şükela:  tümü | bugün soru sor
  • pekiştirilesi hadise
  • zamanla hepimiz kaybetmiş olsak gerek ki, kimse bi halt yazmamış başlığına.
    yitirilen, özlenen kavram.
  • "bir de hayırlı olsun’a gelmenin eski şekli vardı ki, ben en çok o şeklini sevdim. en büyük samimiyeti onda buldum. eskiden alttan üstten teyzeler, yeni komşuları taşınırken görünce, aralarında hemen bir zirve yaparlar, biri kek biri börek biri çay yetiştirirdi. zaten taşınma telaşı, evin hanımı bir de yemekle uğraşmasın diye. benim hayatımda içtiğim en güzel çay o çaydı. en güzel börek o börekti. kekten yemedim."

    kaynak: http://hakansimsek.wordpress.com/…li-olsuna-gelmek/
  • komşudan gelen yemek kokusunun kaynağına ulaşmak için geliştirilmiş tekniklerini acilen öğrenmem gereken yılların ardında eski bir bahar.

    komşuya dolu giden tabağın boş dönmemesi teorisini, ''önce o başlattı'' felsefesiyle uygulamaya geçirmeye kalksam, komşuya dolu ne götüreyim? hani kız olsam belki annemden bir şeyler öğrenirdim, insan olsam altı senedir evden uzakta yaşamanın getirdiği mecburiyetten doğan bir iki çeşit yemek yapma becerim olurdu da iyi kötü bir şeyler yapar kapağının altına da gazete kağıdı sıkıştırır götürürüm. götürecek bir şey olmayınca, gelecek de parlak olmuyor. tencerenin içine meyva doldurup gitsem kapısına, portakalın, muzun mucidi gibi kapıda dikilmek saçma geliyor. mutfakta 12 tane boş bira şişesi var, onları bir poşete koyup götürsem, damarlarımın hepsine bir jilet atar, içine kanımı koyup geri yollar. film arşivinden bir şeyler seçip götürsem, film cd'lerini bumerang gibi üstüme salar akşam akşam. piiuuuu piiuuu koştur dur mahallede işin yoksa.

    tencerenin içine en sağlam mal varlığım olan patateslerden koyup götürsem o da olmaz. geçen gün oğlu apartmanın önüne gelen kamyondan bir çuval sırtlanmış gidiyordu zaten. hemen arkadan destek verdim çuvala. ''ha koçumaa haa'' dememek için zor tuttum kendimi. zira kendisi, çuval taşırken arabesk müzik söyleyen bir insan. hep tırsmışımdır.
  • dünyanın her yeri, bütün şehirleri, semtleri ve mahalleleri için değişmez tek bir kuralı olan ilişki çeşidi.
    "rahat etmek ve iyi ilişkiler içinde olmak istiyorsanız, suratsız, şirret, terbiyesiz ve acımasız olmanız şarttır." bundan başka çare yoktur.
    "yok canım iyi davranan her zaman kazanır" diye düşünüyorsanız, ya fazla komşunuz olmamış, ya da şansınız yaver gitmiş demektir.
    öyle biri olmasanız bile, öyle görünmeyi ögrenmek zorundasınız. ilk başlarda kendi söylediklerinize, kendi ses tonunuza yabancılaşacak, söylediklerinize siz de inanmayacaksınız belki. samimiyetsiz bir gövde gösterisi gibi gelecek bu size. her şeye rağmen devam etmek, rolünüzü içselleştirinceye kadar sabretmek zorundasınız, zira oluşturduğunuz bu ikinci yüzünüz, şaşırtıcı şekilde işinize yarayacak.
    komşunuzun gerçekten terbiyeli ve iyi biri olduğunu farkederseniz, o zaman kendi halinize dönebilirsiniz. bunun dışındaki herkese, sabırla suratsız olmaya, güleryüz gösterip sıcak davranmamaya, her fırsatta şirretlik yapmaya hazır saldırgan bir yapı sergilemeye özen göstermelisiniz.
    defalarca denenmiştir !!
  • yaptıkları gürültü ile kafa sikmeye yönelik evrilen ilişkilerdir. çok başarılılar bu konuda. buradan tebrik ediyorum her birini.
  • onumuzdeki gunlerde benim icin sirtlarinda sopa kirmaktan oteye gitmeyecektir.

    oyle ust komsu gelsin bi cayimizi icsinmis, cok beklerler. 50 cm'lik 3 ceyrek dogalgaz borusu*yla öpüştürcem at ağızlıyı.
  • bayramlarda iyice vıcık vıcık samimiyetsiz hal alandır