şükela:  tümü | bugün
  • oyuncuların gerçekten de mesleklerinde ne kadar yeteneksiz ve başarısız olduklarını kanıtlayan, senaryosu sanki ilkokul çocukları tarafından yazılmış kadar basit, sözde korku filmi.

    --- spoiler ---
    insan psikolojisi ve insanların sıradışı,ürkütücü olaylar karşısında alacağı davranışlar hiç düşünülmeden, oyuncuların kişiliklerine bakılmaksızın kafalarına göre yazılmış sahneler içeren filmdir. içinde bulundukları esrarengiz konakta takınmaları gereken ruh hali gerçeği hiç yansıtmıyor. aralarında kendilerinden başka konakta onlara resmen zarar vermek isteyen biri olduklarını bildikleri halde, konaktaki kurbanların hareketleri çok rahat ve pervasız.

    ben kendimden bilirim ki,arkadaşın 3 katlı evinde elektrikler kesilince birbirimizden ayrılamadık. tek başımıza üst katlara yalnız başımıza çıkmaya çekindik.

    filmdeki duruma bakarsak, kapı dışarıdan kilitlenmiş,anlarlarki büyük bir komplonun tam ortasındalar, içlerinde korkunç metal maskeli bir canavar var, fakat kimisi tek başına yukarıya çıkıp çatı arasından kaçış yolu arıyor, kimisi tek başına gene odasına girip makyaj tazeleme yapıyor,sarışın kızımız baca boşluğundan kaçmaya yelteniyor, kimisi hatta tuvalete gidiyor. böyle bir vakada dış görünüşümü bırak, tuvalet ihtiyacımı dahi unuturum, oradan çıkmaktan başka hiçbir şey düşünmem. karakterler hep bir arada kalıp,birlikte hareket etmeleri gerekirken, hepsi ayrı tellerden çalıyor. yoksa ben mi çok korkağım?

    flashback sahnelerinin her saniyesinden basitlik ve özensizlik akıyor. diyaloglar üzerinde durulmadan çok acemice yazılmış. filmin bazı sahnelerinde sesli güldüm, senaristlerin izleyici ürkütmek istediği sahneler olduğuna eminim. katil(aslında katil diyemeyiz de) kendi kıyafetlerini içlerinden birine giydirip yatırmış yere, elinde sopa tutan kurtlar vadisi vuruyor da vuruyor. orda yatanı acaba katil mi zannediyor,katil kendini öyle bir pozisyona neden soksun? tamam bu şartlar içinde insan mantıklı düşünmeden içgüdüsel hareket eder fakat bana nerden bakarsan bak o sahne de çok saçma geldi.
    --- spoiler ---

    kısacası izlenmeye değmez bir film,eleştirmek için izlemek isterseniz ona bir şey diyemem...
  • sürükleyici bir film. başından sonuna kahkahalarla izledim. 6 kişiden birinde mi oyunculuk kabiliyeti olmaz. arkadaşla filmi izlerken bizde mi bir gerilim filmi çeksek diye düşündük. arada rüzgardan gıcırdayan balkon kapım bile daha geriyor insanı o kadar söyleyeyim. baltayla kapıyı pencereyi kırmamayı akıl edememek bir yana, saçma sapan kostümünü giydirdiği elemana arkadaşları sopayla o kadar girişti, göğüse, yüze çalıştı, maske çıkıyor. sadece 2 ufak kan izi. bak göğüs diyorum, sopa diyorum, kalp diyorum. parfüm şişesinin içine kezzap mı asit mi bilemeyeceğim artık ne konduysa diğer bir arkadaşın önce sıkıyor, (böyle kilit altında kalırken parfüm sıkmak ancak bizim kokonaların aklına gelir zaten) yüz perşembe pazarına dönüyor, ancak hanım kızımızda ne ufak bir yanma belirtisi, ne bir acı ifadesi. yüzü o hale gelip de acıdan kıvranmayacak insan varsa, ben bilmiyorum. uzun lafın kısası baştan sona saçma sapan bir film, hani 2 arkadaş kafaları demleyip senaryo yazsak, bundan çok daha iyisini çıkartırım kesin. şahin k'nın denizden çıktığı film bile daha ürkütücü, o kadar yani.
  • izmir'in kent merkezi olarak kabul edilen ilçesidir. konak ilçe olarak bir çok semti içerisine alsa da izmir 'liler konak dendiğinde saat kulesi ve çevresini algılarlar(normal olarak) .

    ilçe'ye ismini veren konak ise, 1800 'lü yılların başında izmir'in en güçlü ailesi katipoğlu ailesine ait olan ve o zamanlar şimdiki hükümet binasının yerinde yer alan konaktan gelmektedir. bu konak daha sonra yıkılarak yerine şimdiki hükümet konağı yapılmıştır.
  • zannediyorum merkez ilçe konumunda olan yer. zira burada doğan kişilerin nüfus cüzdanında doğrum yeri hanesi izmir değil, konak olarak geçer. diğer ilçeler için böyle bir durum söz konusu değildir.
  • sen gelirken ağlamıştın,
    orası için.
    bil, gidersen de ağlayacaksın,
    burası için..

    - özdemir asaf -
  • bebeklerin saçlı derisinde oluşan bir cilt hastalığı. tedavisi için, banyo öncesi bölge bebek yağı veya zeytin yağı sürülerek yumuşatılır ve banyo sırasında kalın dişli bebek tarağı ile temizlenir. bebeğe sık sık banyo yaptırmak gerekir.
  • 50 bine yakın mardinlinin ikamet ettiği izmir ilçesi.
  • 0-3 ay arasındaki çoğu bebekte bulunan, nedeni kesin olarak bilinmeyen, kafa derisindeki yağlanma. bebeğinizde varsa ve doktora gitme imkanınız yoksa/dra gitmek istemiyorsanız öncelikle kafanın durumuna bakın. aşırı kabarma (neye göre aşırı, mesela google görsellerle kıyaslayabilirsiniz) yoksa endişelenmeyin. kendiliğinden geçecek. müdahale etmeden içiniz rahat etmiyorsa, bebeğinizin konaklı bölgesine (bıngıldağa dikkat ederek, çok nazikçe) masaj yaparak zeytinyağı sürün. birkaç saat/bir gece bekletin. yumuşamış bölgeyi, çok dikkat ederek hafif masajla tarayın. bekletmeden bebeği yıkayın ve derisinin nefes almasını sağlayın. bebeği her gün yıkamaya gayret edin.
  • leş senaryo, daha leş oyunculuğa sahip tuvalet terliği kıvamında bir film. film diyorum ama yanlış anlaşılmasın. ciyak ciyak bağıran kızlar, açılmayan kapılar, klişeler falan filan. yukarıda "insan bunu bırak oynamayı, çekmeye utanır be." denmiş, ben de görüyor ve arttırıyorum: insan böyle bir senaryoyu aklından geçirmeye bile utanır. öf hayattan soğuttunuz!

    edit: bizim filmler o kadar dandik ki korku(!) filminde kimse ölmedi bile. tanrım neden bunlar para kazanırken ben kazanamıyorum?
  • saat kulesinin orada, kırmızı çiçekler satan dünya sempatiği bi' çingenesi vardır.
    bu hoş sohbet hatuna boşuna tütününüzden ikram etmeyin çünkü kendisi tam 15 senedir parliament'ten başkasını içmez. çingenelere bağışlanan özel hitabet yeteneği ile o da, para vermeyeceğinizi belirtmenize rağmen sizi okuyup üflemeyi ve o arada cebinizdeki parayı kapmayı ihmal etmez.
    ha ama ben yer miyim bunları? elbette hayır. hitabete karşı zırhım+peygamber sabrım vardır; hazır o gün de üzerimde nakit yokken kendisine bunu söyler ve şanlı zaferimi ilan ederim.
    ta ki birkaç dakika sonra kendimizi bir mağazadan kredi kartıyla ona alışveriş yapmış halde çıkarken bulana kadar.
    olsun, siz yine de gidin, azıcık laflarsınız, hem size de 'normalde 100 kağıt ama size 20 kağıt olan fal'ından bakar, fena mı?