şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: dogma)
  • inanmak özünde zaten körü körüne olan bir eylemdir bu yüzden anlamı yanlış bir öbektir. "görmeden inanmam" demek çok saçmadır, çünkü gördükten sonra o, inanmak değil bilmektir. inanmak içten gelen bir şeydir, korkuların, vaatlerin karşılığını beklerken yapılan eylem, oyalanma aracıdır. "şu sebepten dolayı inanıyorum" demek de saçmadır bu durumda. zaten o sebep bilmeni sağlıyorsa bilirsin, bilmiyorsan da o sebep senin inanman için sana ekstra bir şey vermemiştir, "inanabilirsin" diye başka bir insandan farkı yoktur veya kafada oluşan bir fikirden. kesin bir gerçek yoktur ancak herkesin inandığı şey artık gerçektir. evrensel doğrular, bilimsel yasalar buna örnektir.
  • şu anda karşımda 2 kişi körler sağırlar birbirini ağırlar misali tayyip erdoğan'ı öve öve bitiremediler. yav arkadaş ben hayatımda bu kadar körü körüne inanmak görmedim adamlar hala polis olsam kafalarını ezerdim, az bile yaptı tayyip gibi laflar ediyor.
  • %90
  • annem başta olmak üzre, okumayı, araştırmayı sevmeyen pek çok "dinibütün"ün yaptığı eylem.
    sorgulamaya çalıştırırsanız "tu kaka" olursunuz.
    buna dair bir olay anlatayım da, azıcık o at gözlüklerinizi çıkartın.

    küçüklükte yaramazlığın sınırları hep zorlanmıştır. ben de akla mantığa sığmayacak pek çok atraksiyonda bulunurdum bu doğrultuda. en sevdiğim oyun da apartman girişinin yanındaki duvarın üzerinden "yumurtayı karşı tarafa atma yarışması" yapmaktı. evdeki yumurtalar bu uğurda telef olurdu.
    bir gün yine, duvarın arka tarafına yumurta atma yarışması sırasında, mesafeyi doğru ayarlayamadığımdan, bir iki yumurta duvarın ön yüzüne, tam apartman kapısının girişine düştü. ben tabi başarısızlığın vermiş olduğu hayal kırıklığı ile odama çekilip, daha yaratıcı atraksiyonlar bulmaya odaklandım.
    gel zaman git zaman, misafirliğe gittiğimiz altın günlerinde annem tarafından anlatılan şu hikayeye kulak misafiri olmaya başladım "apartmanın kapısı önünde kırılmış yumurtalar görüyorum, kesin bize büyü yapıyor bilmemkim".
    hobbaaa, eee ben'im o, ama sıkıyorsa söyle.
    yıllar yılları kovaladı, bu hikaye her gün'de anlatılmaya devam etti. sopa yemeyecek kadar büyüdüğüme karar verdiğim bir gün gerçekleri itiraf ettim.
    olay kapandı, annem kıssadan hisse çıkarmadı, hala duyduğu ve görmediği çoğu şeye körü körüne inanmaya devam ediyor.
  • muhteşem üçlünün biraraya gelmesiyle orta çıkan akıl tutulması :

    (bkz: bağnazlık)

    (bkz: cahillik)

    (bkz: yobazlık)
  • insanın dünyayı anlamaya ve kendini tanımaya çalışarak doğru olanı yapmakla yükümlü olduğu neredeyse tüm kültürlerde ve inançlarda ortak kabul olduğuna göre körü körüne inanmak, bu yükümlülükle açık bir biçimde çelişir.