şükela:  tümü | bugün
  • isteklerini, bunalımlarını ve çabalarını okuyunca yalnız değilmişim hissi veren ve insanı rahatlatan yazar.
  • sesini beğendiğim yazardır. güzel şarkıları güzel bir biçimde yorumlamış. seslendirmesi de başarılı. yenilerini de bekleriz (:

    ayrıca karakter olarak da çok tatlı. empati yapabilen ve iyi niyetli birisi olduğunu hissettirdi kısa zamanda.

    yolu açık olsun. bol şans dilerim hayatta (:
  • güçlü hayalleri olan insanları çok severim ve büyük saygı duyarım. yazdıklarından ne kadar kaliteli bir insan olduğunu çıkarabilirsiniz.

    hayatta bol bol başarılar, mutluluklar dilediğim yazar. ayrıca takip etmeye değer bulduğum ilk kişidir.
  • sözlüğe bir gece ansızın veda etmiş yazar. kendisini tanımıyorum, eski mesajları okurken denk geldim. geçen sene konuşmuştuk kendisiyle. yalnızlıkla ilgili yazdığım bir başlığa cevaben, o da aynı durumda olduğundan bahsetmişti. biraz buruk ve canı sıkkın gibiydi. keşke sohbeti uzatsaydım da o konuşma orada bitmeseydi. yazdığı entry'leri de inceledim. çok kaliteli bir yazarmış kendisi. hayatta bazı idealleri ve hedefleri olan bir insan. idealleri olan herkesi seviyorum. bir gün buraları okursa, başarılı olacağından hiç şüphem yok. çok güzel bir sese sahipsin. kendine iyi bak, mutlu ol güzel insan.
  • yazar olmak istediğini söyleyen ekşi sözlük kullanıcısı. bir kitabı da varmış. "hiç bir" gibi yazım yanlışları yapan birisinin kitabının olması da ilginç doğrusu. ben kendisine yazar olmadan önce kelimelerin doğru yazımlarını öğrenebileceği şu linki bırakıyorum.

    https://sozluk.gov.tr/

    içeriğe bir şans verebilirim belki ama entry'ler de pek umut vaat etmiyor.
    yazar kardeşimizin ara ara bi heyheyleri geliyor ve "sözlüğü terk ediyorum, iyi insanlar kalmamış herkes iki yüzlü şerefsiz" temalı entry'ler giriyor. bu süreci yakından takip ettim. dayanamayıp eninde sonunda geldi. bir çeşit duygusal manipülasyon işte. bana bir narsisistin manipülasyonlarını anımsatıyor ama neyse teşhis koymak benim işim değil. pişman olup sildiği entry'ler de cabası.
    yazar kardeşimize göre hepimiz iki yüzlüyüz, içten pazarlıklıyız, eğitimli cahilleriz, falanız filanız.

    yegâne emeli de meşhur olmak. yani düşünsenize franz kafka'nın arkadaşı max brod için değil de sadece ve sadece meşhur olmak için yazdığını. kitabımı okuyun diye yırtındığını. o yaş için komik. yazma tutkusunu "yazmasam çıldıracaktım, deli olacaktım" diye ifade eden sait faik'lerin görünmeyince bunalıma girip yazmaktan vazgeçtiğini düşünemiyorum örneğin. sesini duyurmak istemekle, beğenilmeyi istemek arasında bir fark var. ve ben o çizgiyi biliyorum. itici bir benmerkezcilik.

    lanetli çaylak olmuş. haliyle kayıplara da karışmış. eeeeeee insanın içinde bir yazma tutkusu varsa gider gizli de olsa defterlere çiziktirir. bakalım öyle bir defteri var mı? yoksa sadece görünmek mi istiyor? muamma.

    bir de dikkatimi çeken: bir acı ve anlaşılmazlık sütresine sığındığı. insanların çoğunda bu sanrı vardır. "çok büyük acılar çektim ve kimse beni anlamıyor" sanrısı.
  • yazar olmaya çalışan yazar.

    buradaki "benim" hakkımdaki iyi - kötü entrylerini önce girip sonra silen arkadaşlara ya da tüm entrylerini silenlere de selam olsun... aranızdan biriyle yarım kalmış hoş bir sohbetimiz vardı... herneyse.

    bu platformda okumaya uzun, yazmayaysa bir süre önce başladım. herkesin içinde bir iyilik olduğuna inananlardandım. kendimi "iyi" sayanlardan da. çünkü bile isteye kimsenin hakkına girmedim, kalbini bile isteye kırmadım. kırdıysam da sebebi vardı ama özrümü dilemesini bildim.

    ağzımdan hiç kötü söz veya hakaret duyamazdınız çünkü bana öyle davrananlara bile saygımı koruyarak yanıt verdim. artık vermiyorum. çünkü anlamsız. o kafa yapısında olanlar değişmez, değişime ihtiyacı olduğunu da anlayacak kapasitede değiller.

    her daim içimden geldiği gibi yazdım, ne düşünüyorsam, beni ne mutlu çoğunlukla ne mutsuz ettiyse yazdım.

    görünür olmak istedim, sesim duyulsun, yaptığım seslendirmeler duyulsun istedim. bazıları sesimi duydu bazıları hoş yanıtlar, yüreklendirici mesajlar yolladılar ama azınlıktalardı tıpkı iyi insanlar gibi. dünyada azınlıkta olan iyiler...

    sesimin duyulmasını aslında kitabımın yayımlanması için istiyordum sanki görece "ünlü" olunca kitabım da okunmaya "değer" olacaktı.

    olmadı. ne kurduğum hayaller, ne "beyaz" atlı prense rast geldim, "mucizevi tesadüflere" inandığım sürede.

    başıma/ başımıza gelenleri yazdım. benim kim olduğumu bilen ya da tahmin eden ki belirli bilgileri bilenler kim olduğumu rahatlıkla tahmin edebilirler ama sorun haline getirmedim bu durumu çünkü zaten arkadaşlarımdan, kardeş gördüklerimden, ailemden, akrabalarımdan mahlasımı bilenler vardı zaten.

    açıp okuyorlar mıdır bilmem. kendi nick altıma yazmam da bi alem oldu. ama artık umrumda değil bu son entryim olacak nasıl olsa.

    acı- tatlı çok tecrübe yaşadım burada, iyi kötü, çok kötü insanlarla denk geldim. mini dünya kataloğu gibiydi burası.

    ben hep "yazar" olmak istemiştim, sevdiğim işi yapmak istemiştim. olmadı izin vermediler. ama ben vazgeçmedim belki şimdi değil ama elbet yayımlanacak yazdıklarım. ben kendimi hazır hissettiğimde, yazdıklarımı yeterince iyi ve içime sindiği vakit.

    buraya artık yazmama kararı almıştım ki “çöplük” misali kendi özünü yazdıklarıyla yansıtanlarla inat ben de yazmaya devam etmeyi seçiyorum. her ne kadar çöplük haline dönüşmüş olsa da elmas misali iyiler de mevcutlar... az da olsa sayıları onlara da rast geldim, benden önce benim hakkımda iyi kötü yazan herkese de teşekkür ederim,özünüzü sergilediğiniz için.

    dilerim daima özünüz kadar güzellikler bulsun serinizi. hoş kalın.