*

şükela:  tümü | bugün
  • sazla okunan, dörtlük esasına göre, hece ölçüsüyle ve aaba, ccca, ddda… kafiyesiyle yazilan halk siiri
  • içeriğe göre sınıflandırma ibişliğine düşersek; güzelleme, koçaklama, ağıt ve taşlama türleri vardır. genelde mısralar 11 heceden oluşur.
  • onbir heceli ve dörder misrali bendlerden teşekkül eder.. hususi bir âhenk ile terennum edilir..
  • koşma

    dudağında yangın varmış dediler,
    ta ezelden yayan koşarak geldim.
    alev yanaklara sarmış dediler,
    sevda seli oldum, taşarak geldim.

    kapılmışım aşk oduna bir kere,
    katlanırım her bir cefaya, cevre
    uğraya uğraya devirden devre
    bütün kainatı aşarak geldim.

    yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.
    ben gönlümü sana verdim götürü.
    sana meftun olduğumdan ötürü
    sarhoş oldum neyzen, coşarak geldim.

    neyzen tevfik
  • 11 heceli dörtlüklerden oluşan, belirli uyak düzenlerine göre kurulan şiir biçimidir. koşmanın ilk dörtlüğünde 1. ile 3., 2. ile 4. dizeler, kendi aralarında uyaklıdır. diğer dörtlüklerde, ilk üçer dize kendi aralarında, son dizeler, ilk dörtlüğün son dizesiyle uyaklıdır.

    koşma, genellikle 3-8 dötlükten oluşur. son dörtlükte genellikle, âşığın adı yer alır. koşma; aşk, özlem, doğa, toplusal sorunlar, yurt sevgisi gibi konuları işler. güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt olarak dörde ayrılır.
  • içeriğine göre güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt gibi adlar alan nazım şekli. bir de şöyle bir şey var:
    (bkz: musammat koşma)
  • sabahattin alinin güzel bir şiiri. sevdiği kadınların başkalarının olmasının acısını anlatır.

    sevip sevip yâri ele kaptırmak
    kara bahtın bana eski işidir.
    ömrümdeki yıllar kadar yâr sevdim
    her biri bir başkasının eşidir.

    canlar verdim her birinin yoluna,
    hepsi girdi bir yiğidin koluna,
    bülbül bile kondu bir gül dalına,
    boşta gezen bizim gönül kuşudur.

    baktığım yok üzüntüye, sevince,
    feryat etmem yâr başından savınca,
    benim gibi sevmelidir sevince:
    ne göz görür, ne kulağım işitir.

    kara saçım dik başımda kar oldu,
    ak saçımla yâr sevmesi âr oldu,
    bana vuran eller değil, yâr oldu,
    bu dert benim dertlerimin başıdır.

    kimi âşık dileğine ulaşır,
    sevdiğiyle cümbüş eder, gülüşür,
    kimi benim gibi garip dolaşır,
    asıl âşık kâm almıyan kişidir
  • naçizane bir örneği de aşağıdaki gibidir.

    -koş (avrat gazeli) ma-

    toprak gibi olmalı hatun dişi
    kaya kalmış dünyayı ben neyleyim
    çiftçinin işini yapar er kişi
    yaya kalmış* anlağ*ı ben neyleyim

    keşf-i mekanına dikkat etmeli
    dağ, tepe, engebesini bilmeli
    nerde ne yetişir hesab etmeli
    dirilmemiş deryayı ben neyleyim

    de ki hatun kişinin yüzü bağıdır
    koynu ova, düzlük, tepe dağıdır
    uzvu deprem heyelan, solu sağıdır
    bilinmemiş toprağı ben neyleyim

    gözünden üzüm akar şarap olur
    yanağında gül açar harab olur
    dudağından kiraz düşer bal olur
    öpülmemiş alını ben neyleyim

    göbeğinde kaya toprak olmaya
    memesinde sütü, kaya doymaya
    arasında ova yaz kış kalmaya
    ekilmemiş tarlayı ben neyleyim

    iki uzvu vardır bizans sütunu
    iki daha var ki hamur kanunu
    hareket ederse bekle sonunu
    oynaşmamış avradı ben neyleyim

    ne şanslı kişidir toprak sahibi
    babadan oğla geçmez talibi
    bin ister,bir alır; kutla galibi
    dolaşmamış damadı ben neyleyim

    topraktır bu, ilgi ister göz ile
    her yerine sevgi ister söz ile
    ilgisine bilgi ister öz ile
    öğrenmemiş çiftçiyi ben neyleyim

    dudağında al yok, göz sürülmemiş
    koynuna bir tek elma düşmemiş
    otla çakıl olmuş, kıymet bilmemiş
    bezenmemiş çiftliği ben neyleyim

    trakya’da pirinç, ege’de bağı
    anadolum arpa, ekin, buğdayı
    karadeniz fındık, tütün ve çayı
    demlenmemiş yaprağ*ı ben neyleyim

    akdenizlim sıcak kanlı, oynaşır
    doğu illim soğuk kanlı, kıpraşır
    istanbullum kaşarlanmış, sırnaşır
    dellenmemiş kaltağı ben neyleyim

    aşık söyler, kilit vurun dilime
    yalnız bir çift lafım vardır yarime
    er kişiden ana olmaz, biline
    adam olmuş, ürün vermez, neyleyim

    15.01.2006
  • şevkımı artırır aşkımın demi
    sevdiğim benimle olduğu zaman
    def’olur da gider gönlümün gamı
    gelip de yanıma güldüğü zaman

    söyledikçe lezzet vardır sözünde
    rûz-ü şep hayali iki gözümde
    huda’nın emriyle yârin iki yüzünde
    ak güller açılır güldüğü zaman

    aşkımın dumanı serimi bürür
    divane gönlümü gah ele alur
    sanırım vücudum cennete girür
    yârini koynuna aldığı zaman

    nâr-ı aşkın ile vücudum yandı
    bir asilzadedir huridir kendi
    sanırım ki gökten bir melek indi
    kollarını boynuma saldığı zaman

    kuloğlu’yum bus bulanık akarım
    hasret oduna cism-ü can yakarım
    ne rızkıma, ne malıma bakarım
    yâr aşkı kalbime doğduğu zaman

    (bkz: kuloğlu)