şükela:  tümü | bugün
  • 11 eylül 2010 türkiye sırbistan basketbol maçı sonrasında, sokağa dökülüp türkiye bayrakları ile sevinç gösterisi yapanları görünce bir ara 82. ilimiz sandığım bağımsız bir devlet.
    priştina sokaklarına selam olsun...
    türk askerlerini yıllar...yıllar...yıllar sonra yeniden gördüklerinde duvar diplerine çöküp ağlayan yaşlı dedelere de...
  • orada yasayan arnavutlarin cogu gecimini turkiye'den saglamasina ve savas doneminde turkiye'de yasamasina veya yardim almasina ragmen turklerden nefet eder,orada yasayan turk milli azinligini inkar ederler,uyduruk bir tarihleri vardir,zamaninda turklere karsi buyuk savaslari kazandiklarina inanirlar,oylelerine arada bir ayar vermek sevaptir...

    arnavut:-sen turk musun?
    turk:-evet
    arnavut:-turkiye'de mi dogdun?
    turk:-hayir,burada dogdum,buradaki turklerdenim
    arnavut:-burada turkler yok,sizinkiler nezaman buraya geldi?
    turk:-500 kusur sene once...
  • ya o kadar zavallı bir memlekettir ki, motosiklet ile karadağ'dan makedonya'ya ulaşmaya çalışırken geçtim ben buradan.

    şöyle oldu; sabah girdim, akşam çıktım. sınırdaki görevli elimdeki pasaporta bakıp ''niçin transit geçiyorsunuz?'' diye sorma gereği duydu nedense. gitmeden önce balkanlar'ın o meşhur rüşvet politikası konusunda yeterince uyarıldığımdan, adam iyice arızaya bağlayıp zorluk çıkarmasın diye ''ya aslında ülkeniz çok güzel. aslında kalmak isterdim tabi ama kısmet değilmiş. daha önceden plan program yaptım. üsküp'te arkadaşlarla buluşmak zorundayım ehe mehe.'' diye en kibar halimle uzun uzun gevelerken ben, adam bir kahkaha patlatıp ''okey, okey. ben olsam ben de kalmazdım. bir bok yok bizim ülkemizde. merak ettiğim için sordum.'' demez mi?

    yazık be. kıyamam.
  • milliyetçi türklerin, bilhassa ülkücülerin, türkçe'nin bazı şehirlerinde, resmi anadil olan arnavutça ve sırpça dışında, 'ayrıca' bir resmi dil olarak kabul edilmesini götünden anladığı; statüsünün, eski gerilla yeni başbakan haşim taçi'nin seçimlerin öncesinde vaat ettiği üzere, 10 aralık 2007 tarihinde bağımsızlık yönünde netleştirilmesinin planlandığı cumhuriyet.

    dil konusunda bazı şeyleri netleştirmek gerekirse...

    evet türkçe resmi olarak bazı şehir ve belediyelerde tanınmış durumda. bu şehirler; prizren, gilan, mitrovica ve son olarak başkent priştine'dir. bu, kosova'nın tamamı olmadığı gibi devlet düzeyinde bir tanıyış değildir. devlet düzeyinde 'resmi anadil' arnavutça ve sırpça'dır. bu adı geçen şehirlerde/belediyelerde, yani yerel düzeyde türkçe'nin tanınması; arnavutça ve sırpça'nın yanısıradır.

    ancak bu yerel tanıyış, türkiye'de öyle bir anlatıldı ki...
    önce ajanslar konuyu eksik ve yanlış bir şekilde haberleştiriyor.
    hemen ardından türk milliyetçi yayınları ve ülkücü siteler ise, google'da tarattığım kadarıyla, bunu bir fetih gibi görüp gurur nedeni yapıyor.

    yayınlarda ve haberlerde kullanılan dil öyle ki;
    bilmeyen biri kosova'nın resmi anadilinin türkçe olduğunu,
    az bilen biri türkçe'nin resmi anadillerine katıldığını,
    az çok bilen biri ise anadil olmasa bile türkçe'nin tüm kosova'da tanındığını sanacak...

    halbuki tanıma, türkler'in yaşadığı bölgelerde ve o bölgeye bağlı hizmet birimlerinde, arnavutça ve sırpça dillerinin yanısıra, 3. dil olarak tanınması niteliğinde olup tamamen "halklara" yönelik demokratik bir tercihtir.

    en çok rahatsız olduğumsa... bunu türkiye'de övünç kaynağı yapan kesmin, türkiye toprakları üzerinde "halklar" sözcüğüne bile tahammülü olmayışıdır.
  • amerika güdümünde yeni bir ülke. yugoslavya'nın parçalanıp dağıtılmasının çekilen son fotoğrafı.

    rusya devlet başkanı'nın hakkında "3 günlük kosova'nın bağımsızlığı tanınırken 40 yıllık kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'nin bağımsızlığının tanınmaması ayıptır. iki yüzlülüktür." dediği ülke.

    ve ne yazık ki küçük amerika olmak dışında bir rolü kendisine yakıştıramayan ülkemin bağımsızlığını ilk sırada kabul ettiği ülke.

    yahu putin çok sert bir çıkış yapmış, böyle bir fırsat geçmiş eline kullansana. bir anda kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti'ni tanıdığını ilan eden ülkeler. bunların kıbrıs'ta açılan büyük elçilikleri. yatırımları. turizm ve ticaret. ve kıbrıs'ın kalkınması. ama nerede...
  • sözlük tarafından henüz tanınmamış ülke. ayarlar bölümünde henüz böyle bir ülke görünmüyor.
  • bağımsızlığını ilan etmesi pek çok dengeyi değiştirecekmiş gibi görünüyor.

    kendi kişisel düşüncem olarak, burada sırp devletinin yıllardır güttüğü slavlaştırma politikasından gerek fiziksel gerekse düşünsel anlamda yeterince eziyet çekmiş arnavut halkının bağımsızlığına kavuşmasından hoşnut olduğumu söyleyebilirim. ama keşke kendi başlarına bağımsızlıklarını ilan edebilselerdi, mahallede dayak yemiş çocuğun abisini çağırması gibi abd'ye sığınmasalardı. bugünkü gazetelerin pek çoğu doğru bir tespitle bağımsızlık kutlamalarındaki abd bayraklarının çokluğuna dikkat çekmişler. hatırlarsanız geçen sene de bush arnavutluk ziyareti sırasında kendi ülkesinde bile görmediği sevgi gösterileriyle karşılanmış, arnavut halkı tarafından adeta bir "kurtarıcı" payesine layık görülmüştü. üzülerek söylüyorum ki bu kurulan kosova devleti kendi kararlarını almakta, tam bağımsız yaşamakta, her anlamda hür olmakta eksikliklere ve yoksunluklara sahip olacak, "emperyalizmin yerli işbirlikçisi" konumundan öteye gidemeyecektir.

    olaya sırpların tarafından bakacak olursak; kosova, sırplar açısından yeniden doğuşun, milli bilinçlerinin uyanmasının sembolik bir halidir. sırplar, türklere karşı kaybettikleri birinci kosova savaşı'nı bir mağlubiyet olarak görmezler. savaşın sonunda yenilginin kesinleştiği, umutlarının yokulduğu anda padişah murat'ı canı pahasına bıçaklayarak öldüren miloş obiliç ve onun miti etrafında şekillenen büyük sırbistan ülküsü, kosova'nın sırplar için bu kadar önemli olmasının esas sebebidir. savaşın 600. yıldönümünde 28 haziran 1989'da slobodan miloşeviç'in kosova ovasında binlerce insana yaptığı milli uyanış konuşması balkanlardaki çözülmeyi tetikleyen ilk olaydı. ne ironikdir ki ondan 20 sene sonra bugün, o kosova sırbistan toprağı olmaktan çıkmışken, miloşeviç'in işaret ettiği "büyük sırbistan" önce bosna savaşı, sonra karadağ'ın ayrılması, şimdi de kosova'nın kopmasıyla küçüldükçe küçülmüştür.

    balkanlar, iki yüzyıldır büyük güçlerin oyun arenasına dönüşmüşken, kaybeden her zamaki gibi din, milliyet, ırk ayrımı olmaksızın insanlar oluyor. 1999'da arnavutlar etnik temizliğe maruz kaldılar, katliamlar oldu, insanlar evlerinden yurtlarından koparıldı; nato'nun müdahalesinden sonra sadece kahramanlar yer değiştirdi, arnavutların kosova'daki sırplara yaptıkları saldırılara göz yumuldu, sırplar kuzey kosova'ya sürülmek durumunda kaldı. olaylar bununla kalacağa benzemiyor, sırplar direttikçe arnavut milliyetçiliği yükseliyor, "büyük sırbistan" hayallerinin yerini "büyük arnavutluk" düşleri sarıyor. arnavutlar, sırpları çağrıştıran her şeye nefretle yaklaşıyorlar. önceki sene otobüsle sırbistan'dan makedonya'ya giderken priştine'deki mola yerinde sırf boşnakça konuşuyoruz diye abartılı bir tepkiyle karşılanmıştık, evet boşnakça bile onlara sırpları çağrıştırıyor, çünkü boşnakları milli benliklerini koruyamayıp sırplaşmış müslümanlar olarak görüyorlar, anlamsız bir şekilde.

    sırada kim bilir neresi var, belki voyvodina, belki de -tekrar- bosna, ya da tamamen başka bir coğrafya belki de kafkaslar. oyun hep aynı ama oyuncuları değişik. köprünün altından daha çok sular akacak..
  • rus emperyalizminin kanatlarından abd/ab emperyalizminin kanatlarına sığınan insanların ülkesi, aslında bu tercih akıllıcadır, batının emperyalizmine değerlerine bağlılığın, çalışma azmin ve yeteneklerin sayesinde karşı durabilirsin(eğer bunlara sahip değilsen köle olur, ezilir gidersin o ayrı...)

    ama rusa gelince durum farklı, orada her durumda köle olursun, varşova'da, prag'da, budapeşte'de olduğu gibi dizer tanklarını şehir meydanına, sonrasında okumuş yazmış adamlarını ortadan kaldırır ve demir yumruğunu gizlemeye bile gerek duymadan bütün kaynaklarını sömürür, istediğin kadar zeki ve çalışkan ol, çalışıp çabalamanın sonu moskova'nın refahı içindir, bugün idil-ural bölgesinden türkistan'a kadar olan coğrafyada durum aynen budur, bu durum 90'a kadar doğu avrupa'da da böyleydi, 2008 itibariyle de putin, elinden akıp giden parçaları tutma peşinde ama bu sefer gücü yetmiyor, burnunun dibindeki ukrayna bile bin türlü ekonomik baskıya rağmen rusya'ya teslim olmamakta direniyor, ne ilginç ki bir çok yazar da ideolojik körlüğün etkisinde tek taraflı yorumlarla kosova'nın emperyalizme kurban gittiğini söylüyor, başka bir emperyalizmden kurtulduğunu görmeden...
  • 1918 senesinde burada müslüman arnavut bir ailenin çocuğu olarak dünya'ya geliyorsun.

    23 yaşına kadar kara yorgi sülalesini, 27 yaşına kadar nazi işgalini, 62 yaşına kadar tito'yu, 72 yaşına kadar komünist yugoslavya'yı, 80 yaşında ise miloseviç'i görüp ölüyorsun.

    büyük zulüm yeminle.
  • 23 nisan'ı türklerin günü/bayramı adıyla resmi olarak bayram ilan eden ülke.