şükela:  tümü | bugün
  • bu savaşta amerika'ya incirlik üssünü kullandıran turgut özal, "bir koyup üç alacağız" demiştir. sonucunda ise her zamanki gibi babayı aldığımız savaş olmuştur.
  • petrolün nelere kadir olduğunu gözlerimizin önüne seren savaş. bilindiği gibi geniş kitlelerin tv sayesinde tanık olduğu ilk savaş. biraz nedenlerinden bahsederek konuya gireyim.

    çeşit çeşit isimleri olan bu savaş, dönemin ırak lideri saddam hüseyin'in, kuveyt'in ırak sınırlarını ihlal ederek ırak topraklarından petrol aşırdığını iddia etmesini bahane edip 1990 yılının yaz aylarında kuveyt'i işgal etmesiyle başladı. bu, dünya kamuoyu için somut bir bahaneydi ancak geri planda saddam'ın kafasında kuveyt'in ezelden beri ırak toprağı olduğu düşüncesi ve de basra kıyılarına hakim olma fikri vardı.

    ırak'ın kuveyt'i işgalinin hemen ardından bm güvenlik konseyi acilen toplanır ve bu işgali kınama kararı alır ancak saddam hüseyin elbette ki kınandığı için "ulan ayıp oldu" diyerek kuveyt'ten çekilmek gibi bir girişimde bulunmamıştır. bunun üzerine bm, saddam hüseyin'e 15 ocak 1991 tarihine kadar kuveyt'ten çekilmesini aksi takdirde güç kullanılacağı ultimatomunu vermiştir.

    ırak'ın bu tarihe kadar kuveyt'i terk etmeyeceğinden adı gibi emin olan abd, adeta kahveden kavga için adam toplayanlar gibi çeşitli ülkelerle mekik diplomasisine girişmiş ve de bir koalisyon gücü oluşturmuştur.

    ortadoğu'da soğuk savaş'ın ardından patlak veren bu kaos ortamının, dönemin ve günümüzün dünya jandarması abd'yi harekete geçirmesi elbette ki şaşırtıcı değildir, zira dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan abd, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan suudi arabistan'ın da olası bir ırak işgaline uğramasını istemiyordu. sözün özü; abd ekonomisinin muhtaç olduğu kudret suudi arabsitan'ın petrol damarlarında mevcuttu ve abd bunun riske girmesini istemiyordu.

    abd, ırak'a verilen süre dolana dek bölgeye büyük miktarda askeri yığınak yapmıştı ancak yine de diplomasi çevreleri kansız bir sonuç için girişimlerini sürdürüyordu. abd yalnızca işgalin sona ermesi halinde askeri bir müdahalenin olmayacağını, aksi takdirde saddam'ı zorla kuveyt topraklarından kuzeye süreceklerini belirtiyordu. bunun üzerine saddam hüseyin, suriye'nin lübnan'dan, israil'in işgal altında tuttuğu batı şeria ve gazze topraklarından çekilmesi şartını öne sürerek son restini çekmişti. saddam hüseyin'in amacının koalisyon güçleri arasına israil'i de çekerek koalisyonda var olan islam ülkelerinin koalisyondan çekilmelerini sağlamaktı. ancak saddam'ın bu kısasa kısas şartı kabul görmemişti.

    tüm girişimlere rağmen sonuç alınamayınca, ırak'a tanınan sürenin sonunda 16 ocak'ı 17 ocak'a bağlayan gece, koalisyon güçlerine bağlı savaş uçakları ırak topraklarını bombalamaya başladı. bu arada bombardımanın başlamasıyla ırak'ta gece boyu çalan sirenleri televizyondan duyduğum günü dün gibi hatırlarım. saddam hüseyin bu saldırı üzerine ertesi gün karşılık olarak israil'e birkaç scud füzesi sallamıştır ancak yanılmıyorsam bunlardan hiçbiri hedefi tutturamamştır. kısa düşen aut atışı misali çöllere düştüğüne dair söylentiler vardır hatta belgeler bile olabilir, araştırılabilir. saddam'ın scud füzeli saldırısına abd, yeğeni israil'i savaşın dışında tutmak için patriot'larla karşılık vermiştir.

    abd ilk olarak ırak'ın hava savunma sistemlerini çökertmiş ve bunu da ırak semalarında rahat rahat fink atarak yapmıştır. ırak'a havalananan uçakların kalkış yerleri ise suudi arabistan ve basra körfezi'inde bulunan uçak gemileriydi. abd uçakları ırak askeri hedeflerini bombalarken ırak'ın elindeki sovyet yapımı mig savaş uçaklarını da harcamaya başlayınca saddam hüseyin komşusunun külüne muhtaç olup 100 küsür uçağı yıllarca savaştığı iran'a göndermiştir, valla şaka gibi...

    işler abd ve yandaşları için iyiye giderken çılgın diktatör saddam için ise işler iyice zıvanadan çıkmıştı, hava harekatıyla ırak savunmasının belini kıran abd, şubat sonunda kara harekatıyla da ırak askerlerini geri püskürtmüş ve kuveyt'ten çekilmeler başlamıştı. bu çekilme sürecinde saddam; "bana yar olamayan size de olamaz" dercesine petrol kuyularını ateşe vermiştir. gerçi bize gösterilen hep buydu ama onda bile abd'nin parmağı olabilir, zira körfez savaşı denildiği vakit hafızalarımıza kazınan petrol tabakasında debelenen kuş görüntüsünün bile savaş boyunca yalan ve çarpıtılmış haber pompalayan amerikan medyasının çakallığı olduğu anlaşılmıştır, kıymetli yazarımız poturgilinpotur da vaktinde yazmış zaten; (bkz: petrole bulanmış karabatak kuşu/@poturgilinpotur)

    savaşın sonu itibariyle ırak, işgal ettiği kuveyt'ten çekilmiş, bu süreçte ise birçok askeri, sanayi ve enerji merkezini kaybetmiştir. hülâsa; olan yine ırak halkına olmuştur. abd ise soğuk savaş sonrası dünya arenasındaki ilk sınavını başarıyla verip tek süper güç olduğunu ilan etmiştir. gelelim türkiye'ye demek istiyorum ama hiç gelesim yok yine de bahsetmeden edemeyeceğim;

    türkiye, savaşın en başından beri abd'nin önderliğindeki koalisyonun yanında yer aldı. bölgeye asker göndermese de güneydoğu sınırına yığınak yapması bile saddam için olası bir kuzey cephesi demekti. savaş sonunda türkiye, hepimizin bildiği gibi belki de ırak'tan sonra en fazla zarar gören devlet oldu. fırlayan petrol fiyatları, ihracatın sona ermesi, sınır ticaretinin büyük ölçüde sekteye uğraması, ambargo sonucu kapatılan kerkük-yumurtalık boru hattı ve sanırım en önemlisi, ırak'ın kuzeyindeki bölgede oluşan otorite boşluğuna bağlı olarak terör örgütünün faaliyetlerindeki artış türkiye'yi güç bir durumun içine soktu.

    bu arada hemen hatırlatalım;
    savaş sırasında abd kuvvetlerinin başındaki general: norman schwarzkopf
    dönemin abd genelkurmay başkanı:colin powell
    dönemin abd başkanı: george herbert walker bush
  • wikipedia'nın ingilizce versiyonuna göre bu savaşta türkiye batı koalisyonuna dahil değilken, arapça versiyonuna göre dahildir. iki resim arasındaki farkları bulunuz:
    http://en.wikipedia.org/…ulf_war_coalition_map3.png
    http://ar.wikipedia.org/…gulf_war_coalition_map.png

    (bkz: ne isa'ya ne musa'ya yaranabilmek)
  • o dönemde güneydoğu sınırında babası astsubay olan biri olarak şöyle örnekler verebilirim; lojmanda yaşayan aile sayısında önemli bir azalma oluşur, kalanlara ek ücret verilir, 2-3 ay boyunca babanızı göremezsiniz, pencereleriniz siyah perdeler veya jelatinlerle kaplanır, askeri araçlar toprağa uyumlu renklere boyanır, lojman içinde sığınağı olan binalara geceleri siren sesleriyle tatbikat amacıyla gidersiniz, orada size bilgi ve kısa eğitimler verilir, maskeler ve herhangi bomba sızıntısı ihtimaline karşı kendi kendinize yapacağınız iğneler dağıtılır. bunlar o dönemde asker ailelerinin yaşadıklarından sadece bir kaçıdır.
  • 17 ocak 1991 tarihinde birleşmiş milletler'in irak'a, kuveyt'ten çekilmesi için tanıdığı sürenin dolmasının ardından abd uçaklarının irak'taki ve kuveyt'teki stratejik noktaları bombalamasıyla körfez savaşı başladı. (28 şubat'ta müttefik güçlerinin zaferiyle sonuçlanan savaşta irak, kuveyt'ten çekilmeyi kabul etti. savaş boyunca 100 bin iraklı öldü, 65 bin iraklı tutsak edildi, müttefik birlikleri 234 ölü verdi. irak'ın kuveyt'ten çekilirken ateşe verdiği ve haftalarca söndürülemeyen petrol kuyuları ciddi bir çevre felaketine yol açtı.)
  • dönemin gazetelerine göz attım da, sabah ve hürriyet başta olmak üzere gazetelerimizin pek bir amerikan hayranı olduğu savaştır. "saddam gününü gördü", "zavallı ırak", "schwarzkopf saddam'la alay etti" gibi fotomaç tarzı manşetlerden ötesini göremedim. ilginçmiş.
  • son wikileaks belgesine göre, saddam kuveyt'i işgali öncesi abd büyükelçisiyle görüşmüş. büyükelçi "arapların sorununa biz karışmayız" demiş.

    büyükelçi, irak'ın kuveyt sınırındaki yoğun askeri varlığını da sormuş ama abd tavırsız bir tutum sergileyerek işgali onamış. sonrasında olan şey bu savaşın ta kendisi.
  • ırak'ın kuveyt'i işgal edip bu savaşı başlatmasındaki birkaç sebebe değinirsek ilk olarak iran savaşının sonuçlarını tetikleyici olarak görürüz. 8 yıllık iran savaşı sonunda saddam hedefleri olan islam rejimini yıkmak, su yolunu ve abadan'ı (petrolü) ele geçirmek dolayısı ile iran araplarıyla birleşmek (irredantizm) gibi hedeflerinin hiçbirini gerçekleştirememiş üstüne üstlük ülke yıkıma uğramıştır. bunun yanında savaş sırasında ırak, suudi arabistan'la birlikte kuveyt'e önemli miktarda borçlanmıştır. askere alınan çok büyük miktarda nüfusun da terhisi kriz içindeki ekonomiyi tam anlamıyla çökertecektir. ekonomik ve sosyal problemlerin yanında idari problemler de saddam'ın yakasını bırakmamakta savaştan dönen ordudan gelecek bir ihtilalden korkmaktadır.

    kuveyt'in işgali ise ülkenin yeniden inşası ve daha iyi yaşam koşulları beklentisinde olan halkı oyalayacak yeni ve kolay fakat gerçek bir zafer olacaktır, iran ''beraberliğinin'' tersine. kuveyt petrolü ve altın rezervine el konulmasıyla birlikte borçların da silinmesi ekonomiyi bir parça düzlüğe çıkaracaktır. bundan başka askeri bakımdan ise 1.000.000 kadar askerin terhisi uzun bir süre ertelenmiş olacak, başkentten uzak ve meşgul oldukları içinse bir ihtilal ihtimali azalacaktır. bütün bu rasyonel sebeplerin yanına, bizim dayıbey, saddam'ın düpedüz manyak olmasını da eklemiştir.

    sonuç olarak ırak, iran savaşı sırasında kendisinden yüklü miktarda petrolün çalındığını öne sürerek önce kuveyt'i suçlamış ardından körfezdeki ırak'ın denize çıkışına hakim iki kuveyt adasının kendisine ilhakını istemiş (gerçi genelde 99 yıllığına kiralama talep edilir) nihayetinde osmanlı devleti döneminde 1800'lerin ortalarından itibaren önce basra eyaleti ardından vilayeti altında güney ırak'tan yönetilen kuveyt'in ırak'ın bir parçası olduğunu ilan ederek, ülkenin toptan teslimiyetini talep etmiştir. red cevabıyla birlikte ırak ağustos 90'da kuveyt'i işgal ederek topraklarına katmıştır.
  • çocuk aklımda gece görüşlü kamera kayıtları ve saat başı haberleri ile yer etmiş savaştır. nedenini bilmediğim bir şeyler dönüyordu ve ben, sırf annem babam üzülüyor diye üzülüyordum birşeylere..
  • saddam hüseyin liderliğindeki irak'ın silahlı kuvvetleri 1 ağustos 1990'da kuveyt krallığını, kuveyt ülkesinin osmanlı devleti döneminde basra eyaletine bağlı olduğu, basra'nın da irak'a ait olduğu gerekçesiyle işgal etti. pekçok ülke irak'a geri çekilmesi konusunda uyarıda bulunmuş, ancak irak bunları dikkate almamıştır. birleşmiş milletler 15 ocak 1991'de, irak'ın geri çekilmesi konusunda ültimatomu içeren bir karar almıştır. ayrıca abd, 7 ağustos 1990'da suudi arabistan'a askeri birlikler göndermiştir. 12 ocak 1991'de ise abd kongresi, başkan george bush'un, irak'a abd kuvvetleri sevk etme planını onaylamıştır. ardından, 430.000'i amerikalı olmak üzere 28 koalisyon ülkesi kuvvetlerinden oluşan 700.000 kişilik askeri birlik irak'a karşı koymuştur. irak'ın müttefikleri sadece filistin kurtuluşu örgütü (fkö) ve ürdün olmuştur. saldırının hazırlanması sırasında iraklılar, ülkedeki yabancı işçileri rehin almıştır. bu rehinler arasında 1.200 ingiliz, 900 amerikalı, 200 japon, ayrıca daha az sayıda olmak üzere polonyalılar ve almanlar bulunmaktaydı. irak kuvvetlerine karşı saldırı 17 ocak 1991'de başlamış ve iraklılar kuveyt'ten geri çekilmişlerdir. saldırı sırasında müttefikler tarafından 200 kişi ölmüş ya da yaralanmış buna karşılık 100,000 den fazla irak'lı yaşamını yitirmiştir. bunlar arasında siviller azımsanmayacak sayıdaydı. 180.000 iraklı asker ise koalisyon güçlerine teslim olmuştur. savaş sırasında irak hava gücünün büyük kısmı, tahribattan korunmak için iran'a geçmiştir. abd başkanı bush'un iraklı liderleri ve özellikle de, kendi yönetiminden kaçan kürtlere baskı uygulayan ve kimyasal ve nükleer silah materyallerini gelecekte kullanmak üzere saklayan saddam hüseyin'i yeterince takip edip uğraşmama kararı oldukça eleştirilmiştir. abd gelecekteki muhtemel bir kullanım için bölgede 25.000 askerden oluşan bir kuvveti ve 200 hava gücünü bölgede bırakmıştır. amerikan savunma bakanlığı tarafından hazırlanan bir istatistiğe göre savaşın maliyeti 61.1 milyar dolar olmuştur. savaşın açıklanan sebebi kuveyt'in, irak'ın saldırısından kurtarılmasıdır. ancak bu savaşı soğuk savaş ertesi dönemde amerikan'ın pax-amerikana'yı oluşturmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirenler de vardır. abd bu savaşta, soğuk savaşta rastlanmayan bir askeri stratejiyi (orta yoğunlukta çatışma-mid-intensity conflict) uygulamıştır. abd irak'a yönelik bu stratejinin hazırlıklarına körfez savaşı'ndan birkaç yıl önce başlamıştır. irak yönetimi, ateşkes antlaşmasından sonra, savaş sırasında ayaklanan kürt ve şiilere karşı askeri bir harekat düzenlenmiştir. baskı karşısında türkiye'ye sığınan kürt, şii ve azeriler için irak'ın kuzeyinde ve türkiye'de sığınma kampları oluşturulmuştur. irak'ta zaho kenti çevresi koalisyon güçlerince denetim altına alınarak sığınmacılar için güvenlik bölgesi oluşturulmuştur. kurulan yerleşim yerlerinin aşamalı olarak birleşmiş milletler denetimine bırakılması kararlaştırılmıştır.