şükela:  tümü | bugün
  • uzun yıllardır gruplara hiking ve trekking rehberliği yapan, amatör doğa rehberiyim.
    dağlara gitmek,kamp yapmak,geceleri dağlarda kalmak, en çok sevdiğim aktivitelerdir.

    dağlarda yoğun karlı günlerde pek çok kez, yakınımızda yemek aramaya çıkmış domuz sürüleri gördüm,bizi uzaktan izleyen ayılar oldu.
    hiçbirinde en ufak bir endişe duymadım,çünkü domuzlar ve ayılar, özel ve çok az rastlanan durumlar haricinde, insana yaklaşmazlar.

    dağlarda kurt, ayı, domuz hiç bir hayvandan korkmuyorum,en ıssız yerlerde yalnız kamp atarım,ama bu köpekler..şu çoban köpekleri yok mu..
    bunlar yüzünden dağlara yalnız gidemiyorum, bunlar ciddi tehlike.

    bu şerefsizlerin, dağlarda alan algısı çok geniş,kilometrelerce alanı kendisinin sayıyor, kokunu aldığında seni arayıp buluyor ve delice saldırıyorlar.

    3 kişi dağlarda geziyor iken, grup halinde saldıran çoban köpekleri ile birkaç kez karşılaştık.
    ömür gibi geçen dakikalar yaşattılar şerefsizler.

    20-30 kiloluk sokak köpekleri gibi değiller,ağız açıklıkları kafamızı ısırabilecek boyutlarda,en az 60-70 kiloluk,korku nedir bilmeyen ruh hastası yaratıklar.

    dağda yalnızken, köpeği sadece şehirde tasmalı ve gezdirilirken görmüş, eğitimi olmayan biri bu köpeklerle karşılaşırsa, sağ kalma ihtimali yok.

    bu canavarların bir an bile duraksamadan delice koşarak yanınıza gelmelerine,eğer şanslı iseniz size hemen saldırmayıp üstünüzü başınızı koklamalarına(doğadaki köpeklerle bu ihtimal düşüktür belirteyim) dayanabilecek sinirleriniz varsa buyurun,dağlar sizin.

    bu ibneler yüzünden çocuğumu alıp doğaya çıkamıyorum,bundan büyük rezillik olabilir mi.

    denenmiştir,sokak köpeklerine eğilip taş alır gibi yapma,çömelme,üzerine deli gibi bağırarak koşma,hareketsiz durma gibi şeyler başarılı oluyor.(sürü değillerse)

    ancak korkusuz yetiştirilmiş,insandan korkmayan ruh hastası arazi köpeklerine denemeyin,eğer olur da sağ kalırsanız çok üzülürsünüz.

    ben ,şehir hayatında çocuklarımın gece sürüler halinde gezen köpeklerle ölümcül atraksiyonlara girmesine,
    köpek korkusu yüzünden doğaya kafa dinlemeye gidilememesine acayip gıcığım.

    sorun sahiplerde mi sokağa atanlarda mı belediyelerde mi bilmem ve ilgilenmiyorum.
    ben düz vatandaşım,etrafımdaki kişisel sosyal alan denen,insan ilişkilerinde normal şartlarda girilmeyen alana fütursuzca giren, tanışma ritüelleri bize benzemeyen, havlayan, koklayan,ben strese girersem bana saldırabilecek, bana ecel terleri döktürecek yaratıklar görmek istemiyorum.

    para mı sosyal hizmet görevi mi üzerime ne düşerse yapmaya razıyım ama sokakta ve doğada başıboş köpek görmek istemiyorum.

    edit:bakımları için para,,barınaklarda gönüllü bakıcılık,kısırlaştırma,vb.çözüm ne ise, üzerimize ne düşüyorsa yapmaya razıyım.
    ancak ''oralar onların,onlar önceden gelmişti, sokağa çıkmayın,doğaya çıkmayın'' gibi ebleh önerilerle gelmeyin.

    edit2:

    bazıları: dağlar köpeklerindir,orada ne işin var demiş.(daha köpeğin doğada yaşamadığını bilmiyor)

    bazıları:kurttan, ayıdan, domuzdan,her türlü vahşi hayvandan korkmuyoruz ve şikayetçi değiliz,dağlar onlarındır,biz orada misafiriz ve saygılıyız,ama köpekler o alanların doğal sakinleri değildir diyoruz, anlamıyor.

    canımız tehlikede diyoruz anlamıyor...

    diyecek söz bulamadım..
  • (bkz: sokak köpekleri sorununun çözümü)

    çetrefilli bir konu.

    büyük bir kampüsü olan bir üniversitede çalışıyorum. hem fauna hem de florası, özellikle de bulunduğu coğrafyayla kıyaslanınca, çok zengin bir yer. çok sayıda köpeğe de ev sahipliği yapan bir kampüs.

    iflah olmaz bir hayvanseverim. kendi boğazımdan kısıp kedi ve köpeklere mama aldığım, yapılacak bir ton işim varken saatlerce kampüsü turlayıp o mamaları dağıttığım çok oldu, hala da aynı şekilde devam ediyor.

    hayatım boyunca edindiğim deneyimler bana her kedi ve köpeğin tıpkı insanlar gibi kendine has bir karakteri olduğunu öğretti. kimi korkak, kimi utangaç, kimi saldırgan, kimi neşeli, kimiyse melankolik oluyor bu hayvanların.

    ancak son dönemlerde köpek sürülerinden illallah dedim. hayır, insanlara karşı gösterdikleri şiddetten dolayı değil, kendi türleri de dahil olmak üzere diğer hayvanlara gösterdikleri şiddetten dolayı.

    bu köpek sürüleri yüzünden kampüste eskiden bol miktarda bulunan tilki ve yabani tavşan nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya!

    bu köpek sürüleri yüzünden her hafta benim okşamaya kıyamadığım, kendisi gelip kucağıma oturduğunda hava ne kadar soğuk olursa olsun o kalkıp da kendisi gidene kadar yerimden kıpırdayamadığım başka bir kedinin ölüsünü buluyorum!

    bu köpek sürüleri yüzünden defalarca önlerine koyduğum sudan içebilmek için önce kedilerin içmesini sakince bekleyen uysal köpeklerin yemek bulabilecekleri yerlerden ısırılarak kovulmalarına ya da parçalanmalarına şahit oluyorum!

    (birkaç kez gözümün önünde bu tip saldırı oldu, kendi başıma gelebilecekleri bile umursamayıp araya girmeye çalıştım ama engel olamadım malesef. siz de şahit olduysanız bilirsiniz, böyle bir durumda sürü öylesine vahşi davranıyor ki durdurabilmek mümkün olmuyor. zaten bizden çok daha hızlı ve çevikler, siz bir iki tanesini kovalayayım derken diğerleri yalnız köpeğin üzerine çullanıveriyorlar).

    dediğim gibi öğrendiğim önemli bir şey her kedi ve köpeğin ayrı bir karakteri olduğu. ama köpekler bir sürü haline geldiklerinde bu karakter tek-tipleşiyor. güçlerinin yeteceğine inandıkları, gözlerine kestirdikleri her tür canlıya (yalnız bir köpek, kedi, tilki, tavşan, kimi zaman da insan) vahşice saldırıyorlar.

    peki ne yapmamalı?

    öncelikle gerçekleri kabul etmek ve buna uygun analiz yapmak zorundasınız.

    "köpekten hiçbir zarar gelmez, onlar masum yavrucaklar" şeklindeki gerçekle örtüşmeyen romantik tavırlar hiçbir işe yaramaz. evet köpek sürüleri çevreleri için ciddi tehlikeler oluşturabilir, çevrelerine (bir sürüye ait olmayan köpekler, kediler, tilkiler, yabani tavşanlar ve kimi zaman insanlar -bunlar sadece benim gözlemediklerim) ciddi zararlar verebilir. bu gerçeği hoşunuza gitse de gitmese de hepimiz kabul etmek zorundayız.

    sen, ben, o hayvanları ne kadar sevsek de bu ülkede azınlıktayız, muhatap olunan kesim çoğunlukta. ve de hayvanlardan hoşlanmayan kesim hiç de homojen bir yapıya sahip değil, içlerinde köpekten korkan da var, sadece sevmeyen de var, zarar veren de var, canice işkence etmekten hoşlanan da var. kimileri sokakta köpekleri istemiyor, ama zarar görsünler de istemiyor, kimileri direkt gebertelim gitsin diyor vs. ama böyle insanlar var ve toplamını aldığımızda çoğunluktalar.

    senin salak ergenler gibi "o zaman sen çıkma sokağa böne ne be!" diye höykürmen sadece bu insanları daha da bileyler ve sonuçta bu öfkenin acısı da senden değil sokaktaki hayvanlardan çıkar. o yüzden rica ediyorum biraz aklını başına al karşındakine küfürler savurmadan önce. zorla bu insanlara bir şey kabul ettiremeyeceğin ortada.

    can alıcı soru ise ne yapmalı?

    valla işte ben burada tıkanıyorum. teoride işe yarar görünen yöntemler anlatılmış hatta avrupa'da işe yaradığına dair kanıtları da sunulmuş ama burası türkiye işte.

    mensubu bulunduğum üniversite türkiye'nin en önde gelen üniversitelerinden biri olmakla övünen bir yer. çağdaşlık, modernlik dendi mi mangalda kül bırakmazlar. ama benim şahsi olarak iç hizmetler müdürlüğüne ve rektörlüğe yaptığım başvuruların hiçbirinden bir şey çıkmadı. adamların umurlarında değil. okuldaki köpeklerin sayısı geometrik olarak artmakta, zira neredeyse hiçbir köpeğin kulağında küpe yok (olanların sayısı o kadar az ki inanamazsınız). yönetimin umurunda mı? tabii ki hayır.

    bakın siyasi parti, belediye falan demiyorum, ülkenin önde gelen üniversitelerinden birinde durum içler acısı, hiç ama hiçbir şey yapılmıyor!

    belediyeler desen içler acısı halde. (hangi partiden olduğuna bakılmaksızın) işin içinde rant olmadan düzgün işler yapan bir belediye ben bilmiyorum, paraları cukkalayamayacakları bir alan olan kedi-köpek barınağı işine doğru dürüst giren bir belediye siz biliyor musunuz?

    çözüm? valla aklıma gelen tek şey doğru dürüst bir vakıf ya da sivil toplum kuruluşunun olaya el atması gibi görünüyor. barınak işi belediyelere bırakıldığında ne olduğu ortada, ama düzgün bir stk ya da vakıf belki bir şeyler başarabilir.

    barınakların yönetilmesi gerçek bir hayvansever organizasyona bırakılsa belki bir şeyler olur. hayvanseverlerin önemli bir kısmı böyle bir işte aktif olarak rol alamayacak, zaman ya da enerji harcayamayacaktır. bu anlaşılabilir bir durum. ancak eğer elini taşın altına sokan ve düzgün bir şekilde bu işi götüren bir organizasyon ortaya çıkarsa ben eminim ki hayvanseverlerin çoğu ama az ama çok maddi destekte bulunacaktır (hatta düşük bir ihtmal ama belki devlet bile bu işe maddi destek verir).

    bu işin çözümünü devletten ya da belediyeden beklersek daha çooooook bekleriz, burada da birbirimizi yemeye devam ederiz.

    edit: (bkz: sokak köpeklerinin öldürdüğü çocuklar)
    (bkz: sokak köpeklerinin öldürdüğü yetişkinler)
    (bkz: sokak köpeklerinin yaraladığı çocuklar)
    (bkz: sokak köpeklerinin yaraladığı yetişkinler)
    (bkz: sokak köpeklerinin öldürdüğü/yaraladığı hayvanlar)
  • sokaklarda köpek isteyen insan var mıdır bilmiyorum, tüm entryleri okumadım. ancak vicdanı ve mantığı olan birinin köpeklerin sokakta yaşamasını isteyeceğini sanmıyorum. kaçırdığım bir nokta varsa da bu kişiler söyleyebilirse cidden çok sevinirim. sonuçta köpekleri sevmeyen ya da korkan insanların ve köpekleri çok seven insanların birleşmesi gereken bir nokta bu, sokaklarda köpek istememek.

    daha bu sabah sahilden şirkete yürürken bölgeye yeni gelen bir köpek gördüm. gerçekten inanılmaz tatlı ve şaşkındı. napıyon ya burada deyip 1 sn başını okşadım ve köpek takıldı peşime. bu tanıdık, bu tekme atmıyor, yakınında durayım dedi herhalde. tahmin edersiniz ki yine üzüldüm. bir an için, alsam mı, eve mi götürsem diye düşündüm. böyle düşünmekten 3 yaşımdan beri vazgeçemedim. tabii ki alamam. sokaktaki köpek sayısını bilmiyorum. bakayım bir çalışması yapılmıştır illa ki. 50 bin ile 100 bin arasında rakamlar gördüm. sadece istanbul'da. 50 bin bile inanılmaz fazla. bu kadar çok köpeğe yuva bulmak bana pek olası gelmiyor. bulunsa zaten bunca yılda bulunurdu.

    şimdi düşünüyorum, ideal bir barınakta en fazla yüz köpek olmalı ve bu yüz köpeğe bakan en az 8 insan. biri veteriner. her köpeğin ayrı bir alanı olmalı, korunaklı, kuru, sıcak. birbirinden ayrılmış en az 5 genişçe bahçe olmalı köpekleri sırayla salıp gezmelerini, ihtiyaçlarını gidermelerini sağlamak için. her köpek birbiriyle anlaşamaz. öyle hepsini birden salarsanız kavgaya, ölümlere davetiye çıkarırsınız. bunun dışında da her köpek haftada en az 2 gün tek başına, tasmalı kayışlı bir şekilde en az 1 saat çevrede yürüyüşe çıkarılmalı. bu da etti mi sana haftada toplam 200 saat. yani sadece yürütme faaliyeti için bile en az 3 insan gerekiyor. köpekleri barınakta ancak bu şekilde yaşatabilirsiniz. daha azı hayvana işkence etmektir çünkü bunlar yüksek ihtimal ömürlerini barınakta geçirecek, sahiplenme çok az oluyor. çizeyim. işte barınağımız! buna göre bir barınak için en az 4 dönüm arazi lazım. sağlık sorunları olmaması durumunda yılda 92.000 tl masraf çıkıyor. çok iyi bakacağımız için sağlık sorunu çıkmayacak. bir de 8 insan lazım demiştik. onların maaşları var. veteriner 4000 alsa, bakıcılar da 3000, aylık 25.000 tl. yılda 300.000 abooo maaşların neden düşük olduğunu anladım. brütten hesaplayalım hem, vergisi var bunun. yılda 445.000 yaptı. hepsini topla, güzel barınağımızın yıllık masrafı yaklaşık 550.000tl. maaşlarda indirim yapamam, bakıcılar mutlu olsun ki köpeklere güzel baksın.

    istanbul'da 50.000 sokak köpeği varsa 500 barınağa ihtiyacımız var. yılda 275.000.000 tl. noldu ya kaç para bu:/ 275 milyon. bildim tamam. ve 2000 dönüm arazi. 500 veteriner. 3500 bakıcı. bir sürü insana iş de buldum bak. 2000 dönüm arazi ne kadar ve onun üzerine kuracağımız barınak kaça patlar bunu da siz hesaplayın.

    ak saray'ın aylık elektrik faturası: 1.149.805,18.
    6 aylık sıcak su ve doğalgaz masrafı 12 milyon, inşaatın toplam maliyeti ise 10 milyar tl.

    ohaaaaaaaaaa
    konuşmuyorum ben kimseyle.

    --------------------------------------------------------------------------------------------------------

    madem öyle: yararlı olabilecek şeyler yazayım biraz.

    köpeklerin sokakta bulunması hem köpekler hem de insanlar için sakıncalı, bunu zaten biliyoruz. ancak kafasına yatmayan varsa diye nedenlerini tek tek yazayım.

    köpekler açısından:

    - insanların yaptığı işkenceler; dayak, tecavüz gibi
    - trafik kazaları, özellikle şehirler arası yollarda birçok köpek cesedi görmüşsünüzdür
    - açlık, susuzluk
    - açlığa da bağlı olarak soğuk sonucu ölme ya da eziyet çekme
    - denetimsiz beslenmenin ve açlığın doğal sonucu olarak bozuk besinlerden zehirlenme ya da pişmiş kemiklerin bağırsaklarını delmesi sonucu acı çekerek ölme
    - sakatlıklar, kırık ayaklar, bunların tedavi edilmemesi sonucu güçsüz düşme, acı çekme, kendine bakamayacak duruma gelme
    - yine açlık ve oluşturulan sürüler yüzünden özellikle güçsüz olanların dayak yemesi, aralarında çıkan kavgalar sonucu yaralanmalar
    - uyuz vs gibi birbirlerine bulaştırdıkları hastalıklar, bunların tedavi yokluğunda ilerlemesi, yine acı çekmeleri, ölmeleri,
    - çaresiz ve korku dolu bakışları ile sürekli karşıma çıkıp beni üzmeleri ve ağlatmaları

    insanlar açısından:

    - özellikle sürü halinde bulundukları bölgelerde insanlara saldırmaları (özellikle şehre uzak, orman vs gibi bölgelere atılmış olan köpeklerin açlık gibi sebeplerle sürüler halinde insanların yaşadığı bölgelere gelmesi ve burada insanlara şehrin sokaklarındaki köpeklerden daha az alışkın olmaları sebebiyle saldırmaları)
    -diğer hayvanlara saldırmaları (sahibiyle gezen köpeklere vs. burada saldırmaktan kasıt illa yaralamak değildir, köpeğiyle sahile inmiş bir kişinin üzerine havlayıp hırlayarak koşan sokak köpekleri endişe verici olabilir)
    - aniden yola çıkmaları sonucu insanların da kaza yapmalarına sebep olabilirler pekala
    - yine köpeklerin bol olduğu bölgelerde karşılıklı havlama, uluma şeklinde gece gündüz demeden yaptıkları gürültü

    sokaktaki köpek nüfusunu azaltmak için şu anda yapılan:

    - izinsiz ve toplu öldürmeler, özellikle koşulları kötü olan ve pek bilinmeyen bir barınağın kendi köpeklerini topluca öldürmesi ya da belediyelerin zehirlemesi vs şeklinde kontrolsüz, hiçbir amacı, faydası olmayan saçma cinayetler
    - yasal ve doğru olan ve uygulanmaya çalışılan: kısırlaştırmak, kısırlaştırılan köpekleri bölgelerine bırakmak ve sakat, hasta, güçsüz köpekleri barınaklara koymak

    peki bu yeterli mi?
    sizce?
    senelerdir yapılan bu uygulama sonrası sokaktaki köpek sayısında bir azalma var gibi duruyor mu?

    hayır.

    asıl olay ne yazık ki yine o çok sevmediğimiz eğitimde.
    siz bir taraftan sokaktaki köpekleri kısırlaştırırken diğer taraftan insanlar hala köpekleri oyuncak sanıp çocuklarına alıyor, bakamayıp atıyor, hatta çocuğu yavru köpek sevsin diye çiftleştiriyor ve hepsini birden atıyor, yani 10-12 köpeği. bir köpek oldu mu sana 12 köpek.
    delicesine köpek üreten çiftlikler, merdiven altı üreticileri denen ne olduğu belirsiz üreticiler. bunların para etmeyen, satılmayan yavrulara baktıklarını mı zannediyorsunuz? hepsi sokağa. hatta bunlarda denetimsizlik yüzünden yanlış köpekler arası çiftleşme ve kırma yavruların doğumu olmuyor mu? satabilir mi kırma yavruyu? yine sokağa.
    şu an barınaklar golden retriever ile dolu, bizim sahipsiz sokak köpeklerimiz yetmiyormuş gibi çılgıncasına üretilen ve sokağa atılan goldenlar ile uğraşıyoruz. bunlar nereden çıktı sizce? eğitimsiz, bilinçsiz, bencil insanlar alıp atmadı mı sokağa?
    ve dikkat edin insanlarının köpek sahiplendiği şehirlerde sokaktaki köpek sayısı çok daha fazla. neden acaba?

    ayrıca sanıyor musunuz ki sokaktaki köpekler hemen anında fark edilip kısırlaştırılıyor, hayır çoğalıyorlar. birkaç nesil yavruluyorlar. fark edilmeyen, takibi yapılmayan tek bir köpek 2 senede 20 yavru verebilir. hele de şehir merkezlerine değil uzaklara atılan köpekler. türkiye'de sahipsiz köpekten bol bir şey yok. siz istinye'deki 2 sokak köpeğine yuva bulduğunuz an onun yerini alacak 3 sokak köpeği oradan hemen gelir. istediğiniz kadar istanbul içinde kısırlaştırma olayını düzgün yapmaya çalışın, türkiye büyük ve köpeklerin ayakları var.

    ne yapılabilir?
    bir kere bu işe bütçe ayırmadan, insan atamadan ilerleme kaydetmek çok zor. öncelikle eğitim çağındaki çocuklara köpeklere nasıl davranmamız gerektiği, onları alıp atmanın nasıl da kabul edilemez bir şey olduğunu vs anlatmak gerek. ota boka ders ekleyen meb bu konuya el atsa olmaz tabii. zihniyeti değiştirmeden nah kurtulursunuz sokaktaki köpekten.

    sonra bölgesel bazda çalışarak, böyle resmen harita üzerinde, türkiye'nin tamamındaki sokak köpekleri kontrol altına alınmalı. şimdi benim bildiğim kadarıyla kadıköy belediyesi kısırlaştırmalar konusunda çok iyi. türkiye haritasında kadıköy'ü gösterdim. işte bu kırmızı alan türkiye'nin tümüne yayılmalı.

    bu arada bildiğim kadarıyla şu anda yalnızca dişi köpekler kısırlaştırılıyor. sokaktaki erkek köpeklerin çoğu kısır değil. halbuki erkek köpekler de kısırlaştırılsa dişi peşinde koşacağım diye yaptıkları kavgalar, hem hormonlarının gayet güzel salgılanması hem çiftleşecek yeterli dişi olmaması sonucunda artan agresyonları ortadan kaldırılabilir.

    devletin de desteği ile olabilecek kısımları bir kenara koyarsak - çünkü bizi dinleyen yok - kendimiz ne yapabiliriz ona bakalım.
    öncelikle herkes sokağındaki köpekten sorumlu. ilk kontrol edilecek şey, köpeklerin kısır olup olmadığı. kısır değillerse belediyelerinizi arayınız. ilgilenmiyorlarsa tekrar arayınız. bu işler böyle. olmayanı oldurmak kolay değil. daha sonra ise kısır köpekleri gönül rahatlığı ile besleyebilirsiniz. böylece açlıktan kimseye saldırmaz, kendi aralarında kavga etmezler. ancak hem kısırlaştırmayıp hem beslerseniz işte o zaman sürüsüne bereket sokak köpeğimiz olur. beslenen hayvan bolca ürer.
    burada umarım hem kısırlaştırmayıp hem aç bırakma sonucu çıkarmazsınız. öyle yaparsanız hem üreyen hem de aç olan anne köpeklerin ne kadar saldırgan olabileceğini tahmin edemezsiniz.

    daha da önemlisi, üşenmeyip insanlara anlatmak. özellikle çocuklara.

    ve kendi köpeklerinizi kısırlaştırın lütfen.

    çabalamayan insan gelip burada ağlamasın nolur. ne yapalım yani, şu anda bir sürü sokak köpeğimiz var, hem senin çaba harcamayacağın hem de köpeklerden kurtulabileceğimiz bir yöntem gerçekten yok. aklına gelen bir şey varsa söyle bilelim.
  • bütün hayvanların kayıt altında tutulmasıyla mümkün olacaktır. batı dünyasında sokak köpeği yok. tüm köpekler sahipli; hepsinin pasaportu bile var. çipleyip uzaydan izliyorlar bir de kaybolmasınlar diye. sokak hayvanı kavramı gelişmemiş ülkelere özgü. hayvanları sokaklara terk etmek zaten zalimce. çöpten yemek bulmaları zor. yaz döneminde susuzluk ciddi bir sorun onlar için. medeniyet hepimiz için var. hayvanlar da medeni şartlarda yaşamalı, sokaklarda değil!
  • köpeklerle bir alıp veremediğim yok, onların da yaşam hakkı var, bu yaşam haklarını insan iradesi ile tecavüz edilmesini adaletsiz buluyorum... yine de köpeksiz bir şehir bazen ihtiyaç duyulan oluyor.

    avrasya maratonuna hazırlanıyorum.
    sabah 5:30'da kalktım, spor kıyafetlerimi giydim.
    hava ancak aydınlanıyordu, koşu parkuruna doğru giderken hafif bir yokuş çıkıyorum.
    yokuşun başında orta boylarda bir köpek ulumaya, sonra dişlerini göstererek havlamaya başladı.
    bir şey olmaz deyip devam ettim, zaten kulaklıları takmışım müzik dinliyorum.
    tam yokuşun başına geldim, bu uluyanın yanına 5 tane daha apaçi beliriverdi.
    ne oluyor dememe kalmadan ortalarına aldılar.
    nasıl havlıyorlar, kulaklığı yavaşça çıkartıp yere koydum.
    köpeklerden birisi bacağıma atlayıverdi, arkam dönük olan bir tanesinin dişlerinin birbirine çarpmasını duyup kafayı çevirdim.
    diğerleri de çemberi daraltıyorlar, o an köpek zekasının sandığımızın çok üzerinde olduğuna karar verdim.

    yoldan geçen bir kamyon durdu, içinden elinde sopa ile sürücü dışarı atladı, köpeklerden birinin sırtına bir yapıştırdı*, hayvanın beli kırıldı sandım, tuhaf bir sesle inleyince köpeklerin hepsi toz oldu.

    şansıma kazasız belasız atlattım ama bütün gün kendime gelemedim, elim ayağım titredi.
    bu durum küçük bir çocuğun başına gelseydi hayatı boyunca bu travmayı atlatamazdı, dahası bu köpekler küçük bir çocuğa saldırmış olsaydılar sonucu düşünemiyorum.

    *beline küreği yiyen bir çığlık atıp, kirişi kırdı, ilk sıvışan buydu, köpeklerin sağlık durumları iyi yani merak etmeyin.
  • köpeklerin devlet tarafından sağlanan barınaklarda yaşaması gerekmektedir. eve köpek almak isteyen insanlarında petshoplar yerine barınakları tercih etmeleri gerekir. tercih edilmeyen köpekler kısırlaştırılmak suretiyle ömürlerinin sonuna kadar barınaklarda aç susuz kalmadan yaşayabilirler.

    sokaklarda binlerce köpeğin çöpleri karıştırıp, insanlara saldırması onların haklarına saygı duyulduğu anlamına gelmez. tam tersi...
  • sokakları bilmem ama çocuk parklarının hali bu köpekler yüzünden artık perişan durumda. bir çocuğun en sevdiği şey o parkın içindeki kumlarla oynamaktır. ancak ne yazık ki kumlar artık köpek pislikleri ile dolu ve çocuklarımızın mikrop kapıp hastalanma riski fazla. hayvan düşmanı değilim yalnız bu soruna bir çözüm bulunması gerekiyor.

    edit : aşağıda birisi al çocuğunuda git yazmış :)) tanıdınız mı bu diktatörü :))

    edit 2 : biri de " umarım çocuğunu gözlerinin önünde köpekler parçalar" diye mesaj atmış. arkadaş ne ruh hastası insanlar var. 3 yaşında çocuğun köpekler tarafından parçalanması hoşunuza mı gidecek. siz hayatı kendinizi bile sevmiyorsunuz ki hayvan sever olacaksınız.
  • bu başlığa daha önce yazmıştım ama bugün ikinci kere yazmamı gerektirecek bir hadise vuku buldu.

    sabahın erken saatleri, boğazda yüksek tempo koşuyorum. sağ taraftan bir köpek üstüme zıpladı. ben de elimle onu savuşturmaya çalışırken dengemi kaybedip iki dizimin üstüne yere kapaklandım. neyse ki tam orada bir temizlik görevlisi süpürge ile köpeği kovaladı. dizler kan revan, şiş içinde.

    bu hayvanları severim ama yerleri sokaklar değil. kulaklarını etiketleyip sokaklara saldığınız zaman görevinizi yerine getirmiş olmuyorsunuz sayın yetkililer. adam gibi bir eylem planı ile, bu hayvanları insanca yaşatacak şartları sağlamalısınız.

    edit: köpekleri tanımayanlar gerçekten yazmasın şu başlığın altına. yok sebepsiz yere saldırmazmış, yok evde koşacakmışım, yok dizlerin kanaması için 200km hızla gitmem gerekirmiş. öncellikle köpekler yaşadıkları bölgeyi sahiplenir ve oraya giren her şeyi tehdit algılarlar. bölgelerini korumak için saldırırlar. köpeklerin en fazla saldırma sebebi budur.

    burada yapılabilecek tek şey empati. siz empati yoksunu olduğunuz için, tek dileyebileceğim, sizin de başınıza gelmesi. amin.

    edit 2: bir çok mesaj aldım, öncellikle geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkür ederim. son bir editle söylemek istediğimi yeniden tekrarlayayım. ben köpekler toplansın itlaf edilsin demiyorum. ya da barinaklara kapatılıp ölüme terk edilsin de demiyorum. milyonlarca vergi ödüyoruz. bu hayvancıklar neden dışarıda bu halde, ben bunu sorguluyorum. köpek iç güdüsel olarak saldırır. bu onun doğası. ben köpek bana niye saldırıyor kardeşim diye sorgulamıyorum. ısırsa neden ısırdı da demeyeceğim. siz daha neyi savunduğunuzun farkında değilsiniz. bu konuda kamu oyu oluşturmak gerekirken, daha büyük kötülük yapıp, bu günahsızların sokaklarda perişan olmalarına razısınız.
  • türkiye'de hayvanseverlik de -her şeyde olduğu gibi- iyi bir amaçla başlayıp gerizekalıca yapılıyor, çünkü ülke olarak ağır gerizekalıyız.

    "buralar aslında köpeklerin doğal yaşam alanı, insanlar sonradan geldi", "okyanuslardan da köpekbalıklarını temizleyelim o zaman xd xd" tarzı yorum yapan embesiller var lan.. şaka değil amk, gerçek ))

    bu mantığa göre, istanbul'da teeey insanlar gelmeden önce yaşamış vahşi hayvanlardan günümüzde hangileri varsa (aslan, ayı, pars vs.) bunlardan getirip istanbul'un ortasına salma özgürlüğümüz var herhalde. ne de olsa buralar aslında onlarındı, biz sonradan geldik.

    bu yazdıklarımdan "aslanla, ayıyla falan köpeği karşılaştıranlar ))))" diye yazacak olan mallara da peşinen selam ederim..
  • insansiz sokaklar isteyenlere onerim gidip ormanda yasamalari. kopeklerin yeri malesef sokaklar degil. belki olabilirdi, ama tas atan, tekme atan "insanlar" yuzunden bizi dusman saniyorlar. medeni ulkelerde oldugu gibi barinaklarda yasamalilar.

    not: iki kopegim var.