şükela:  tümü | bugün
  • koşulsuz sevgi aslında buna cesareti olmayanların uydurduğu bir terimdir. zira zaten başlangıçta sevgi sadece sevgi olmaktan ibaretti ve asilliği buradan geliyordu; ancak ister kelime oyunu diyelim, istersek bozulmaya başlamış bazı değerlerin etkisi diyelim bu tarz terimlere neden olmuştur. sahte ve içi boştur. gerçekten sevenin ve bunun için herhangi bir beklentisi olmayanın bu durumu nitelendirmek için "koşulsuz" gibi bir eklentiye de ihtiyacı yoktur fikrimce.
  • anne sevgisidir. uçsuz bucaksız sevgiyi sadece annemde gözlemleyebildim.
  • bunun aile dışında varlığına inanan beri gelsin. tartışmayacağım.

    ben sık sık yurtdışına çıkan biriyim. free shop'lardan felan envai çeşitte nevale getiriyorum.

    bir gün göt gibi ortada kaldığınızda bu bilgiyi unutmayın. sponsor olurum. sorun değil.
  • (bkz: oksimoron)
  • zuhre tahiri sevmeseydi tahir ne kaybederdi tahirliginden
  • "broken" adıyla 2012 yılında vizyona girmiş ingiltere yapımı dram türünde bir filmdir.

    film konusu;

    skunk kuzey londra'da yaşayan şeker hastası bir kızdır. fakat geçirdiği şiddetli ve olaylı yaz tatili sonrası, hayatındaki masumiyet de uçup gidecektir. evi, mahallesi, okulu onun için bambaşka yerler haline gelir; çocukluğunun belirsizliği yerini önce korkunç şüphelere ardından ani, nedensiz, neşeli bir keşmekeşe bırakır.
    hem sinemada hem de sahne sanatlarında oyunculuk ve yönetmenlik yönleriyle tanınan rufus norris’in ilk sinema filmi olan yapım, daniel clay’in romanından mark o'rowe tarafından uyarlandı. 2012 cannes film festivali eleştirmenler haftası'nda açılış filmi olarak gösterilen yapımın müzikleri de damon albarn imzasını taşıyor. başrollerde ise cillian murphy, tim roth ve robert emms yer alıyor.

    ayrıca 6 eylül salı akşamı cermodern açık hava sineması'nda gösterilecektir.
  • 'dünyayı olduğu gibi kabul etme' ile yakın ilişkisi olan bir kavram.
    savaşlarıyla, haksızlıklarıyla ve tüm çirkin yanlarıyla dünyayı kabul etmek ne kadar zorsa koşulsuz sevgi de o kadar imkansızdır insan için.
    insanların bize kötü gelen davranışlarının altında muhakkak bir sebep olduğunu, onların yaşadığı acı tecrübeler, bozuk psikolojileri gibi etkenler sonucu kötü işler yaptıklarını düşünebiliriz. zaten gerçek de budur. bu belki bazı şeyleri anlamamıza ve en azından nefreti içimizden silmemize yardım eder. koşulsuz sevgiye giden bir adım. ama iyisi ve kötüsüyle sevmek, anlamaktan çok daha fazlasını ister. anlayabilirim, ama sevebilir miyim hala? yargılamam ama hala aynı muhabbeti hissedebilir miyim?
    düşünceler ve duygular her zaman aynı yöne bakamaz. koşulsuz sevgiyi hissedebilmek garip bir şekilde, aslında duygusal olmamayı gerektiriyor; düşünceleri, empatiyi, anlayışı ve mantığı ön plana çıkarıyor. en azından benim için imkansız görünüyor şu aşamada.
  • saygı varsa koşulsuz sevgide olur.once saygı olmalı,saygının olmadıgı yerde koşulsuz sevgide olmaz.
  • dünyanın en güzel şeyidir. hissetsen de, hissedilensen de...ayna insanlardan olmadığını gösterir.
  • varlığının mucizeye denk bir şey olması, insanın kibirinden beslenir. birini koşulsuz sevmek, o kişide tarifsiz bir haz yaratsa da, kibir öyle çabuk zehirler ki ruhu, koşulsuz seven taraf çok aciz görünmeye başlar dışarıdan bakınca. ve o bakan gözler, aynı acizliği yaşamaktan ölümüne korkarlar.

    ama bu demek değildir ki mucize yoktur, vardır. ve üstelik akla ilk gelen seçenek olan, aile dışındaki bir yerden de akabilir size doğru. yeter ki koşulsuzluğu, karşılıksız bırakmayın. bir şekilde bozacaksanız o koşulu; karşılık vererek bozun. koşul aramayanı avucundan öpün yani, eksilmezsiniz.