şükela:  tümü | bugün
  • mavi'den aldigim istisnasiz butun pantolonlarin bacak arasi eridi. teknoloji cozum bulamadi ama ben buldum. mavi almiyorum.
  • kilo arttıkça erime oranının da o denli arttığı bir gerçektir.
  • (bkz: mavi jeans) marka kotlarda yaşadığım hadisedir.

    edit: bu arada bahsi geçen markadan alınan kotlarda 2 yıl garanti sağlanıyor. herhangi bir ağ aşınması probleminde, kot pantolonunuzu yıkayıp, mavi mağazasına götürdüğünüzde, değişimini hemen yapıyorlar.
    ama bu değişim olayı, ağlarının yırtılmama problemini çözmüyor.
  • açılın ben tekstil mühendisiyim.

    7 yıldan uzun süre kot* pantolon üretimi/ihracatı yapan fabrikalarda çalıştım.

    öncelikle planlı eskitmeyi unutun, bizim sektörde öyle bir şey yok.

    kot pantolon dediğimiz şeyin kumaşı denim diye geçer.

    çözgü ipliği boyalı, atkı ipliği ham bir kumaştır.

    çözgü iplikleri (giyildiğinde pantolonun boyuna olan iplikler) çamur benzeri bir boyar madde ile (indigo) kaplanır. ipliğin kesitinde ortada kalan pamuk lifleri beyaz dış tarafında kalan lifler indigo rengi olur. daha sonra haşıllanır dokunur, konfeksiyona geçer. kesilir dikilir.

    daha sonra her pantolon tek tek zımpara ve sprey ile kullanılmış görünmesi için işlem görür. toplu olarak (50-150 adet bir makinede) yıkanır (renk açığa gittikçe kumaş daha çok yıpranır çünkü ponza taşı ile yıkama süresi uzar ve pamuğa zarar verebilen ağartıcı miktarı artar) paklanır (nötralizasyon, yumuşatma, kurutma), düğmesi riveti çakılır, ütülenir paketlenir mağazalara gönderilir.

    burada sağlamlığı belirleyen ölçütler var.

    1- sağlam kot kumaşı incecik olmaz.
    2- sağlam kot kumaşı likra** olmaz
    3- sağlam kot kumaşı minimum 12oz/sqf (yaklaşık 375g/m^2) ağırlıkta olur, hafif olmaz
    4- sağlam kot kumaşı sağlam iplikle olur. sağlam iplik ince olmaz, ucuz olmaz.
    5- orijinal kot kumaşı open-end yüksek bükümlü iplik ile yapılır, sert olur, yumuşacık olmaz
    6- çok fazla yıkanmaz, raw denilen koyu lacivert tonlarda olur)
    7- kot pantolon vücuda tam oturmaz, hafif bol olur

    şimdi son kullanıcı isteklerine gelelim.

    a- hafif olsun, çok ağır olmasın (1 ve 3'ten ödün verdik, dolaylı olarak 5'ten de ödün veriyoruz)
    b- rahat olsun eğilirken kalkarken kastırmasın (2'den ödün verdik)
    c- ucuz olsun (4'ten ödün verdik)
    d- açık renk olsun
    e- popoma cuk otursun, bacaklarımı sarsın (7'yi mundar ettik)

    son müşteri talepleri bu şekilde olduğu için ihracatta da yurt içi marka üretiminde de öncelikle aranan özellikler bu şekilde.

    hal böyle olunca üretim tarafında kumaştan yıkamaya tüm prosesler etkileniyor.

    mesela kadın pantolonlarında müşteriler 10oz/sqf (300g/m2)nin üstünde kumaş istemiyor. hatta bazı markalar daha ince kumaşlar istiyor.

    kadın pantolonunda %100 pamuk neredeyse kullanılmıyor. iplik içindeki lifleri bir arada tutan şey bükümdür. iplik bükümü için optimum değerler vardır ancak %98 pamuk %2 elastan, %95 pamuk %5 elastan hatta %92 pamuk %8 elastan (super stretch deniyor) olan kumaşlar mevcut. hal böyle olunca her esneme toplanma sırasında büküm açılıyor dolayısı ile lif kaybı meydana geliyor. (esneme toplamadan kasıt yıkama oluyor)

    aslına bakarsanız "nerde o eski kotlar" dediğimizde sonuç buraya varıyor.

    ben bundan 26-27 sene önce -orta okul/lise yıllarımda- giydiğim kotları hatırlıyorum. bildiğiniz kazık gibiydi. çömelip ayakkabı bağlama süresinde bile ayaklara giden kan akışını kesiyordu. ağ kısmındaki dikiş o kadar sertti ki taşakları bir tarafa yatırıp ters hareket yaptığınızda iğdiş olma riski yaşatıyordu. eskiden 2 ay giyip öyle yıkanırdı. renk olarak, yıkama olarak zibilyon tane seçenek yoktu. koyu renk vardı, eskitmeli vardı bir de açık renk vardı. ama bir kot minimum 5 sene giyilir. sonra da atılmaz bedeni küçüldü diye dolaba kaldırılır, bir süre sonra bulunur birine verilirdi.

    şimdi eşofman niyetine, tayt niyetine giyip top oynayabileceğiniz, yoga yapabileceğiniz kadar esnek kot pantolonlar var. kumaşı incecik, üzerinde yokmuş gibi, yumuşacık ve tiril tiril.

    bilinçli yıpranma, aman da çabuk eskisin çok satılsın gibi dertleri üreticinin de markanın da yok.

    ama tüketici çok seçeneği olsun (en azından avrupalı'lar) ucuz olsun, çok rahat olsun, şık olsun, değişik olsun, antin kuntin yıkaması olsun derdinde olunca markaların aradığı şeylere kumaş ve konfeksiyon üreticilerinin de bulduğu çözümlerin sonucu bu.

    ek olarak vücut şeklinizin (kadın erkek fark etmez) de bu duruma negatif etkisi büyük. özellikle bacaklarınız fazla bitişikse ve kalınsa ince/rahat pantolonlar aldığınızda bu durumdan kaçma şansınız maalesef yok. her türlü kumaşın ana düşmanı sürtünmedir ancak kot kumaşı bu konuda ekstra hassastır çünkü üzerindeki eskimiş görüntüyü elde edebilmek için bu şekilde üretilir.

    hani bazısının ayakları çorabı deler ya sizin de götünüz pantolonu deliyor, yapacak bir şey yok.

    sormak istediğiniz detay varsa seve seve anlatırım. yeşillendirin efenim.

    edit:

    oy oy soru yağdı.

    marka model sormayın efenim yukarıdaki yazıyı o kadar boşa yazmadık. işin özeti,

    ucuz olur, kaliteli olur, şık olur ---- ama üçü bir arada olmaz. (bkz: yok öyle bişii)

    ayrıca manyak mıyım ben piyasadaki tüm markaların modellerini bileyim. bitmiş ürün üzerinden bu analizleri yapan laboratuvarlar var. intertek, sgs gibi. iki tane alırsınız mukavemet testi ve sürtünme haslığı testine gönderirsiniz sağlamsa ikincisini giyersiniz, çünkü test için pantolonu kesmek gerekiyor.

    orta üzeri marka sorarsanız, g-star, diesel, gant gibi markalara bakın. ama onların da comfy stretch modelleri eskimez diyemeyiz.

    dayanıklılık kumaşta bitiyor ve kumaşın da kopyalanmasını önlemek için genel olarak üreticiler kodlar ile hareket ediyor. içerik (pamuk, polyester, elastan oranı), kendi verdikleri renk ismi, kumaş eni ve birim gramajı dışında bilgi vermezler.

    şöyle söyleyeyim. 120cm eninde metre fiyatı 1,80usd olan kumaş da var, 160cm eninde metre fiyatı 2,80usd olan kumaş da var, 60cm eninde (çok dar dikkat edin) metre fiyatı 12usd üzerinde olan da var.

    ucuz markalar, toplu üreten markalar 1,80-2,40usd bandı üzerine çok çıkmaz. çıksalar da "limited series" "special collection" etiketi ile düşük adetlerde üretirler ve fiyatları normal fiyat bandının üzerinde belli mağazalarda ve internette bulunur genellikle.

    son nokta derseniz arayın internette "japanese selvedge denim jeans" diye aratın 800-1000usd arasında modeller var. türkiye'de bulunur mu bilmiyorum. bunların raconu paçasını kıvırarak giymektir. anlayan birisi görürse "vaaaaay bunu mu giyiyorsun, nereden aldın" sorularına maruz kalırsınız.

    ha bir de soranlar olmuş "nasıl bakacağız bu kotlara" diye.

    kotlarınız tersten, 30 derece ya da soğuk suda kısa programda ağartıcı içermeyen deterjanlarla çok çok az deterjan ve az yumuşatıcı ile yıkayın. düşük devirde sıktırın ve yine tersten asarak direkt güneş ışığı almayan bir yerde kurutun.

    çok sık yıkamayın. kot boyası (indigo) sürtünmeye karşı çok hassastır. koyu renkleri özellikle uzun süreli kullanım sonrası yıkadığınızda özellikle kıvrım yerlerinde (diz arkası, bacak arasından ceplere uzanan yerler, dikiş yerleri gibi sürtünmeye fazla maruz kalan yerlerde) daha çok renk açılması görürsünüz. normaldir.

    saklayacağınız dolap da karanlık olsun (floresan ışığı dahil almasın) indigo boyar madde ışık haslığı düşüktür. yani ışıkta solar ve sararır. dolabınız buzlu cam bile olsa aldığı ışıktan sararır.

    bunları bunları yazdık diye televizyondaki asabi hocalar gibi de konuştum ya allah da beni bildiği gibi yapsın.

    yine de sorun efenim dert değil editleriz.

    ama tekrar ediyorum marka sormayın.
  • kilosuz adamın bile aynı durumdan şikayetçi olduğunu gördüm. ürünlerin kalitesizliğinden kaynaklı bir durum. lise zamanlarında aldığım marka kotumu babam giyiyor ve taş gibi hala.
  • taşakların asit dolmuş kardeşim. o zehri, o ifrazatı, kötü enerjiyi vücudundan atmalısın derhal. sadece pantolona değil zararı. *
  • koton'dan aldığım son iki kotun başıa gelen durum. skiny herhalde ondan cortladı dedik modeli değiştirdik ama yok yine on ay dayanamadı. hersey zamlanırken hem nasıl kalitesizlesiyor hayır sebebi de yok yani haftafa 2-3 giyiyorsun toplam100 kere giyiyorsun hooop ağ yırtılması. günlük 1 lira veriyoruz giymek için ama ben sebebini çözdüm bu güzide firmalar bizi siktigi için aşınıyor olmalı.

    edit:vay anam neler olmuş iki içimizi dökek anonim markaya sallayak dedik herkeşle muzdarıpmiş.

    edit 2:bu yaşımdan sonra bana giyinmeyi öğreten işin ehli arkadaşlara teşekkür ederim. anama söven dingil senin ağını yırtarım.

    edit 3:bugün öğrendiklerimi paylaşayım kot tecrübelerimle yoğurarak.
    1.)rahat ve yumuşak kotlarda görülüyor bu sorun genelde o yüzden buna dikkat edin.
    2.)likrali kumaşlar bu konuda hassas şahsen artık yakıştı he diyip hemen kot almam.
    3.)kiloyla alakasi yok olum kiloluyken olmuyordu 12 kilo verdim şuan oluyor.
    4.)skinny hem gerilme hem sürtünme yüzünden bu konuda zayıf.
    5.)markadan ziyade kumaş kalitesi ve model önemliymiş. sıcak ve nem de etki ediyor ayrıca. koton alınma kanka sen.
  • teknolojinin halen çözüm bulamadığı sorundur. cevremde birçok kişi bu sorundan muzdarip* ve yepyeni kot pantelonlar bu yüzden bosa cikiyor. sanırım bu teknoloji üretildi ama sadece dünyada belli başlı zenginler ulaşabiliyor diyecem, ama zengin bunu ne yapsın istese her gün farklı pantelon giyer.
  • bacak aranızda asit ürettiğinizi gösterir. nasıl bir pisliksiniz anlamadım amınakoyım.
  • direk olarak kilo ile alakalidir. cunku 110+ oldugum zamanlarda her turlu pantolonumun eridigini hatirlarim.
    hatta bununla ilgili degisik ve hazin bir olay da basima gelmisti, kismet bu baslikta anlatmakmis.

    malum bizim zamanimizda lisede kumas pantolon giyilirdi. hani su gri , dandik olanlardan. bunlar zaten bende hic sene sonunu goremezdi.

    bir gun sabah kalktim, dus aldim, boxer imi cekmeceden aldim, tabi zaman ile yarisiyoruz servise yetismek icin. giydim boxer i ama bir sorun var ,
    bayagi dar geliyor. ulan diyorum surekli giydigim sey 3 gunde nasil bu kadar kuculur. neyse siktiret diyip evden ciktim. servise oturur oturmaz boxer tam ortadan cart dedi patladi.
    ama oyle boyle degil, bacak arasi komple acildi. ıki bacakta iki parca var resmen, bir de yukaridan tutan lastik tabi. ama asiri rahatsiz ediyor, dedim ben bunu cikarip atayim cantaya nolcak donsuz takilalim bir gun. (sonradan ortaya cikti ki boxer dikislerden atmis, annem de dikerken biraz icten dikince bildigin 2 beden daralmis don. hayir neden dikiyorsun anacim, at gitsin ne kadardir bir don yahu)

    oyle de yaptim, derse girdik. tabiki her zamanki gibi bacak aramiz erimis, oturunca baktim benim toplar erimis bolgelerden disariya ufak ufak kendini gosteriyor.
    itlik tabi ruhumuzda var, yanimdaki elemana gosteriyorum, kopuyoruz. arkadakiler noldu lan diyor, onlara gosteriorum. ders devam ettikce mevzu bizim kosede bayaa populer oldu,
    tabi ben de bir yandan cekistiriyorum, iyice disariya derken, bu erimis bolge buyudu buyudu bildigin benim tasaklar siranin uzerinde duruyordu artik. ekipce yariliyoruz, oooh hava aldiriyor adam tasaklara falan sakalar komiklikler…

    dersin sonuna dogru, nobetci ogrenci girdi. yan siniftan bir kiz arkadasimizin annesi vefat etmis, her siniftan 4 kisiye izin var cenaze icin dedi. bizim de kizla muhabbetimiz var ama oyle asiri degil. baktik siniftan kizin cok yakin arkadasi yok, tamam dedik biz gidelim
    bizim it takimiyla. cocuklara dedim , oglum bari durun ben donu giyeyim alet edevat disarda (gerci don da zaten 2 parca, ne kadar ise yarayacaksa) camiye boyle gitmeyelim namaz kilacagiz. ya olm dediler zaten cenaze namazi, ayakta kilacaz gelecez ugrasma hadi servis kalkiyor dediler.
    iyi dedim neyse dogru diyorlar.

    camiye gittik, allah rahmet eylesin teyze oyle musalla tasinda, taziyeler vs. ben bir yandan abdest alirken binbir zorlukla, ezan okundu. ben caminin biraz disina dogru kaykilirken, kiz arkadasimizin buyuk dayisi koluma girdi. haydi cocuklar ogleni kiliyoruz diye. arkada bizim picler yarilmis ama cok da belli edemiyorlar tabi, cenaze ortami. onde dayiyla ben kolkola camiye giriyoruz. kurbanlik koyun gibi bakiyorum ben arkada cocuklara.

    dayiyla girdik beraber, adam vicdan azabi gibi coktu ustume yanimdan ayrilsa tik kacacagim ama surekli dibimde. sunneti kilmaya basladik, ben secdeye indikce benim tasaklar hop disarda. arkada allahtan bizim elemanlar var, kikirdamalari duyuyorum bir yandan gulecem gulemiyorum bir yandan toparlanmaya calisiyorum.

    sonra farza geldik. malum sunnette munferit takiliyorsun ama farzda onlere aliyorlar, saflari dolduralim sekli. oyle boyle derken ben birkac sira da one gittim mi. arkamda yasli yasli dayilar. kara kara dusunuyorum secdede ne bok yicez diye.

    o 4 rekat farz gecmedi aga. zaman durdu resmen. 2 ay gibi geldi o 5 dk lik farz namazi. hoca allahuekber diyor, bende bildigin lag var gibi herkes iniyor ben 2 sn sonra iniyorum gormesinler diye, ama secdeden kalkarken de daha hoca all… demeden hop ben ayaktayim.
    guc bela atlattik kimsenin kafasina tasaklari degdirmeden. nasil bir gunaha girdik onu bilemem ama iste bu bacak arasi erimis pantolon denince hep bir tebessum ederim.