şükela:  tümü | bugün
  • en sevdiğim halayın türküsüdür.

    'bayram bilge tokel'in sesine ve sazına en çok yakışandır. sazın böğrüne böğrünü vurulurken, davul da aynı ritimle gümler, halaydakiler ağır adımlar eşliğinde ara sıra türküye eşlik ederler. her adımda davulcunun davula çöktüre çöktüre vurması haktır.
    '' diloy diloy '' bölümünden sonra, bir böğürme vardır ki akıllara ziyandır. sanki halay çekenler kendinden geçiyordur.

    ardından 'bugün ayın ışığı' türküsü gerekir ki halay aynı ritim de devam etsin ve halaydakiler kendinden geçsin. *
  • samsun bafra yöresine ait bir türküdür, her türkünün olduğu gibi bu türkünün de bir hikayesi vardır.
    türkünün hikayesi şöyle;
    samsun bafra kızılırmak üzerinde olan eski tahta köprüde olmuştur. gelin alayı eski şartlara göre atlarla gelin almaya giderler. eski tahta köprüden geçerken, atın uçan bir kartaldan ürkmesiyle diğer atlarında ürkmesine sebep olur ve eski tahta köprü yıkılarak gelin alayı olduğu gibi ırmakta boğularak can verirler. yerine yeni çetinkaya köprüsü yapılır. gelinin anısına bafra'da bir gelenek olmuştur her gelin muhakkak evlenirken köprüden geçer, köprüde arabalar durur inilir ve ırmağa taş atılır.
    günümüzde halen, bafra'da bu bahsi geçen köprüden geçerek evlenirler.
  • bırak bulanalım diyerek siya siyabend ortalığın ortasını, dibini, köşesini bulmuştur. oturtur.
  • "sen benden geçtin ama ben senden geçemiyom" kısmı boğazda düğümlenir geçmez, bu türkünün.
  • beddualı bir kıtası daha olan türkü:

    köprünün altı diken
    yaktın beni genç iken
    allah da seni yaksın
    üç günlük gelin iken
  • star trek evreninde atılgan yöresinden bir türkü.
  • bir zamanlar anadolu'daki "allı turnam" sahnesi gibi kapalı, yağmurlu bir gün orta anadolu yollarında seyrederken neşet ertaş dinlemek kadar güzel bir şey yoktur gözümde. göz alabildiğince yazı yaban. neşet yorumu şöyle.
  • şayet kafanız iyi ise angara duğunlerinde halay çekebileceğiniz türkü.
  • lise de rezil olmamı sağlamış türküdür.
    hiç unutmam lise hazırlıkta ilk dönem müzik bir gelmiş karneme , ikinci dönem aile baskısı var o notlar düzelecek.hazırlıkta hepsi hepsi dört veya beş ders var zaten.neyse işte , müzik hocamız herhangi bir enstrüman çalamayan bişiler söylesin dinleyelim ona göre geçer not verelim demişti.hoca da ilk dönemden sanırım bana kıldı , bize de bu türkü düştü ,ne alakaysa.
    işte neyse bir sonraki hafta herkes numara sırasına göre enstrüman çalıyor , yeteneği olmayan söylüyor filan.he bide sınıftaki arkadaşlar ,her kim şarkıya başlayınca hemen tempo tutuyorlar.bende içimden diyorum , yırttık diye , iki kuple okurum millet girer araya öyle biter diye.
    neyse işte sıra bana geldi , öyle böyle heyecanla kalktım ayağa.tüm sınıf bana bakıyor , kankiler pis pis gülüyor , sonra ben başladım türküye , direk ortadan girdim köprüden geçti gelin diye , (normalde şen şakrak biriyimdir , hızlı konuşurum vs) hayatımda hiç kimseyle konuşmadığım kadar tonsuz ,vurgusuz ve mesafeli söyledim giriş kısmını , sonra köprüden geçti gelini ikinci defa tekrar edecekken , ses yavaş yavaş içime kaçtı , millet tabi kahkaya boğuldu filan , rezillik.ben kıpkırmızı oldum , ruh gibiyim böyle , sonra hoca sınıfa gülmeyin dedi filan ama millet susmuyor , bana dönerek de bir daha söylemek ister misin dedi , ben cevap bile veremedim , başımı iki yana umutsuzca salladım ve gittim yerime oturdum.
    o dönem de bir geldi karneme müzik.
    o değil de o sınıf arkdaşlarımın ben ta. , neyse küfür yok , nasıl satış koydular belli değil o gün bana.