şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
  • dünya'da her yıl yaklaşık 100.000 insan grip virüsünden ölüyor. 2000 kişiyi bir virüs öldürdü diye yaygara koparmak enteresan.

    beyinsiz gerizekali 8 milyar insanin nerdeyse tamami grip olup arasindan 100 bin insan hayatini kaybediyorsa bu 100000/8000000000 = 0.0000125 yani %0.00125 yapar.

    wuhan virusunde ise 86986 vakadan 2979 toplam olum var simdiye kadar. bu da 2979/86986 = 0.0342468903 yani ~%3 yapar.

    %3, %0.00125'in 2400 katidir.

    enteresan olan senin hala nasil nefes aldigin esas. beynini siktigimin gerizekalisi.
  • yarın iranlı bir heyet, cumhurbaşkanımızı sarayda ziyaret edecekmiş. tek umudum bu kaldı. merakla 14 gün bekleyelim bakalım. belki bu defa olur.
  • kaynaga falan gerek yok. avrupa’da, iranda vs bu kadar yaygin olan virusun turkiye’de hala gorulmedigini dusunmek icin koyun olmak yada akpli fln olmak gerek. turkiye’nin who’dan vaka saklamasi tam bir rezalettir, ayrica halkin onlem almasini geciktirmektir.
  • geçen günlerde yurt dışına tatile gittim ve döndüm. gittiğim ülke çok corona vakası olan bir ülke değil ama yine de var. sağlık bakanı açıklamalar yapınca pasaportunuzu alın sağlık ocağına gidin vs deyince ben de dedim bir şirket doktoruna görüneyim. boğazım da ağrımaya başlamıştı. şirket doktoru muayene etti ve bana iki tane maske verdi hemen devlet hastanesine gitmeniz lazım dedi. aslında sadece boğazım biraz kızarmış ne ateş ne de başka bir şey var. bana bir kağıt yazdı verdi ben gittim devlet hastanesine.
    hastanede beni karantina odasına aldılar, bir hemşire geldi ateşimi ölçtü, ateşim 37 çıktı. her şey normal. 30 dk doktorun gelmesini bekledim. doktor hiçbir muayene yapmadı. ateşimi bile ölçmedi, ağtıyan boğazıma bakmadı. siz risk grubunda değilsiniz iran veya italya'dan dönmediğiniz için dedi. ve beni evime gönderdi.
    test yapmayacak mısınız dedim, hayır bizde test yok ki dedi. şüpheli bulduklarımız olunca sağlık bakanlığını arıyoruz onlar gelip hastayı götürüyorlar veya test yapıyorlar dedi.
    hahahahhahahhahhahhahahah budur durum işte. bende taşlar yerine oturdu.
  • boş boş faydasız entry girenlerin sonunu getirmesi gereken virüs. bu arada bu virüs bizim ülkede görülürse sebebi bir youtuber'dır kesinlikle, aliexpress'le tüm çin'i buraya taşıdılar amk.
  • ilac firmalari bunu begenir cunku ilac firmalarindan once salgin hastaliklar olmuyor ve insanlar olmuyordu, evet beyinsiz bir gerizekaliyim. halen okuldan gelince annemi emiyorum, annem de bir esek.
  • virus veya hastalık algımız "resident evil" vs gibi anlatıların etkisinde. bir yerde bir tane virus var ve o virusu kaptığımız anda erimeye başlayacağımızı, dönüşü olmayacak şekilde hastalanacağımızı düşünüyoruz.

    bu türden bir anlatı "spekülatif" olduğu için çok seviliyor. böyle bir virus fikriyle çekilmiş belki 100 tane hollywood filmi vardır son 20 yılda. ama gerçek dünyada böyle viruslar yoktur. hiv bile bu şekilde değidir. bugün aids'li birinin ömür beklentisi 70 yıl civarıdır. yani doğru bakım süreciyle hiv sahibi birisi neredeyse "normal" şekilde yaşlanıp ölebilir. bu türden bir "hastalık" algısını asıl şekillendiren şey virus veya herhangi bir hastalık değil, radyoaktif kaynaklı ölümlerdir. bazı radyoaktif maddeler sizi birkaç gün içinde öldürebilir ve bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. gerçekten de filmlerdeki gibi erirsiniz. organlarınız sıvıya dönüşür. deriniz dökülür. gözünüz burnunuz akar gider. ve size bunu yapabilecek şey koca bir havuz suya atılmış bir çay kaşığı materyal olabilir.

    2016 yılında dünya genelinde 1.4 milyon kişi zatürreden ölmüş. bu sayı bize bir perspektif veriyor. bu türden bir veri elimizde olmadan, bir şeylerin "öldürücülüğü" ile ilgili konuşmamalıyız. çünkü ne kadar eğitimli olursa olsun, bir insanın aklı 8 milyarlık dünyaya genellemeye yetmez. akıl veya eğitim meselesi de değildir bu. dünyanın kelimenin her anlamıyla binbir türlü hali vardır ve herhangi bir eğitimin size sağlayabileceği "genelleme gücü" bu türden bir problemde hiçbir işe yaramaz. bize eğitim adı altında "çözümleme" gücü değil, "genelleme" yetisi kazandırıldı. bu yüzden tek bir hikaye çıkıyor ve bir kişi bile sorgulamıyor.

    bu spekülatif virus algısının bugünkü hikayesi de coronavirus. her yıl belki de 300 bin kişinin zatürreden öldüğü koca çin'de, son 3 ayda 4 bin kişiyi öldürmüş bir hastalıktan bahsediyoruz.

    zatürre önemli bir örnek çünkü tıp algımızın spekülatif yönünün güzel bir dışavurumu. özellikle bebek, çocuk ve yaşlı canlılar için zatürre ölümcül olabilir, çok tehlikelidir. solunum sisteminizin derinlerindeki bir iltihap demektir. insandaki kızamık veya köpeklerdeki distemper genellikle zatürre ile öldürür. olan şeye "distemper veya measles virusu bulaştı" diyebilirsiniz. bu kestirme ve spekülatif olan yoldur. kestirmedir çünkü tüm açıklama bir kelimeye inmiştir.

    ancak biraz sorgulayan biriyseniz bu tek kelimelik virus açıklaması yeterli olmaz. çünkü bilirsiniz ki ölen çocuktaki virusun kardeşlerinde veya birlikte yaşadıkları amca çocuklarında olmama ihtimali yoktur. bilakis diğer çocuklarda da belirtiler görülmüştür ancak hafif atlatılmıştır. coronavirus ile ilgili de en fazla duyduğumuz şeylerden biri budur dikkat ederseniz. "bağışıklığı sağlam bireylerde hafif bir üst solunum yolu rahatsızlığı olarak seyrediyor" diyorlar. bizim örneğimizde de durum tam böyle. 8 çocuktan sadece biri ölüyor mesela, diğerlerinin bir gece ateşi çıkıyor ertesi gün iyiler. veya birkaç gün yatıyor bazısı. ama bir çocuk ölüyor.

    ve o bir çocuğun ölümünü açıklamak için "virus" kozunu oynamak ne yazık ki bilim değildir. aynı virus 7 çocuğu öldürmemiştir, birini öldürmüştür. yani virusun ötesinde bir açıklamaya ihtiyacımız vardır.

    bu üstte anlattığım şeyi en rahat gözlemleyebileceğiniz yer siper muharebesindeki cephe arkası ve hayvan barınaklarıdır. cephelerde sürekli salgın hastalık vardır. ve aklınıza ne gelirse vardır. deri hastalıkları vardır ve mesela beş askerden birinin tüylerini dökmektedir. aynı anda bir tür ishal almış yürümüştür, herkes haftada iki kez ishal olur. bazısı hep ishaldir. ve aynı anda askerlerin üçte birinde üst solunum yolu iltihabı, altıda birinde ise alt solunum yolu iltihabı vardır. köpek barınaklarında da durum hemen hemen böyledir. sürekli bir sürü farklı hastalığın eş zamanlı yürüyen ufak veya büyük salgınları söz konusudur.

    ve çoğu zaman mevsim dönüşlerinde, bazen de havanın birkaç gün "fazladan" kötü olması gibi bir sebeple cephede ve barınakta ölümler başlar. bir anda olur. bir hafta öncesine kadar yarı ishal yarı grip gezen asker bu hafta zombi gibi olmuştur. ishali artmıştır, kan da geliyordur. öksürüğü artık nefes almasına engel olacak kadar artmıştır. vücut ısısını korumakta zorluk çekiyordur. ve doğru müdahale edilmezse askeri kaybedersiniz. doğru müdahale ettiğiniz durumların birçoğunda da kaybedersiniz. ve tek bir askeri alıp da hikayesini incelerseniz, nasıl bu kadar güçsüz düştüğünü anlarsınız o insanın vücudunun. vücut güçsüz düştükten sonra doğada bin tane şey bulunur onu öldürecek. virusler de bu bin tane şeyin yüzleridir, tezahürleridir.

    barınak veya siperlerde olan şey uzun süreli "stres". stres kavramını çok dar ele alıyor çoğu kişi. askerin güneşten, sevdiklerinden, c vitamininden, güzel bir gece uykusundan, temiz bir jiletten, sudan, yemekten mahrum kalması strestir. siperdeki asker neredeyse her şeyden mahrumdur. yedikleri şeyler kalitesizdir. kullandığı hiçbir şey temiz değildir, bilakis normal hayatta dokunmayacağı kadar pistir. çanakkale'deki anzaklara memleketlerinden en fazla gönderilen şey kuru et ve mide ilacıdır. bunu yiyin, bunu da için ki hazmedebilesiniz. içlerinde domuz ölmüş gibidir anzak askerleri, çünkü içlerinde domuz ölmüştür.

    sağlıksız bireylerin olduğu yerde hastalıklar ortaya çıkar. sağlıksız olmak coronavirus ile ilgili değildir. siperdeki asker sağlıksızdır, barınaktaki köpek sağlıksızdır. herhangi bir hastalık ortaya çıkmadığı anda da sağlıksızdır. vücut kaynakları tüketmiştir veya tüketme yolunda hızla ilerlemektedir. sonrasında o askeri veya köpeği öldürecek şey o hayat tarzının birikmesi olacaktır ama bir virusun adı anılacaktır. bu spekülatiftir.

    coronavirus son üç ayda yaklaşık 5-6 bin kişinin zatürreden ölmesi beklenen bir coğrafyada 3-4 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulmaktadır. bu bir algı şeklidir. bu sebeple havaalanları kapatılır, tüm ülkeler harekete geçer, sosyal medya bununla çalkalanır, medya bununla çalkalanır, doktorlar çıkar konuşur, bakanlar çıkar konuşur, ilaç firmaları halkı bilinçlendirir, birkaç hollywood projesi daha başlar, biz de oturup naif naif bakınırız.

    ve kimse, asıl sorgulanması gereken şeyi, bu insanların neden "sağlıksız" olduklarını sorgulamaz. tüm bu sağlık endüstrisi, asıl sorulması gereken sorulardan kaçmak için ürettiğimiz mükemmel bir kılıf gibidir. çoğu zatürre vakasında uzun süreli a ve e vitamini eksikleri de görülür. çoğu durumda buna bir önlem geliştirilmez. ancak a ve e vitamini desteğine başlasak bile işimiz zordur çünkü sistemi ağır antibiyotiklerle yormaktayızdır. tıp anlayışımızın geldiği nokta ne yazık ki vücudu güçlendirmek değil vücudu savaş yerine çevirip bir takım kimyasallarımızın gücüne güvenerek o savaşı kazanmayı ümit etmek. canlının güçlü olduğu durumlarda bile bu pek bir işe yaramıyor, mesela grip antibiyotikten çok dinlenmek ve temiz hava almak ile geçiyor. ancak zaten durumu ağır olan bir hastaya antibiyotik dayadığınızda olan şey, organizmanın sindirim ve boşaltım işlevlerini de bozmak oluyor. karaciğer yoruluyor ve kirleniyor. kan kimyası bozuluyor. böbrekler hem hareket etmemenin verdiği protein yıkımından hem de organizmaya zerk edilmiş fazladan kimyasalın etkisinden yıkıma giriyor. böbrek sessiz katildir. çoğu canlıyı böbrek öldürür. çünkü yaptığı iş çok büyüktür ama kendisi neredeyse görünmezdir. aklımıza bile gelmez bir böbreğimiz olduğu böbreğimiz ağrıyana kadar. zaten durumu ağır olan hastanın böbrek ve karaciğeri de bozulursa dönüşü olmaz.

    bu türden basit bir anlatıyı asla sevmezler. bu basit anlatı onların uzmanlıklarını mümkün kılan zemine yapılmış bir saldırıdır. çünkü eğer durum böyleyse kocaman ilaç firmalarına bu kadar da gerek yoktur. birçok profesörün ve akademisyenin konumu bu teoriye bağlıdır. mevcut teoriyi sorgulamayı uzmanlıklarının sorgulanması olarak görürler. bazısı bundan gocunmaz, uzmanlığını kişiliği olarak görmez. bazısınınsa tek kişiliği o sahip olduğu uzmanlıktır. ve bunun gitmesine izin veremez. tabii bir yandan da ekonomik anlamda da bu uzmanlıklar bu kişilerin prangaları. uzmanlık gittiği anda tüm o ekonomik güç gider. az önce bir saatlik vaaz verip de bin lirasını aldığın "sıradan" vatandaştan farkın kalmaz.

    ve bu hikayeler hep birbirini destekler. bu virusun çinlilerde gözlemlenen bir tür proteine bağlandığını falan bulurlar. ama bir ay sonra da virusun çok hızlı "evrildiğini" ve avrupalılarda gözlemlenen bir tür proteine yapışacak şekilde "adapte" olduğunu da bulacaklar. o an duyulması gereken neyse onu söyleyecek biri çıkacaktır.

    ve hala sormamız gereken tek soruyu, bu insanların nasıl bu kadar sağlıksız oldukları sorusunu sormadık. bir kurum olarak tıp başka işlerle uğraşmaktan kendi işini yapmaz olmuş.

    ekleme: https://www.istat.it/en/archivio/140877
    italya'da ölüm sebeplerinde dördüncü sırada akciğer ve bronş sorunları var. ve ortalama günde 100 kişi ölüyor. ama bugün o yüz kişi ölünce büyük istatistik oluyor. doktorların üzerinde de bir baskı var, durumu kötü hastalara corona teşhisi koyma veya koymama derdindeler. koymadıklarında bir şeyleri örtbas ediyor izlenimi yaratıyor. corona derseniz de paniğe yol açıyor. ve gelinen noktada belki de standart aralıkta olan 168 ölümü spekülasyon ögesine çeviriyoruz. viruslerin varlığının tespiti öyle sanıldığı gibi kolay değildir. tüm bu corona olayına inanmadığım için uzaktan izledim o sebeple bilemiyorum bir test yöntemi var mı, varsa güvenilirliği nedir. italya'da ölenlerin ne kadarında bu virus net bir şekilde bulunmuş mesela? ve eğer bu virusun varlığı bile kesin değilse, neden zatürre demek yerine bu evrensel ölçekli salgını açıklama olarak seçeriz ki?
  • bu sabah itibariyle fuar için türkiye'ye gelen ve arabamda birlikte seyahat ettiğim misafirlerim; italya'nın tehlikeli bölgesinden bir italyan , uzak doğu'dan iki tayvanlı , hafif ateşi ve kuru öksürük olan bir türk ile birlikte şampiyonlar ligini yaşıyorum, bugünde kapmazsam bundan sonra bir şey olmaz.

    ey corona sen kimsin ya!
  • entry ve nick uyumu..
  • hac mevsiminde ülkemize akın akın yayılacak virüs.