şükela:  tümü | bugün
  • ne hikmetse hep ders calısırken duyulan ve "konsantrasyonumun icine zıctınız ulan" nidaları attıran sesler.
  • alt katta komuşunun kedileri yaşıyorsa ya şimdi, ya o çok sevgili komşuların göcek'e tatile gittilerse, bir süreliğine.. kedilerin tepişmesini dinlemek, kulağa hitap ediyor olmalı.hatta düşünürsen onlar senin komşun bile değil, aylardan da mart, kesinlikle değil.
  • - (oah necati, mukemmel bu..)
    - lam noluyo yahu?
    - (oh bingul, bingull!)
    - lam alo! sessiz yapin cocuk var!
    - (durma necati durma!)
    - dur necati! supurge zopasiylan vurayiim.. güm! güm! güm!
    - (oh necati güm güm! boyle iste güm güüm!)
    - alo! necati degil lan benim o, alo!
  • kadın-aah evieet geliyorum..
    erkek-ough bende, bendeee!!
    komşu-kaçmayın lan bi yere asıl ben geliyorum şimdi oraya!!

    -hayrullah bi böğürtü duydum kalk bi bak bakayım hırsız olmasın?
    -yat hanım yat faredir..
  • salonda tv izliyorum.arakdasimin evindeyiz,ögrenci evi üç arkadaslar bir tanesi tipta ikisi dis hekimliginde okuyor*. arkadasim kosarak geldi beni cagirdi odasina ama girerken ses yapma yavas filan dedi.tabi merak hat safhada.iceri bir giriyorum bizim teknolojide sinir tanimayan tip okuyan arkadasimiz stetoskopu almis alt kati dinliyor.

    f*-noluyon lan?!
    a*-sus olm! allta mali götürüyorlar.
    f -harbi mi?? bir ver ba...
    a -sus lan!!..aha!! olm et sesi geliyor lööp lööp diye!!
  • gecenin bir yarısı evde oturmuş bernard lewis'in modern türkiye'nin doğuşu'nu okuyorum. bernard efendi anlatıyor: tek parti dönemiydi, cehepeydi, yok demokrat parti şöyle demokrattı böyle partiydi, dipnotlar, alıntılar falan filan siyasi tarih uzayıp gidiyor. mühim şeyler. ben bunları okumaya koyulmuş ülke nedir nasıl kurtulur derdindeyken alt kattan çimentonun, kumun, demirin, betonun arasından süzülerek gelen inilti, iç çekiş, ne kadar sevişme efekti varsa kulağıma ulaşıyor. demek, evi periyodik olarak farklı kadınlarca ziyaret edilen dul komşum yine iş başında. seslere dikkat kesilip saate bakıyorum; sevişmek için harika bir saat. o sırada bernard lewis hala 50'ler türkiyesi'nden bahsediyor. demokrasinin gelişiyle her şey nasıl da farklılaşmış, ülke ne kadar da değişmiş gelişmiş. nüfus diyor 1927'de 13,5 milyonken mnagoarrhhaaaaaaahhhhhh diye bir sesle 1935'te 16 milyona ulaşıveriyor. nüfusun 1940'ta 18 milyarrraaaaaaıımııyeooo iken 1945'te 19 milyon 1950'deeeeeeeeeeehhhh 21 milyon olduğunu öğreniyorum ve derken sesler duyulmaz oluyor. rakamlar seslerin; sesler de rakamların sırrını açığa çıkarırken modern türkiye'nin nasıl doğduğu gerçeği birden aydınlanıyor.