şükela:  tümü | bugün
  • doğrudan doğruya komünizmin babaları marx ve engels tarafından, "komünist manifesto"da ilan edilen durumdur.

    marx ve engels, sınıf mücadelesinin yerine, kimsenin toprak sahibi olmadığı, miras bırakılmayan, eğitimin ücretsiz olduğu, kamu fabrikalarının herkesin ihtiyacını karşıladığı vir dünya vaat etmişlerdir. bu dünyada dine ve ahlaka da gerek olmayacaktır. çünkü din, insanları gerçekte baskı altında olduklarını fark edemeyecekleri şekilde uyutan bir uyuşturucudur.

    devrimden sonraki yeni dünyada, insanlar insanlıklarını gerçekleştirebileceklerdir. bundan sonra insanların yapıp ettikleri şeyler anlamlı olacak ve insanlar birbirleriyle iş birliği hâlinde yaşayacaklardır. devrim, tüm bunları başarmanın tek yoludur ve kapitalistler öylece servetlerinden vazgeçmeyecekleri için, devrimi gerçekleştirmenin tek yolu da şiddettir.

    son sözde, komünizm, kendini gerçekleştirmek için şiddete başvurmak zorundadır. bunu "komünist manifesto"yu okumayan komünistler pek tabii ki anlamayacaklardır ve kendi fikirlerini "her türlü şiddete hayır! kahrolsun savaş! yaşasın barış!" gibi gerçekten de insancıl ve mantıklı ve ahlaki; fakat komünizmin özüyle tamamen çelişen ifadelere dayandıracaktır.

    özetle, bir komünistin, daha doğrusu kendisini komünist olarak tanımlayan birisinin "savaşa hayır!" demesi, doğrudan doğruya komünist ideolojiyle çelişmesi demektir.
  • kapitalizm ortadan kalkmadan komünizm gerçekleşemez. komünizmin gerçekleşmesi için gereken koşul, kapitalizmin yok edilmesidir. kapitalizm de "komünist manifesto"da işlendiği üzere, şiddetle yok edilecektir. dolayısıyla komünizm, şiddete dayanır.

    mantık dediğimiz bilim alanı, çok güzel bir bilim alanımızdır. çıkarım yapmaktan yoksun ve okuduğunu anlamaktan âciz varlıkların, kalkıp "didiini annamiyo yhaa" diye 'şey yapmaları' son derece normaldir.
  • komünist ülkelerde yaşamış insanlar ile hayatı boyunca muhatap olamamış insan beyanatı. 50li yaşlarda bi çinli bulursan sor bakalım, ne kadar insanmış.
  • çin'de yaşanan proleter çin devrimi'nin, yaklaşık 40 yıl boyunca iç savaşlar ve iç yıkımlar biçiminde gerçekleştiğini bilmeyen sözde komünistleri de gözler önüne seren bir gerçekliktir.
  • diyalektik materyalizmi "şiddete dayanıyor." şeklinde eleştirmek, duygusal olarak bize kendimizi "iyi" hissettirebilir. marx ve engels'in zıt gittiği hegel'in bu kadar alkış almasının sebebi de budur zaten. hegel özneyi ve ideayı evrende özel, apayrı bir yere koyuyor, bu da çoğu insanın duygusal olarak egosunu tatmin eden yaklaşım olduğundan hegel, diyalektik materyalizmin aldığı eleştiriyi almıyor.

    marx ve engels'in darwinizm ile beslenen ideolojisine "bilimsel ve düşünsel olarak tutarsız." demek ayrıdır, komünist prensiplere dayalı yönetimlerde ortaya çıkmış olan kaosu eleştirmek ayrıdır. diyalektik materyalizm, doğal süreçlerin kendi içinde barınan farklı unsurlar arasındaki çatışmalar sonucu oluştuğunu söyler. x kişisi bunu "şiddet" olarak yorumlar, y kişisi bunu masonların "ordo ab chao" mottosu gibi yorumlar, z kişisi "darwinci yaklaşım" der geçer. fakat bir ideolojiyi kafanızda nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bu sizin paris komününde ölen masum insanlar için sevinmenizi, veya o insanların öldürülmesini savunmanızı gerektirmez. insanların %95'i ne yazık ki bu duygusallık vs. realite ayrımını yapabilme hususunda baya başarısız. ideal bir dünya da bu yüzden mümkün değil zaten. keşke toplumsal gelişime bir katkıda bulunmak için aklını ve empati duygusunu kullanmaya üşenmeyen insanlarla dolu bir gezegende yaşasaydık da, ilerleme için çatışmaya hiç ihtiyaç duymasaydık.

    her ideolojiyi yorumlarken, kafanızda bir "pros-cons" listesi oluşturun ki gerçek dünyadan gereğinden fazla kopup fanatik olmayın. "şiddete dayandığını" iddia ettiğiniz bir ideolojiye göre dünyada dine gerek olmaması, sizi rahatsız ederken, dini öğretilerdeki "kafir kesme" olayı sizi hiç rahatsız etmiyorsa; tebrikler: "komünist manifesto"yu okumayan komünistten pek farkınız yok. çünkü siz de "kur'an'ı okumayan müslüman"sınız.