şükela:  tümü | bugün
  • ankara'dan kalkıp istanbul'a hasbelkader yerleşmiş bulunan 3 erkek ev arkadaşı olunca, eve porno cd alımı en büyük ihtiyaçlardan biri oluyo haliyle. yalnız bunu kapıya koyduğunuz ekmek torbasına "ramazan abi, bi gaste, bi süt, varsa bi de konulu yolla" notuyla yapamıyosunuz ne yazık ki. görev dağılımı, iş bölümü gibi ilkel bi kabilenin bile rahatlıkla gerçekleştirebildiği mevhumlardaysa daha önceden kimsenin birebir satıcıyla diyalog kurmamış olmasından dolayı sıkıntımız var; ankara'da hep pornocu samimi bi arkadaş bulunmuş, zamanında tüm pornolar o zavallıcıktan alınmış ve hatta porno alımı dışında hiçbi diyalog kurulmamış, king oynarken karaye dahil edilmemiş, hor davranılmış. muhtemelen o ibnenin ahı tutuyo ve biz 3 erkek bir süre birbirimize çarpmamaya gayret ederek evde non stop ereksiyon halinde geziyoruz. bilhassa sabahları görülmeye değer durumdayız. ereksiyonun en kudretli anlarının yaşandığı o sabah saatleri kahvaltıya denk geliyo, "ibrahim, kaşarı uzatır mısın abi" diyorum, "dur lan fırlatıyım hehe" cevabıyla karşılaşıp, adamın taşşaklarının esnekliği ve boxer lastiğinin penis salınımını artırıcı fırlatış gücünden yararlanarak yaptığı bir nevi ilkel mancınıktan fırlayan kaşar dilimlerini hayranlıkla seyrediyorum. age of empires'ta karakter olsak safi üçümüz bi kasabayı yerle bir eder, town center'a rahat gireriz çüklerimizden çıkan "doink doink" sesleriyle diye düşünerek huşu içinde gülümsüyorum.

    yeterince kaşar fırlatıp -ki boyutun hakkaten önemli olmadığı, önemli olanın fırlatış işlevi olduğunun birebir deneyle kanıtlandığı bu dönem hepimize huzur vermiştir- birbirimizi sikmek dışında 3 pipiyle yapabileceğimiz her tür iğrençliği yaptıktan sonra konuya kesin çözüm getirmemiz gerektiği konusunda hemfikir oluyoruz: eve porno cd alınacak! görev ilk olarak yavuz'a düşüyo. yavuz, her ne kadar kendisinin "porno cd badak'ı" olduğunu iddia etse de görev görevdir diyerek, alıp bizi yanına bostancı çarşı'ya götürüyo. ilgiyle izliyorum yavuz'u. sinsice cd satıcısına yanaşıyo, etrafındaki müşterilerin birer birer ayrılmasını beklerken "abi bak potemkin zırhlısıyla yurttaş kane var, alsak mı ben çok merak ediyorum" benzeri vizyonumuza ve misyonumuza tamamen aykırı cümleler kuruyo. ibrahim'in gözlerini pantolonuna kaydırarak "yavuz hşş çaktırmadan bak lan, zırhlının hasosu burda, hücumbot gibi oldum, kruvazer oldum hadi lan" deyişiyle beraber yavuz atağını yapıyo "eee şey abi...sen de şey var mı...film....eee....film ya...şey...mikili film??"......kısa bir sessizliği takiben, satıcının gözlerindeki yavşak bakışı yakalıyorum, gözleri bize "olum mikili ne lan ahahah en son 1988'de vhs kiralanırken söylenmişti o laf" diyo adeta. yavuz'un eline tutuşturuyo bi cd, "aşk gemisi" isminde, hemen parayı verip uzaklaşıyoruz. eve gelip koyuyoruz filmi, lakin eşşek sıpası "mikili" dediği için cd'ci muhtemelen elindeki en soft filmi veriyo bu çocuklar masum heralde diye düşünüp, bilmiyo tabi kahvaltı masasında kaşarlar uçuşuyo. filmin 1 sahnesinde 10 saniye kadar meme görünüyo, o kadar. hayır bi de konu bence gayet güzel, gayet duygusal; ben oturup izledim diye kınanıyorum sonra.

    ilk deneme başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra görev, ev encümeni kararıyla bana veriliyo. işin kalbine inmeyi istiyorum, kurumsal bi çalışma olsun, her akşam gidilen cheers tadında bi pornocu mekanımız olsun istiyorum. dolayısıyla seyyar satıcılardan ziyade bu işi hakkıyla yapan dürüst,kaliteli,mahalli esnaflara yöneliyorum (ühüü erotik shop lan işte evet) durum çok özetle şu oluyo: (bkz: yeni baslayanlar icin kadıkoy/@depeyi)

    sonunda ibrahim, birimizi tek memeye azan bi yeni ergen, bir diğerimizi ibne belleyince kontrolü eline almaya karar veriyo. ve ibrahim'den cd'ler akmaya başlıyo. rahibeler mi dersin, sekreterler, hemşireler mi dersin uzunca bi süre evde hemen hemen tüm sektörlere hitap edebilecek bi porno arşivi oluşuyo. yenibir.com oluyoruz adeta herbirimiz, kariyer.net oluyoruz. cd'ler kategorilere, kalitelere göre ayrılıyo. ankara'dan gelen konuklara özel ustalara saygı kuşakları düzenleniyo.kahvaltılar normale dönüyo. bundan sonra işin "merak" kısmı başlıyo. "olum eşşekli aldım bak" la başlayan süreçte artık masturbasyon hayatımıza katkısı bulunmayan ama "vay anasını neler varmış dünyada" diyerek birer belgesel edasıyla seyrettiğimiz filmler sezonu açılıyo. açılıyo açılmasına da, porno alımında sensei bellediğimiz ibrahim'in üşengeçliğinin başına iş açması da yakınlaşıyo.

    sevgili ibrahim meğer sen bunları şirketin hemen yakınında bulunan kavacık köprüsünden almasın mı? alsın. lakin adam o kadar çok cd almış durumdaki nerdeyse kanka olmuş satıcıyla. ve birgün geliyo....o kara perşembe akşamı...ibrahim mesaisinden patronu ve müdürüyle çıkıyo...hergün tek başına yürüdüğü o yolu bu defa o ikisiyle yürüyo...bi ürün lansmanı ve onun pazar araştırmalarıyla ilgili ciddi ciddi konuşuluyo, bu araştırmada ibrahim'in gösterdiği üstün performanstan ve boş olan bir üst müdür yardımcılığı kadrosuna en büyük adayın ibrahim olduğundan bahsediliyo...ta ki tam köprünün üzerindeyken...cd'cinin, ibrahim'in kariyerini bitiren o efsane sözüne dek....

    - ibrahim abi, hehe, abi gruplu-köpekli getirdim abi sana, istiyodun ya hani....

    ibrahim bi sigara yakıyo, başı öne eğik...sıkı bi nefes çekiyo...."gene de yenicem ulan seni istanbul! yenicem!" diye haykırıyo gözleri....

    yarramın başını yenersin ibrahim, başını....uzat hadi kaşarı uzat şurdan...
  • belit: bi dakka anne şu filmlere bi bakıyım...
    anne: korsan diil mi kızım bunlar?
    belit: evet ööle, bi dakka bişeye bakmaya çalışıyorum...
    anne: (satıcıya döner) hmm, demek korsan bööle oluyomuş.
    satıcı: biz diiliz hanımefendi cd'ler korsan...
    anne: haa...
  • mekan: yazicioglu onu..

    bir oyun cd si begenilmistir.. kotu tecrubelerin etkisiyle bi soru sorulur..

    - bak, muzik cd si cikmaz di mi?
    - cikarsa dinlersin abi, noolucak?
  • eminönü ne yolum düşmüştü. o zamanlar korsan cd bu kadar yaygın değil. 2001 falan olmalı sene. ya da 2002. bir gittim tarumar etmişler. gayrettepe polisi baskın yapmış. ortada bir tane satıcı yok. ne cd satan ne viagracı kimse yok. bir baktım bir tezgahçı geldi. ortada da bir kaç polis dolaşıyor yine. bu koydu cd leri, algida şemsiyesiyle de kendine gölgelik yaptı. polis de izliyor bunu. tek başına yapıyor bir şeyler. dedim bunu ilerletmeden ben gidip cd alayım uzaklaşayım.

    polisler hala bakıyor. anlam veremiyorlar herhalde. neyse bu iyice yerleşti sıra benim cd ye bakmaya geldi. bakıyor, o sıra polisler de bize doğru yavaş yavaş geliyor. neyse geldi bunlar, bu hiç istifini bozmuyor ama.

    -: napıyosun kardeşim sen manyak mısın. topla tezgahı topla topla.
    +: niye abi?
    -: ne demek niye lan. onbeş dakika önce ne oldu bilmiyo musun sen burda.
    +: nooldu abi?
    -: olm ortada hiç tezgahçı var mı senin gibi baksana. topla hadi topla uzatma. gelecek herifler götürecek...
    +: niye götürsünler ki abi?
    -: ne demek lan niye götürsünler. (yanındaki polis'e dönerek) -: denyo mu lan bu?
    diğer polis: sen bilmiyon mu lan yasak bu. ilk defa mı çıkıyosun satmaya?
    +: bilmiyodum abi.
    - : sen hiç tv izleyip gazete okumuyo musun lan?
    +: ne televizyonu abi... gece ikide eve geliyorum sabah altıda çıkıyorum. okumam zaten yok. ilkokul bire beş sene gittim yok. napıyım yook... bugün ikinci günüm satıyorum kimse bana yasak demedi.
    -: yasak bunlar yasak. hapislerde çürürsün. hadi topla bunları satma bir daha.

    uzaklaşmaya başladılar ufak ufak.

    madboy: iyi yırttın abi.
    +: denyo bu diye bıraktılar. gelmezler bunlar nöbet değişiyor birazdan. diğerleri gelene kadar diğer tezgahçılar gelir zaten. bunlardan bir şey olmaz gayrettepe tehlikeli. ben biliyordum zaten baskını çoktan normale dönmüştür diye geldim erken gelmişim biraz. ben bu işe korsan plakla başladım. korsanı bitirmeleri için önce beni sikmeleri lazım. bu ibnelerin hepsi benim sayemde ekmek yiyor. playstation 2 yi yeşil cd ye ilk ben bastım. eskiden hep gümüş cd ydi. kıymetim ölünce anlaşılcak benim.
    madboy:- ahhaha, neymişsin abi sen.
    +: ohooo... levent yüksel demiştin di mi sen...
    madboy: evet.

    bir süre aradı.

    +: levent yüksel yok haluk levent vereyim mi?
  • yer: kadikoy

    - cd var film var oyun var
    + ....
    - abi gel bak deli filmler var
    + nasi yani?
    - konulu var konulu veriyim sana
    + konulu mu? yok be abi ya ne konulusu
    - ya birader konulu dediysek de meraba meraba.
  • -abi toy story var mı?
    -bunu al daha çok seversin
    dildo heaven diye bir film verir

    porno cdlere göz atarken
    -sana 10 tanesini 15 milyona verelim
    tipimizde ne varsa artık

    -ran diye bir film arıyorum
    -nası bişey?
    -japon filmi. akiro kurosawa
    -bizde porno yok ama dur cihat abiyi çağırıyım o çekik gözleri iyi bilir

    -playstation var mı?
    -yok artık getirmiyoruz. onlara feci kontrol yapıyolar
    -neyse
    -karıların yedi ceddini her bi şekilde siken cdlere bişey demiyolar da playstation olunca tepemize iniyor ibneler
    -efendim?
    -ekmeğimizle oynuyorlar

    -abi şöyle laser okuyucuyu temizleyen bir cd varmış
    -kolonya döküp sil öyle daha iyi olur
    -peki abi

    -abi yeni neler var?
    1-2 cd çıkarır aralarında o sırada daha dünyada vizyona girmemiş patriot da vardır.
    -bunu nerden buldunuz abi ya?
    -artık iş büyüdü koç. senin aklın ermez. altyazılısı da gelecek yarın öbürgün ama fiyatı 3.5 milyon

    korsan cdlerde yaşanan sorunlar nedeniyle gına gelmiş, artı hafiften bir vicdan azabı duyulmaya başlanmıştır. artık alınmayacaktır. yine de geçerken bir göz atılır
    -ne arıyodun?
    -yok öyle bakıyorum ben
    tezgahın altından pornoların olduğu kutuyu çıkarır
    -bak şu film tam sana göre. seyrederken hortum gibi sularsın etrafı valla
    benim tipte yanlış bişeyler var ama diye hayıflanılır. ama bu eşsiz pazarlama cümlesinin gazına gelinip cd alınır
  • -abi bu cd alt yazili dimi ?
    -evet abisi
    -bak diilse getiririm geri ..
    -getir abisi

    eve gidilir, cd, surucuye takilir hakkatende alt yazilidir .. ama japonca
  • mekan çoğu zaman olduğu gibi yine kadıköy postanesinin arkası...
    cp: uzak var mı?
    satıcı:var apla.. yine o tarzlardan arıyorsan krzysztof kieslowski var, lars von trier var tarkovsky var -bütün yönetmenleri ad ve soyadlarıyla söyledi-
    cp: peki zeki demirkubuz'un filmleri bulunur mu sizde?
    satıcı: apla walla ben bir tek onun masumiyet'ini izledim, üçüncü sayfa, bekleme odası filan daha kopyalanmadı.

    bravo diyorum.. tamam yeni filmlerde kim oynuyor kim yönetmiş bilirsin de bu denli sinema kültürü olan bir korsan cd satıcısıyla ilk defa karşılaştım.
  • - abi visual ce arti arti var mi sende?
    - recep vijul si getirsene icerden bi tane
    - ?!? e ama abi cok fena got ettin simdi sen beni.
    - biz neler goruyoruz butun gun
    - ehe peki.
  • yer taksim bakirkoy dolmuslarinin bulundugu yer:
    cd satmasi gereken adamin yerinde etrafina cd kapaklari yapistirilmis bir karton kutu bulunmaktadir. yanasirsiniz yandaki cicekci gelir:
    -abi cd mi bakmistin
    -evet
    -durun cagirayim
    bir binanin icine girer bir adam cikar agaclara otlara bakarak:
    -ne istemistin?
    -windows xp
    -bekle burada
    o gider baska bir adam cd yi getirir
    -ne kadar?
    -4 milyon
    5 milyon verilir adam gider baska bir adam paranin ustunu getirir. ve insan oha der.
hesabın var mı? giriş yap