şükela:  tümü | bugün
  • http://evrensellmuzik.blogspot.com/ adresinden albümlerine ulaşılabilecek sokak müziği kavramının içini yeterince doldurduğuna inandığım sokak müzisyenlerinin oluşturduğu grubun adı. kendilerine istiklal caddesi'nde ve beşiktaş civarlarında da denk gelinmiş olabilir.

    albümde; türkçe, yunanca, farsça, lazca, hintçe, ibranice ve kürtçe şarkılar mevcut.

    hey gidi dünya hey ve katibimi isimli şarkıları oldukça iyi yorumlamışlar, sokak müziği ve onun yarattığı çeşitlilikten hoşlananlar için tüm albüm zevkle dinlenebilir. yalnız, isminin 'katibimi' olduğu belirtilen şarkıda, katibimi kelimesinin hiç geçmemesi, onun yerine kalbimi şeklinde bir kullanımın sıkça karşımıza çıkması ayrı bir soru işareti.
  • müzikleri sokak kokan,gezgin, göçebe grup.
    evrensel müziğin sitesinde yazdığı üzere "müzik yasak" adlı albümlerindeki şarkılar şöyle ki;

    01 - gorinda gopara
    02 - hey gidi dünya hey
    03 - bhala ksika (hintçe)
    04 - tu lu zamune
    05 - kokin ahili (yunanca)
    06 - jay badha (hintçe)
    07 - la ilahe illallah
    08 - katibimi
    09 - avlaskani (lazca)
    10 - göçtü kervan
    11 - alek boom

    lakin evet ismi katibimi olarak geçen şarkı aslında grubumuzun yorumlarken kendini aştığı kalbim adlı karadeniz türküsüdür.

    çok sonra gelen edit: "tu lu zamune" de farsça imiş, entropik'e teşekkürler.
  • sokak müzisyenleri zincirinin en güzel halkasıdır. albümlerini internetten veya yol kenarlarında rastlarsanız bizzat kendilerinden edinebilirsiniz. istanbulda, izmirde ve sayamadığım belki daha pek çok yerde görülmüşlerdir. hep de görülsünlerdir, müziklerinin susmaması dilenilendir.
  • nerde duyulursa duyulsun kendini fark ettiren gruptur. her şarkıları ayrı birer renktir..
  • müzik sokakta mottosunun hakkını veren kesinlikle dinlenesi bir grup.
  • gecen sene büyükada da karşılaştığım ve tanıştığıma çok memnun oldugum grup. farklı dillerde farklı sarkıları farklı yorumluyorlar. yalnız kolay bulunmuyorlar, izlerini bi bulsam takip edeceğim. gorenlerin tez vakitte goruldugu yerde gokkusagı acmasını rica ediyorum.
  • "kelimelerin yetersiz kalması" kavramının ne demek olduğunu dibine kadar anlamamızı sağlayan güzel insanlar topluluğu.

    akdeniz'in en güzel koylarından birindeyiz, en meşhur olanlarından birinde... tatlı suyun tuzlu suyla birleştiği kıyıdan içerilere doğru, ağaçların gölgesinde ilerliyoruz. dere kenarından müzik sesleri geliyor. müziğe yaklaşıyoruz, kalabalık artıyor derenin kenarında. henüz gruplarının ya da kendilerinin isimlerini bilmediğimiz dört kişi, dünyanın en büyülü, en doğal müziğini yapıyor. ayaklarımız adeta toprağa kilitleniyor, olduğumuz yerde kalıyoruz. çalanların da, dinleyenlerin de yüzlerinde kocaman birer gülümseme var. şarkı bitiyor, hayranlıkla alkışlıyoruz bu sokak sanatçılarını. "bu akşam saat t'de x bar'da olacağız, hepinizi bekliyoruz" diyorlar, biz de "işte reklam böyle yapılır, bu akşam x'teyiz o zaman" diyerek yolumuza devam ediyoruz.

    akşam oluyor, tam da grubun söylediği saatte x'e varıyoruz, çalmaya başlamak üzereler. zar zor da olsa, sahneye yakın bir yerlere oturmayı başarıyoruz. sahne dediğimiz zaten, yerdeki havluların ve hasırların üzerinde yalınayak oturmak üzere tasarlanmış. müzik duyuluyor; iki telli, bir yaylı ve bir vurmalı başlıyor şarkıların üstünde dansetmeye. ibranice, lazca, farsça, türkçe, hintçe dansediyor şarkılar. o anda ne milliyet kalıyor, ne düşünce, ne fikir, ne akıl... sadece müzik var, açık kalan ağzımızdan nefesimizle çıkmaya çalışan. her şarkı bitişinde yanımızdakilerle birbirimize bakıyoruz, konuşamıyoruz. öyle büyülü, öyle ışıltılı bir şeyin içindeyiz ki, konuşarak "abi adamlar ne kadar mükemmeller ya..." diyerek bozmak istemiyoruz o anı. serde müzisyenlik de var ya, hem kemanını çalarken hem de şarkı söylerken çenesini kullanmak zorunda kalan solistin işini ne kadar güzel yaptığını hepimiz farkediyoruz, ama susuyoruz. sadece müzikle bu kadar mutlu olabilecek kadar sıradan olmanın, ama bu müziğin değerini bilecek kadar duyarlı olmanın tadını çıkarıyoruz. sahnenin önündeki keman kutusunun içinde cd zarfları görüyoruz, gönlümüzden kopanın çok daha azını ödeyerek grubun demolarını elimize alıyoruz. üstünde "koptu kervan - aşk getirdi" yazıyor. biliyoruz, kelimeler yetersiz, kervan koptu ve bize aşk getirdi, bu yüzden susuyoruz.

    inanılamayacak güzellikte bir yıldönümü geçirmemizi sağlayan her şeye teşekkür ediyoruz.
  • album kaydinin sokakta* yapilmis olmasi da oylesi tamamlayici hava katmis ki... icine aliyor insani dinlerken. siya siyabend'le bir farklari vardi, o farginan cok iyi oldu, cok da guzel oldu taam mi?
    ehoom, dagilmayalim. evet, siya siyabend'in bir adim ilerisinde olabilirler bu ic dolduran duyguyu vermesi babinda; lakin bu asla yaris mahiyetinde algilanmamali. sokak sarkiciliginda ileridelik-geridelik kavramlari sacma kaciyor. degil mi ki sokak çarklar arasinda bogulunmaktan kacilabilen nadide yerlerden (belki de en kolayi ve ferahi); bunu bir kat daha guzellestiren sokak calgicilari artsin isterim hep, alalim albumlerini biz de, biz yanlarinda olamadikca onlar bizimle olsun.