şükela:  tümü | bugün
  • 1984 yapımı fantastik komedi filmi splash'da tom hanks aslında bir denizkızı olan daryl hannah'yı ilk kez evde yalnız bırakır. döndüğünde kız tv karşısında ağlamaktadır. daryl hannah'nın izlediği dizi bonanzadır. denizkızı ilk kez bir cinayete tanık olmuş ve bundan çok etkilenmiştir.

    çok şükür bizim neslin fertleri yirmili yaşlara geldiğinde tvlerde binlerce öldürme olayına şahit olmuştu. yine de her birimizin çocukken çok korktuğu filmler ya da programlar vardı. aslında hiç biri korkutmak için yapılmamıştı; ama üretken çocuk beyinlerimiz gördüklerini bambaşka bir şekilde algılamış ve bize dehşet dolu saatler yaşatmıştı.

    kendi adıma ben uzay 1999 dizisindeki gördüğü her şekle bürünebilen maya adlı karakterden çok korkardım. maya'nın dönüşüm geçireceği şekil önce gözünde yansır biz daha sonra mayayı o yaratığın şeklinde görürdük. dizinin yapımcılarının dönüşüm aşamasındaki özel efekt masrafından yırtmak amacıyla buldukları bu yöntem beni fazlasıyla ürkütmüş, evdekilerin sıklıkla " maya'nın gözünden canavar çıkacak" sözünü duymalarına neden olmuştu.
  • kuzenim dört yaşlarındayken içinde kızılderili olan her filmden çok korkardı. fark edip sorduğumda, kızılderililerin vahşiler adıyla anılmasının bunda büyük bir payının olduğunu anladım. vahşi kelimesi zavallı çocuğun beyninde kim bilir nasıl çağrışımlara neden oluyordu. gerçek vahşilerin beyazlar olduğunu anlattıktan kısa bir süre sonra durum değişti. kendisini kızılderililerin posta arabasına saldırdığı bir sahnede çığlık çığlığa alkışlarken gördüğümde içim rahat etti.
  • yakın bir aile dostumuzun küçük kızı show haberden fena halde korkuyor. korktuğu haber sırasında "donnkk, donnkk" efektiyle çıkan "akıl almaz olay" "şok" "bok püsür" şeklindeki yazılar mı yoksa bizzat reha muhtar mı çözebilmiş değilim.
  • ghostbusters 2 filmi aslen son derece eylenceli olmasina karşın, çocuk karakterin peşinde tutan vigo gibi etkileyici bir karaktere sahip olmasi sayesinde {asilmiş - zehirlenmiş - elektrik verilmiş ve kafası kesilerek öldürülmüş} genç yaştaki bireyleri, henüz portakalda vitamin olanlari ürkütebilecek bir filmdir...
  • sözlükçülerin gayet yakından tanıdığı bir arkadaş* küçükken yerli dizi duvardaki kan'dan özellikle banyoya saklanan çaresiz ailenin öldürüldüğü sahneden fena halde korktuğunu itiraf etmiştir; lakin kendisi uzun, uuupuzun ve detaylı entryler yazmaktan hoşlandığı için tahminimce kendisi bu başlığa birşey yazmayacaktır. dolayısıyla bu görevi benim üstlenmem gerekiyor.
  • süt kardeşler'de gulyabani'nin gözüktüğü sahneler.
    yav eşek kadar adam oldum, o sahnelerde hala tüylerim diken diken oluyor. filmin geneli kopartıyor, o ayrı...
  • -içinde palyaço ve cüce bulunan tüm filmler. hele palyaço kılığına girmiş bi cüce var ise kalp krizi bile geçirilebilir.
    ...ve yarım kalmış kapı aralığından dikiz yapan tek bi göz sahnesinin bulunduğu filmler.
  • a.i.(17) isimli gencin anlattıkları baz alınarak ve gazetelerde çıkan haberlere dayanarak söyleyebiliriz ki harry potter'da çocuklari kötü etkileyen, onları içinde köü köpeklerin, ejderhalarin, birbirini yiyen satranç taşlarının, hermione granger'lerin bulunduğu bir film korkunç bir film olarak kabul edilebilinir... ayrica bu filmde, etraftaki velet sayisina bakarsak, bu film kesinlikle korkutucu bir filmdir...
  • bizim zamanımızın en ünlü fantastik çocuk filmi et olsa gerek. et tüm zamanların en geçerli yaratık tasarım kuralına uygun olarak yaratılmıştır. kural şu şekildedir. gözleri büyük ağzı küçük olan her yaratık sevimlidir. (bkz: gizmo) (bkz: amandine)(bkz: eowyn) tam tersi ise korkutucudur. ağzı büyük gözleri küçük yaparsanız yani. buna da en iyi örnek alien ve predator filmilerinin canavarlarıdır herhalde. (julia roberts da olur)

    dediğim gibi et filminin uzaylısı da bu mantıkla tasarlanmış kocaman mavi gözleri olan şirin mi şirin bir yaratıktı. bu henüz çok küçük olan kuzenimi pek bağlamadı. film sırasında pek çaktırmasa da boncuk boncuk terlemiş garibim. daha sonra itiraf etti. teyzem de drew barrymore'un et'yi öptüğü bir resmi bulup kuzenime göstermiş ve üstüne onun iyi bir uzaylı olduğunu anlatan o kadar uzun bir konuşma yapmıştı ki dinlerken filmden daha fazla eğlendiğimi itiraf etmeliyim. bu arada drew barrymore'un et yi öpmesi neyi kanıtlar ki? drew tom green'i de öpmüş. ondan da mı korkmayacağız yani?
  • yine kendi adıma çok küçükken sinbad filmlerinden, oradaki devlerden ve iskeletlerden çok korktuğumu itiraf etmeliyim. bunun dışında içinde palyaço olan filmlerden de oldukça etkilenmiştim* bu etkilenme biff the clown tiplemesini yaratmamda oldukça etkili olmuştur.