şükela:  tümü | bugün
  • eğer ertuğrul özkök olsaydik bu entrye şöyle başlardık -ki saniriz kendisi de memnun kalırdi-: "bu sabah işe gitmeden önce golden retriever köpeğimizi gezdirmek için yaptığım kısa gezinti sırasinda kara bata çika yolda yürürken, 10 metre ötedebir eliyle annesinin avucuna sıkı sıkı yapışan, öbür eliyle de barbie bebeği sallayarak ilerlemeye çalişan bir kiz çocuğu gördüm. beresinin altindan uzun düz sari saçlari görünüyordu. bu soğuk havada çıplak elleriyle tuttuğunu bebeğini birakmayan, çantaya atmaya tenezzül etmeyen kiz çocuğunun yüzünü merak ettim. karda yürümek konusunda kar leoparimız, korkusuz türk, büyük insan, televizyonlarımızın ve ailemizin dağcısı nasih mahruki'yi düşünüp hırslanarak öndeki anne-kız'ın yanından geçip kızın yüzüne baktım. mavi gözlerinde garip bir pırıltı, hareketlerinde umursamaz bir tavır vardı. işte o an o kızın bir korku filmi çocuğu olduğunu anladım. daha sonra karmaşık düşüncelerle eve doğru yürürken bu konuyu, çağdaş korku filmleri ve holyywood sinemasinin türk kültür hayatına olumlu etkileri temalı bu yazımda incelemeye karar verdim. bana kalırsa amerika'nın ırak operasyonu ve dünyaya demokrasi armağan etmesinde korku filmlerinin rolü çok büyüktür. çünkü bu çocuklar amerikan rüyasının en simgesel öğlerinden birini oluştururlar sayin okuyucular.."

    (yok daha fazla dayanamıycam ertuğrul'a...)

    uzun ya da omuzlara dökülmekle yetinen, ama illaki düz saçları olan çocuklardır. kizlarda sarı, erkeklerde kumral saçlar makbuldür. tercihan mavi gözleri vardır. filmin başlarında hülyalı hülyalı bakarlar. masum ama tedirgin, aile içinde ama her tür tehlikeye açık, anne babanın yatak odasına yakın ama oradan da yeterince uzak, kapısı hafifçe aralık bir çocuk odasında uyuyan çocuklardır. hem öyle hem böyle, yanar döner, her şeyin mümkün olduğu bir alemde yaşarlar. sap döner keser döner bu çocuklar nasil gözü dönmüş birer cani ya da anne baba katili olurlar onu bilemeyiz. -bu arada anne ya da babadan biri mutlaka filmin sonuna kadar yaşar, hangisinin öleceği yönetmenin ya da senaristin karanlık iç dünyasına kalmış-

    korku filmi çocuğunun film içindeki macerasinin bir kaç önemli aşaması vardır. filmin ilk yarim saatinde ortalik kararmaya başlayinca o güzel düz saçlar ortalikta salınmaya başlar. işte o saçlarin ilk sallandığı an çocuğun korku objesi haline geldiğinin delilidir. saçlar salınır, ortalık kararmaya başlar, anne baba çaresizlik içinde yavrularinin bir canavar haline gelmesini izlemeye başlarlar. seyircilerin müteaddit defalar yaptiği "ulan baba olacak şerefsiz herif o duvardaki tabloyu indirsenize lan, hepsi ondan oluyor anlamıyor musunuz", "vay kaltak nasıl görmüyor yahu çocuk elden gidiyor, bi de anne olacak, al çocuğu terkedin o evi hemen" çağrılarına kulak tıkayan anne baba sonunda eşşeğin dibini görürler. çocuk elden gider, canavar olur. alir eline keseri dalar ortalığa. işi abartanları şeytan olmaya çalışır, canavarin dikalası olur dünyayı kiyameti falan getirecek olur... taaa ki dinibütün bir rahip, imam, haham ya da bakkal amca çıkıp da üç küluvallah bir elham okuyup ortalığı eski haline getirinceye kadar... filmin sonunda da çocuk hafiften bir gülümser, mavi gözlerinde bir alev yanar söner -alev evet, alev alev en güzeli-... daha bitmedi bu iş gelecek devam filminde hepsinin ebesine saygilarımı sunacağım beni izlemeye devam edin der gibi bakar...
    biz de son günlerde sokaklarda gördüğümüz çoçuk popülasyonu içindeki korku filmi çocuğu oranının artması karşısında dehşete düşüp böyle entryler giriyoruz... ortalık korku filmi olmuş biz neyin peşindeyiz.. hadi bakalim bu da böyle olsun vili vander kerfoff...
  • duruma göre ölecek*, öldürecek**, olayı çözecek*, her türlü melanetin müsebbibi olacak* veya en azından cinayet alameti*olacak çocuktur.

    ha bir de bu var: (bkz: çocukken korku filmi izlemek/@songulyabani)