şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hakkında olur mu olmaz mı şeklinde spekülasyonlar yapılan bir konudur. konu müzik olduğu ve müzik de zevke hitap eden* bir konu olduğundan hakkında spekülasyonlar yapılması doğrudur. gerçekten de kötü müzik diye bir kavram vardır. özellikle türkiye de müzik dinleyicisinin yanlış yönlendirilmesi ve saf olması (kolay kandırılması) nedeniyle de alıcısı çoktur. türk dinleyicisinin bu doğrultudan bakıldığında müzik geleceği pek de parlak görünmemektedir. insanlar televizyonda gördükleri döte göbeğe kanıp nitekim entellektüel olan kişilerin "sakin ha alma onu" diye uyardıkları kötü müzikleri kolayca sindirebilmektedirler.

    hala müziğin zevke hitap ettiği ve iyi ya da kötü diye nitelendirilemeyeceği konusunda ısrar edenlere 'tat alma' kavramının da zevkle ilgili olduğunu öne sürerek yeni keşfettiğim turşu suyu, pekmez, domates salçası, reçel, kekik suyu karışımını (kokteyl) denemelerini tavsiye edeceğim. belki beğenebilirler.
  • her nedense, zevkleri ve renkleri tartışma ortamından çıkarak, önü açılan müzik türüdür.
    aslen; ne bir tür, ne de müziktir. ekseriyetle haddini bilmeyen ve/veya kolay parayı bu yolla kazanabileceğini keşfedenler imal eder. ne acıdır ki çoğunluk tarafından kabul gördüğünde, hayat olması gerekenden daha da kötü bir hal alır.
  • kötü müzik modadır. gelir ve geçer. müziksever için önemli olan, kitlelerce pohpohlanan kötü müziklerden doğru zamanda uzak durmayı becerebilmektir, zira modası geçtikten sonra o kötü müziği zaten herkes küçümseyecektir. konuyu örnek olaylarla daha kolay açıklayabilirim sanırım:

    haluk levent doksanların ortalarında türkiye'deki rakınrol camiasında ne de popülerdi. eline gitar alan hemen herkes haluk levent şarkıları çalardı. neredeyse rock dinliyor olmanın şartıydı haluk levent'i sevmek (bkz: #9111791). ben sevmedim kendisini; şekilci gözüktü bana hep. bon jovi'nin zirveye taşıdığı "müzik hiçbir şeydir, görüntü her şey" düsturunu benimsemiş bir abiydi çünkü bence. hoş, yiğidi öldürelim hakkını verelim: bon jovi'deki elemanların en azından eli yüzü düzgündü ya neyse, ne demek istediğim anlaşılmıştır herhalde. haluk levent benim gözümde her zaman 'müzik' denen kavramın düşmanı oldu. yaptığı şey müzikten ziyade antimüzikti benim için ve o kadar samimiyetsiz, öylesine kalitesiz ve özentiydi ki; etrafımdaki insanların bunu görememesi beni dehşete düşürmekteydi. şimdi o insanlar büyüdüler ve haluk levent'e laf atıyorlar. iyi de bu adam hiç değişmedi ki, her zaman böyleydi. her dönemin böyle şarkıcıları olur; bir şekilde prim yapmayı becerirler ve bu işten güzel ekmek yerler. bakın artık bon jovi'nin de esamesi okunmuyor, zira onların dönemi de bitti; modaları geçti. bir modaydı onlar, tıpkı haluk levent gibi.

    müzik kendi modasını da dönemine göre yaratmasını biliyor, günümüzün modası ise ingiliz grup muse. kendileriyle ilgili olumlu yazılar yazan dergiler mevcut; grup üyelerinin ne kadar aşmış müzisyenler olduğundan falan bahsediyorlar mesela. ancak görünen köy kılavuz istemiyor; muse o kadar berbat bir grup ki, onları haluk levent'in ingiltere şubesi olarak tanımlarken içimin yağları eriyor. popüler müzik dergilerinin bunu görememesi (ya da okuyucularına göstermemesi) umrumda bile değil, er geç muse'a hakkını teslim etmek zorunda kalacaklardır. ancak bu süreçte muse, tıpkı 15-20 yıl önce bon jovi'nin ağırlıklı olarak amerika'da ve hatta dünya çapında, ya da 10-15 yıl önce haluk levent'in türkiye'de yaptığı gibi, rock müzik dinlediğini zanneden kitleleri sömürerek onlara kötü müziğin hasını dinletecek ve dinleyicilerinin müzikal gelişimini geriletecektir.

    kötü müzik yapan çoğu isim zararsızdır, zira sadece kötüdürler. kötü müzik yaparken bir yandan çok iyi olduğu iddia edilenlerse müziğe ve dinleyicilere en büyük zararı vermektedirler. peki aralarındaki farkı nasıl anlayacağız ve bunlara nasıl tepki vereceğiz? burada pratik bir örneğe geçelim ve dönemin iki kötü grubunu doğru soruları sorarak kıyaslayalım hangisi daha kötü karar verelim:

    nickelback vs. muse

    soru 1: hangisi daha kötü müzik yapıyor
    cevap: muse kötü bir grup olsa da nickelback'ten daha kötü olmaları teorik olarak mümkün değil, zira geçmişte yaptıkları iyi şarkılar mevcut. nickelback'se şans eseri dahi olsa iyi bir şarkı yapamadı.

    soru 2: eleştirmenlerin bu iki gruba bakışı nasıl?
    cevap: nickelback'i kimse kaale bile almıyor. muse'un ise döneminin en iyi grubu olduğunu iddia edecek kadar mal eleştirmenler var ne yazık ki. hatta bunların bazıları muse solisti matthew bellamy'i bob dylan'dan veya john lennon'dan daha çok önemseme gafletine düşebiliyor (bkz: #12953836).

    kötü müzik kıyaslaması burada sona ermeli, zira nickelback'in müzik için bir tehdit olmadığı anlaşıldı. onlar sadece kötü, önemsiz bir grup; güler geçeriz. muse ise kötü bir grup olması yetmezmiş gibi kimileri tarafından rock müziğinin yeni tanrıları olarak yaftalanabilmekte ki, okuduğu/duyduğu her şeye inanma potansiyelindeki müzik algısı yeterince gelişmemiş dinleyicileri bu tehditten korumak şart. böylece karara varıyoruz: muse daha kötü ve zararlı bir grup ve daha fazla insanın telef olmaması için modasının acilen sona ermesi sağlanmalı. ne yazık ki burada serbest radikalleri devreye sokamıyoruz, zira her nesil bir öncekinin yaptığı hataları kendisi de yapmadan gelişemiyor. bu yüzden biz sadece uzak durmamız gereken kötü müzisyenleri tespit ettiğimizle kalıyoruz. bu müzisyenlerin dinleyicileri her dönem bizleri müzikten anlamamakla, sevdikleri isimlere bok atmakla suçluyor, ancak vahim sonuç değişmiyor: kandırılmış, aldatılmış bir nesil. bu yüzden bu tip müziklerin farkında olmak ve o müziklerden uzak durmak ancak tek tek bireylerin işine yarayabiliyor, toplumun değil. insanların, sevdikleri bir şeyin aslında kötü olduğu kendilerine söylendiğinde geliştirdikleri savunma mekanizması ise bundan daha ciddi yazıların konusu olsa gerek.
  • herkesin müzik hakkında düşüncesi farklı olabilir. bu yüzden iyi müzik kötü müzik ayrımı yapmak zor. bu yüzden kamuya açık mekanlarda müzik yayını yapmak kadar mantıksız bir şey olamaz. toplumun ortak müzik zevki diye bir şey olması mümkün olmadığından, hoparlörü olanın herkesin dükkanında müzik çalma hakkını kendinde görmesi ve diğer insanların o müzikten hoşlanmasa bile buna baş eğmesi bana çok küçük düşürücü geliyor.

    (bkz: hizmet alırken müzik dinlemek zorunda olmak)
  • bir müziğin kötü olduğuna karar verirseniz onu dinlemezsiniz olur biter. nihayetinde kararı veren zevkiniz size göre olanı bulacaktır. bana göre sözleri aptal olan ama müziği gayet iyi olan şarkılar vardır ya da tam tersi. kimi sever kimi söver siz iyi hissediyorsanız sesini daha da açın.
  • "müzik ikiye ayrılır. iyi müzik ve kötü müzik. ben sadece birincisini çalarım."
    "there is two kinds of music, the good, and the bad. i play the good kind."

    louis armstrong
  • öznel bir kavramdır. hoşlanmadığınız her tür müzik sizin için kötü olabilir. hatta hoşlanılmayan her ses gürültüdür zaten sözlük tanımına göre.

    buna maruz kalmamak için (bkz: müziksiz mekanlar).