şükela:  tümü | bugün
  • "kore savaşı, 1950-1953 yılları arasında yapılan, kuzey kore ile güney kore arasındaki savaştır. soğuk savaş'ın ilk sıcak çatışması olmuştur. savaş, abd ve müttefiklerinin, daha sonra da çin'in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır"
    ~vikipedia

    kore savaşı bilindiği üzere soğuk savaş döneminin ilk ve en önemli olaylarından biridir. 2. dünya savaşı bittikten sonra yenilen japon imparatorluğu kore yarımadasını terk etmiştir. savaşın bitmesiyle beraber kore'nin kuzey tarafını sovyet güçleri, güney tarafını ise amerikan güçleri ele geçirmiştir. 1948 yılında ülke 38. paralelden itibaren kuzey kore ve güney kore olarak ikiye ayrılmıştır. yönetici olarak kuzey'de kim il-sung(komünist), güney'de ise syngman rhee(kapitalist) iki ülkenin ilk liderleri olmuştur.

    sovyet kuvvetleri kore yarım adasından 1948 yılında, amerikan kuvvetleri ise 1949 yılında çekilmiştir. ancak bu iki lider aralarındaki bu sınırı kabul edememiştir. kuzey kore 25 haziran 1950 günü güney koreye saldırmış ve sınır olan 38. paraleli geçerek avantaj sağlamıştır. yaklaşık olarak 75.000 askerle saldıran kuzeyliler, güneylileri yenmiştir, başkent seoul düşmüştür. pusan bölgesi hariç güney kore'nin tamamı işgal edilmiştir.

    tüm bunlar yaşanırken abd'nin 33. başkanı harry s. truman yayılmacı bir politika izleyen komünizmin, ilerde bir domino effect misalı dönüp dolaşıp amerikan çıkarlarıyla çatışıcağı fikrini öne sürmüştür. daha basit bir şekilde söylemek gerekirse, eğer kore komünizme yenik düşerse diğer ülkelerinde bu durumu takip edeceğini öngörmüştür.

    güney kore tüm bu olan bitenden sonra birleşmiş milletler'e başvurmuştur ve akabinde abd, security councildan (güvenlik konseyi) destek almıştır. sscb güvenlik konseyine üye olmasına rağmen, yeni katılan komünist çin'i desteklemediğinden dolayı aldığı boykot kararıyla, veto yetkisini kullanmamıştır. güvenlik konseyi kuzey korey'e birliklerini çekmeleri için uyarmıştır fakat kuzey kore geri çekilmemiştir. bunun sonucunda, general macarthur önderliğinde, 16 ülkeden oluşan bir askeri birlik, güney kore'ye yardım için gönderilmiştir.

    güney kore'yi tekrar alan bm güçleri, o sıralar çin'in savaşa olası müdehalesi konuşulsa da, 7 ekim 1950 tarihinde kuzey koreye girmişlerdir. 12 ekim tarihinde ise kuzey koren'nin başkenti olan pyongyang'ı ve çin ile kuzey kore arasındaki sınırı belirleyen yalu nehrini ele geçirmişlerdir.

    bundan sonra çin tedirgin olmuş ve kuzeylilere yardım olarak 250.000 asker göndermiştir. bunun karşısında bm güçleri ağır kayıplar almış ve güney koreye geri çekilmek zorunda kalmıştır. ocak 1951'de kuzey kore, çinlilerin yardımıyla başkent olan pyongyang'ı bm güçlerinden geri almıştır ve seoul'da ele geçirmişlerdir.

    general macarthur, çin faktörünü elimine etmek için başkan truman'dan atom bombasının kullanılması için istekte bulunmuştur ama o sıralar containment politikasına geri dönen başkan bu duruma sıcak bakmamıştır. 1951 yılının haziran ayında birleşmiş milletler daha fazla asker göndermiş ve kuzeylileri 38. paralelin gerisine itmiştirler.

    bir çeşit çıkmazın içine giren savaş, 1951 temmuz ayında barış konuşmalarının başlamasıyla son bulmuştur. dwight d. eisenhower abd'nin yeni başkanı olmasıyla savaş kesin olarak son bulmuştur. iki yıl süren bir pazarlık sonucu 27 temmuz 1953 yılında, şuandaki adıyla dmz'de ateşkes imzalanmıştır.

    not:
    -türkiye kore savaşına katılmasıyla nato'ya üye olmuştur.
    -barış anlaşması günümüzde, 2018 yılında imzalanmıştır.
  • sayesinde 1952'de nato'ya üye olduğumuz savaş.demokrat parti dönemindedir. dışişleri bakanlığını ise fuat köprülü yapmıştır o dönemde.
  • kore: 1900’lü yıllar öncesinde: kolera salgını ile hırpalanan, okuma-yazma oranı düşük ve endüstrileşmemiş bir ülkeydi. 1905 yılında: japonya yani bölgenin en büyük gücü: çin üzerinde baskı kurmak için, bu bölgedeki rus çarlığını bertaraf ederek, kore ülkesini işgal eder.
    bu işgal sürerken: 1917 yılında, çarlık rusya’nda bolşevik devrimi ve sonunda komünist rejim ve stalin iş başına geçer. çin de ise, yine kızıllar, yani mao idareyi ele geçirir.
    1945 yılında, ıı.dünya savaşı sonunda yenilen japonya: kore topraklarından çekilir. kore ülkesinin kuzey bölümü 12 ağustos 1945 tarihinde sscb ve güney bölümü ise, 8 eylül 1945 tarihinde amerikan birlikleri tarafından işgal edilir. bu iki süper güç: kore ülkesinde, kendilerine bağımlı hükümetler kurarak, egemenlik kurma uğraşısına girerler. böylece: kore ülkesi, ikiye bölünür. arada ise, 38. enlem, sınır olarak kabul edilir. ancak: 1950 yılı başlarında, amerikan dışişleri bakanı dean acheson: yaptığı bir konuşmada: “ amerikan menfaat sahaları sınırlarını çizerken, güney kore’yi belirtmeyi ihmal eder”. bu durumu: kuzeyde yerleşik ve komünizm yanlısı kore hükümeti, kendileri için bir yeşil ışık olarak algılarlar.

    çatışmalar başlıyor:
    kuzey kore’de iktidarı elinde bulunduran yerel hükümet: sscb gizli desteğini alarak; amerikan dışişleri bakanının beyanına da güvenerek; güney bölümüne saldırır ve seul kentini ele geçirir.
    bunun üzerine: abd başkanı truman: japonya’da konuşlu bulunan amerikan birlikleri komutanlığından, güney kore’ye askeri malzeme yardımı yapılmasını emreder. ayrıca: birleşmiş milletler güvenlik konseyi, toplantıya çağırılır.

    birleşmiş milletler safhaları:
    birleşmiş milletlerde; 27 haziran 1950 tarihindeki toplantıda: “kuzey kore’nin saldırgan olduğu ve birliklerini 38. enlemin kuzeyine çekmesi” yönünde, bir karar alınır.
    kuzey kore hükümeti: alınan bu kararı kabul etmez.
    birleşmiş milletlerin, bir bölgeye müdahale edebilmesi için, güvenlik konseyinin çoğunluğunun oyu yetmez. daimi 5 ülkenin (amerika, fransa, çin, ingiltere, rusya) oybirliği şarttır. rusya oylamaya katılmayınca, amerika dışişleri bakanı, getirdiği teklifle, güvenlik konseyi yerine, genel kurul’a, müdahaleye karar verme yetkisi tanınmıştır. ancak, bu durum: rusya’nın oyuna gerek görülmeden alınan bir karar olduğundan, birleşmiş milletler prosedürüne aykırıdır. ancak, daha sonra emsal karar olmuş ve uygulanmasına devam edilmiştir. evet, genel kurulda, kore’ye müdahale konusunda karar alınır.
    böylece; abd askeri güçleri harekete geçerler. aynı gün: birleşmiş milletler güvenlik konseyi: birleşmiş milletlere üye ülkeleri, güney kore’ye yardım etmeye yönelik bir çağrıda bulunur. bu çağrıya: aralarında türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke olumlu cevap verir.

    çağrıya olumlu cevap veren ülkeler:
    bu 16 ülke: askeri güçlerini bölgeye gönderirler.

    türkiye durum:
    25 haziran 1950 tarihinde, birleşmiş milletler güvenlik konseyi, müdahale kararı aldığında, kore’ye asker göndermeyi ilk teklif eden ülke “türkiye” oldu. ama aynı zamanda, diğer 15 ülkeden farklı olarak, savaşa sembolik değil de, tugay seviyesinde büyük askeri güçle katılmayı teklif eden bir ülke. bununla da bitmedi: türkiye, diğer ülkelerden ayrı olarak, askerlerini amerikan ordusunun emrine vermeyi kabul eden, tek ülke olarak da tarihte yerini aldı.
    türkiye hükümeti tarafından bu karar alınınca: sscb etkisiyle, komünist rejimin egemen olduğu bulgaristan’da yaşayan türkler, ülkemize göçe zorlandılar. iki yıllık süreçte, bulgaristan’dan, ülkemize 37.351 aile ve onların oluşturduğu 154.393 göç etmek zorunda bırakıldılar.
    dönemin hükümeti: birleşmiş milletler genel sekreterine yazdığı niyet mektubu: tbmm tarafından oybirliğiyle onaylandıktan sonra, kore’ye gönüllü bir milis gücü gönderilmek üzere, bir dernek kurulur. kurulan bu derneğe: daha ilk gündü: 3000 kişinin başvurduğu biliniyor. bu elbette şaşırtıcı bir rakam, çünkü, amerika’da bile, bu kadar gönüllü yoktu.
    25 temmuz 1950 günü akşamı: türkiye’nin, kore’ye 4500 kişilik bir birlik göndereceği kararı: büyük bir gururla, kamuoyuna açıklanır. ancak, muhalefet partileri, hükümetin bu kararını, sadece “tbmm’nin onayı alınmadığı” için eleştirirler. hükümet ise: “ilan edilen savaş değil ki, sadece birleşmiş milletler kurallarını ihlal eden bir güce ceza verileceği” diye savunur. yani: tbmm’nin onayının alınmasına gerek görülmez.
    bu karar üzerine, toplumdaki tepkiler şöyle gelişir: cumhuriyet gazetesi: “milli birliği bozmamaya dikkat” diyerek, desteğini sunar. dönemin en büyük öğrenci örgütü, türkiye milli talebe federasyonu başkanı can kırıç: “karardan dolayı” hükümete şükranlarını sunar ve türk gençliğinin kendisine verilecek her türlü görevi, başarmaya hazır olduğunu” söyler.
    en önemlisi, diyanet işleri başkanı ahmet hamdi akseki: “kore harekatına katılarak bu savaşta ölenlerin şehir olacakları” fetvasını verir.
    bu arada: hükümetin kore savaşına katılım kararına, yanlızca behice boran’ın önderliğini yaptığı “barışseverler derneği” kampanya düzenleyerek karşı çıkar. ama, bu tepki, boran’ın hapse mahkum edilmesiyle sonuçlanır.

    bu arada: bu dönemdeki dünya siyasetini bilmekte de yarar var. şöyleki: türkiye; haziran 1941 tarihinde, almanya ile saldırmazlık paktı imzalayınca: başta amerika olmak üzere, almanlarla olan bu yakınlaşma, sovyetler birliğini çok kızdırdı. 1945 yılında, almanya savaştan yenik ayrılınca: ingiltere, rusya ve abd tarafından, yalta konferansında, san fransisdo’da yapılacak ve birleşmiş milletlerin kuruluşunun sağlanacağı toplantıya : yanlızca almanya’yı ortak düşman eden ülkelerin katılmasına karar verildi. dolayısıyla, türkiye, kurulmaya çalışılan yeni dünya sisteminin dışında kalıyordu.

    türkiye: bunu önlemek için, 23 şubat 1945 tarihinde, almanya ve japonya’ya savaş ilan eder. ancak: sovyetler birliği, bununla tatmin olmaz. daha da ileri giderek: türkiye’den karşılanması imkansız isteklerde bulunur. bu isteklerinden özellikle: kars ve ardahan’ın kendilerine verilmesi isteği, türkiye’de büyük tepkiyle karşılanır. ruslar: türk sınırına asker yığmaya başlarlar. insanlar, her an sınırlardan, bir rus tankının girmesini korkarak beklemeye başlarlar. yani: türkiye’nin, batı ile ve özellikle en büyük güç olan amerika ile yakınlaşmasından başka seçeneği kalmamıştır.

    ancak: amerika, doğu akdeniz bölgesinde, türkiye ve yunanistan’ın önemini bildiği için “marshal yardımı” ile, bu iki ülkeyi desteklemeye başlar. bu ilgiden cesaret alan türkiye, nisan 1949 tarihinde, nato’ya üye olmak için müracaat eder. ancak, bu müracaat kabul edilmez. nato güçleri, türkiye’yi birliğe üye olarak almak için, kore’ye asker gönderme şartını ileri sürerler.

    türk askeri gücü:

    personel:
    türk askeri gücü: 1 tugay ve 241.piyade alayı: tuğgeneral tahsin yazıcı komutasına verilir. askeri birliğin personel mevcudu: 259 subay, 18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay, 4414 erbaş ve er olmak üzere, toplam: 5090 personelden oluşmaktadır. savaşa katılacak askerler, özellikle 1929 doğumlular arasından seçiliyorlardı.

    tugay komutanı tuğgeneral tahsin yazıcı: ı.dünya ve kurtuluş savaşına katılmış, çeşitli cephelerde savaşmış ve 1949 yılında generalliğe yükselmiş bir askerdir. ancak, bu yaşlı komutanın küçük bir kusuru vardı. yabancı dil yani ingilizce bilmiyordu. bu eksikliğin, ileride nelere malolacağını maalesef kimse görmemişti.
    271.p.a.komutanı olarak ise, albay celal dora görevlendirilir.
    başlangıçta, tugay gönüllülük esasına göre oluşturulacaktı. ancak, sonradan bunun böyle olmadığı anlaşıldı. askerlerin çoğu, anadolunun yoksul köylü çocuklarıydı.
    az sayıdaki gönüllünün büyük bir kısmı ise “ailelerine çok iyi maaş bağlanacağı” vaadine kananlardı. elbette, kore topraklarındaki “komünizm” tehlikesinin bertaraf edilmesi amacı da, gönüllülerin yüreklerini dağlayan büyük etkenlerden biriydi.
    tugayın birlik yapısı ise şu şekilde oluşturulmuştu: her biri 3 taburdan oluşan, 3 piyade alayı, 1 topçu taburu, 1 istihkam bölüğü, 1 uçaksavar bataryası, 1 ordudonatım bölüğü, 1 ulaştırma bölüğü, 1 tanksavar takımı, 1 depo bölüğü.

    türkiye topraklarındaki askeri eğitimler:
    ankara-etimesgut’ta yapılan eğitimlerde: kore savaşında kullanılacak amerikan m1 piyade tüfekleri geç geldiği için, bu silahların atış eğitimleri yapılamadı. (bu eğitimler daha sonra yolculuk sırasında gemilerde yaptırıldı) daha sonra: polatlı’da, eğitimler sürdürüldü.
    ardından, türk askerleri, trenlerle iskenderun’a götürüldüler.

    gemi yolculuğu:
    türk askerlerini, iskenderun-kore arasındaki yolculukları: mac ree, haan ve private isimli amerikan gemileriyle yapılacaktı. gemiler, 25-30 eylül 1950 tarihlerinde, hüzünlü törenlerin ardından, iskenderun limanından hareket ederler.
    türk birliklerinde: hiç gemiye binmemiş askerler çoğunluktaydı. hatta, deniz bile görmemiş erler vardı. onlar için, akdeniz’in uçsuz-bucaksız suları, hele hele her türlü konfora sahip bu kocaman gemiler, anlatılmaz birer heyecan kaynağıydılar.
    gemilerde her türlü konfor vardı. yemekler bol ve güzeldi. ama, ekmek ancak 2 ince dilimden ibaretti. çok ekmek yemeğe alışmış türk askerleri, ne kadar yemek yerlerse yesinler, doymuyorlardı. gemilerdeki un stokları ancak adam başına 2 ince dilim ekmeğe, yani amerikan beslenme alışkanlıklarına göre düzenlenmişti. ekmek eksiğini gidermek için, patates eklenmeye başlandı. ilk durak yeri olan seylan adasından, un sipariş edildi. ancak, bu unlar da kurtlu çıktı ve ekmek sıkıntısı, kore’ye kadar sürdü.
    gemilerde, başka sorunlar da yaşandı. özellikle: alışık olmadıkları amerikan tuvaletleri, rezervuarları, duş ve lavabo gibi aletleri kullanmakta sıkıntılar yaşandı. bu sorunlar, erlere teorik ve uygulamalı dersler verilerek aşıldı.
    ortalama 22 gün süren deniz yolculuğu: teorik ve silahlı eğitimle değerlendirildi. askerlere: kore ve kore savaşları hakkında bilgiler veriliyor, derslerde değişik savaş eğitimleri öğretiliyordu. ayrıca, beraberlerinde götürdükleri amerikan m1 piyade tüfeği atışları yaptırılıyordu.

    kore’ye ulaşım:
    gemiler; okyanusta geçen 22 günlük yolculuk sonunda “puson” limanına vardılar.
    18-19 ve 20 ekim 1950 tarihlerinde, gemiler iskeleye yanaştılar ve yorgun ama inançlı türk askeri gücü, iskeleye çıktı. iskeleye çıkıştı, törenler düzenlendi. bir süredir sakal bırakmalarına izin verildiği için: uzamış sakalları, bellerinde dev kasaturaları ve süngüleriyle, karaya çıkan türk askerleri, özellikle korelilerin büyük ilgisiyle karşılaştılar. amerikalılar ise, bu durumu şaşkınlık yanında gülümseyerek karşıladılar.
    kafileri rıhtımda, tokyo’da amerikalı general mc.arthur karargahında oluşturulmuş türk irtibat gurubu subayları karşıladılar. ayrıca: amerikalı yetkililer, puson valisi ve belediye başkanı, ellerinde birleşmiş milletler bayrağı taşıyan koreli öğrenciler ve halk karşıladı. karşılıklı konuşmalar yapıldı, hediyeler alınıp-verildi. törenlere: amerikan ve kore bandoları eşlik ettiler.

    ilk eğitim yerine gönderilme:
    törenlerden sonra, gelen kafileler: limandan araçlara bindirilerek tren istasyonuna götürüldüler. trenlerle: “taegu” kentine gönderildiler.
    bu tren yolculuğu da: türk askerleri açısından ilginçti. çünkü: amerikan kumanyaları kullanıyorlardı. bu kumanyalar: 3 öğün düzenlenmişti ve içlerinde: daha önce görmedikleri şeyler vardı. yani: tatlısından tuzlusuna kadar her şey. mehmetçik için, bu bir kral sofrası, daha doğrusu saray yemeği gibiydi. fakat, bazı konservelerde, domuz eti bulunuyordu ve türk askerleri tarafından yenilmeyen bu domuz etli konserveler de, yine türk askerleri tarafından yol boyundaki, fakir ve aç korelilere ikram ediliyor ve sevinçle karşılanıyordu.
    bu arada: amerikan dış işleri bakanı foster dulles tarafından, türk askerleri hakkında: “çok masrafsız, günlük masrafları 23 centi aşmıyor” sözleri, değişik tepkilere neden olur.

    teagu kenti:
    trenlerle buraya ulaşan kafileler, 20 ekim 1950 tarihinde, amerikan 8. ordusunun emrine katılarak, eğitime başlarlar.
    en büyük zorluk: şöför eğitimde kendisini gösterdi. çünkü: % 98’i; kıta şöför eğitim merkezinde sürücülüğü öğrenen bu erler; yeterli eğitim fırsatı bulamadıklarından acemiydiler. kore’de verilen zaiyatın % 10’u, sürücülerin araç devirmesinden ileri gelmişti.
    pusan ve teagu kenti arasında: top, silah ve araç-gereç nakliyatı sırasında, bir sürü kaza oldu. bu kazalar: yaralanmalara ve araç-gereçlerde zaiyata neden oldu. ayrıca: teagu kentinde: türk askerlerinin sebep olduğu bir trafik kazasında: 2 koreli çocuk ölmüş, 3 koreli sivil yaralanmıştı.
    o günlerde: tokyo’da çıkan “star” adındaki bir amerikan dergisinde: türk sürücüleri hakkında, şöyle yazılmaktadır: “türk sürücüleri, kore’ye ayak bastıkları andan itibaren, korelileri ve kore’deki birleşmiş milletler mensuplarını, korku ve heyecan sarmıştır. türk sürücüleri: trafik kurallarına asla uymaz, yolun hep ortasını takip eder, geriden gelip korna çalarak yol isteyenlere asla yol vermez, yollarda yazılı en çok hız koşullarına bağlı kalmaz ve aracını her yolda, son hızla sürmekten zevk alır.” tabii, ben bunu okuyunca, hemen günümüz aklıma geldi, aradan yıllar geçmiş, sürücü alışkanlıklarımızın günümüzde de pek fazla değiştiğini söylemek mümkün değil, trafik kurallarına uymamak genlerimiz de mi var yoksa?
    evet, amerikalılar, korkudan üzerinde ay-yıldız işareti bulunan araçları gördüklerinde, kenara çekilip yol vermeye başlarlar.
    tüm bunların yanında: beslenme, tuvalet ve banyo gibi günlük işlemlerde de uyumsuzluklar çıkıyordu. ayrıca, askerlerimizin dil bilmemeleri, dil bilen elemanların azlığı, bir sürü yanlış anlamalara ve tatbikatlarda ciddi sorunlar çıkmasına neden oluyordu. zaten, takip eden dönemlerde, türkiye’den bölgeye tercümanlar gönderilecekti.

    cepheye hareket:
    taegu şehrinde: eğitim ve atışlarda geçen 20 günün ardından, 7 kasım 1950 tarihinde, 9. amerikan kolordusunun 25. tugayının geri emniyetini almakla görevlendirilirler.

    niye geri bölge emniyeti? çünkü: türk birlikleri, bölgeye gelirken, niye ise, yanlarında cemse gibi araçları getirmezler. dolayısıyla, amerikan birlikleri ilerlerken, çoğu yaya olarak ilerlemek zorunda kalan türk birlikleri, amerikan birliklerinin hareketini yavaşlamaktadır. bu yüzden, türk birlikleri, geri bölge emniyetini almakla görevlendirilirler. ayrıca: abd.9.kolordu komutanı general john walker: kendi üstlerine ; dil sıkıntısı ve eğitim, araç, gereç noksanlığı konusunda, durumun vahametini bildirir. ama, birleşmiş milletler komutanı mac arthur, bunlara aldırmaz, çünkü acelesi vardır, kendi askerlerine “noel’e kadar” bu işin bitirileceği sözünü vermiştir.

    10 kasım 1950 günü, sabahı, erken saatlerde, 5000 askerden oluşan türk birlikleri, amerikan 8. ordusu birlikleriyle birlikte, cepheye doğru yani yalu nehri istikametinde hareket ederler.
    bu bilinen bir savaş değildir. türk askerleri: kim olduğu, ne zaman ve nerede karşısına çıkacağı belli olmayan, gerillalara karşı savaşacaktır. bunun yanında, birçok araç ve silah eksikliği vardır. yeni silahlarla yapılan atışlar tamamlanmamıştır. ama, yapabilecek bir şey yoktur.

    türk birlikleri: kore’deki ilk şehidini, bu yolculuk sırasında verir. uçaksavar bataryasının bir kamyonu devrilir ve araçta bulunan astsubay başçavuş sedat boran ölür.

    bu arada, kore’deki genel durum şudur: birleşmiş milletler güçleri, kuzey kore birliklerini, daha önce işgal ettikleri seul şehrinden atarak, 38. parelele sürerler, ancak burada da durmayarak, kore’nin kuzeyini işgal etmeye başlarlar ve çin sınırına ulaşırlar. bu durumda, o ana kadar savaşa ilgisiz kalan çin, tepki gösterir ve aktif olarak kuzey kore’yi desteklemeye başlar. zaten, o dönemde, mao yönetimindeki çin, sscb ile birlikte, kuzey kore’deki komünist yönetimi desteklemektedir.

    24 ekim 1950 tarihinde, birleşmiş milletler güçleri, savaşı bitirecek son bir hücuma girişecekken, sınırı geçen yüz binlerce çinli, kuzey kore saflarında savaşa girişirler. bunun üzerine; birleşmiş milletler güçleri bulundukları konumda kalırlar ve savaş: amerika-çin savaşı haline gelir.

    aslında: amerika ve sscb arasında, soğuk savaş yıllarındaki tek direkt çatışma burada yaşanmaya başlamıştı. amerikan ve sscb uçakları, kore hava sahasında, birçok çatışmaya giriyorlar ve bunun sonucunda: birçok amerikan ve sscb uçağı düşürülüyordu. (düşürülen uçak sayısı, savaş sonu blançosu: amerikan 1300 ve sscb 345 uçak) ama, her iki taraf, savaşın büyümesinden ve dünya savaşına dönmesinden çekindikleri için, bu direkt çatışmaları gizli tutmuşlar, medya ve halka yansıtmamışlardı.

    tabii, birde olayın “nükleer silah” boyutu vardı. amerikalılar, ıı.dünya savaşının sonunu getiren atom bombasını japonya’da kullandıkları gibi, burada da kullanmaya deneyebilirlerdi. ancak, karşılarındaki gizli güç, sscb de de nükleer silah bulunması, bu olasılığı başlangıçta tercih dışına etti.

    düşmanla ilk temas: kunuri savaşları:
    24 kasım 1950 günü, amerikan 8. ordusu : çin sınırına doğru ilerleme emri alır. kunuri bölgesinden hareket eden birlikler, kacehon-simnimni-wawon boyunca hareket ederek tokchon bölgesine doğru ilerlemeye başlarlar. 28 kasım 1950 tarihinde, düşmanla ilk temas sağlanır. sabaha karşı: türk birliklerinin karargahının çevresindeki dağlardan, silah sesleri gelmeye başlar. türk tugayının keşif takımı, keşif görevi için gittiği bölgeden geri çekilirken, yol üzerinde gördüğü arızalı bir amerikan telsiz kamyonunu kurtarmaya çalışırken: çinlilerin baskınına uğrarlar ve takımın personelinin bütününe yakını imha edilir. yanlızca, 2 subay ve birkaç er sağ kalır. bunlarda, yaralılarla birlikte, esir edilirler.

    çinlilerin bu karşı saldırısı: çok ani ve etkili olur. çünkü: çinliler, genellikle gece ilerlemişler ve 18 gün boyunca, günde 30 km.yol almışlardı. gündüz saatlerinde, yalnız keşif birliklerinin dolaşmasına izin veriliyordu. diğer çin askerleri, dağınık arazide saklanıyorlardı. çinli komutanlar, gündüz, yerini belli eden askeri vurma yetkisine sahiptiler. olumsuz hava ve arazi şartları da, düşman çin ve kuzey kore askerlerine avantaj sağlıyordu.

    bölgedeki, amerikan ve güney kore askerleri, aniden karşılarında gördükleri, bu büyük çin güçleri karşısında başarılı olamayınca, geri çekilmeye, yani kaçmaya başlarlar. ancak: bu geri çekilme ve karşıdaki düşman güçleri hakkında, türk birliklerine herhangi bir bilgi verilmez. daha sonra yapılan incelemelerde: bilgi verilmeye çalışıldığı, ancak türk birliklerinde yabancı dil bilen bulunmadığından, verilen bilgilerin anlaşılamadığı öğrenilir.

    bu arada: kara harekatı sürerken, havadan destekle görevlendirilen amerikan uçakları, bölgede dost-düşman ayırt edemediklerinden, çatışmaya yardımda bulunamazlar.

    geri çekilmeden haberdar olmayan türk birlikleri: 28/29 kasım 1950 gecesi; çin askerlerinin cephe gerisine sızmasıyla iyice sıkışırlar. gece karanlığında, türk askerlerinin ısınmak için yaktıkları benzin bidonları, çinli askerler tarafından, türk askerlerinin yerlerinin öğrenilmesinde büyük etken olur. gece, cephe gerisine sızan çinli askerler ile türk askerleri arasında büyük çatışmalar yaşanır. ancak, türk askerleri, sahip oldukları mevzileri terk etmezler. bu sırada: amerikalı ve güney koreli askerlerin kaçması için, zaman kazanılmış olur. yani: türk askerleri mevzilerini terk etselerdi, amerikalı ve güney koreli askerlerle birlikte, topyekün bir imha söz konusu olacaktı.

    evet, bu gece, türk birlikleri yerlerinden ayrılmazlar, ama büyük kayıplar verilir. bir gecede: 78 kişi şehit olur ve 352 kişi yaralanır. amerikan 8. ordusu, tamamen geri çekilerek, kurtulur.

    yani: birleşmiş milletler ordusunun tam bir bozgunu ve darmadağınık geri çekilme. çünkü: karşısındaki düşman, bölgeyi çok iyi bilen, gündüzleri köylüler arasına karışıp, geceleri saldırıya geçen, azıcık prinç lapasıyla doyan, yere kıvrılıp uyuyabilen çinli ve kuzey koreli askerlerdir.

    evet, birleşmiş milletler ordusu geri çekilirken, bölgedeki türk askerleri unutuluyor veya onların tabiriyle haber veriliyor ama yabancı dil bilen olmadığından, verilen uyarılar dikkate alınmıyor.

    neyse: 29 kasım 1950 günü, çin ordusunun kuşatma harekatı geçici olarak durdurulur. ancak, aynı günün gecesi, türk tugayı, ikinci kez baskına uğrar. daha önce söylediğim gibi, türk askerleri ısınmak için, ateş yakmaktadırlar ve bu ateşler, çinliler tarafından, türk askerlerinin yerlerinin tespitinde en büyük etkendir. çinliler; gece karanlığında, türk birliklerinin çevresini sarmaya başlarlar, türk askerleri direnir ve buz gibi bir havada, zifiri karanlıkta, çinli askerlerin çıkardıkları ürkütücü sesler eşliğinde, geri çekilmeye başlarlar. geri çekilen tugayın arkasındaki 400 asker, çinlilerle çarpışarak bir dağın eteğinde sıkışırlar. sonunda teslim olmak zorunda kalırlar

    bu arada: biraz önce sözünü ettiğim gibi: cephedeki türk piyade taburları; ne diğer müttefik birliklerle ve ne de kendi artçı birlikleriyle temas kuramamaktadırlar. bunun sonucunda, elbette büyük zaiyat ortaya çıkıyor. birleşmiş milletler güçleri, türk birliklerinin kendileriyle aynı anda geri kaçmamaları ve çinlilere karşı koyarak, onları oyalamaları nedeniyle, zaman kazanmışlar ve zaiyatsız olarak geri çekilmişlerdir. ama, biraz önce söylediğimi gibi, tarih sahnesinde gizli kalan bir durum, “geri çekilme türklere haber verildimi, verilmedi mi?” bilmiyorum. kimse bilmiyor.

    türk tugayının kayıpları çok ağırdır. 26 kasım-1 aralık 1950 günleri arasında süregelen bir haftalık çatışmalarda: türk tugayı, birleşmiş milletler ordusu içinde: asker sayısına oranla, en çok kayıp veren birliktir. bu çatışmalarda: 12 subay, 7 astsubay ve 199 erbaş ve er olmak üzere, toplam: 218 şehit verilmiştir. yaralı sayısı ise: 5 subay, 10 astsubay, 440 erbaş ve er olmak üzere, toplam: 455. bunların yanında, kayıplarda yani esirler de var. kayıplar: 7 subay, 2 astsubay, 85 er olmak üzere: toplam 94. bunlar: savaş sonuna kadar, 3 yıl süresince, esir hayatı yaşarlar. (esirler konusuna, daha sonra değineceğim)

    ama, bu kadar büyük kayıplar verilmesine rağmen, kunuri olayları/savaşı bir destan olarak tarih sahnesine yazılır. ama: yanlızca bizim açımızdan bir destan. yoksa: aradan geçen, 60 yıllık süreçte, bu savaşın bir destan olduğu yönünde, amerikan kaynaklarında hiçbir açıklama yapılmayacaktır.

    o günlerde, savaşın ardından, bir amerikalı yazar şöyle yazacaktır.” türkler, kore’de çok büyük kayıplar verdiler. türk tugayının fazla kayba uğraması yüzünden, türk halkının üzüntülerini hesaba katan amerikan hükümeti, sessiz-sedasız bir şekilde, türk makamlarından özür dilemek zorunda kalır. ancak, türkler, amerikalıların ne demek istediklerini pek anlayamazlar.” yani: sanki, umursamıyorlar mı demek lazım, bilmiyorum.

    yine, bu savaşın ardından söylenenler değerlendirildiğinde, ingiltere savunma bakanı e.shinwel’in sözleri şöyledir.” türk askerlerinin güç koşullarda savaştığı kabul ediliyor ve kore’deki türk tugayının son savaşlar sırasında diğer birleşmiş milletler kuvvetlerine oranla, en güç koşullar altında savaşmış ve buna rağmen vazifesini başarı ile yapmıştır.”

    bir diğer yorum: amerikalı yarbay blair’den: “ türklerin bu taarruzu, gördüğüm muharebelerin en kanlısıydı. dövüşme çok şiddetli olmuş, çinliler çok iyi donatılmışlardı. tüfek bombası, çeşitli otomatik silahlar ve havanları vardı. yiyecek ve cephaneleri de boldu. mevzilerinde ölünceye kadar direnmeleri, türklerin disiplinlerinin iyi olduğunu gösteriyordu. buna rağmen, savaş başarıyla sonuçlandı.”

    buna rağmen kelimesi az gelir. bölgede: son 40 yılın en soğuk kışı yaşanmaktadır. mançurya’dan esen sert rüzgarlar: askerlerin hareketlerini güçleştiriyordu. ayrıca, askerlerimizin giysileri, teçhizatları ve eğitimleri, bu soğuk cehennemi yaşamak için hiçte uygun değildir.

    sonuçta, askerlerimiz arasında, ilk donma olayları yaşanmaya başlar. özellikle: gece nöbetleri dondurucu oluyordu. askerler: boş tenekelerde yakılan ateşlerin başında ısınıyorlardı ama bu ateşler de, çinliler tarafından çok uzaklardan görülüp, askerlerimizin mevkileri tespit ediliyordu.

    hatta, ilgisizlik ve umarsızlık o kadar ileri düzeye gelir ki, bu dondurucu soğuğa rağmen, yarı bellerine kadar buzlu sularda yaya geçme durumunda kalanların ölümleri içler acıtır. tıbbi ekipler, donan askerleri tedavi etmeye çalışıyorlardı. acilen kan verilmesi gerektiğinde, plazmanın 90 dakika ısıtılması gerekiyordu. su içeren ilaçlar donmuştu. kamyonlardaki benzine, donma tehlikesine karşı alkol karıştırılıyordu. hatta, geceleri, askerlerin postallarının içinde biriken ter bile donuyordu. bunun yanında: biriz önce sözünü ettiğim gibi, çinli askerlerin yöreyi tanımaları ve yaşantılarının sadeliği, kuzey kore’nin uzun sıra dağları ve bunların arasındaki vadilerden oluşan arazi yapısının hareketleri zorlaştırması, tüm bu etkenler; birleşmiş milletler güçlerinin ve çok doğal olarak türk askerlerinin olumsuz etkilenmesine neden oldu.

    yazının en sonunda, yine okuyacağınız gibi, amaç büyük olasılıkla nato’ya girmek, ama nato kore’de savaşmamızı istiyor, ama ya kahramanlık, kahramanlık bize mi borç. yunanlılar da, nato’ya alındılar, ama kore’de hiçbir kahramanlıkları yok, çünkü askerlerini bile bile buzlu sulara sokma gereğini hissetmediler.

    kunuri savaşı sonrası:
    çin halk gönüllü ordusu: birleşmiş milletler birliklerini, 38.enlem güneyine püskürterek, güney kore’yi işgal etmeye başlarlar. ancak, karşı taarruz ile, her iki kuvvet: 38. enlem boyunca sabitlenir.

    ikinci büyük çatışma:
    ancak, birleşmiş milletler ordusu, çin güçlerinin ateşkese yanaşmayan tutumları nedeniyle, yeniden, taarruzi keşif hareketlerine girişirler. türk tugayının vurucu gücünün de, bu yıpratıcı taarruzlarda, görev alması öngürülür.

    25-27 ocak 1951 tarihlerinde, kumyangjang-ni kasabası ve çevresinde, ikinci büyük çatışma olur. çinliler, kendi mevzilerinden gayet planlı ve etkili bir şekilde ateş yağdırırken, türk tugayı, bunları önemli kayıplar verdirerek geri çekilmeye zorlarlar. bu zafer, birleşmiş milletler komutanlığı karargahında, yeni başarı ümitleri doğurur. aksi halde, kore’nin tahliyesi düşünülmektedir. ancak, türk askerleri çatışmaların odak noktasında olunca, yine kayıplar verilir. (türk tarafının kaybı: 12 şehit, 31 yaralı iken, çinlilerin kaybı: 474 ölü, 23 esir) yani: türk tugayı, karşısında, kendinden 3 misli büyük bir askeri güç ile çatışmış ve galip gelmiştir. yalnız, burada, tugay komutan yardımcısı albay nuri pamir’in ölümü, üzüntü yaratır.

    bu zafer : yurtta ve dünyada büyük yankı bulur. dünya basınında, günlerce: türk milletinin kahramanlığı, savaşçılığı, demokrasiye ve hür dünyaya bağlılığı yazılır. devlet başkanları, mesajlarla, türkiye cumhuriyeti devletini ve kore türk tugayını kutlarlar. yurtta, büyük sevinç gösterileri yapılır. bu arada: amerikan kongresi, türk birliğine “mümtaz birlik nişanı” verir. daha önce söylediğim gibi, amerikalılar, türk askerlerinin bu kahramanca ölüme gidişleri ve fedakarlıklarını anlamakta büyük zorluk çekmektedirler. özellikle: topçu üsteğmen tahir ün’ün, bulunduğu tepenin düşman tarafından işgal edilmesi gündeme gelince, kendi toplarının tüm ateşinin bulundukları tepeye yönelmesini istemesi, nedeni sorulduğunda ise, düşman ateşiyle değil, kendi ateşimizle ölmek istediğini söylemesi ve bunun üzerine, bölgeyi ateş altına alan türk toplarının kendi askerlerimiz le birlikte, birçok düşman askerinin ölmesine neden olması. tüm bunları, amerikalıların anlaması mümkün değildi. bu arada, bu kahraman üsteğmen tahir ün’ün cenazesi asla bulunamamıştır. hatta: ankara’daki kore şehitleri anıtına giderseniz, şehitlerin isim listesinin en üstünde, onun ismini görebilirsiniz.

    ama, kesin olan şu ki: amerikan 8. ordusu, kore’nin tahliye edilmesi üzerine planlarını yapmışken, türk tugayının bu başarısı üzerine, planlar tadil edilir ve yeniden, taarruz emri verirler ve 24 mayıs 1951 tarihinde, birleşmiş milletler güçleri çin birliklerini yenilgiye uğratırlar ve 38. enlemi aşarlar. bu sırada, önceden büyük kayıplar vermiş olan türk birlikleri, yedeğe alınmıştır.

    barış görüşmeleri:
    her iki gücün, 38. enlemde durması ve savaşın durağan bir hal alması üzerine: taraflar barış görüşmelerine başlarlar.
    27 temmuz 1953 tarihinde, savaş, kocaman bir kanlı nokta ile noktalanır. ateşkes anlaşması imzalanır. ateşkes anlaşmasına göre: 3 ay içinde, cenevre’de başlaması gereken barış görüşmeleri, bir türlü başlayamaz. 9 ay sonra: 26 nisan 1954 tarihinde, türkiye’nin de içinde bulunduğu, savaşa katılan 16 ülke temsilcileri, sscb, çin ve kuzey kore temsilcileri, cenevre’de bir araya gelirler. 2 ay süren görüşmelerden, olumlu bir sonuç alınamaz.
    ateşkes yapılmasından, 1.5 ay sonra, 4 eylül 1953 tarihinde, savaş esirlerinin değişimi başlar. iki taraf savaş esirlerinden: ülkelerine dönmeyi kabul etmeyenler olur. birleşmiş milletler ordusunun 13.500 esirinden, 21 tanesi amerikalı olmak üzere 357 kişi, kendi ülkelerine dönmeyi kabul etmezler. amerikalı esirler: ölüm, hastalık ve geri dönmeme gibi birçok fire vermesine rağmen, 234 türk esiri ise, fire vermeden, ülkemize geri dönerler. türk esirlerinin: % 96’sı, savaşın ilk aylarında esir düşmüşler ve yaklaşık 3 yıllık bir süre, esir kamplarında kalmışlardır. amerikalılar tarafından, daha sonraki tarihlerde, aşağıda yazdığım gibi, çeşitli araştırmalar yapılarak bu durumun, yani esirlerin yaşantıları ve psikolojik durumlarının nedenleri tespit edilmeye çalışılmıştır.
    ancak, barış anlaşması imzalanmaz. barış anlaşması, 2007 yılında, güney kore ve kuzey kore arasında, kağıt üzerinde imzalanır.

    savaştan sonra:
    ateşkesten 3 hafta sonra: 3.türk tugayı, yerine 4.türk tugayına bıraktı. 4.türk tugayı savaşa girmedi. ama, cephedeki yerini aldı ve tedirgin bir bekleyiş içindeydi. bu tedirginlik, kuşkusuz yalnız türk tugaylarında değil, tüm bm.ordusunda ve karşısındaki düşmanda da vardı.
    bu süre içinde: 1960 yılına kadar, her yıl değiştirilmek suretiyle, 4.tugaydan sonra 6 türk tugayı daha, koreye gitti. 10.tugaydan sonra, yerine kore ye 1 bölük gönderilmeye başlandı. 1962 yılından sonra, bölük te 1 mangaya indirildi.

    savaşın sonuçları:
    savaş sonunda: 50 binden fazla amerikan askeri ölmüştür. resmi kayıtlara göre: birleşmiş milletler ordusunun kaybı: 94.000 ölü ve kayıplar olmak üzere, toplam: 500.000 kişiyi buluyordu. bunun yanında, baştanbaşa yakılıp-yıkılan kore ülkesinde ise, 1.5 milyon koreli sivil ölmüştü.

    7190 amerikan askeriyse, çinliler tarafından esir alınır ve bunlardan 21 tanesi, savaş sonunda, amerika’ya dönmeyi kabul etmezler. bu nedenle: amerikalılar, esirlerin durumları hakkında birçok araştırma yaparlar.

    1958 yılında yayınlanan bir amerikan psikoloji dergisi olan “mc.call” dergisinde: esir kampındaki mehmetcik ve coni kıyaslanmıştır. anadolu bozkırının ortasında doğan, binbir mahrumiyet içinde büyüyen mehmetçik, her türlü imkanlara sahip coni den, hangi sebeplerden dolayı üstün olduğunun cevabı açıklanmıştır.
    esir kampındaki bir türk subayının anlattıkları şöyledir.
    “ bu akında, kızıllar çok miktarda esir almışlardı. büyük esir kafilesini, kızıl çin’e doğru bir ölüm yürüşüne başlattılar. hava çok soğuk ve karlıydı. kafilede: pek çok hasta ve yaralı vardı. yürüyemeyen esir, hemen yolun kıyısında öldürülüyordu. fakat, türk esirlere gelince, iş tamamen değişiyordu. bizden de gücü kesilen, yürüyemeyen ve yolun kenarına çekilen esir, hemen bizden birileri tarafından kaldırılıp, sırtlanırdı. halbuki, onlar da yorgun ve hastaydılar.
    esir kampında, çinlilerin yaptıkları ilk iş şudur:
    bm. in ve kendi ülkelerinin esirlere verdikleri tüm üniformalar çıkartılır, yerine, üzerinde herhangi bir rütbe alameti bulunmayan düz ve tek tip elbiseler giydirilirdi. dolayısıyla, ilk anda: çeşitli ülkelerin askerlerine, rütbesiz olmanın getirdiği disiplinsizliği başlatırlardı. rütbe otoritesinin yerine, pazu kuvveti başlardı. türk esirlerinin üniformaları ve rütbe işaretleri yoktur. ama, yüzbaşı yine yüzbaşıdır. başçavuş yine başçavuştur. aynen eskisi gibi, disiplinli bir hayat vardır.

    çinliler, 100 esir bulunan her bölüme: 15-20 kişiye yetecek kadar yemek bırakırlardı. ortaya bırakılır, kol kuvveti olan aslan payını alırdı. bizimkiler ise, yemekhane nöbetçisi bulundururlar, yemek 100 eşit parçaya bölünür ve her 100 kişiden yanlızca 1 kişi günlük olarak doktora görünürdü. türk esirler, aralarından en ağır hasta olanları doktora götürürken, ingiliz ve amerikalılar tarafından bu hak, gücü olanlar tarafından kullanılırdı.

    savaşın sonunda, türkiye açısından gelişmeler:
    türk birlikleri: kasım 1951 tarihinde, türkiye’ye dönerler. tuğgeneral tahsin yazıcı, tümgeneralliğe yükseltilir. 1952 yılında emekliye ayrılır. 1854-1960 yıllara arasında; demokrat parti istanbul milletvekili olarak görev yapar. ancak: 1960 darbesinden sonra yargılanarak; 5 yıl hapis cezasına çarptırılır. ancak, daha sonra çıkarılan bir af kanunu ile serbest bırakılır.
    1971 yılında vefat eder.
    amerikalılar, savaş sonunda, 3 askerimize, distinguished service cross (üstün hizmet haçı) madalyası verirler. aslında, bu madalyayı, savaşa katılanlar arasından 14 kişiye layık görürler. bunlardan 3 kişisi türk. bunlar: çavuş mehmet ergin, yüzbaşı şinasi sükan ve üsteğmen rüştü ürer. madalyanın verilmesindeki en büyük neden: savaş sırasında sıra dışı kahramanlık göstermek.
    ayrıca: katılan tüm askerlere, amerika tarafından “kore savaşı” madalyası verilmiştir.
    ayrıca: kore’de: kumpangjangi bölgesinde: türk zafer anıtı yapılmıştır.

    bölgeye giden diğer türk birlikleri:

    2.değiştirme tugayı:
    16 kasım 1951 tarihinde, tuğgeneral namık arguç komutasında bölgeye gider. bu tugay, 8 ay boyunca, düşmanla temas halinde ve daimi düşman ateşi altında görevini tamamlar.

    3.değiştirme tugayı:
    ağustos 1952 tarihinde, kurmay albay sırrı acar komutasında, bölgeye gider ve görevi devir-teslim alır.
    28 mayıs 1953 tarihinde yapılan çatışmalarda, bu tugayda: 151 şehit ve 239 yaralı zaiyatı olur.

    4.değişterme tugayı:
    6 temmuz 1953 tarihinde, görevi devir-teslim alır. bu tugay, savaşın sona ermesinden sonra da, kore’de kalmaya devam eder.

    takip eden dönemdeki askeri birlikler:
    takip eden süreçte, kore’ye, değiştirme tugayları gönderilmeye devam edilir. 1960 yılında ise, kore’deki askeri güç: 1 bölük kuvvetine indirilir. 1965 yılında ise, sembolik anlamda: 1 manga bırakılır. daha sonra, on kişiden oluşan bu birlik te, 1971 yılında geri çekilir.

    kore’ye giden toplam askeri gücümüz:
    3 yıllık kore savaşında, 24882 askerimiz görev yaptı.
    savaş sırasında, türk askerleri 13 çatışmaya katılırlar ve bunlardan 4 tanesi tarihe geçer.

    kayıplar:
    genelkurmay harp tarihi başkanlığının, resmi rakamlarına göre: kore savaşına katılan; 1, 2 ve 3’ncü türk tugaylarının kayıplarının blançosu şöyledir:
    şehitler: 37 subay, 26 astsubay ve 658 erbaş ve er olmak üzere: toplam: 721.
    yaralılar: 2147, hasta: 346, esir: 234 ve kayıp: 175
    toplam kayıplarımızın mevcudu: 3277.
    tugayları, ortalama 5000 kişi kabul edersek, toplam: 15.000 kişiden, 3277 kişilik kaybın, % 22 olduğu görülür. bu rakamlar: hiçte küçümsenmeyecek oranda, büyük kayıplardır. şehitler, toplam kayıpların: % 27’ sini oluşturmaktadır.
    askerlerimizin en çok “topukları”ndan vuruldukları savaş olarak öne çıkar. bunun nedeni: düşman ateşiyle karşılaşıldığında, yere yatmakta geç kalmak veya yere yatarken, verilen eğitimlerin aksine, ayaklarını yani topuklarını hemen yere yapıştırmamak, havada kaldırdıktan sonra, yere düşürmek.
    şehitlerimiz: seul-pusan kasabası yakınlarındaki: “tanggok” mezarlığı içindeki “pusan şehitliği” nde yatmaktadırlar.
    bu şehitlikte, 721 türk şehit mezarı bulunmakta olup, bazıları yani kayıpların ki, sembolik mezarlıktır.

    ülkeye dönen gaziler:
    savaş sonunda, bedensel ve ruhsal açıdan sakatlanmış bir yığın insan, akli dengesi bozuk insanlar kalmıştır. bu insanlara, asla psikolojik destek verilmedi. zaten, ülkemizde, o tarihten sonra; sokaklarda görülen akli dengesi bozuk insanlara: haksız ve aşağılayıcı bir şekilde “koreli” lakapları verilmeye başlanması da, kore’de savaşıp ülkeye dönen insanların içinde bulundukları durumun en büyük ifadesidir.

    evet, kore gazilerine ve şehit dul ve yetimlerine, yıllar sonra maaş bağlanır. hatta: bunlar için birleşmiş milletler tarafından gönderilen paraların, dönemin hükümeti tarafından başka yatırımlara yönlendirildiği hakkında, bir kısım söylentiler de çıkarılır. 1974 yılında şeref aylığı adı altında bağlanan maaşları, 1983 yılında, kenan evren tarafından kesilir. düşünün, asker maaşlarını, asker kesiyor. ancak, takip eden dönemde, özal zamanında, maaşları yeniden verilmeye başlanır.
    günümüzde, kore şehitlerinin dul-yetimleri ve gazilerinin aylıkları: üç ayda bir, 780 tl. düşük olduğunu düşünmemek elde değil.

    ankara’daki anıt:
    ankara’da, 1973 yılında, şehitlerin hatırasına, bir anıt yaptırılmıştır.

    sonuç:
    kore savaşı sonucunda, bu kadar çok kayıp vermemizin nedenleri, hiç araştırılmamıştır. çünkü: kore savaşına katılan ve ülkeye dönen askerlerimiz: orada olanları, daima bir başarı destanı olarak bizlere yansıttılar. olumsuzlukları, kötü koşulları asla anlatmadılar. belki geceleri uykularından, telaş ve bağırıp-çağırarak uyanan bu insanların yaşadıklarını, asla tam olarak öğrenemedik. her zaman olduğu gibi, olayın hep destansı yönleri, millete yansıtıldı. biraz önce sözünü ettiğim bu kahraman insanlara: yaşamlarını sürdürmeleri için, uzun süre, aylık-maaş bile vermedik. şu anda verilen maaşları da inanıyorum ki, hayatlarını sürdürmenin çok gerisinde, yanlızca ayakta kalmalarını sağlayacak miktardadır.

    olayın sonuçlarının; meşhur nato üyeliği açısından değerlendirirsek: hani nato üyelik müracaatımızı kabul etmemişler ve kore savaşına katılma koşulunu öne sürmüşlerdi ya, buna inanmak pek mümkün değil. çünkü: sscb yani komünist rejim, eğer askeri güçlerini sınırlarımızdan geçirmiş olsalardı, büyük olasılıkla, başta amerikan ve ingiliz güçleri olmak üzere, nato zaten bölgeye hemen müdahale ederdi. çünkü: daha sonra alenen belli olduğu üzere: amerika ve ingiltere, ortadoğu’daki gelişmeler ve bunalımları düşünerek: türkiye ve kore savaşına çok küçük boyutlu askeri düzeyde katılan ve hiçbir destansı başarısı sözkonusu olmayan yunanistan’ın nato’ya üyeliklerini kabul etti. 20 şubat 1952 tarihinde, lizbon’da, üyelik anlaşmaları imzalandı. ama, kore’deki savaşa katılmanın yanı sıra, bu anlaşmalarda, nato’ya katılmanın bir diğer görünen şartı olarak: amerika’ya ülkemiz toprakları üzerinde “askeri üs” kurma izni de verildi.

    zaten, tüm bu gelişmeler üzerine, 30 mayıs 1953 tarihinde, sscb, kore savaşı öncesinde gelişen türkiye’den olan toprak taleplerinden vazgeçtiğini açıklayacaktır.

    birleşmiş milletler açısından sonuç değerlendirildiğinde ise: 3 yıllık süreçte, gırtlak gırtlağa yaşanan bu çatışma, birleşmiş milletler kararlarında “polis harekatı” olarak geçmekte olup, bu da olaya verilen önemin ifadesi açısından, eminim ki, şehitlerimizin ruhunu ve geride kalanlarını yaralayan en büyük nedenlerden biridir.
  • ön not : işbu entry kore savaşının gidişatını, kore'nin neden ve nasıl ikiye ayrıldığını ve bölgedeki diğer güçlerin bölgenin kaderini belirlemesini anlatmaktadır.

    kore adasının bulunduğu bölgede 1392 yılında joseon krallığı kurulmuştu ve kore yarım adasının tamamında bu ülke hüküm sürmekteydi. joseon krallığı son zamanlarında çin'in etkisi altında kalmıştı ancak 1894-95 yıllarında yaşanan japonya ve çin arasındaki savaş sonrasında japonya iç işlerine karışabileceği bir kore imparatorluğu kurdu. 10 yıl sonrasında yaşanan japon-rus savaşı sonrasında japonya, kore ile bir anlaşma imzalayarak kore'yi sömürgesi yaptı.

    japonya'nın kore'yi sömürge yapmasından sonra birçok milliyetçi vatandaş kore'yi terk etti. 1919 yılında çin'de geçici bir kore hükümeti kuruldu ancak diğer devletler tarafından tanınmada, ulusalcıları bir araya getirmede ve birçok konuda başarılı olamadı. 1919 yılından 1925 yılına kadar kore'li milliyetçiler japonlara karşı birçok savaşta rol aldı.

    1943 kasımında düzenlenen kahire konferasında çin, birleşik krallıklar ve amerika aldıkları kararla "kore özgür ve bağımsız bir devlet olacaktır" kararını aldılar.

    1943 kasımında düzenlenen tahran ve 1945 yılında düzenlenen yalta (kırım) konferanslarında sovyetler birliği avrupadaki galibiyetinden 3 ay sonra pasifikteki müttefiklerinin yardımına gideceğini belirtti. bunun neticesinde sovyetler birliği 9 ağustos 1945 tarihinde, yani hiroshima'ya atılan atom bombasından üç gün sonra japonya'ya savaş ilan etti. 10 ağustos günü kızıl ordu kore yarım adasının kuzey kısımlarını işgal etmeye başladı.

    10 ağustos gecesi washington'da kore yarım adasının sovyet ve amerikan güçlerinin bulunduğu yerlere göre ikiye ayrılması kararlaştırıldı. bu karar neticesinde ikiye ayrılmanın en uygun görüldüğü bölge 38. paralel oldu. bu sınır amerikan güçlerinin ulaşabileceğinden daha kuzeyde kalmaktaydı ancak kore'nin başkentinin de bu sınırlar içinde kalması amerikan güçleri için önem taşımaktaydı. sovyet birliklerinin bölgeye girmesi amerikan birliklerine göre çok daha kısa sürede gerçekleşebilirdi ancak 16 ağustos gecesi stalin kızıl orduyu belirlenen sınıra getirdi ve 3 hafta boyunca amerikan birliklerinin güneyden gelişini bekledi.

    8 eylül 1945 günü amerikan komutan john hodge, japonya'nın teslimiyetini kabul etmek üzere 38. paralelin güneyinde bulunan incheon'a gitti. hodge, burada ordunun idaresine atandı ve güney kore birliklerini komuta etti. hodge gittiği bölgede kontrolü sağlamak için bazı japon yetkilileri tekrar göreve getirmek istedi ancak karşılaştığı protestolar nedeniyle bu kararından vazgeçti. japon birliklerinin çekilmesinin ardından çin ve rusya destekli kurulan kore halk cumhuriyeti, komünist sempatisinden ötürü amerikan birlikleri tarafından tanınmadı

    moskova konferansında daha önceden alınan karar doğrultusunda 1945 aralığında amerikan ve sovyet birlikleri kore'yi bir ortak bir komisyonla yönetmeye başladılar. 5 yıl sürecek ortak yönetim sonrasında iki ülkenin birlikleri ülkeden çekilecek ve yönetim tamamen kore halkına verilerek bağımsız ve özgür bir ülke hedefi gerçekleştirilecekti. ancak bu fikir kore halkı arasında hoş karşılanmadı ve bunun üzerine isyanlar patlak vermeye başladı. bu isyanları bastırmak için amerikan birlikleri 8 aralık günü eylem yapmayı, 12 aralık günü yasa dışı olarak tanımladığı kore devrim hükümetini ve kore halk komitesini yasakladı. olayların büyümemesi için amerikan hükümeti daha sonra sıkıyönetim ilan etti.

    ortak komisyonun herhangi bir ilerleme gerçekleştiremediğini gören amerikan hükümeti, birleşmiş milletlerin gözetiminde bir seçim yaptırarak kore'de bağımsız bir hükümetin kurulmasına karar verdi. sovyet yetkililer ve koreli komünistler bu seçimin adil olmayacağını öne sürerek karara itiraz etti, birçok güney kore'li politikacı ise kuzeyden gelen tepkilere karşı boykot etti. 10 mayıs 1948 günü güneyde halk oylaması gerçekleştirildi. kuzey ise 3 ay sonra halk oylamasına giderek meclis seçimini gerçekleştirdi.

    seçimlerin sonucunda güney kore hükümeti 17 temmuz 1948 günü ulusal bir anayasa yayınladı ve 20 temmuz 1948 günü syngman rhee'yi devlet başkanı seçti. güney kore cumhuriyeti 15 ağustos 1948 günü resmi olarak kurulmuş oldu. sovyetlerin bulunduğu kuzey kesimde ise sovyetler birliği kim il-sung tarafından yönetilen komünist bir hükümet kurdu.

    1948 yılında sovyet birlikleri, 1949 yılında ise amerikan birlikleri kore yarım adasından çekildiler.

    bu sırada japonya ile olan savaşını sona ermesinin ardından çin'de komünistler ve milliyetçiler arasında yaşanan iç savaş kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı. çin'deki komünist yanlıları manchuria'nın egemenliğini istemekteydi ve kuzey kore hem insan gücü hem malzeme olarak kendilerine destek vermekteydi. savaş boyunca kuzey kore, çin'deki komünistlere 2000 tren vagonu malzeme yardımı gönderdi ve birçok kuzey kore'li savaşta yer aldı.

    çin'deki savaşı komünistlerin kazanması neticesinde kuzey kore halkı unutulmadı. 1949 yılında kurulan çin halk cumhuriyeti sonrasında kuzey kore'li vatandaşlar silahlarıyla birlikte evlerine gönderildi, olası bir güney kore istilasında çin, kuzey kore'ye destek vereceğini belirtti.

    1949 yılında, güney kore ülkelerinde bulunan komünist gerillalarının sayısını 5000'den 1000'e kadar düşürmüştü. ancak kuzey kore lideri kim-il sung gerillaların başarılı olduğunu düşünmekteydi ve kuzey tarafından yapılacak işgal harekatını güney halkının onaylayacağını sanıyordu. bunun üzerine kim moskova'ya giderek stalin'in desteğini istedi.

    4 ağustos 1949 günü sınırda ciddi çatışmalar çıktı, kuzey koreli birlikler sınırın güneyindeki bölgeyi ele geçirdiler. ancak güney kore birlikleri, saldırı fazla ilerleyemeden kuzey kore'li birlikleri geri püskürttü.

    stalin, kore'de yapılacak bir savaş için zamanın uygun olmadığını düşünüyordu. çin'li komünist birlikler ise kendi iç savaşlarından henüz toparlanamamıştı. bu sırada güney kore'de amerikan birlikleri bulunmaktaydı. 1950 baharında stalin durumun değiştiğini düşünmekteydi. komünist güçler mao zedong ile kesin zafere ulaşmış, sovyetler ilk nükleer bombalarını yaparak amerikanın elinden bu monopoliyi almış ve amerikan birlikleri kore'yi terk etmişlerdi. amerika çin'deki komünist zaferini durdurmak için doğrudan müdahalede bulunmamıştı. stalin, amerika için kore'nin çin'den daha az önemi olduğunu düşünmekte ve çin'e müdahale etmeyen amerika'nın kore için fazla bir şey yapmayacağını düşünmekteydi. aynı zamanda sovyet güçleri, moskova'da bulunan amerikan büyük elçiliğine gelen kodları çözmüşler ve amerika'nın kore'yi fazla önemsemediği sonucuna ulaşmışlardı. stalin, çin hükümetine vaatlerde bulunarak asya ülkelerine karşı daha agresif bir tutum sergilemeye başlamıştı.

    1950 nisanında stalin, kim'e güney kore'yi işgal etme yetkisi verdi ancak bir şartla; eğer gerekirse mao, çin'den takviye destek gönderecekti. stalin, sovyet birliklerinin doğrudan savaşa girmeyeceğini, amerikan birlikleriyle savaştan kaçındıklarını belirtmişti. 1950 mayısında kim ve mao görüşmesi gerçekleşti. mao, amerikan birliklerinin müdahale edeceğinden endişe duyuyordu ancak yine de kim'e destek sözünü verdi. çin, sovyetlerden gelecek olan ekonomik ve askeri yardıma muhtaçtı ancak yine de kore'ye askeri destekte bulundu ve bir ordusunu kore sınırında konuşlandırdı. mao'nun sözleri yerine geldikten sonra savaş hazırlıkları hızlanmaya başladı.

    ikinci dünya savaşındaki tecrübeleriyle öne çıkan sovyet generaller kuzey kore'ye giderek danışmanlık görevini üstlendiler. generallerin saldırı planları mayıs ayında sona ermişti. plana göre kore yarım adasının batısındaki kıyıda savaş başlayacak, kuzey koreliler karşı taarruza geçerek seul'u ele geçirecek ve güney kore ordusunu dağıtacaktı. son adım olarak güney kore hükümeti ortadan kaldırılacak ve kore yarım adasının tamamı ele geçirilecekti.

    7 haziran 1950 tarihinde kim-il sung kore genelinde bir seçim çağrısında bulundu. 11 haziran tarihinde kuzeyden üç diplomat barış görüşmeleri için güneye gitmişti ancak güney kore devlet başkanı bu görüşmeye katılmayı reddetti. 21 haziran tarihinde kim-il sung planlarda bir değişiklik yaparak batı kıyısından saldırmak yerine sınırda yekün bir taarruza geçme kararı almıştı. kim, planlarının güneyliler tarafından öğrenildiğinden şüphelenmekteydi. stalin, saldırı planındaki değişikliği kabul etti.

    kuzeyde bu hazırlıklar devam ederken 38. paralelde birçok çatışma yaşanıyordu. güney kore ordusu, amerikan ordusu tarafından eğitilmekteydi ve amerikan teçhizatlarını kullanmaktaydı. güney kore başkanı rhee, bu saldırılar sonrasında kuzeye giderek işgali gerçekleştirmek istediğini belirtmişti.

    ancak gerçekleşecek saldırı istihbaratı hem amerikalı birliklere hem de güney koreli yetkililere ulaşmıştı ve bu saldırıya göre önlem alınmıştı. her iki taraf da saldırı planından karşının haberi olduğunu düşünmüş ve neticesinde herhangi bir saldırı yaşanmamıştı. 23 haziran günü birleşmiş milletler gözlemcileri bölgede araştırma yapmışlar ve herhangi bir çatışma izine rastlamadıklarını belirtmişti.

    25 haziran 1950 günü şafak saatlerinde kuzey kore birlikleri, destek ateşleriyle birlikte 38. paraleli geçti. kuzey kore birlikleri önce güney kore birliklerinin ateş açtığını ileri sürmüştü ve amaçlarının "vatan haini rhee'yi tutuklayıp idam etmek" olduklarını söylemişlerdi. savaş ilk etapta batıda bulunan ongjin yarımadasında başlamıştı. güney koreliler haeju şehrini ele geçirdiklerini belirtmişlerdi, bu sebeple ortak karar ilk ateş açanın güney kore olduğu yönünde çıktı.

    ongjin'de ilk ateşi kimin açtığının netlik kazanması beklenmeden, kuzey kore birlikleri 1 saat içerisinde 38. paralel boyunca taarruza geçmişlerdi. kuzey kore birliklerinde tanklarla ilerliyor, aynı zamanda ağır top atışları destek oluyordu. güney kore'de tank, anti-tank veya ağır top atışlarını durdurabilecek teçhizat bulunmuyordu. ek olarak güney kore birlikleri o tarihlerde parça parça bölgeden çekilmekteydi.

    28 haziran'da rhee bazı devlet yetkilileriyle birlikte seul'dan tahliye edilmişti. 28 haziran gecesi saat 2'de güney kore birlikleri hangang köprüsünü havaya uçurarak kuzey kore birliklerinin gelişini engellemeye çalışmışlardı. köprünün patlatıldığı sırada 4000 mülteci köprüden geçiyordu ve yüzlerce kişi burada hayatını kaybetti. ayrıca köprünün havaya uçurulması neticesinde birçok güney kore birlikleri han nehrinin kuzeyinde kapana kısıldı. güney kore için durum oldukça kötüydü ancak daha kötü bir şey gerçekleşti ve seul, kuzey kore güçleri tarafından ele geçirildi. seul'un düştüğü vakitlerde birçok güney kore birliği şehirde bulunmaktaydı.

    28 haziran günü rhee olayları kendi ülkesindeki muhalif politikacılarla ilişkilendirdiğini açıkladı.

    25 haziran günü 95,000 kişilik gücü bulunan güney kore ordusu 5 gün sonra 22,000 kişiye kadar gerilemişti. temmuz ayında amerikan birliklerinin ülkeye varmasının ardından kalan güney kore birlikleri amerikan ve birleşmiş milletler komutasına verildi

    dönemin amerikan başkanı truman savaşa hazırlıksız yakalanmıştı. amerikan yetkililerinin oluşturduğu asya savunma planında kore bulunmuyordu. hatta savaşın patlak verdiği dönemde truman evinde dinlenmekteydi. amerikan yetkilileri o zamanlar sovyetlerin olası bir avrupa işgalini beklemekte, asya'da herhangi ciddi bir çatışma çıkacağını düşünmemekteydi. ayrıca yetkililer kore'de patlak veren savaşın kısa sürede yayılarak avrupa'ya da sıçrayacağını ve sovyetlerin veya çin'in içinde bulunacağı üçüncü bir dünya savaşına kadar gideceğini düşünmüşlerdi.

    ilk etapta amerika bu savaşa müdahale etmekte tereddütteydi ancak japonya'nın oynadığı rolle birlikte amerika savaşta güney kore'nin yanında yer almaya karar verdi. özellikle çin komünist rejimin eline geçmişken, sovyetler birliğinin ve çin'in etkisinin arttığı doğu asya'da komünist rejime denge oluşturabilecek tek ülke japonya'ydı. amerika güney kore'ye doğrudan müdahale etmeyi düşünmüyordu ancak güney kore, japonya ile yakın ilişkiler kurmaya başlamıştı ve bu sebeple güney kore, amerika için önemli bir yer haline geliyordu.

    diğer önemli bir etken ise amerika'nın müdahalesi karşısında sovyetlerin olası tepkisini görmekti. truman, kore'de patlak veren savaşın büyüyerek kısa sürede avrupa'ya kadar sıçrayacağından korkuyordu. aynı zamanda amerika'nın veya birleşmiş milletlerin savaştan geri durması gerektiğini savunan herhangi bir yetkili yoktu. stalin ve tito arasında yaşanan olaylar sebebiyle sovyetlerin olası hedefinde bulunan yugoslavya, yunanistan ve italya gibi ülkelerin savunması görevini görmekteydi ve yugoslavya, kuzey kore savaşından önce amerika'nın en çok riskte olarak gördüğü ülkeydi. truman, eğer saldırılara karşı gelinmezse zincirleme reaksiyonla birlikte komünist rejimin birçok yere sıçrayacağını düşünmekteydi. birleşmiş milletler, güney kore'de askeri birliklerin kullanılması onayını verdi ve hemen ardından amerika bölgede bulunan bütün hava ve deniz birliklerini kullanmaya başladı. truman, kara birliklerini harekete geçirmek istemiyordu çünkü kuzey kore birliklerinin hava ve deniz güçleriyle durdurulacağını düşünüyordu.

    truman, bu saldırıların sovyetler birliğinin bir taktiği mi yoksa amerika'nın kararını sınamak mı olduğuna karar verememişti. 27 temmuz günü truman'a gelen bir bildiri sonrası amerikan kara birliklerinin de savaşta yer almasına karar verildi.

    25 temmuz 1950 tarihinde birleşmiş milletler güvenlik konseyi, istiladan dolayı kuzey koreli yetkililere kınama gönderdi. konseyin kararına veto gücü elinde bulunan sovyetler birliği, tayvan'lı çin cumhuriyetinin birleşmiş milletlerde koltuğunun bulunmasını ancak çin halk cumhuriyeti'nin koltuğunun bulunmamasına karşı protesto etti. davalar görüşüldükten sonra güvenlik konseyi 27 temmuz 1950 tarihinde bir önerge yayınlayarak önergede önerilen ülkelerin güney kore'ye askeri yardım göndermesini talep etti. 27 temmuz günü amerikan başkanı truman, amerikan hava ve deniz güçlerine emir vererek güney rejimine yardım etmelerini söyledi. bunun üzerine sovyetler birliği açıklama yaparak amerika'nın güney kore tarafında askeri müdahaleye başladığını söyledi.

    sovyetler birliği, birkaç geçerli sebeple bu savaşın meşru olmadığını öne sürdü. 25 temmuzda gerçekleştirilen birleşmiş milletler konseyinde kuzey kore hükümeti bulunmuyordu, bu da birleşmiş milletlerin yasalarına aykırıydı. ayrıca savaşa birleşmiş milletlerin müdahale etmesinin uygun olmadığını çünkü sınırda gerçekleşen savaşın bir iç savaş olduğunu öne sürmüştü. sovyetler birliği boykottan dolayı konsey toplantılarına katılmıyordu, bu sebeple konsey daha önce alınan kararın geçersiz olduğunu söyleyerek sovyetler birliğinin de aralarında bulunduğu 5 kalıcı ülkenin ortak bir kararda buluşmasını uygun gördü.

    bu sırada kuzey kore birlikleri taarruza devam ediyor, güney kore birlikleri ise yekün halde güneye doğru geri çekiliyordu.

    saldırı haberi gelir gelmez amerikalı yetkililer kuzey kore'nin, güney kore'yi işgal ettiği haberini başkan truman'a bildirdirdi. truman, diğer yetkililerle görüşerek amerika'nın müdahalesinin mecburi olduğu kararına vardılar ve kuzey kore'nin tavırlarını 1930'lu yıllardaki adolf hitler'in tavırlarına benzettiklerini, bu hatanın tekrar edilmemesi gerektiğini belirttiler. ardından birkaç amerikan firması kore savaşına destek vermek üzere harekete geçirildi. truman'ın bu savaştaki asıl hedefi komünizmin yayılmasını engellemekti ve daha sonra 1975 yılında kore savaşıyla ilgili şöyle bir açıklama yapmıştı ;

    "tıpkı on, onbeş, yirmi sene önce almanya, italya ve japonya'da olduğu gibi kore'de komünizm hüküm sürmekteydi. eğer güney kore'nin düşmesine müsade edilseydi, komünist liderler bölgedeki diğer milletleri etkisi altına alacak ve bizim kıyılarımıza kadar yaklaşacaklardı. eğer komünistlere güney kore'nin anahtarı teslim edilseydi bölgedeki bütün küçük devletler komünist ülkelerin sömürgesi olacak ve hiçbir devletin komünist komşularına direnecek güçleri kalmayacaktı"

    1950 ağustosunda truman yaptığı açıklamayla kore savaşı için 12 milyar dolar bütçe ayırdıklarını bildirmişti.

    başkan truman'a kuzey kore askerlerini havadan bombalama fikri verilmişti ancak truman bu fikri kabul etmedi, yedinci amerikan donanmasına verdiği emirle daha önceden güney kore tarafında savaşa katılması istenen tayvan merkezli çin cumhuriyetinin korunmasını istedi. tayvan hükümeti savaşa katılmak istediyse de, amerika, yeni kurulan çin halk cumhuriyetinin intikam için tayvan'la savaşacağını ve savaşın genişleyeceğini düşündüğü için tayvan'ın talebini kabul etmedi. amerika'nın yedinci donanması tayvan'ı koruma amaçlı bölgedeki denizde bulunduğu için çin halk cumhuriyeti amerika'yı çin'in bölgesinde asker bulundurmakla suçladı.

    amerika'nın kore ile ilk ciddi çatışmaları osan savaşı ile başlamış oldu. 5 temmuz 1950 tarihinde amerikan birlikleri osan'da kuzey kore birlikleriyle çatışmaya girdi ancak amerikan birliklerinde kore tanklarına karşı gelebilecek silah bulunmuyordu. bu sebeple 180 kişi öldü, yaralandı veya esir düştü. kuzey kore, güneye doğru ilerlemesini sürdürdü ve amerikan birliklerini pyongtaek, chonan ve chochiwon şehirlerinden geri püskürterek birliklerin taejeon şehrine kadar geri çekilmesini sağladı. daha sonra taejeon şehri de alınarak burada 3602 kişi öldü veya yaralandı, 2962 esir düştü. bu kişilerden birisi amerikan komutandı.

    ağustos ayında kuzey kore, güney kore ve amerikan birliklerini güneye doğru püskürtmeye devam ediyordu. truman, kore savaşına ayırdığı bütçede kesintiye gitmişti ve bu kesintinin etkileri kendisini göstermeye başlamıştı. anti-tank, ağır silah ve savaş topu bakımından kuzeye göre yetersiz olan amerikan ordusu kore yarım adasının en güneyine kadar geri çekiliyordu. kuzey kore ilerlemesini sürdürürken güney kore'de bulunan üst kademe memurları ve aydınları öldürerek güney kore'de temizlik yapıyordu. 20 ağustos günü amerika, kuzey kore lideri kim il-sung'a uyarı göndererek kuzey kore ordusunun savaş suçu işlediğini belirtti. eylül ayında birleşmiş milletlere bağlı birlikler korenin güney doğusunda bulunan pusan şehrinin kıyısına ulaşmaya başladı. birlikler kore yarım adasının yaklaşık %10'luk bir alanında yer bulabilmişlerdi kendilerine.

    kim il-sung savaşta başarılı olduğunu ve ağustos ayında savaşın sona ereceğini düşünüyordu ancak çinli liderler olaya aynı şekilde bakamıyordu. çin, amerikanın asker çıkarmasını engellemek için kore sınırına 260,000 asker göndermişti ve sovyetlerden bu askerlerin havadan korunmasını istemişti. çin, amerikan birliklerinin incheon şehrine çıkacağını düşünüyordu ve hem sovyetleri, hem kuzey koreyi bu şekilde bilgilendirmiş, kendilerinden bölgede bulunan birliklerin komutasını istemişti.

    ağustos ve eylül aylarında süren savaşlarda amerikan ordusu pusan şehrinde direnç göstermiş ve kuzey kore birliklerini püskürterek naktong bulge, p'ohang-dong ve taegu şehirlerini ele geçirmişlerdi. amerikan hava kuvvetleri bölgede yaptıklarıyla kuzey kore birliklerinin lojistik desteğine engel olmuş ve birçok günlük araç ve tren trafiğini kontrolü altına almıştı. kuzey kore birlikleri, hava saldırılarından korunmak için gündüz vakti kapalı yerlerde saklanmaya ve sadece gece vaktinde ilerleme kat etmeye başlamışlardı. kuzey kore'nin lojistik desteğinin kesilmesi için amerikan hava kuvvetleri askeri depoları, petrol rafinerilerini ve limanları, amerikan deniz kuvvetleri ise nakliye noktalarını yok ediyordu. bunun neticesinde kuzey kore birlikleri güneyde yeterli miktarda lojistik destek göremediler. 27 ağustos günü amerikan birlikleri yanlışlıkla çin sınırında bulunan bir yere saldırıda bulundu ve sovyetler birliği, çin'in yapmış olduğu şikayet üzerine birleşmiş milletlerin derhal bölgeye gelmesini talep etti. amerika, bölgede oluşan hasarın tespiti için hint ve isveç yetkililerin bölgeye gelip araştırma yapmasını istedi ancak sovyetler birliği bu öneriye itiraz etti.

    bu sırada japonya'da bulunan amerikan garnizonlarından pusan'a destek için sürekli asker ve mühimmat geliyordu. ayrıca san francisco'dan pusan limanına doğru yola çıkan tanklar da bölgeye ulaşmaya başlamıştı. ağustos ayının sonlarında pusan şehrinde 500 tank savaşa hazır bulunuyordu. 1950 eylülünün başlarında güney kore ve birleşmiş milletler komutasındaki birliklerin sayısı 180,000, kuzey kore birliğindeki asker sayısı ise 100,000 olmuştu.

    pusan'da bulunan güney kore ve birleşmiş milletler birlikleri dinç ve mühimmat sorunu yaşamazken, kuzey kore birlikleri yorgun ve lojistik sorunu yaşamaya başlamışlardı, ayrıca güney kore birliklerine sağlanan hava ve deniz desteği kendilerinde bulunmuyordu. pusan'da bulunan orduların rahatlayabilmesi için amerikalı general seul'un 160 kilometre uzağında bulunan incheon şehrine bir çıkarma yapma önerisinde bulundu.

    pusan savaşının başlangıcından hemen sonra amerikalı general, incheon şehrine çıkarma yapmanın planlarını kurmaya başladı ancak pentagon bu fikre karşı geldi ancak daha sonra onay verdi. 40,000 amerikan ve 8,600 güney koreli birliklerden oluşan bir ordu amerikalı bir komutanın emrine verilmişti. 15 eylül günü bu ordu incheon şehrine çıkarma yaptı ancak ordu incheon şehrinde kuzey kore birlikleriyle karşılaştı. incheon'da çok büyük bir savaş yaşanmamış olsa da, bombalamalardan ötürü şehrin büyük bölümü yok olmuştu.

    incheon çıkarmasından sonra ordu pusan'dan kuzeye doğru ilerlemeye başladı. pusan'dan harekete geçen ordu 171 kilometre kuzeye doğru ilerledi ve osan şehrinde incheon ordusuyla bir araya geldi. incheon ordusu, seul şehrinin yakınlarında kuzey kore birliklerini hızlı bir şekilde yenerek ordunun güneyde kapana kısılmasını sağladı. 18 eylül günü stalin, kim-il sung'a bir öneride bulunarak pusan şehrindeki saldırılarını geri çekmesini ve bu orduyla seul'u savunmasını söyledi. bu sırada çin'e bölgede bulunan kuzey kore birliklerinin sayısından veya operasyon planlarından haber verilmemişti. çin, kuzey kore'ye öneride bulunarak eğer incheon yakınlarında en az 100,000 kişilik bir ordu bulunuyorsa düşmanla savaşmalarını, aksi durumda bu orduların kuzeye çekilmesini söylemişti.

    25 eylül günü seul tekrar güney kore birlikleri tarafından ele geçirildi. amerikan hava birlikleri kuzey kore'ye ait birçok tankı ve savaş topunu yok etmiş, orduya ciddi hasar vermişti. güneyden kuzeye doğru çekilen kuzey kore birlikleri düzenli değil, dağınık halde çekiliyor ve pyongyang şehrini savunmasız halde bırakıyorlardı. bu geri çekilmeler sırasında sadece 25,000 ile 30,000 arasında kuzey kore askeri kuzey sınırına çekilmeyi başarmıştı. 27 eylül günü stalin komünist liderlerle bir toplantı düzenlemiş ve toplantıda yenilgiden ötürü kuzey kore birliklerinin başarısızlığını suçlamış, sovyet askeri danışmanlarını ise sorumlu tutmuştu.

    27 eylül günü kore'de bulunan amerikan komutan başkan truman'dan bir haber almıştı. bu haberde birliklerin 38. paralelin kuzeyine ilerlemesi yetkisi veriliyor ancak sadece eğer orada sovyet veya çin birlikleriyle karşılaşılmazsa veya operasyonu genel itibariyle tehlikeye atacak bir durum olmazsa şartı koşuluyordu. 29 eylül günü güney kore hükümeti eski devlet başkanı syngman rhee tarafından tekrar göreve getirildi. bölgenin ele geçirilmesinin ardından güney kore polisleri, kuzey kore sempatizanı olduğundan şüphelendiği sivilleri idam etti

    30 eylül günü çin, amerika'ya bir uyarı göndererek eğer amerikan birlikleri 38. paraleli geçerse çin'in savaşa müdahale edeceğini söyledi. bu sırada çin'li yetkililer, kuzey kore komutanlarını bilgilendirerek olası bir geri çekilme durumunda 1930'lu yıllarda çin'li komünistlerin taktiğini uygulamalarını söylediler ancak bu taktikler kuzey kore komutanları tarafından etkin şekilde kullanılamadı.

    1 ekim 1950 tarihinde birleşmiş milletler ordusu kuzey kore birliklerini 38. paralelin kuzeyine kadar püskürtmüştü, güney kore birlikleri ise 38. paraleli geçerek kuzey kore birliklerinin peşine düşmüşlerdi. amerika bu durumda kuzey kore'den koşulsuz teslim talebinde bulunmuştu. altı gün sonra, birleşmiş milletler ordusu güney kore birliklerinin kuzeye doğru ilerlemesine izin verdi. wonsan ve riwon şehirlerine çıkarma yapan birlikler henüz ilerleme kaydedemeden güney kore birlikleri tarafından ele geçirilmişti. ilerlemelerini devam ettiren güney kore birlikleri, amerikan birlikleriyle güçlerini birleştirerek 19 ekim 1950 tarihinde kuzey kore'nin başkenti pyongyang'ı ele geçirmişlerdi. amerikan hava birlikleri kore'nin kuzeyinde bulunan yolu kapatarak kuzey kore liderlerinin çin'e kaçmasını engelliyor, aynı zamanda savaş esirlerini kurtarıyorlardı. ayın sonunda 135,000 kuzey koreli, birleşmiş milletlerin savaş esiri olmuştu.

    birleşmiş milletlerin başarısını kullanmak isteyen amerikalı general, kore savaşının genişletilmesi gerektiğini ve çin'deki kuzey kore lojistik noktalarının vurulmasını önermişti ancak başkan truman bu öneriyi kabul etmedi ve çin sınırında dikkatli olmalarını söyledi.

    20 ağustos 1950 tarihinde çin devlet başkanı zhou birleşmiş milletlere uyarıda bulunarak "kore çin'in komşusudur. kore'de yaşanan olaylardan ötürü çin halkı endişe duymaktadır." açıklamasını yapmıştı. yani çin kendi güvenliğini korumak için kore'de birleşmiş milletler ordusuna karşı savaşacağını söylüyordu. amerikan başkanı truman bu açıklamayı şantaj olarak değerlendirmiş ve ciddiye almamıştı.

    1 ekim 1950 tarihinde, yani birleşmiş milletler birliklerinin 38. paralelin kuzeyine ilerlediği günde sovyet elçi stalin'den mao ve zhou'ya bir telgraf getirmişti. bu telgrafta çin'in kore'ye beş veya altı bölük asker gönderilmesi isteniyordu. bu sırada kim-il sung, çin'in savaşa müdahale etmesi talebinde bulunuyordu. stalin ise açık şekilde sovyetlerin doğrudan savaşta yer almayacağını söylüyordu.

    2 ve 5 ekim tarihlerinde süren acil toplantılarda çinli liderler kore'ye asker gönderme konusunda tartışma yaşıyorlardı. mao, askeri müdahalenin gerekli olduğunu söylüyor, zhou ise bu fikri destekliyordu. alınan karar neticesinde çin kore'ye asker gönderecek ve peng dehuai kore'deki çin birliklerinin komutanı olacaktı. peng'den durum özeti istendiğinde söyledikleri "eğer amerika kore'yi fethederse sınırı geçip çin'e işgal girişiminde bulunabilirler" şeklinde olmuştu. 4 ağustos günü tayvan'ın kuşatması planlanıyordu ancak bölgede bulunan amerikan deniz kuvvetleri sebebiyle bu kuşatma beklemeye alınmıştı. bu ordu kore'ye gönderilmek üzere tekrar toparlandı.

    stalin'in desteğini almak için zhou ve birkaç çin'li delege 10 ekim tarihinde moskova'ya gitmişlerdi. çin'li devlet adamları burada üst düzey sovyet yetkililerle görüştüler ve stalin askeri mühimmat ve ekipman göndereceği sözünü verdi ancak sovyet hava kuvvetlerinin iki veya üç ay daha süreye ihtiyaçları olduğunu söyledi. sonraki bir toplantıda stalin, zhou'ya sovyetlerin sadece malzeme desteği sağlayacağını, hava desteğini ise gizli bir tarihte sadece çin hava sahasında sağlayacağını söylemişti. çin, sovyetlerden gelecek olan hava desteğini pek kullanışlı bulmamıştı zira destek savaş alanında bulunmayacaktı. sovyetlerden gelen mühimmat desteği ise çin'li yetkililerin beklediğinden daha az sayıdaydı.

    18 ekim 1950'de pekin'e geri dönen zhou hemen bir toplantı düzenleyerek mao, peng ve birkaç üst düzey yetkiliyle görüştü ve ardından 25 ekim tarihinde 200,000 çin'li asker kuzey kore'ye giriş yaptı. birleşmiş milletler birlikleri kamuflajlarından dolayı çin'li askerleri tespit etmekte zorlanıyorlardı. çin birlikleri sadece hava karanlıkken ilerliyor, gündüz vakti sadece gözetleme yapıyorlardı. gece ilerlerken veya gündüz herhangi bir durumda eğer uçakla karşılaşırlarsa kımıldamadan duruyorlar ve uçak gidene kadar öyle kalıyorlardı, bu da hava kuvvetlerinin kamuflajlı olan askerleri etkisiz hale getirmesini oldukça zorlaştırıyordu. çin'li birlikler herhangi bir güvenlik ihlalinde bulunanları vurma yetkisine sahiptiler. bu savaş disiplininde olan üç bölüğün an-tung'dan manchuria'ya 460 kilometre ilerlemesi 19 günde gerçekleşmişti. diğer bir bölük ise farklı bir rota izlemiş ve aynı yere 18 günde ulaşmıştı.

    bu sırada 15 ekim 1950 tarihinde başkan truman ve kore'deki amerikalı komutan pasifik okyanusundaki bir adada buluşmuşlardı. amerikalı komutan bu toplantıda çin'in savaşa doğrudan müdahalesinin küçük bir ihtimal olduğunu ve lojistik destek fırsatlarının da kaçtığını söylemişti. düşüncelerine göre çin'in manchuria'da 300,000 yalu nehrinde ise 100,000 ile 125,000 arasında askeri bulunuyordu. amerikalı komutan bu askerlerin yarısı bile sınırı geçecek olursa herhangi bir hava desteğine ihtiyaç kalmadan hepsinin temizleneceğini söylemişti.

    19 ekim'de yalu nehrini gizlice geçen çin birlikleri ilk saldırı harekatını 25 ekim tarihinde gerçekleştirerek çin-kore sınırında bulunan birleşmiş milletler birlikleriyle savaştılar. çin tarafından gerçekleştirilen bu askeri harekat, sovyetlerin tutumunun değişmesine sebep oldu. çin'li birliklerin savaşa girmesinden yirmi gün sonra stalin sovyet hava kuvvetlerinin hava desteği vereceğini söyledi ve çin'e daha büyük oranda mühimmat desteği gönderme kararı verdi. 1 kasım 1950 tarihinde yapılan onjong savaşında ilk kez çin ve amerikan birlikleri karşı karşıya gelmiş ve bu savaşta güney kore birlikleri ağır darbe almıştı. kore'nin en kuzey bölgelerinde çin birlikleri amerikan birliklerini kapana kıstırmış ve neticesinde birleşmiş milletler birliklerinin gerileyerek ch'ongh'on nehrine dönmesine sebep olmuşlardı. çin'li birlikler ise bu savaş sonrasında dağlardaki saklanma yerlerine geri dönmüş, kaçan orduyu kovalamamıştır. çin'li birliklerin geri çekilme sebebi bilinmemektedir.

    birleşmiş milletler, çin'li birlikler geri çekildiği için çin'in doğrudan savaşa müdahil olmadıkların düşünmekteydiler. 24 kasım günü amerikan birliklerinin bir bölümü kore'nin kuzeybatısına, diğer bölümü ise doğusuna ilerliyordu ancak çin'li birlikler burada amerikan birliklerini pusuya düşürmek için bekiyorlardı.

    25 kasım günü kore'nin batısında çin'li birlikler güney kore askerleriyle çatışmaya girdi ve ch'ongch'on nehrini ele geçirdi ancak hemen ardından gelen amerikan saldırısıyla ağır kayıplar yaşadılar. amerikan birlikleri geri çekiliyor ancak çin'li birlikler kovalamaya devam ediyordu. çin ve türk birlikleri kunuri nehrinin yakınlarında çatışmaya girdi ve iki gün süren çatışma sonrasında amerikan birlikleri geri çekilmeyi başardı. 30 kasım tarihinde çin'li birlikler kore'nin kuzeybatısındaki bütün amerikan birliklerini temizlemişlerdi. amerikan birlikleri kuzeye ilerlediğinden daha hızlı geri çekiliyordu ve aralığın ortasında 38. paralelin güneyine ulaşmışlardı. bu sırada birleşmiş milletler birliğinin komutanı araba kazasında ölmüş ve neticesinde birleşmiş milletler birliklerinin moralleri zayıflamıştı.

    birleşmiş milletler birlikleri, kuzeybatıdan çekilen amerikan birlikleri gibi doğudaki birliklerin de beklenmeyen bir saldırıyla karşılaşmalarından ve çembere alınmalarından korkuyorlardı ancak doğudaki birlikler ağır kayıplar vermeden çin'li birliklerden kurtulmayı ve geri çekilmeyi başarmışlardı. doğudan gelen birlikler 11 aralık'ta hungnam şehrinde savunma hattı oluşturmuş ve 24 aralık tarihinde ağır zaiyat veren kuzeybatıdaki birliklerle buluşmak üzere güneye doğru yola çıkmışlardı. hungnam'dan geri çekilirken yaklaşık 105,000 asker 98,000 sivil, 17,500 araç ve 350,000 ton ağırlığında malzeme pusan'a gidiyordu. geri çekilme esnasında birleşmiş milletler birlikleri hungnam şehrini ve özellikle kalesini kullanılamayacak dereceye getirene kadar tahribat etti. 16 aralık tarihinde truman olağanüstü hal ilan etti ve bu olağanüstü hal 14 eylül 1978 tarihine kadar yürürlükte kaldı. 17 aralık 1950 günü çin, kim-il sung'u kuzey kore ordusunu komuta etme görevinden aldı.

    çin savaşa girmesinin haklı sebeplere dayandığını söyledi ve birleşmiş milletler görünümündeki amerikan saldırganlığını buna sebep gösterdi. daha sonra çin, savaşa müdahil olmadan önce amerika'nın çin sınırlarında bulunan hedefleri bombaladığını ve üç kez çin hava sahasını ihlal ettiğini söylemişti.

    26 aralık günü çin ve kuzey kore birlikleri üçüncü taarruzlarını gerçekleştirdiler. gece yaptıkları saldırılarda birleşmiş milletler birliklerini çembere alarak saldırılarını gerçekleştirdiler. bu saldırılarda çin'li birlikler doğrudan silah yerine gece vakti beklenmeyen zamanda borazan ve davul gibi yüksek ses çıkaran aletleri kullandılar, bu seslerden korkan askerler silahlarını geride bırakarak güneye doğru kaçmaya başladı. bu sayede çin'li birlikler hem askerlerin bölgeyi terk etmesini sağladı, hem de mühimmat ele geçirmiş oldu. çin'li birliklerin yaptığı bu saldırı neticesinde 4 ocak 1951 tarihinde seul üçüncü kez kuzey kore'ye geçmiş oldu.

    bu geri çekilmeler amerikan komutanının nükleer silah kullanmayı düşünmesine sebep olmuştu. nükleer silah kullanarak radyoaktif bölge yaratabilir ve böylece çin'in lojistik desteğini kesebilirdi. ancak nükleer silah kullanmaya başkan truman izin vermedi.

    birleşmiş milletler birlikleri batıda suwon'a, ortada wonju'ya, doğuda samcheok'un kuzeyine kadar geri çekilmişlerdi. savaşın büyük oranda yaşandığı ve dengelendiği bölgeler buralardı. çin birlikleri ilerledikçe lojistik imkanları zorlaşıyordu, bu sebeple seul bölgesine yeterli miktarda malzeme ulaşamıyordu. ocak ayının sonlarında amerikan birlikleri çinli birliklerin bölgeyi terk ettiğini görünce bölgede keşif yapmaya başladılar. amerikan birlikleri ve birleşmiş milletler birlikleri bir araya gelerek han nehrini geçtiler ve wonju şehrini tekrar ele geçirdiler.

    ocak ayındaki ateşkes görüşmeleri başarısız olunca birleşmiş milletler çin halk cumhuriyetini bölgede saldırgan olarak nitelendirdi ve çin'li birliklerin kore'den geri çekilmesini talep etti.

    şubat ayının başlarında güney kore birlikleri ele geçirilen bölgelerdeki gerillaları ve sempatizanları etkisiz hale getirmeye başladılar. operasyon sırasında geochang katliamı ve sancheong-hamyang katliamları gerçekleşti. şubat ayının ortalarında çin'li birlikler karşı taarruza geçti ve hoengseong'da zafere ulaştılar ancak bu zafer daha sonra chipyong-ni'nin merkezinde baskılandı. ardından amerikan ve fransız birlikleri kısa süren bir savaşa girdiler ve bu savaşta 5600 güney kore, amerikan ve fransız birliği 25,000 çin'li birlik tarafından çevrelendi. birleşmiş milletler birlikleri bölgeye yardıma geldi ve bu yardım sayesinde çemberde kalan askerler kurtarıldı.

    1951 şubatının ayının ikinci yarısında amerikan birlikleri toparlanmış ve güçlenmiş, han nehrinin güney bölgesini ve hoengseong şehirlerini tekrar ele geçirmişlerdi. 7 mart 1951 tarihinde amerikan birlikleri düzenledikleri bir harekatla seul'daki çin ve kuzey kore birliklerini püskürtmeyi başarmışlar ve seul'u tekrar ele geçirmişlerdi. bu harekat ile birlikte son bir yıl içinde seul dördüncü kez el değiştiriyordu ve şehir harap haldeydi, savaş öncesinde 1.5 milyon olan nüfus 200,000 kişiye kadar gerilemişti ve halk kıtlıkla mücadele ediyordu.

    1 mart 1951 tarihinde mao gönderdiği bir bildiriyle stalin'e çin'li birliklerin yaşadığı sorunlardan bahsediyor, hava desteğine ihtiyaçlarını dile getiriyor ve mühimmat sorunu yaşadıklarını söylüyordu. çin'in savaştaki başarısından etkilenen stalin, hava desteği sağlayacak iki bölük, üç uçak savar bölüğü ve altı bin mühimmat göndermeye karar vermişti. nisan ayının sonunda kuzey kore yetkilileri pekin'e giderek çin devlet görevlileriyle görüşmüşlerdi. çin'li birliklerin korkuları düşmanlar değil, yiyecek, mermi veya yaralanma durumunda nakil işlevini görecek araç yokluğuydu. çin, bu sorunları çözmek için üretim miktarını artırma taktiğini uygulamaya çalıştıysa da asla yeterli miktara ulaşamadı. aynı zamanda çin hava kuvvetleri planlaması yapılıyordu ve üretimin büyük miktarının buraya da ayrılması gerekiyordu.

    11 nisan 1951 tarihinde truman amerikada bulunan komutan macarthur'u görevinden uzaklaştırmıştı. bu görevden almanın birkaç sebebi vardı, macarthur 38. paraleli geçerken çin'in savaşa katılmayacağını düşünüyordu ancak beklediği gibi olmadı. ayrıca nükleer silahların kullanılmasının kararını başkanın değil, kendisinin vermesi gerektiğini düşünüyordu. macarthur, çin'i eğer teslim olmazsa yok etmekle tehdit etmişti. macarthur kore'den çıkmanın tek saygın yönteminin savaşı kazanmak olduğunu düşünürken, başkan truman ateşkes yapıp kuralına uygun şekilde çekilmenin daha doğru olduğunu düşünmekteydi. macarthur, 1951 mayıs ve haziran aylarında mahkemeye çıkarılarak yargılandı. aynı zamanda yargılandığı sırada kore'de tek gece bile geçirmediği, bütün savaşı tokyo'dan güvenli şekilde yönettiği ortaya çıktı.

    macarthur savaşın yayılarak çin'e sıçramasına sebep olduğu ve çin birliklerinin bölgeye girmesi sebebiyle hesaplanandan daha fazla mühimmat ziyan ettiği için görevden alındı. macarthur savunmasında daima sınırlı mühimmatla savaşı yönettiğini söylüyordu. kore'de savaşmak amerikan hava kuvvetlerinin %80 ile %85'ini ve yurt genelinde savunma kuvvetlerinin %20'sini tek bir ülkeye bağlamalarına sebep olmuştu. ayrıca çin sınırını geçince sovyetlerin savaşa müdahil olma durumu amerika'yı korkutuyordu. amerika'nın yaptığı hesaplamaya göre sovyetlerin doğusunda 500,000 asker bulunuyordu ve savaşa girmeleri durumunda amerikan birliklerini kısa sürede yener ve çin'in kore bölgesinin tamamını ele geçirmesine yardım edebilirlerdi.

    macarthur'dan sonra ridgway kore'de amerikan birliklerinin başına getirildi ve karşı taarruzlara geçerek birleşmiş milletler birlikleriyle bir araya geldi. devam eden saldırılarda seul ve kaesong yakınlarındaki kuzey kore ve çin birlikleri etkisiz hale getirildi. birleşmiş milletler birlikleri 38. paralelin kuzeyine doğru ilerledi. bu sırada başlatılan bir operasyonda amerika çin birliklerinin arkasına geçmeyi ve kuzeye ilerleyişlerini engellemek istiyordu.

    1951 nisanında çin birliklerinden karşı taarruz geldi. 700.000 kişilik birlikle gelen çin birlikleriyle amerikan birlikleri arasında uzun süren bir savaş yaşandı.

    kore savaşının geri kalan sürecinde birleşmiş milletler birlikleri ve çin birlikleri arasında çatışma yaşandı ancak küçük oranda bölge değişimleri yaşandı. kuzey kore'yi büyük oranda bombalama saldırıları devam etti, uzun süreli silahsızlanma görüşmeleri 10 haziran 1951 tarihinde kaesong şehrinde başladı. çin tarafında zhou enlai barış görüşmelerini yöneten isimdi. barış görüşmeleri devam ediyorken savaş dışarıda etkisini göstermekteydi, birleşmiş milletlerin ana hedefi güney kore'yi geri almak ve toprak kaybını engellemekti. kuzey kore ve çin de görüşmelerden benzer sonucun alınması için uğraşıyordu.

    çin'li birlikler askeri mühimmat, lojistik, iletişim sorunları yaşamakta, aynı zamanda birleşmiş milletlerin bombalarından korkmaktaydılar. bütün bu unsurlar bir araya gelince çin'in yaşadığı kayıp birleşmiş milletlerin yaşadığı kayba göre daha fazlaydı. 1951 kasımında zhou, shenyang şehrinde bir toplantı ayarlayarak çin'li birliklerin lojistik sorunlarından bahsetti ve çözüm arayışına girdi. çözüm olarak demir yollarının ve hava alanlarının inşaatının hızlanması, orduya verilecek motorlu araç sayısının artırılması ve maliyeti ne olursa olsun savunmalarının artırılmasıydı. çözüm arayışları sahaya gerektiği gibi yansımadı ve çin'li birlikler aynı sorunlarla karşılaşmaya devam ettiler.

    shenyang toplantısından birkaç ay sonra çin'li birliklerin komutanı peng birkaç kez pekin'e giderek mao ve zhou ile görüştü ve ağır kayıplardan, çin'li birliklerin gün geçtikçe artan sorunlarından ve temel ihtiyaçlarını karşılayamamalarından bahsetti. peng savaşın uzun süreceğini ve iki tarafın da yakın zamanda galibiyete ulaşamayacağını düşünüyordu. 24 şubat 1952 tarihinde zhou, devlet yetkilileriyle bir toplantı düzenleyerek çin'li birliklerin sorunlarına çözüm arayışına girdi. bu toplantıda yine askerlerin talepleri için uygun bir çözüm bulunamayacağını gören peng, toplantı esnasında bağırarak "bunların hepsi sizin sorununuz... hepinizin savaşın ön cephesine giderek oradaki askerlerin elbiselerini ve yiyeceklerini görmeniz gerekiyor. yaralanmalar bir tarafta kalsın! canlarını ne için veriyorlar ? bizim uçak savarımız yok. biz sadece birkaç silahtan ibaretiz. ulaşımlarımıza koruma desteği sağlanmıyor. askerler her gün açlıktan ölüyor. sorunları çözmek için biraz da siz uğraşsanız" diye tepki gösterdi. ortamın gerginliğinden dolayı zhou toplantıyı bitirmek zorunda kaldı. daha sonra zhou yaptığı toplantılarda çin'li birliklerin üçe ayrılmasına ve kore'ye vardiyalı olarak gitmelerine karar verdi, böylece hava birlikleri için pilot eğitimi hızlanmış olacak, mühimmat eksiği eskisine göre daha az hissedilecek ve sovyetlerden daha az ekipman ve mermi almak gerekecekti.

    silahsızlanma görüşmeleri iki yıl daha devam etti, öncelikle kuzey kore ve güney kore sınırında bulunan kaesong bölgesinde, sonrasında ise panmunjom bölgesinde. görüşmelerde en büyük sorun savaş esirlerinin tekrar ülkesine dönme işlemiydi. güneyde kalan birçok çin ve kuzey kore askeri ülkesine geri dönmek istemiyordu ki bu duruma hem kuzey kore hem çin karşı geliyor, vatandaşlarının ülkeye dönmelerini talep ediyordu. 27 temmuz 1953 tarihinde imzalanan son silahsızlanma anlaşmasında tarafsız bir komisyon kurularak esirlerin ülkeye dönme işlemleri mevzusuyla ilgileneceği kararlaştırıldı.

    1952 yılında amerika'da yeni bir başkan seçilmişti ve 29 kasım 1952 tarihinde yeni seçilen başkan dwight eisenhower kore'deki savaşı neyin bitireceğini görmek üzere kore'ye bizzat kendisi gitti. amerikan başkanının bölgede olduğu sürede ateşkes yapıldı ve başkan bizzat 38. paralele gitti. silahsızlanmanın kabulünün ardından kore'de askerden arındırılmış bir bölge kuruldu ve bölgenin kontrolü kuzeyde kuzey kore'ye, güneyde güney kore ve amerika-birleşmiş milletler birliklerine verildi.

    38. paralelde bulunan ve kore ayrılmadan önce başkent görevini üstlenen kaesong şehri savaştan önce güney kore'deydi ancak savaş sonrasında kuzey kore'ye geçti. birleşmiş milletler, amerika, güney kore, kuzey kore ve çin yetkililerinin arasında yapılan ve 27 temmuz 1953 tarihinde imzalanan anlaşmayla savaş sona erdi. silahsızlanma anlaşmasıyla birlikte kuzey kore, güney kore, çin ve amerikan hükümetlerinin bir araya gelerek barış görüşmelerini konuşmaya devam etmesi kararlaştırıldı. ateşkes anlaşması yapılmış olmasa da savaş bitmiş olarak sayıldı. savaşın sonucunu kuzey kore galibiyet olarak bildirmekte.

    kore silahsızlanma anlaşması uluslararası bir komisyon tarafından gözetlenmekte. 1953 yılından itibaren bölgede isviçre ve isveç asıllı askerler bulunmakta ve bölgeyi tarafsız olarak gözetlemekteler.

    1975 nisanında güney vietnam'ın başkenti kuzey vietnam tarafından ele geçirildi. komünist devrimin başarısını görev kim il-sung güney kore'yi işgal etme fırsatı yakaladı. çin ziyaretinde planlarını mao ve zhou'ya açıklayan kim'e çin'in destek vermeyeceğini söylemesi üzerine herhangi bir şey olmadı.

    silahsızlanmadan sonra kuzey kore birkaç saldırı girişiminde bulundu. 1976 yılında yaşanan balta katliamı basında oldukça tartışılmıştı. 2010 yılında kuzey kore'ye ait bir denizaltı güney kore'ye saldırıda bulunmuş ve 46 denizcinin ölümüne sebep olmuştu. yine 2010 yılında kuzey kore yeonpyeong adasına savaş güllesi atmış ve ikisi asker dört kişinin ölümüne sebep olmuştu.

    birleşmiş milletlerden gelen yaptırımların ardından 11 mart 2013 tarihinde kuzey kore silahsızlanma anlaşmasının geçersiz olduğunu söylemişti. 13 mart 2013 tarihinde kuzey kore artık silahsızlanma anlaşmasına uymayacağını ve saldırı gerçekleştirebileceklerini söylemişlerdi. 30 mart 2013 tarihinde ise kuzey kore savaş haline geçtiğini belirtmiş ve kore yarım adasında uzun süredir devam eden "ne savaş, ne barış" durumunun sona erdiğini söylemişti.

    27 nisan 2018 tarihinde kuzey kore ve güney kore 65 yıllık anlaşmazlıklarını bitirmek üzere barış görüşmelerine başlamayı kabul ettiklerini söylemişlerdi.
  • yıllar sonra hatta yıllar yıllar sonra çinlilerin bacısını siktigimiz savaştır.
  • ideolojik savaş değildir. kore halkının çin işgaline karşı kurtuluş savaşıdır.
  • "komünizme" karşı savaşa gittiğimizi, türk askerinin boş yere neresi olduğunu bilmediği topraklarda savaşa gönderildiğini, yine türk askerinin kore'nin dağına taşına kahramanlık hikayeleri kazıdığını düşünen arkadaşları gördükçe umutsuzluğa kapılıyorum.

    kore savaşı 1950 - 53 arasında olmuş. gökten inmemiş öncesi var. savaşı oluşturan sebepler başladığı gün ortaya çıkmamış. gerçekte 2. dünya savaşının sonuçlarından biri.

    ülkemizin savaşa katılması ise birilerinin gözüne girmekten çok (belkide) bağımsızlık mücadelesi olarak ele alınmalıdır. 2. dünya savaşından galip çıkmış sovyetler bir gözünü türkiyenin topraklarına (kars, ardahan) dikmiş bunla kalmamış oğluna kız ister gibi istemiştir. boğazlar konusunda da iştahı zaten çoktan bilinen bir husustur. bu bakımdan türkiyenin nato'nun desteğine ihtiyacı ölümle yaşam arasındaki fark kadar belirgindir. haliyle kimse kimsenin savaşına fabrikasından işçi gönderir gibi 5000 asker göndermez.

    bu noktada korede ölen askerlerimizin boşu boşuna öldüğünü düşünmek doğru olmaz. bunları yazarken barış yanlısı olduğumu söylemeye gerek duyuyorum. ancak gerçeklere yüz çevirip ölümüne barış dilemek de bir miktar saflık olur diye düşünüyorum. barışa ya da savaşa bizler karar vermiyoruz. dediğim gibi bunlar gökyüzünden inmiyor. uluslararası ilişkilerde "aman tatsızlık olmasın da" yaklaşımıyla varlığınızı sürdüremiyorsunuz.

    gelelim askerlerimizin kahramanlık destanlarına. önce şunu belirteyim ki askerimiz korede kahramanca çarpışmıştır buna hiç kimsenin kuşkusu olmasın. benim değinmek istediğim bunu destansılıktan çıkarıp gerçekleriyle kavramaktır. askerimizin düşmanla ilk teması kunuri savaşından 1 gün öncesine rastlar. o mücadeleden zaferle çıkılır ve çok sayıda esir ele geçirilir. avrupa gazetelerinde türklerin kahraman mücadelesinden bolca sözedilir.

    ancak gerçek sonradan anlaşılır ki askerimiz o mücadelede çin askeriyle değil çinlilerden kaçan 200 kadar güney koreli askerle savaşmıştır. bir kısmını öldürmüş ve 125 kadarını esir almıştır. istihbarat zayıflığından kaynaklanan bu durumun üstü kapatılmıştır. öyle ki büyük puntolarla olayı veren avrupalı gazetelerde düzeltme haberlerine yer verilmez.

    ertesi gün oldukça kalabalık çin ordusu tarafından saldırıya uğranılmış yaklaşık 3 gün süren savaştan fazlaca şehit ve yaralı verilerek çıkılmıştır. eldeki malzemenin ise %70 kadarı kaybedilmiştir. buna rağmen askerimizin gösterdiği inatçı direniş bm ordusunun kazasız geri çekilmesine vakit kazandırmıştır. kısaca bu kahramanlık askerimize pahalıya mal olmuştur. öte yandan bedel ödemeden kahraman olunmaz. ödediğimiz bedel bize göre büyüktür büyük olmasına da tüm savaş içinde askerimizin aldığı yeri yanlış bellememize yol açmasın bu. yaklaşık 2 milyon kişinin bm tarafında savaştığı düşünülürse bizim gönderdiğimiz asker sayısı haliyle savaş içinde çok fazla görev alacak kadar değildi.

    kahramanlık yanımıza öyle güveniriz ki sanırım bu durum ülkemiz insanına özgü bir çeşit organizasyonsuzluk geliştirir. örneğin ilk şehidimizi çarpışma sırasında değil kamyon devrilmesi sonucu verdiğimiz pek bilinmez. şöförlerimiz korede pek iyi sınav verememiştir. atış talimleri gemide tamamlamıştır. diğer yandan iyi bir asker olduğuna tüm kalbimizle emin olduğumuz tugay komutanımız yazıcı paşa'nın yabancı dil bilmemesi belkide baştan öngörülerek onarılabilecek bir eksiklik olarak aklınıza gelebilir.

    özet olarak her şeyi gerçek boyutlarıyla kavrayabilirsek ne yapmışız, neden yapmışız, nasıl yapmışız doğrusunu biliriz. bu bizi güçlü yapar.
  • katil devlet amerika falan değildir bu savaşta. tarihin bir çok zamanında olduğu gibi toprak düşkünü ve gözü bir türlü toprağa doymayan çinliler ve ruslar’dır asıl katil.
    çinliler o zaman da bu zaman da fırsat buldukları anda bir toprağı hemen işgal edip demografik yapısını değiştirirler.

    türkiye bu savaşa katılmasaydı ve nato’ya girmeseydi sonuçta sovyetler tarafından işgal edilseydi biz de bugün özbekistan’dan farklı bir ülke olamazdık.
    orada giden canlarımız sadece amerikan emperyalizmi uğruna değil aynı zamanda insanlık adına önemli bir hizmette de bulunmuşlarsa da bunun ülkeye yararı olmuştur. kimse bunu inkar edemez.
    eski sovyet ülkelerinin çoğunun bugünkü durumu içler acısıdır.
    rusya dahil.
  • türkiye' nin demokrat parti iktidarı zamanında, sscb' nin absürd isteklerine karşı güvenli bir liman olarak görülen nato'ya girebilmek için ilk partide 4500 civarı asker gönderdiği iç savaş.
hesabın var mı? giriş yap