şükela:  tümü | bugün
  • bu yılın en iyi animeleri arasına girmesi muhtemel olan 46 dakikalık makoto shinkai yapımı mini film. dünya premierini garden of words adı altında yaptı. film takao isminde bir gencin bir japon bahçesinde tasarladığı ayakkabıların çizimlerini yaparken gizemli bir kızla tanışması ve gelişen diyalogları işlemekte. sürekli yağmur atmosferinin hakim olduğu film anime sanatının geldiği noktayı görmek açısından da izlenmeli.

    http://www.imdb.com/title/tt2591814/?ref_=sr_1
  • tam anlamıyla bi' görsel şölen. müzikler de arada kaynamasın, altlarında, daisuke kashiwa* imzası var.

    - spoiler gibi ama degil -
    ama nefes almanın bile zor oldugu o zamanlarda, sen, çevrendekileri dinledin. ve bana inanmadın.
    - spoiler gibi ama degil -

    - spoiler gibi ama degil -
    bir gün, tek başıma daha uzaklara gidebildigimde, onu görmeye gidecegim.
    - spoiler gibi ama degil -
  • makoto shinkai'nin son eseri. ahenk içindeki renkler ve devinimlerle görsel şiire yakınsayan bir film ortaya çıkarmış yeniden yönetmen. "ben çocukken gökyüzü daha yakındı" cümlesi, yağmurun gökyüzünün özünü yeryüzüne taşıması fikri ve görsel açıdan pek çok kez gökyüzü odaklı sahnelerin kullanımı ile eski filmlerinde son derece aşikar olan gökyüzü sevgisine selam etmeyi de ihmal etmemiştir shinkai. bu yönüyle miyazaki'nin uçma sevgisini hatırlatmıştır hep bana ki kendisinin favori animesi de miyazaki'nin tenkû no shiro rapyuta filmiymiş.

    --- spoiler ---

    birkez daha bir shinkai filminde ana karakterlerin iç konuşmalarıyla biçimlenen görüntülere tanık oluyoruz. karakterler mükemmellikten uzak bir hayat içerisinde yine mükemmelliyetçi olmayan hayaller peşindeler. hikayeyi özgünleştiren takıntıları var: takao'nun yağmur yağarken metroyu kullanmaması ve ayakkabı yapma tutkusu ile yukino'nun çikolata-bira sevgisi ve şiir sevgisi. kendi küçük dünyalarındaki dertlere hapsolmuşken "kelimelerin bahçesi"nde yağmur ile özdeşleşmiş bir soyutlanmış dünya kuran ve bu dünyaya gerçek hayatlarında çekindikleri özlemleri, hayalleri sığdıran ikili daha sonra güneş olsa da diğerini yalnız bırakmayacağını anlıyor.
    --- spoiler ---

    shinkai filmleri bana her ne kadar genelde kullanıldığı anlamıyla olgunlaşma karşıtı bir insan olsam da direnmeme karşın çocuk özümden bir şeylerin değişmesine engel olamadığımı hissettiriyor. insanın yavaş yavaş bir meziyetmiş gibi dayatılan renksiz gerçekçilik fikrinin ve bu fikrin getirdiği tatsız zeki hissetme durumunun esiri olduğunu anısmatıyor. bunlara ihtiyaç duymadan, fazla da zeki hissetmeye gerek duymadan mutlu olmayı unutmaya başlamışım. shinkai gibi bu unutulan nostaljik ruh parçasına adanmış işler yapabilen birinin varlığı beni mutlu ediyor. hayalet uzuv sahiplerinin kaybettikleri parçalarının bulunduğu yerde acı hissetmesi gibi bana bir vakit orada olan bir duygu, fikir, hayal topluluğunun varlığını hatırlatıyor. saf hissettiriyor belki de. bu öğrenilmiş çaresizliğe benzeyen hayaller ile gerçekliğin çizgilerinin uyuşmaması durumunda hayal etmez hale gelme durumunu yadırgatıyor.
  • sonunda çalan şarkı harika olan anime.

    şöyle gelsin. [https://youtu.be/whiecaf2av0 https://youtu.be/whiecaf2av0]

    edit: link
  • shinkai elinden çıkan filmlerden izlediğim ikincisidir. zaten topu topu beş tane anime izledim. 5 centimeters per second izledikten sonra merak edip kimin elinden çıkmış bu dedim ve shinkai ile karşılaştım. hata etmemişim buda diğeri kadar iyiydi.

    --- spoiler ---

    diğer filmde olduğu gibi saf, temiz duygular ile karakterleri birbirine, bizi ise filme bağlıyor usta. usta diyorum çünkü özlem duyduğumuz duygusallığı o kadar güzel harmanlıyorki bu adam imrenerek izliyorsunuz.

    15 yaşında, ailevi problemler yaşayan ve yalnızlık çeken bir lise öğrencisi ile karşılaşıyoruz bu filmde. liseli kardeşimiz çevresindekilerin inançsızlıklarına rağmen tutku ile ayakkabı tasarlıyor ve gelecek hayalleri ile birlikte çevresindeki kocaman dünyayı merak ediyor.bir gün sadece yağmur yağdığında gitmek üzere karar aldığı bahçedeki kamelya'ya vardığında hoş bir kadın ile karşılaşıyor. bu kadın, gencimizin merak duyduğu dünyaya ait bir insan ve hepimizde olduğu gibi ulaşılamayan daha tatlı ve hoş geliyor. gel zaman git zaman gözümüze sürekli sokulan pamuk ayaklara sahip genç kadınında henüz adımını attığı gerçek dünyaya alışamayıp arada kaldığını ve tutunacak bir fidan, bir ilham ve çıkış yolu aradığını anlıyoruz. genç kadın, beklentisiz, saf sevgi karşısında kayıtsız kalamıyor fakat şartlar işte ne yaparsın. aklına kötünün gelmediği genç liseli, bu depresyona girmiş genç kadının bir nevi koltuk değneği olup, içindeki inanç ve hayalleri ile onun için ilham kaynağı oluyor. kendisi ise bir süre sonra acımasız gerçekler ile karşılaşıp kendine tutunacak bir amaç belirleyerek ilerlediği yolda adımlarını sağlamlaştırıyor.

    --- spoiler ---

    benim anladığım buydu. nitekim herkesin algıları farklıdır, -sen nerenden anladın be kardeşim insaf- diyenler olabilir. demesin.
  • sonuna kadar izleyin. on numara beş taşak.
  • makoto shinkai'ın yönettiği 2013 japon yapım kısa animasyon filmi..
  • makoto shinkai'ın yönettiği 2013 japon yapım kısa animasyon filmi..çizimleri için izlenebilir..
  • kavuran yaz sıcaklarına su serpen en iyi japon animesidir.
  • haftalarca bira ve çikolatayla kahvaltı yapıp hasta olmayan bir ana karakter var. tek ilginç kısmı o bence hatta fantastik bile diyebiliriz. aslında sıradan bir hikaye ama yukino ve takao'nun birbirlerini görmek için yağmurlu günleri heyecanla beklemeleri aslında olmayacak bir ilişkinin heyecanı beni etkiledi açıkçası. öğretmeninden hoşlanmak ya da üst sınıftaki en popüler kişiye aşık olmak gibi basit ama güzel olan eskide kalan duyguları yaşattı bana. çok şey beklemeden izlenebilir.