şükela:  tümü | bugün soru sor
  • komşular arasında yardımlaşmanın dini bir görev olduğunu belirtir hadis i şerif. * *
  • peygamber efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
    "yanı başınızdaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mü'min değildir."
  • adil dunya yok diyoruz belki bu adaleti biz insanlar saglayamiyoruz. her gun tonlarca yiyecek cope atilir iken insanlarin ac kalmasi ne kadar adil. komsusu acken tok yatan bizden degildir sozunu genis perspektiflerde dusundugumuz de aslinda insanlik sucu isliyoruz haberimiz yok ve hic kimse açlığı hak etmiyor.
  • buradaki açlığı cinselliğe çekip, misafire kızını ikram eden eskimo geleneklerini göklere çıkartan yazarlar yaratmayı başarmış hadis-i şerif.
  • siteler ve gecekondu bölgeleriyle birlikte fakirlik ve zenginlik de bölgeselleşiyor. artık tokun komşusu da tok, açın komşusu da aç.
    milyonluk şehirlerin kurulduğu bu çağda belki de bu hadisi biraz daha genel olarak ele almak lazım.
    (bkz: orada bir köy var uzakta)
  • http://tinypic.com/35cg47q.jpg
    ("sadece bir karikatür" ama insanın içini acıtabiliyor)
  • çok büyük bir söz.
  • belki yalnız bu söz bile, hele burada bizim memlekette, sol ve islam'ı yan yana getirebilir. tabii, biri "o gominist" ve diğeri "o dinci" demez ise.
  • açıkça kabul etmek gerekir ki; güzel ve etkili bir söz. fakat bu güzelliği ve kabul edilebilirliği, reddedilmesini imkansızlaştırıp, herkese mal olup hiçbir anlam ifade etmemesine neden olabilir.

    %99'u müslüman olduğu iddia edilen bir toplumda bu sözü açıkça reddeden bir kişi, sözgelimi buna karşı din toplumların afyonudur diyen bir sosyalist, kendini bazı üniversite kantinleri ve küçük burjuva sol partiler harici her yerde yapayalnız hissetmektedir. burada durumu değerlendirmek için gramsci'ye başvurursak:

    folklör; resmi olana karşı, tabi sınıfların yarattıkları ve sürekli yeniden ürettikleri ‘conception of world and life’ yani dünya ve yaşam kavramsallaştırması olarak tanımlanmalıdır. bu kavramsallaştırma sistematik değildir. tam aksine fragmante, çelişkili, tarih boyunca birçok dönemden izler içeren, geleneğin yanında modern bilimden katkılara da rastlanan bir dünya görüşüdür. din de folklörün bir parçası olarak tanımlamıştır. gramsci'ye göre organik entellektüeller, işçi sınıfının karmaşık ve fragmante hislerini, bütünlüklü ve düzgün bir dünya görüşüne dönüştürüp potansiyel bir karşı hegemonya yaratmak için uğraşacak olanlardır.

    buradan memleket solcusuna naçizane bir öneri formüle etmeye uğraşalım... karşı hegemonya kurabilmek için sosyalist söylem belli boyutlarda tabi sınıfların folklör olarak tanımlanan dünya görüşünden parçaları da içerip sistematikleştirerek kendine özgü bir görüş ortaya koymalıdır. ülkemizde sünni islamın kolayca milliyetçiliğe ve sağ siyasete eklemlenmesinden bir ders çıkarmalı, komşusu açken tok yatan bizden değildir gibi eşitlikçi bir sözü sol söylemde kullanacağı yeri ölçüp biçmelidir. temelde materyalist olan bir düşüncenin, kitleleri etkilemek için idealist öğeler içermesini önermek ne kadar iç acıtıcı olsa da, pragmatik bir değere sahiptir. veyahut bu fazla geldiyse tersinden gidelim, en azından islama referanslar vererek kitleleri etkileyen ve bu yolla egemen olan zümrenin aslında komşusu açken tok yatan bizden değildir diyen islam anlayışından ne kadar uzak olduğunu yüzüne vurmak gibi bir görevi yapması gereken bir gruptur sol. sadece türkiyenin son beş yılda geçirdiği siyasal iktisadi dönüşüme bir dönüp bakıldığında, bu neo-liberal dönüşümün taşeronluğunu yapmakla övünen sayısız ifadesi mevcuttur iktidar sahiplerinin.