şükela:  tümü | bugün
  • işyerindeki bilgisayarların bir kısmını ve kullandığım notebooku linuxa terfi ettirdikten sonra uğraşmak zorunda kalmadığım yazılım cinsidir.
  • cin bir bilgisayarcının kuracağı bir yazılım firması da olabilir pekala
  • (bkz: bsa)
  • dev yazılım firmalarının (adobe, microsoft vs..), ürünlerinde özellikle açıklar bırakarak, önüne geçmek istemedikleri durum. zira crack ve benzeri zımbırtıların önüne geçmek yazılım firmaları için çok kolay bir iştir.

    amaç, alımgücü olmayan insanların markalarından kopmalarına ve alternatif firmalara/ürünlere yönelmelerine engel olmak. kısacası popülariteyi yitirmemek ve tekel olmak.
    kaldı ki bu firmalar sadece kurumsal satışlarından bile çok çok iyi paralar kazanabilmektedirler.
  • bunu kullananları küçük yazılım firmaları ayıplamaktadır.

    http://img171.imageshack.us/…171/9763/codersgu6.jpg
  • stok programı yapıp satan bir türk yazılım firmasına ait bir programı alıp stok dökümü almak istediğimde "excel bulunamadı" şeklinde hata vermesi, bunun üzerine open office yükleyerek sorunu çözmeyi çalışıp yapamayarak firmayı aradım:
    -iyi günler, stok dökümü almak istiyorum ancak "excel bulunamadı" diye hata veriyor.
    -evet, excel yüklemeniz gerekiyor.
    -open office yükledim olmadı?
    -dediğim gibi excel yüklemeniz gerekiyor.
    -yani benim şimdi gidip office mi satın almam gerekiyor?
    -hayır almanıza gerek yok.
    -?? excel yüklemeden olmayacağını söylediniz?
    -satın almayacaksınız yüklemeniz yeterli. sizin bilgisayarınızda word yok mu?
    -yok
    -o zaman en yakın bir internet cafeye gidin orada yardımcı olurlar.

    not: bu yazılım firmasına ait programı bilgisayara format attıktan sonra tekrar yüklemek istediğinizde, lisans almak için fax yoluyla başka bir şirketin bilgisayarına yüklemeyeceğine dair imzalı kağıt istemektedir.
  • kapitalizm var olduğu sürece yok olmayacaktır.
  • hakikaten sınırları belirgin olmayan son derece kafa karıştırıcı bir kavram. şöyle ki;
    bir kitap aldığınızı düşünün, fakat kitabın önsözünde şu ibareler yer alsın:

    - bu kitabı ancak siz kullanabilirsiniz. başkasına okuması için dahi veremezsiniz.
    - yalnız kendi evinizde okuyabilirsiniz. başka bir yerde okumak için ayrı bir lisans almanız gerekir.
    - kitabın herhangi bir sayfasını kopyalayıp bir başkasına veremezsiniz, halka açık yerlerde okuyamazsınız.

    garip geliyor ama maalesef bilgisayar yazılımları için aynı durum söz konusu. bu durumda ne yapmalı? kanımca korsan yazılımdan kurtulmanın en iyi yollarından biri lisanslamanın herhangi bir bilgisayara değil kişilere ait hale getirilmesidir. iphone ya da ipad gibi. niye böyle olmalı peki? çünkü eğer işyerimde lisanslı bir işletim sistemi, office programı ya da photoshop vs. kullanıyorsam, evimde de kullanabilmeliyim. zira ev ve iş hayatını birbirinden koparmak artık çok kolay değil. grafik tasarım şirketi çalışanlarını düşünelim, bu sektörde yazılım fiyatları son derece yüksek. bu durumda bir çalışan için iş, ev ve notebook şeklinde üç ayrı lisans alınmasını şart koşmak korsan yazılım kullanmaya açık davetiye anlamına gelir. niye peki? çünkü söz konusu şirket o kadar lisans parası vermez, peki çalışan verir mi, o da vermez. peki bu adam evinde, şehir dışında çalışmayacak mı, çalışacak. peki geriye ne kaldı, tabi ki korsan yazılım. dikkat edin korsan yazılım kullandığı düşünülen pek çok kişi aslında o programı okulda ya da işyerinde zaten lisanslı olarak kullanıyordur.

    bir de fiyat meselesi var tabi ki. fiyatlar bu kadar uçuk olunca örneğin küçük bir grafik yazılım şirketi kurmak için çok ciddi bir sermayeye ihtiyaç var. oysa bunun ar-ge dışında yazılım firmasına maliyeti yazıyla söylüyorum “sıfır”a çok yakın. denilebilir ki ar-ge maliyetleri çok yüksek, ben de derim ki yazılım firmaları fiyatlarını onda bire bile düşürseler kârlarında ciddi bir değişiklik olmaz. çünkü insan denemek için bile bu paraları verip alabilir. iphone’da ve ipad’de olduğu gibi. dolayısıyla hiçbir şekilde bu fiyat düşüşlerinin kârı etkileyeceğini sanmıyorum.

    diğer taraftan yazılım firmaları genellikle ticari olmayan kullanıcılar için lisans istiyormuş gibi yapıyorlar. bunu niye söylüyorum, çünkü örneğin bir yasayla lisanssız program kullanımına hapis getirildiğini ve bu nedenle lisanssız kullanımın bıçak gibi kesildiğini düşünelim. böyle bir yasaya ilk karşı çıkacaklar eminim ki yazılım firmaları olur. çünkü bu durum açık kaynak kodlu program kullanımının hızla yayılmasını sağlar ve uçuk fiyatlı ürünlere kimse dönüp de bakmaz. okullar, şirketler açık kaynak kodlu programlara yönelirler.

    kendimden örnek vereyim, ben veritabanı olarak mysql’i, php’yi ve server olarak da apache’yi kullanıyorum. çünkü okulda bunu öğrendim, işimi gayet iyi görüyor. dolayısıyla bu alandaki microsoft ürünlerine dönüp bakmıyorum bile. yine okullarda, iş yerlerinde linux işletim sistemi ve open office öğrenimi yaygınlaşsa ve özellikle kamuda mecbur hale gelse microsoft şirketi, office uygulamalarını 300-1800 liraya değil 30-180 liraya satmak zorunda kalırdı. buna rağmen kimse dönüp bakar mıydı bilemiyorum. bence bakmazdı. bir de windows’un ve office uygulamalarının gelişiminin arkasında sadece parasal destek olduğunu düşünmüyorum. ya da tersinden bakarsak açık kaynak kodlu yazılımların örneğin ubuntu’nun, debian’ın ya da open office uygulamalarının windows ve microsoft office yazılımları kadar hızlı bir şekilde gelişememesinin nedenini bu yazılımların ticari olarak kullanılmamasına bağlıyorum. eğer örneğin üniversiteler tarafından şirketlere ücretsiz ya da çok küçük ücretlerle açık kaynak kodlu yazılımlar için destek verilse bu durumdan hem öğrenciler faydalanır hem de kullanım yaygınlaştığı için bu alanda çok daha hızlı gelişmeler görülebilir.

    oysa yazılım şirketleri müthiş bir sömürü düzeni kurmuşlar. eğer bir ürün tutturduysan köşe oldun demektir. bu işten milyonlarca hatta milyarlarca dolar kazanabilirsin. sadece o programın tutmuş olması önemli.

    şimdi bir örnek üzerinden gidelim. bilindiği üzere microsoft windows 7 projesi için 1.000 mühendis çalıştırmış. diyelim ki bu proje 5 yıl önce başlamış bir proje olsun. bu projede yer alan mühendislerin maaşları da abartalım ortalama 40.000 tl olsun.

    firmanın 5 yıllık işçi maliyeti bu durumda 2.4 milyar tl’dir. biz bunu elektrik, ısıtma, amortisman vs diğer maliyetleri de dikkate alarak bu proje için abartalım ve 3’le çarpalım o zaman maliyet 7.2 milyar tl olur. evet, şimdi esas noktaya geliyoruz. windows 7 şimdiye kadar 450 milyon adet satıldı. şimdi maliyeti bu rakama bölersek windows 7’nin microsoft’a maliyetini bulacağız ki bu da dikkat buyurun sadece 16 tl’dir. windows 7 yaklaşık 270-550 lira arasında satılıyor. bu durumda kimin korsan olduğu tartışılır. taş çatlasa 70-80 tl arasında satılması gereken uygulama 550 tl gibi bir fiyata satılabiliyor. bir de insanları hiç sıkılmadan “vicdanları ile cüzdanları” arasında sıkıştırıp vicdanen rahatsız olanlardan da ne koparabilirsen kârdır mantığıyla ev ve öğrenci kullanımları ücretsiz hale getirilmiyor. oysa esas kârı ticari kullanımdan kazanıyorlar. yani ev ve öğrenci kullanımını ücretsiz hâle getirseler kârlılıklarından çok fazla bir şey kaybetmezler.

    müzik sektörü de başlangıçta buna benzer bir durumdaydı. ancak müzik şirketleri bu sorunu bir şekilde halletmeye başladılar. artık müzik şirketleri çeşitli internet hizmeti veren şirketlerle anlaşıp bu şirketler aracılığıyla ürünlerini belirli anlaşmalar çerçevesinde satabiliyorlar. böylece yavaş yavaş insanlar bu servislerden “lisanslı” şarkıları indirip dinlemeye başlıyor. örneğin ben bir adsl şirketinin sunduğu bedava müzik hizmetinden yararlanıyorum, her ay 10 şarkı indirebiliyorum bu da bana yetiyor. dolayısıyla internetten “lisanssız” şarkı indirme ihtiyacı duymuyorum. neden aynı şey bilgisayar yazılımları için ya da film sektörü için de geçerli olmasın. örneğin iphone ya da ipad’de 2-3 dolara satılan yazılımlar neden pc’ler için 25-50 dolara satılıyor anlayabilmiş değilim. demek ki istendiği zaman uygun yöntemler kullanılarak program fiyatları dahi aşağıya çekilebiliyor.

    bir hd film seyretmek için 50-60 tl vermek akıl kârı mı? peki böyle bir pazarlama yöntemi akıl kârı mı? şu anda insanlar zaten rapidshare vs. gibi firmalara aylık 10 tl gibi ücretler verip bu filmleri indirmeye çalışıyorlar. oysa film sektörü ağlayacağına itunes’a benzer şekilde bir platform oluşturup, filmleri bu platform kanalıyla aracısız olarak uygun fiyatlarla ya da abonelik yöntemiyle satabilirler. şu anda belli bir adsl firması ayda 10 tl karşılığında 100 müzik parçası indirmenize imkan sağlayabiliyorsa 30-40 tl karşılığında da örneğin 10 film indirilmesi sağlanabilir. yapılabilir yani. korsan yazılımın, müziklerin ya da filmlerin başardığı da bu zaten. korsancılık aşırı kârlarla insanları sömüren bu firmalara diz çöktürüp firmaların fiyatlarını uygun seviyelere çekmelerini sağladı. işte biz buna kapitalizm diyoruz. sen fiyatlarını bu kadar yüksek tutarsan adına ister kaçakçılık ister korsancılık de, oluşan bu uçurumdan yararlanmak isteyecekler muhakkak çıkacaktır. eskiden bu işten sokaktaki korsancılar yararlanıyorlardı, şimdi ise internet ve paylaşım hizmeti veren şirketler ve hatta sabit disk üreticileri yararlanıyorlar. çünkü film ve program indirmek için yüksek hızlara ve genellikle bir paylaşım sitesi aboneliğine ve bolca sabit diske ihtiyacınız var. dolayısıyla yazılım ve film şirketleri milyarlarca dolar kârı ceplerine indirirken yaşasın kapitalizm, ama insanlar da kendi çıkarlarını bir şekilde maksimize etmeye çalışırken yuh olsun korsancılık.

    ben de açıkça söylüyorum ki insanların büyük bir bölümü kanımca 70-80 tl’ye lisanslı olarak alacakları örneğin bir office yazılımı ya da bir işletim sistemi varken gidip de korsanına 5 lira bile vermezler. böylece örneğin microsoft 6 milyar dolar değil de 1 milyar dolar kâr eder, yetmez mi?
  • ok özgür yazılım şahane ötesi bir olay. limiti olmayan bir fenomen. tartışmaya bile gerek yok.
    diğer yandan yazılım geliştirmek ve dahi, iyi ve kaliteli yazılım geliştirmek gerçekten çok ciddi bilgi birikim ve daha ötesi yüksek bir passion (ihtiras kelimesi kurtarmıyor sorry;p), acı, zevk, normal insanların çalıştığından çok daha fazla çalışma, gece yatağa girerken bile kafadan gitmeyen düşünceler, sevdiğin sevmediğin insanlarla koordinasyon ve daha bin türlü şey gibi korkunç bir emek istiyor.

    ve buna çok sevdikleri ya da sırf parası için katlanan insanlar bir şekilde yaşamlarını idame ettirmek zorunda. ve sanmayın bu hani zavallılar aç kalmasın diye filan değil. bu adamların iyi yaşaması ve çoğalması insanlık için önemli. insanlık için önemli bir değer. bu entry'i buraya girerken arkada dönen sistematiği düşününce ve bu entryi girebilmenin ne kadar acaip bir şey olduğunu anlayınca mesela yazılım geliştiricilerine ne kadar minnetkar olsanız azdır diye niye düşünmeyesiniz. müthis olay. süper.

    uni öğrencisi, ya da yeni iş kuran ya da meraklı hevesli ya da parası olmayan (ki genelde gençlerde olmuyor; doğal) insanların korsan yazılım kullanmasına karşı değilim. hatta microsoft bile karşı değil (eg: vs). en nihayetinde gerçekten yaptığı işi kotaranlar zaten kendi emeği ve kullandığı yazılımdaki emeği idrak edecek noktaya gelecek ve olayı anlayacaktır. geri kalan da ya bırakıp gidecek ya da (aslen süper free alternatifler varken) bok varmış gibi doğum günü fotoğraflarının brightness ve contrast'ını ayarlayamak için fotoşopda kullanacak kadar seviyesiz bir noktada takılmaya devam edecektir.

    neyse mesela winrar: $29. 50 tl kadar. 50 tl'yi yaşantıda ne kadar sürede harcarsın belli değil (bazı için otopark parası) ama nerdeyse her allahın günü kullandığın bir program söz konusu olunca niye batıyor insanlara şaşıyorum. lan bildiğin hayatının bir parçası olmuş olay. ve sanki vahiyle gelmiş allah vergisi kul hakkı gibi yaklaşıyorsun olaya. allaan ayısı. o adamlar kaç gece uykusuz kaldı, kaç günlerce o algoritmalar için kafayı sıyırma noktasına geldi, kaç kere dışarıda mis gibi takılmak varken ekran başında kod kastı hiç düşünmüyor musun? o adam olmasa, o hayatının parçası haline gelen o şey nereden çıkacaktı yarrrak kafa (ahanda delirdim). elle compression mı yapacaktın?? manyak ötesi bir evrim sürecinde bu noktaya gelmişşin, seri üretim full otomize full vergi sigaraya 10 lira veriyorsun, aaah total commander çok pahalı mı diyorsun. donanıma sike sike bok gibi para öderken (ki zorundasın) onu bir alaktan yaratan ve ruhundan üfleyen yazılıma gelince sikerim banane mi diyorsun...siktir git bir kenarda köşede öl geber lütfen.

    şimdi gelelim yazılım şirketlerinin karlarına takan mantığa; bu adamlar 6 milyar dolar kazanacağına 4 milyar kazansınlar ne olacak mantığı, michael jackson zaten zilyar dolar kazanıyor indirsem ne olacak ki mantığının sığlığı gerçekten ekmekle bana bana bitecek gibi değil. dünya microsoft'dan ve michael jackson'dan ibaret değil. irili ufaklı milyonlarca yazılım üreticisi var ve çoğu da milyar dolarlar kazanmıyorlar. hadi kazandılar diyelim, ulan allaaan arabına petrol parasını veriyorsun ne oluyor ne faydası oluyor insanlığa?

    bu yazılım şirketleri ve insanları daha çok kazandıkça daha iyi daha kaliteli insanlara yazılım geliştirme ve iyi güzel ya da idare eder bir yaşam standardı sunuyorlar. ve inanın çoğunun tek istediği bu yaşam karşılığında ya da değil daha iyi yazılımlar geliştirmek.
    he bu emeğin karşılığında ise belki de karesi ya da quad'ı ya da dahası şekilde hem de birbiriyle etkileşimli (oop) deli gibi gelişen insanlığa deli ötesi fayda sunan ve sunmaya devam eden muhteşem bir ecosistem besleniyor. bunu beslemeyelim de asalım mı a.q. mal mısınız? adamlar makineye can veriyor daha ne? daha ne istiyorsunuz?

    neyse kim neyi nasıl isterse kullanır, o, o kişinin problemi ve engellemenin pek fazla mümkün ve anlamlı da değil.
    ama en azından değerini bilin. saygısızlık etmeyin.

    "lan olm winrar'a para mı verilir salak mısın" diyen arkadaşlarınızı da hafifçe dövün. allah sakınanları sever(!?')

    think

    edit: bu entry jack daniels sponsorluğunda girilmiş ve hiç bir hatası kontrol edilmemiştir.