şükela:  tümü | bugün
  • çoğu zaman beraberinde kölelik kavramını getiren sakıncalı davranış.
  • "sonrası"nın önemli olduğu hal/tavır.

    koşulsuz teslimiyet halinin sonsuza kadar sürmesi halinde kişinin artık yok olduğunu düşünmek yersiz olmaz. lakin bu işin bir sonu varsa, sonunda ne olduğu, koşulsuz teslimiyet halinden daha bile önemlidir.

    bu halin/tavrın sonrasında kişi ruhen zenginleşmiş olarak yaşamaya devam edebilecekse büyük bir sakınca yoktur. sonuçta zenginleşmek bedeli ağır olsa da kıymetli bir kazanımdır.

    diğer yandan koşulsuz teslimiyet halinin sonrasında, koşulsuz teslim edilen yerlerin acıma ihtimali vardır, yok değildir. kişi, koşulsuz teslimiyet haline/tavrına geçiş yapmadan önce, daha önceki koşulsuz teslimiyetlerini gözden geçirmeli, zarar görüp görmediğini değerlendirmeli, buna göre hareket etmelidir. öngörülen zarar, zenginlikten daha büyük yer edecekse, kaçınmakta fayda vardır.

    bahsekonu koşulsuz teslimiyet hali kayda geçen ilk koşulsuz teslimiyet hali olacaksa ise, kişi allaha, kendine ya da neyi kıymetli biliyorsa, neye güveniyorsa ona sıkı sıkı sarılmalı, olacakları merakla beklemelidir.
  • (bkz: islamiyet)
  • teslim olunan maddi ya da manevi değere göre negatif yahut pozitifliği değişen kavram.söz konusu teslim olunacak şey rakı ya da bir dost muhabbetini dinlemek ise gayet hoş, dominant bir patron,para,karşılıksız bir aşk ise gayet zor bir durumdur.
  • insanlarin aklina ask mesk geliyor boyle diyince de benim aklima bir tek berber koltugu geliyor. erkekler icin konusuyorum; kulturlerden, sinirlardan bagimsiz, dil din irk ayrimi yapmadan kosulsuz teslimiyet duygusu icin: berbere gidin.
  • hiç kimsenin faydasına olmayabilir:
    bir bürokrat dostumuzun anılarından:
    dostumuz taşrada görev yaptığı yıllarda müdürü olduğu dairede işi olan bir vatandaştan bir saksı çiçeği hediye gelir. dostumuz kadrosundaki genç memurlardan birini çağırıp, "bunu her gün mutlaka sulayacaksın" diyerek çiçeği ona emanet eder. aradan bir süre geçer. birgün aynı daireden yakın arkadaşı bir başka memur odasına gelir:
    ''birader'' diye sorar, ''allah aşkına bu çiçeği neden her gün sulatıyorsun?'' 'neden sulatmayayım'' diye sorar dostumuz. aldığı yanıtla da şaşkına döner:
    ''kardeşim çiçek yapma!''
    bunun üzerine dostumuz derhal sulama görevini verdiği genç memuru çağırır ve aynı soruyu ona sorar:
    ''niye her gün suluyorsun oğlum şu çiçeği, yapma olduğunu görmüyor musun?
    genç memur boynunu bükerek cevap verir:
    ''görmez miyim müdürüm. ama sen öyle emredince, bildiğin bir şey vardır diye düşündüm!
  • hz. ömer, bir tavaf esnasında şöyle dedi:
    "bu remeli [tavafın ilk 3 şavtında hızlıca yürümek], müşriklere kendimizi göstermek için yapardık. allah artık onları helak ettiğine göre, buna ne gerek var? ama biz, rasulullah'ın yaptığı bir şeyi terk etmeyi sevmeyiz."

    bu teslimiyetten haberdar olmamıza vesile olan taha kılınç'ı saygıyla selamlıyorum.