şükela:  tümü | bugün soru sor
  • haram paranin bereketi olmaz anlamina gelir.
  • paranin iyisi kotusu olmaz, insanin iyisi kotusu olur dedirten deyim.

    (bkz: ne dedim ben)
  • benzer bir durumun ikinci el araba piyasalarinda (ve digerleri: sigorta, sermaye piyasalari, ahmet piyasalar, isci-isveren iliskileri) yasanabilecegini, 1970'te yazdigi bir makaleyle ("the market for lemons") iktisatci george akerlof (2001 nobel ekonomi odulu sahibi) aciklamistir.

    kisaca ozetlenirse akerlof'un argumani sudur: saticilar kullandiklari arabalarin kalitesini alicilardan daha iyi bilirler; bunun farkinda olan ve iyiyi kötüyü ayirt edemeyen alicilar ikinci el arabalara daha az ragbet edip fiyatlarin dusmesine yol acarlar. yani alicilar bir bakima, iyi bir arabanin fiyatiyla kötü bir arabanin fiyati arasinda ortalama bir fiyattan fazlasini ödemek istemezler. fiyatlar dusunce, kaliteli araba sahipleri mallarini ucuza veya ortalama bir fiyata satmayi reddederler. hal böyle olunca da meydan* giderek dusuk kaliteli arabalara (lemons) kalir. bu fasit dairenin sonucunda "kotu araba iyi arabayi kovar."

    ayrica (bkz: para ikamesi)
    (bkz: limon problemi)
  • (bkz: makro iktisat)
  • eski bir alman atasözünün türkçe telaffuzudur.
  • fahise ogretmeni dover demenin degisik bir yolu.
  • aslında çok basit bir önerme bu. hemen izah etmeye çalışalım- çok basit bir örnek vereceğim.

    tağşiş, paranın tarihini göz önünde bulunduracak olursak, paranın değerinin düşürülmesidir. hemen osmanlı'ya bakalım. bir akçemiz olsun. bunun içinde şu kadar miktar değerli maden bulunsun. paraya tağşiş tedbiri konduğunda,, bu, bir akçemizin içindeki değerli maden miktarının düşürülmüş olduğu ve fakat akçemizin satın alacağı mal ve hizmetin miktarı değişmediği anlamına geliyor. ama piyasada, ya da piyasa demeyelim, milletin elinde, değerli maden miktarı yüksek olan iyi akçeler mevcut. bizim darp edip dağıttığımız akçelerin içindeki değerli maden miktarı ise düşük. bazı akıllılar ne yapıyor? ellerindeki eski iyi parayı bir şekilde yeni kötü paraya tahvil etmeye, bozmaya uğraşıyor. yani eski iki akçeyi içindeki değerli maden miktarı itibariyle yeni kötü üç akçe yapıyor. kalpazan olmayan dürüst insanlar ise umumiyetle, eski güzel akçelerini saklıyor, yeni akçeleriyle mübadele ediyorlar.

    gördüğünüz üzere, her iki koşulda da eski iyi para piyasadan çekilir, yeni kötü para piyasada hakim olur.
    neymiş yani? kötü para, iyi parayı kovarmış. gayet mantıklı, evet. nitekim bu bir iktisadi varsayım yahut öğreti falan değil, eski bir alman atasözüdür. zaten şimdi içinde değerli maden bulunan para mı kaldı? al bildiğin kağıdı, üzerine iki resim çiz, bir mühür bas, olsun sana para. neyse.
  • doğrusunun kötü para iyi parayı kovar mı yoksa iyi para kötü parayı kovar mı olduğu konusunda bir birlik sağlanamasa da teoride değeri düşük olan paranın değeri yüksek olan para karşısındaki aczini ifade eden kavramdır.
    ingiliz kraliçesi 1. elizabeth'in mali danışmanlığını yapan sir thomas gresham (1519-1579) tarafından literatüre katıldığı için gresham yasası adıyla da anılan kavram ilk ortaya çıktığında kağıt paralar olmadığı için olay külçe yani madeni para üzerinde dönmektedir. değişim değerleri aynı fakat külçe değerleri farklı iki paradan yüksek olan madeni para (iyi para) dolaşımdan çekilerek, öncelik düşük olana (kötü para) verilir. böylece dolaşıma kötü para hakim olurken, iyi para saklanır, tasarruf edilir. gresham'ın buna örneğiyse altın paralar yerine gümüş paraların kullanımının yaygınlaşmış olmasıdır.
    modern ekonomilerdeyse kağıt paranın uluslararası değişim değeri esas alınarak aynı süreç işlemektedir. değişim değeri düşük olan para ya daha değerlisine dönüştürülerek ya da harcanarak elden çıkarılma eğilimine maruz kalır. özellikle enflasyonist ekonomilerde bu o kadar yaygındır ki, insanlar çok küçük miktarları bile değerlisiyle değiştirerek saklama eğilimi gösterdikleri için piyasa yerel para bolluğuyla karşılaşır ve enflasyonist baskı içinden çıkılmaz bir hal alır. teoriye çok denk gelmese de kötü paranın iyi parayı kovmasına ilişkin daha başka bir örnek de, aynı değerde iki paradan yıpranmış olanın elden çıkarılıp, yenisinin saklanması olarak gösterilebilir.