şükela:  tümü | bugün
  • 1919 da bolşevik devriminin hemen ardından lenin yönetimi tarafından komünist devrimin dünyanın her yerine yayılması için diğer ülkelerde örgütlenen "devrimci yetiştirme okulu"... çin, fransa, almanya gibi yerlerde işi eline yüzüne bulaştıran bu "okul" türkiye, macaristan,ingiltere gibi yerlerde tutunabilmiş iyi işler başarmıştır. daha sonra asıl amacı olan devrimci yetiştirmekten uzaklaşıp "casusluk okulu" haline gelmiştir... şu an ki rus dış analiz sisteminin çok iyi olması kominternin yarattığı altyapıya dayanmaktadır...

    çok merak edenler için bu okullarda aslen marx,lenin ve trotsky in kitapları okutulmakta, bulunduğu ülkede yasak olan komünist dergiler yayınlar sağlanmakta, insanlar ismen anonim kalarak (takma adlar vs.) birbirleriyle iletişim kurabilmekte, devrimi örgütlemekteydiler...
  • kapitalizme ve neoliberalizme, sermaye sahiplerinden ve devletlerden daha çok hizmeti olmuştur.
  • ilk işçi devleti ne zaman yoldan çıktıysa komintern de o zaman yoldan çıkmıştır.

    varlığının sebebi devrim değil sömürmek olmuştur artık. kendi içinde oligarşiden öteye gidememiştir.
  • 1943' de çözülüşüne dek, sekiz dünya kongresi yapan örgüt..

    "..........1922' de moskova' da toplanan 4. komintern kongresi, "türkiye' nin komünistlerine ve çalışan halkına" bir çağrı yayınlıyor. bu çağrıda şunlar var: "emperyalizmle uyuşmaya hazırlık olarak, milliyetçi hükümet, sizin gerçek temsilcilerinizi yok etmek ve onları dışardaki dostlarından ayırmak istemektedir.

    komünist enternasyonalin 4. kongresi bu barbarca hareketi protesto eder ve emperyalizmin jandarması rolünü oynamayacak, emperyalizm ve irticaa karşı döğüşe devam edecek ve çalışan türk kütlelerinin lehine demokratik reformları gerçekleştirecek herhangi bir hükümet veya siyasi partiyi desteklemek arzusunda olduğunu resmen ilan etmeyi kendisine vazife sayar...

    unutmayın ki yoldaşlar, zindanın karanlığı devrimin güneşini asla söndürmez........"

    yalçın küçük - türkiye üzerine tezler cilt 1
  • komintern, yani komünist enternasyonal, 1919 yılında lenin tarafından kurulmuş, dünya komünist hareketleri arasında iletişim ve devrimci faaliyetler arası dayanışmayı esas alan bir platformdur. dağıldığı 1943 yılına kadar 8 kongre toplamış olup, sadece ilk ikisine lenin başkanlık etmiş, diğerleri stalin ve zinovyev tarafından yönetilmiştir.
    lenin umut bağladığı alman devriminin komintern'in tüm çabalarına karşın başarısız olması sebebiyle, 1921 yılında taktiksel bir geri çekilme ile dünya devrimi idealinden vazgeçtiğini ilan ederek ıngiltere ile batı tecritinden kurtulmayı amaçlayan bir anlaşma imzalar. dünya kapitalizminin yakın gelecekte bunalım içine gireceğini tahmin ederek o güne kadar ekonomik sıkıntıları çözmek adına tek ülkede komünizm fikrini geçici süre için uygulamaya koyar.

    lenin'in tahminleri doğruydu. gerçekten de avrupa ekonomisi 1920'lerin sonunda büyük bir darboğaz içine girmişti. ne var ki, lenin çoktan ölmüş, stalin ise kendi diktatörlüğünü ilan etmek için, dışardan gelen tehditleri bertaraf etmek adına, emperyalist batı ile ittifaklara girmeye yavaş yavaş başlamıştı.

    bu yıllarda komintern, dünyada devrime hizmet etmekten çok, batılı emperyalistler ile sovyetler arasındaki uzun vadeli çıkarlar için kullanılıyordu. ıki taraf arasında basit bir denklem vardı; batı avrupa'da herhangi bir işçi hareketi komintern yönetiminde pasifize edilerek avrupa burjuvazisinin kriz yüzünden düştüğü zor durumdan emperyalist sistem yara almadan kurtulacak, karşılığında mevcut emperyalist sistem sovyetlere askeri ve ekonomik bir dizi "destek"te bulunacaktı.
    bugün bile ne anti sovyet çığlıklar atan sağ, ne de hem faşizme hem emperyalist düzene karşı dimdik duran yoldaş stalin masalını bıkmadan anlatan sol, bu denklemi dile getirmiş değildir. peki bunu nereden biliyoruz? tabii ki stalin tarafından hem sovyetler içinde, hem diğer ülkelerde boğulan muhalif hareketler, bu durumun en güzel çözümlemesini yapmıştır.

    lev troçki'nin bu durumda komintern için " dünya devrimi vizyonunu bir tarafına bırakarak, 'sınır bekçiliği' yapan ucube bir yapıya dönüştüğü" şeklinde açıklaması, durumu özetlemektedir. komintern'in batı emperyalizmi ile anlaşmalı olduğu gerçeğinin kanıtları, sonuçlarda gizlidir.
    - ekonomik kriz en ağır biçimde bir önceki savaşın baş mağduru almanya'yı vuruyordu. eskiden aktif işçi hareketlerinin kalesi olarak nitelendirilen ve lenin'in deyimiyle en gelişmiş teoriye sahip olan alman işçi sınıfının (daha önce spartakist hareket ile ayni zamanda en eylemsel işçi sınıfı da sayılır) sesi günden güne yükseliyordu. ama beklenenin aksine sovyetler bu hareketleri tamamen yalnız bıraktı. böylece işçi sınıfı iyice sağa kaydı ve "nasyonal sosyalizm" ile dünya sahnesine çıktı. (bu hareketin öfkesini hep o dönem büyük kısmı burjuvaziyi temsil eden kentli tüccar kesim yahudiler ve sovyetlere yöneltmesi boşuna değildir.)
    - ıtalya'da durum farklı değildi. buradaki hareketler kendini tamamen sovyet desteğine bağlamıştı ama komintern kararları partileri öylesine pasif bir konuma düşürmüştü ki, mussolini hareketine karşı hiçbir siyasi güçleri kalmamıştı. kızıl ordu asla gelmedi ve hareket kaderine terk edildi.
    - komintern ve emperyalizm ilişkisinin gerçek anlamda ilk kez dile getirildiği ve iyice ayyuka çıktığı en büyük saha şüphesiz ıspanyol iç savaşıdır. ıspanya da diğer ülkelerden farklı olarak birbirinden bağımsız sendikal hareketler zaten iyice ilerlemiş ve devrime fazla bir mesafe kalmamıştı. sovyetler destek vermese bile faşist franco birliklerinin tek destekçisi burjuvazi ve din adamları olduğu için asker bulmakta sıkıntı çekiyor, işçi ve köylüler tamamen devrimci hareketleri destekliyordu. bu durumda komintern'in ilk icraatı psuc adlı komünist partiyi kendi safına çekerek cumhuriyetçiler ile anlaşması yönünde talimatlar verdi. liberal eğilimli kentli orta sınıfın da desteğini alan parti büyüdü ve devrim değil liberal demokrasi için savaşmaya başladı. amaç diğer avrupa ülkeleri gibi sosyal demokrat bir rejim getirerek işçi hareketini bertaraf etmekti. ama işler beklendiği gibi gitmedi, cnt gibi anarko sendikalist devrimci hareketler komintern kararlarını kabul etmeyerek psuc ile çatışmaya başladı. böylece sol kanat kendini yok etmiş oldu ve uzun yıllar sürecek franco diktatörlüğü başladı.
    - ıngiltere ve fransa'da tüm krize rağmen işçilerin genellikle üye olduğu başlıca komünist partiler "faşizme karşı" hükümetleri destekleme çağrıları yapıyor, savaş çığlıkları atarak krize karşı proleteryayı uyutuyordu. ıspanya iç savaşı sırasında bu ülkelerdeki satılık sol kalemler cnt ve poum gibi gerçek işçi hareketlerini karalama yarışına girmişlerdi; hatta bu hareketleri faşizmin ajanları olarak nitelediler.
    - sömürgelerdeki bağımsızlık hareketlerinin desteklenmesi değil boğulması için bu partiler aktif kampanya başlatmıştı. tam da bu sırada kutv kapanmış, sömürgelerde özgürlük fikrini savunan buharin ve sultangaliyev gibi isimler de bir bir yok ediliyordu.
    bu sistemin türkiye üzerindeki etkileri de en az bu devletler kadar ağır oldu: lenin döneminde yeni doğmuş türkiye cumhuriyetinin ilk müttefiklerinden olan sovyetler birden türkiye'yi tehdit etmeye başlamıştı. brest litovsk anlaşması sonucu türkiye'ye bırakılan kars ve ardahan'ı istemeye başlayan stalin'e karşı abd'ye ilk taviz verildi. nato türk topraklarına böyle bir danışıklı dövüş sonrası ayak bastı.
    ıran ve afganistan ile ayni anda yeşil kuşak'a dahil edilen türkiye o günden sonra anti sovyet programı adı altında abd'ye bağımlı hale getirilecek, ordusu tamamen nato'ya teslim edilecek ve her türlü gerici hareket ülkede abd desteğiyle kol gezecekti.
    peki, türkiye'de gerçekten sovyet destekli bir komünizm tehlikesi var mıydı? cevabı yukarıda verdiğimizi düşünüyorum. bu sözde tehdit tamamen batı ile sovyetler arasında planlanmış absürd bir kabareden ibarettir. neredeyse bitmiş devrim hareketlerini bile boğan komintern türkiye gibi zayıf bir proleteryaya sahip az sanayileşmiş bir ülkedeki komünist hareketleri destekleyecek falan değildir. 8 komintern kongresinin ilk ikisi ingilizlere karşı kemalist hareketin desteklenmesine karar vermiştir, diğer 6 komintern'de ise türkiye'deki hiçbir hareket ciddiye alınmamıştır. yani o yıllarda türkiye'de zaman zaman ortaya çıkıp kızıl ordu'nun devrim yapacağı rüyası ile yaşayan bazı hareketler sovyetlerin umrunda falan değildir. zaten altyapılarına bakılınca bu hareketlerin kökeninin hep manidar şekilde "avrupa" solu olduğu görülür.
    kısacası stalin anti emperyalist değildir. enternasyonalist de değildir. saf devrimcileri şahsi çıkarları için kullanan ve emperyalizm ile mutlu mesut geçinen bir diktatördür. türkiye onun tehditleri yüzünden nato'ya sığındığı yıllarda abd' de savaş kahramanı olarak görülen ve "uncle joe" adı ile belgeselleri gösterilen bir şahıstır. herşeyden önemlisi de, batı ile anlaşarak türkiye'ye verdiği dolaylı zarar, doğrudan yapacağı bir hamleden bile çok etki bırakmıştır.