulaklığı çıkardım, gülümseyerek selam verdim. birden bana doğru adımlar atmaya başlayınca şaşırdım.. hani tipim de takdire şayan değil an itibariyle. her neyse dokunmak istemedim spordan yeni çıktığım için, belirttim ablalara. gülümsedi kucakladı bebeği. bebiş ağlamaya başlayınca güldüler, annesi de kısa ya, size benzetti sanırım dedi bir sarışın abla. o an gülsem mi ağlasam mı pek bilemedim :)