şükela:  tümü | bugün
  • kopi, endonezyaca kahve, luwak*ta bu kahvenin çekirdeklerini yiyen kedigiller familyasından bir hayvancıkmış.
  • yillik uretimi yaklasik 500 paund olan (cevirme kulfetine katlanamayanlar icin 230 kg civari oluyor) ve son istatistiklere gore piyasada satilanlarinin %40'i sahte olan kahve turu. ayrica yarim kilosunun su anki fiyati 600 dolar. evet, bahsi gectigi uzere bu kahve luwak'larin bokundan ayiklaniyor. kedigiller familyasiyla akrabaligi olan bu orman yaratiginin daldan dala dolasip tembel kahve iscisinin yukunu azaltmak uzere en kivaminda kahve cekirdeklerini yiyerek semirdigi, def-i hacet akabinde diskidan cekirdeklerin toplandigi ve umariz yikandiktan sonra islendigi rivayet edilir.

    hayvan, kahvenin tadina kisisel bir kase basar mi bilinmez, ama son bilimsel arastirmalara gore* luwaklarin kahve uzerinde belli bir islem yaptiklari gosterilmistir. bu konunun uzmanina baska hangi hayvanlarin bu tip yetilere sahip olabilecegini sordugumda, bekledikleri patent basvurusu yuzunden net bir cevap veremeyecegini soyledi, ama biyik altindan da bunun mumkun oldugunu ima etti.

    baska cinslerin de boyle mahsuller cikarma potansiyeli olsa, pazarin genisleyecegi, kahvenin daha genis kitlelere ulasacagi asikar. senede 200 kilo sican ismi luwak kendi lavuk bi hayvan yerine mandaya yonelsek eminim ki bu tip gotten filtrelenmis kahve uretimini gunluk petrol uretimiyle kiyas kabul eder hale getiririz.

    zaten, bu olay, benim de kulagima gelen kahvenin esas kesfiyle ilgili efsanelere bir epilog oldu. rahibin teki otlatmak uzere sagdigi kecilerin geri geldiklerinde cin gibi olduklarini goruyormus. gozleri kan canagi hayvanlarin gozune butun gun uyku girmiyormus. nihayetinde rahip bunlarin ne yedigini gormek uzere araziye ciktiginda kahveyle tanismis. ayni dayi kecilerin bokundan biseyler ayiklamayi denemis midir bilemiyorum. fakat, dikkat edilirse kahveyle ilgili yonelimimizde hayvanlarin surekli bir payi olmus.

    nihayetinde, bilimsel arastirmalar son safhaya geldiginde ve umarim ki belli ciftlik hayvanlarinin bu gorevde kullanma muammasi muspet neticelendiginde 10 donum araziyi kahveyle donatiyor, ardindan keci, koyun ne varsa saliyorum.

    yine konunun uzmanina "bu tip kahvenin fair trade olarak siniflandirilabilir mi?" diye sordugumda uretici kesimin eline pek bisey gecmedigini, dolayisiyla fair trade sayilamayacagini soyledi. hayvan daha ne alsin zaten, yedigi onunde yemedigi arkasinda. son bir tespit, tadi bildigin sumatra kahvesi.
  • dünyanın en pahalı kahvesi. üretim süreciyle ilgili bilgi almak için (bkz: http://www.animalcoffee.com/)
  • (bkz: paradoxurus)
  • diger kahveler gibi tadinin aci olmamasinin nedeni luwak larin mide asidiymis.
  • the bucket list filminde jack nicholson tarafından canlandırılan edward cole karakterinin üretim yöntemini bilmeden içtiği ve çok sevdiği kedi pisliği. carter chambers nasıl üretildiğini ölümle sonuçlanan ameliyatından önce cole'a anlattığında katıla katıla gülmüşlerdi.
  • paramla bokmu içmeceğim cevabı oturur buna.
    http://img129.yehhe.com/images/4874kopi_luwak.jpg
  • türkiye'de satılmaya başlanmıştır. 11 kutu satılmış bile. vatana, millete hayırlı olsun.
    ekonomik kriz mi?
    http://www.milliyet.com.tr/…n kahveye 66 ytl&ver=21
  • hakkındaki bir kullanıcı yorumu:

    "... the smell was unpleasant and discomforting, a burnt rubber/plastic smell. it was vaguely reminiscent of the distinct aroma of other indonesian coffees, but far more strong and offensive. musky i might have expected, but this smell was not animal-like it any way. it was just as pronounced and weird when the beans were ground. it brought back memories of opening the door to the garage of my childhood home, where my dad and brother had disassembled a car and had greasy parts all over. yes, that's it! this coffee smells like used auto parts."

    tamamı için: http://www.coffeehabitat.com/…06/09/kopi_luwak.html

    "içmeden duramam" diyenler için: http://www.evdekahve.com/…k_240197.aspx?catid=14719
  • öncelikle --> http://www.kivahan.com.tr/…um/showthread.php?p=3697

    bu da tıpkı bunun bir başka versiyonu olan brazil jacu bird kahvesi gibi bu hayvanların kahve ağaçlarına dadanması ve mahsulü talan etmesi ile ortaya çıkmıştır. yani basitçe anlatmak gerekirse. bugday ektiniz, 1/4'ünü kuşlar yedi büyük zarardasınız. sonra bir gün bir baktınız ki tarla ve civarı buğday tanelerinden örülmüş kuş pisliği ile dolu. dörtte bir zarar mı yoksa bunları ayıklayıp diğerlerine karıştırıp satmak mı? yoksaaa...

    - bok oldu mahsül bok!
    - abi üzülme bi çare buluruz..
    - lan nerde çare bulucaz bok oldu diyorum sana! tam anlamıyla bok! aha bak bok! cıvık afedersin...
    - abi celallenme, biz bunu allayıp pullayıp 100 katına bile satarız
    - bok kokusu ovalardan önce burnuna yayılıp aklını aldı senin heralde
    - abi bana güven.
    - ne güvenicem sana lan!? korkuluk dikelim dedim gerek yok dedin. bok ye ulan!
    - abi benim de planım o zaten. dinle şimdi.....

    ve böylece kopi luwak ile jacu bird coffee doğar. insanın tükettiği herhangi bir maddeye hayvan dilini uzatmayagörsün, allah gelecekte kahve yemeye niyetlenen tüm hayvanları korusun zira öyle bir patladı ki bu saçmalık, bu kedileri kafeslere tıkıp, daha iri, daha yağlı, daha çok foie gras elde etmek için boğazlarından aşağı boruyla mısır tıktıkları kazlar gibi bunları da kafesliyorlar artık --> http://img59.imageshack.us/…59/7837/attachmentr.jpg

    haa pazarlama açısından başarı mıdır? şöyle düşünüldüğünde başarıdır, endonezya kahvesinin (sumatra, sulawesi, java vs) diğer kahvelere oranla fiyatı daha düşüktür. tatsal açıdan topraksı ve çamurludur, asiditesi yok gibidir gövdesi oldukça güçlüdür. benim şahsen en babasını bile sevmekte zorlandığım bir kahvedir endonezyadan gelen kahveler. bu kahveleri bu fiyata satmayı başarmaları için anca bokun içinden ayıklamaları gerekiyordu.

    bir tarafta da şöyle bir gerçek var. bu hayvanlar kahveyi yediklerinde, tıpkı bizim ve diğer canlıların çekirdekli herhangi bir bitkiyi yemelerinde olduğu gibi, çekirdeği bozulmadan olduğu şekilde dışarı atmaktalar. yani kahve meyvesinin kiraz kısmı sindiriliyor, bizim tükettiğimiz çekirdek kısmına gelene kadar üzerinde parşomeni ve pelerini kalmış oluyor (bkz: çiğ çekirdek kahve) pelerin* zaten kavurma sırasında atılır ve ısı ile çekirdek yuzeyinden ayrılan zar gibi ince bir kabuktur. parşomen ise çok daha kalın bir kabuktur, çiğ çekirdek kahve çuvallara konulmadan önce bu kısım ayıklanarak atılır. daha net anlatmak gerekirse, bu hayvanlar çekidekleri ile beraber kabak yiyor diye düşünün, sonra kabak çekirdekleri dışkı ile çıkıyor, üreticiler bunları topladıktan sonra kabak çekirdeklerinin kabuklarını ayıklıyor atıyor kabak çekirdeğinin içini ya çiğ paketliyorlar yada kavurup paketliyorlar. bundan farklı değildir kopi luwak yada jacu bird kahvesi. yok o lab testiymiş bu lab testiymiş, gerçekten bir fermantasyon oluyor muymuş o kısımları bilemem, çekirdek yapısı düşünüldüğünde oldukça zor geliyor bana zira tüm bitkilerin çekirdekleri kendilerini erozyona karşı maksimum korumaya programlıdır. yine de dediğim gibi net ve emin konuşamıyorum zira belkide kahve ile ilgili daha detaylı araştırmayacağım tek şey bu hayvan kahvesi (ve elbette tüketmeyeceğim de)

    kopi luwak ve jacu bird benim gözümde tıpkı çocukken dinlediğimiz o masalda olduğu gibi, içinde daha altın yumurta var mı diye kesilen tavuktur.