şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • stres hormonu olarak da bilinir (ben öyle biliyorum yani). ıssız bir sokakta yürürken karşınıza aniden silahlı bir adam çıktığında, karnınızdan sırtınıza ve tüm vücudunuza yayılan hissin müsebbibidir (çok güzel okunuyor bu kelime, müsebbibi, müsebbibi). hiç böyle bir tecrübeniz olmadıysa, sizin için hayati önemi haiz bir sınava mutlaka girmiş, o sınav öncesinde bu hissi yaşamışsınızdır belki.

    selene et.al.'in açıkladığı üzere, glikojen yapımını uyarır. yani, karşılaşılan, stres yaratıcı unsur, tehdit her neyse, onunla baş etmek için gerekeceği düşünülen enerjinin üretimini sağlayacak glikojenin üretimini.

    stresli çalışma ortamları kadar bu hormonu da severim.
  • fazla miktarda salgılanıyorsa, hipokampus'e ciddi zararlar verebilen bir hormondur. diger bir deyisle, fazla kortizol hafızada ciddi problemler demek olabilir. hatta soyle dersem belki medyatikligini guclendirebilirim soylemimin:

    isvicreli bilim adamları buldu: stres hafızanın baş düşmanı.

    simdi oldu.
  • magnezyum, c vitamini, müzik gibi şeylerin azalttığı düşünülen hormon. aynı zamanda siyah çay da işe yarıyor imiş ve lakin kafein kortizol'u artırır. nasıl oluyor da siyah çayın stresi azalttığı merak konusu fakat eğer bbc gibi kanallarda promo edildiği gibi azaltıyorsa kahveden uzak durmanız ve siyah çay içmenizi önereceğim. aynı zamanda uzun dönemli hafızaya zararı olduğundan sınavlardan önce kafeini de abartmamanız taraftarıyım ki eğer abartacaksınız siyah çay üzerinden yapın ve mümkünse vitamin tabletleri vs kullanmaya özen gösterin, özellikle demir içeren şeyler çünkü demir emilimini de azalttığını biliyoruz.

    (bkz: stres)
  • stres hormonudur.

    güncel araştırmalara göre meditasyon yapmak bu hormonu azaltabiliyormuş.

    [http://www.news.ucdavis.edu/…_detail.lasso?id=10538 http://www.news.ucdavis.edu/…_detail.lasso?id=10538]
  • tam bir diyet düşmanıdır. zayıf olupta göbeği olan kişilerde genellikle kortizol seviyeleri fazladır.
  • basit bir dille anlatmaya çalışacağım.

    böbrek üstü bezinin kabuk(korteks) kısmından salgılanır.
    glikozu arttırmaya yönelik bir hormondur fakat diğer hormonların aksine büyük glikoz parçacıkları olan glikojenleri değil yağları ve proteinleri glikoza dönüştürür.

    peki neden bu hormon böyle bir işlev görüyor?

    kortizol stres hormonu olarak da adlandırılır. bunun sebebi insan stres altındayken beyni ve kalbi olağan durumun dışında fazla çalışır, vücudun buna uyum sağlayabilmesi için beyni ve kalbi ekstra çalıştırması gerekir yani buna daha yoğun tempoda çalışması dersek yanlış olmaz.

    bu durum insana stres altındayken nasıl zarar verir?

    öncelikle bağışıklık sisteminin varlığından haberdar olalım.
    vücudumuzu koruyan bir bağışıklık sistemimiz, lenf sistemimiz var.
    bu lenf sisteminde lenf proteinleri vücuttaki zararlı bakteriler virüslerle savaşmaktadır. stres altındayken alttaki durumlar gerçekleşiyor.

    böbreküstü bezlerimden kortizol salgılanıyor. bu kortizol beynimi ve kalbimi daha yoğun tempoda çalıştırıyor bunu sağlaması için yağları ve proteinleri parçalıyor.
    proteinler lenf sisteminde görevliydi parçalanınca lenf sistemi zayıflıyor ve hastalanıyorum.
    eminim denk gelmişsinizdir ''bu adam stresten öldü. çok sıkıntıları vardı.'' denmiştir etrafınızda. bunun sebebi olan en önemli olaylardan biri kortizolun yoğun aktivitesidir.

    okuyamayan ve okuyup anlamayanlar için: stres kötüdür size zarar verir.
  • böbreküstü bezleri tarafından salgılanan bir çeşit hormon. fiziksel baskı altındayken daha çok üretilir. örneğin ameliyat, yaralanma, su kaybı gibi durumlarda ekstra üretime geçer vücut. enerji üretiminin devamlılığı, kan şekeri seviyesi ile gerekli kalp ve ciğer fonksiyonlarının korunması açısından hayati önem taşır.
  • temel glukokortikoiddir. karaciğerde anabolik etkileri, diğer dokularda ise katabolik etkileri vardır.

    kortizol glikojen sentezi ve glukoneogenezi artırır. fazlalığında hiperglisemi, eksikliğinde hipoglisemi
    olur.

    kortizol fazlalığı ekstremitelerde lipolizi, yüz boyun ve gövdede ise lipogenezi arttırır. sonuçta aydede
    yüzü, bufalo boynu, ve karın tipi şişmanlık olur. buna karşılık kollar ve bacaklar incedir.

    kortizol fazlalığı karaciğerde protein sentezini arttırır. kaslarda ve diğer dokularda ise protein yıkımını
    arttırır. deri proteinlerinin azalarak incelmesi ve altaki hipertrofik yağ dokusunun gerilmesine bağlı olarak
    karın, kasık ve gluteal bölge derisinde çatlaklar (strialar) oluşur.

    kortizol fazlalığında kollajen l'in sentezinin azalması osteoporoza ve kemik kırıklarına yol açar.
    hiperkalsiüri böbrek taşlarına yol açar.çocuklarda büyüme yavaşlar. boy ve kemik yaşı geridir.

    kortizol fazlalığı periferik kanda polisitemi (al yanak), trombositoz (belirgin değildir), nötrofili, bazopeni,
    eosinopeni ve lenfopeni yapar. lenfopeni immün cevabı azaltır.

    glükokortikoid fazlalığı 1. doku lökositlerinin sayı ve migrasyonunu azaltarak, 2. fibroblast proliferasyonunu
    inhibe ederek, antienflamatuvar moleküller olan prostaglandin ve lökotirien sentezini azaltarak
    inflamatuvar cevabı azaltır. sonuçta enfeksiyonlara karşı direnç düşer. kortizol fazlalığında
    prostaglandin sentezi azaldığından mide asit sekresyonu artar (peptik ülser).

    glukokortikoidlerin de mineralokortikoidler gibi (daha az da olsa) tuz tutucu etkileri vardır. bu nedenle
    fazlalığında hipertansiyon gelişir.
  • üreme sistemi üzerinde de etkileri vardır.. dolaşımdaki testosteronu azaltır. testisler küçültür. dişilerde östrodial ı azaltır. karaciğerden ovaryumlara geçen vitellogenin miktarını azalır. ovaryumlar küçülür.
  • yüksekliğinin uykusuzluk, sinirlilik-gerginlik, yüksek kan basıncı(tansiyon), çarpıntı gibi; düşüklüğünün ise aksi durumlar olan miskinlik, rehavet halinde olma, zaman zaman düşük kan basıncı gibi etkileri olan hormon. genellikle yüksekliği karşılaşıldığı ve benim de tecrübe ettiğim tarafı bu olduğu için özellikle bu kısmın üzerinde duracağım. anlattıklarımın tamamı kendi deneyimim ve kendi araştırmam (biraz doktor arkadaşımın ittirmesi olabilir.). bu sebeple herhangi bir tıbbi geçerliliği olmayabileceği gibi sizdeki bazı durumların özeti de olabilir.

    tam olarak kortizol yüksekliğimin ne kadar zamandır var olduğunu bilmiyorum ancak kendisini tıbbi olarak kabul edeli yaklaşık 2 ay oldu. süreç benim için şöyle işledi: yüksek tansiyondan muzdarip olduğum ve bunun da günün saatine, bulunduğum mekana, sahip olduğum hislere bağlı olmadığı anlaşıldığında özellikle tansiyon için erken bir yaşta olduğumdan bir dizi hormon testine tabi tutuldum. kortizol de bunlardan birisiydi. tespiti için sabah erken saatte aç karnına kan vermek yeterli. oldukça dertsiz bir test. (öyle gıcık hormon testleri var ki buna şükür edebilirsiniz.) verdiğiniz sabahın öğle arasına yetişiyor dolayısıyla sizi bekletmemesiyle birçok hormon testinden ayrılıyor. günün her vakti için belirlenmiş bir alt limit ve üst limit var: sabah saatlerinde kortizol miktarınız ile akşam vakitlerindeki kortizol miktarınız kesinlikle aynı değil. gün içerisinde vücutta değişkenlik gösterdiği için vücutta en yoğun olarak bulunduğu sabah saatlerinde test yaptırıyorsunuz. sabah saatlerinden sonra belki kahve tüketimiyle öğlene doğru biraz daha artabilir ancak günün geri kalanında yavaş yavaş çökmesi ve akşam da en az miktarda olması bekleniyor. bu da sizin rahatça uyumanızı sağlıyor zaten.

    sözü edilen referans değerlere uysanız bile doktorunuz size yaşınız için bu değerlerin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilir. (ben değil bir arkadaşım) özellikle stresli olduğunuzu hissettiğinizde vücudunuzda anormal şeyler oluyorsa baktırmakta fayda olabilir. her insan sinirlenir veya her insan agresifleşebilir ancak bu sizin için bir hayat tarzına dönüştüyse, geceleri zor uyuyor ve yorgun kalkıyorsanız veya işiniz sebebiyle az uyuyorsanız, ciddi kilo alıp verme gibi durumlarınız olmadığı halde vücut çatlaklarınız varsa (bunun tam açıklamasını bir yerde okumuştum ama şu an hatırlamıyorum. cildin esnek yapısını kaybetmesine yol açıyor bu sebeple deriniz çatlıyor diyeyim kısaca), sürekli kafanızı "best performance" modunda çalıştırıyor gibi hissediyorsanız kortizol yüksekliği bunların sebebi olabiliyor. bu belirtiler işin hayat kalitesini düşüren yanlarıydı, asıl ciddi olanlara gelirsek: kan basıncında artış, bağışıklık sisteminin fazlaca baskılanmasından doğan kolayca hastalanma, bağırsak problemleri (ve pek tabii işin içine bağırsak girdiyse psikolojik etkiler), kalp ritminde düzensizlik gibi ciddi sorunlara yol açıyor dediğim gibi. bu da uzun vadede başka rahatsızlıklara veya vücudunuzun saatli bir bombaya dönüşmesine olanak hazırlıyor. diğer hastalıkların bilgisi için:3. sayfada direkt tanı konulabilen bazı rahatsızlıklar var.

    kortizol testiniz yapıldıktan sonra doktorunuz sizden deoksikortizol isimli yeni bir test isteyebiliyor. bu test vücudunuzdaki hormonun yüksekliğinin ne kadar "iç sebeplerden" kaynaklandığını ölçmek için yapılıyor anladığım kadarıyla. burada daha ayrıntılı bilgisi mevcut ancak sokak diliyle anlatmak gerekirse bu hormonu düşürmeye yarayacak bir ilaç alıyorsunuz. (yine ben değil bir arkadaşım) ikinci testinizde düşük bir değerle (neredeyse yüzde doksan sekiz oranında düşme) karşılaşırsanız bu hipofiz beziniz veya böbrek üstü beziniz ile ilgili bir problem olmadığını, sizin manyak olduğunuzu gösteriyor. yaşam tarzınızdan veya hayatı algılayış biçiminizden kaynaklı kortizol yüksekliğini ise sizin amiyane tabirle "stres yapmayarak" yönetmeniz bekleniyor.

    buraya kadar anlattıklarım, teşhis ve teşhisten sonraki ilk şokun atlatılmasıydı. kendi kendinize yapmakla yükümlü olduğunuz nacizane tedavi önerilerime gelirsek:

    -stres yapmamak. ahahahaha işte bu kadar kolay. stres yapmıyorsun ve geçiyor, süper bir şey. ama maalesef imkansız. sadece şunu söyleyebilirim: sabrınızın sınırlarını zorlayan ve sizi uçurumun kenarına ittiren her durum için kendinize hasta olduğunuzu ve bunu ancak sakinleşirseniz yenebileceğinizi hatırlatın. iyilik meleğine dönüşmeniz ve herkesi tolere etmeniz imkansız ancak yavaş yavaş hayatı algılama biçiminizi değiştirmeniz imkansız değil. bugün sizi üzen, sizi kızdıran bir insanın yarın kortizol ilaçlarından kemik erimesi ile mücadele ettiğinizde aklınıza bile gelmeyeceğini hatırlayın. gerçekten hiçkimse ve hiçbir şey sizden değerli değil, olmaya çalışırsa izin vermeyin.

    -beslenme düzeni oturtmak ve kahveyi azaltmak. iyi bir beslenme vücudun en iyi ilacı maalesef, bunu yapamadığımız zaman içtiğimiz ilaçlar da fayda etmiyor. kortizolün net bir diyet planı var mı bilmiyorum ama siz işe sebze ve ızgara et tüketimini artırıp mümkün mertebe yağlı ve sağlıksız yiyeceklerden uzaklaşarak başlayabilirsiniz. bakliyat grubu ve süt grubu için maalesef bir şey diyemiyorum çünkü yaşayacağınız bağırsak problemlerinde sizin düşmanınız olabilirler. süt ve süt ürünleri zaten garip bir şekilde kötüleniyor birçok yerde. anlayamıyorum. kahve mevzusuna gelince, tavsiye edilmiyor. kaynak bulmaya üşendim ama kendi yöntemimi anlatırsam günde sadece bir bardak kahve içiyordum ve düzenli bir zaman aralığında bunun bana etkisini ölçtüm. ciddi bir değişme olmadığı ve bağımlı olmadığım için ben aynı düzenle devam ediyorum. ama sabah kahvesinden gerçekten uzak durmak gerekebilir.

    -spor yapmak. (bkz: geldi yine tipini siktiğim) evet aynen böyle düşündüm neredeyse 10 sene düzenli spor yapmış ama şimdi patatesten zirveyi kapan kişi olarak. spor maalesef birçok şeyin ilacı ve biliyorum ki bazen hiçbir şey yapmama hissine karşı koymak dünyanın en zor şeyi. hele ki bizim ülkemiz gibi betonarme içinde boğulan, insanın kendi özüne ve doğaya hiçbir noktadan yaklaşamadığı yerlerde. ama düzenli spor yaparsanız bu yemek içmek gibi bir şey oluyor (yürüyüş bile olur diyorlar.) ve vazgeçemiyorsunuz.

    -yoga/meditasyon. işte gerçek kahkahayı bastığım yer burasıydı, aşırı kortizol yüklemesinden bugün öleceğimi bilsem yapamam dediğim şeyler bunlar galiba ama insanı rahatlatması, düşünceleri dizginlemek için bir egzersiz olması kortizolü iyi yönde etkiliyor. ilgilenen ve yapabileceğini düşünen varsa gerçekten faydasını görebilir.

    -iyi uyumak. yeterli gelmiyorsa uyku süresini artırmak, uykudan vazgeçmemek.

    -bol su içmek. bunu ben uydurdum. çok az su içiyor insanlar ve bu nelere davetiye çıkarıyor farkında değiller. lütfen su için.

    -soğuk yerlere oturmamak, hava serinken üstüne bir şey almak, şapkayı kaşkolu eksik etmemek, ayağına çorap giymek.

    ileride daha kalifiyeli şeylerle karşılaşırsam onları da eklerim ancak şimdilik bu kadarıyla belimi doğrultmaya çalışıyorum.