şükela:  tümü | bugün
  • toplumun her kesiminde gördüğüm ve beni gerçekten ürküten durum. siyasi, sosyal, ekonomik, cinsel, dinsel her anlamda sıradanlaşmış bir kötülük durumu söz konusu. bunun böyle olmasının sebebi artık duyarsızlaşmamız, felaketleri normalleştirmeye başlamamız, yaşanılan acıların zamanla geçeceğine dönük inancımız ve daha bir sürü sebep sayılabilir.

    güneydoğuda insanlar ölüyor. konuşmaktan öteye gidemiyoruz.

    suriyeli çocuklar şu soğuk ve karlı kış günlerinde geceleyin dışarıda yatıyor. görüyoruz fakat tek yaptığımız yanlarından geçmek ya da başımızı başka tarafa doğru çevirmek oluyor.

    ülkede büyük bir fakir nüfus var. kazandığıyla nasıl geçindiğine gerçekten akıl sır ermiyor ama biz bunu da büyük bir başarı öyküsü olarak sunuyoruz sadece. tek kelimeyle kepazelik

    birbirlerini sevdiğini iddia eden insanların ayrılmak için kesin bir kararlılıkları olmalarına rağmen karşı tarafın yüreğinde belki de ömür boyu geçmeyecek onarılmaz acılar meydana getireceklerini düşünmemeleri ya da düşünüp bunun zamanla geçecek çok basit bir şey olarak düşünülmesi. ne büyük gaddarlık!

    başka bir dine mensup insanların cehenneme gideceğinden çok normal bir şeymiş gibi bahsedilmesi. kendi dini içinde bile insanların onlarca mezhebe ve binlerce tarikata bölünerek kendi yolunu tutmayanları dışlaması, reddetmesi. daha korkunç ne olabilir?

    kötülük aslında her zaman böyle sıradan gelmiyordu muhtemelen bize. kötülükle tanışmamız çocukluğumuzla başlıyor. küçük bir çocukken bile kötülük yapabiliyoruz. kötülükler başımıza gelebiliyor. kötülüğü her yerde görebiliyoruz.

    hepimizin en büyük günahları çocukluğumuzda yaptığımız kötülüklerdir. saf katıksız bir kötülük anlayışımız vardır ve yine saf ve katıksız bir iyilik anlayışı çünkü henüz kavramlarımızın arasına milliyet, din, sosyal statü, cinsiyetçilik gibi kavramlar yeni yeni girmeye başlamıştır ya da henüz girmemiştir bile.

    bu dönemde insan acizdir. kötülüğünü saklayacak araçlar henüz eline geçmemiş ya da geçse de doğru dürüst kullanmasını bilmiyordur. o yüzden kötülüğü yaptığımızda gerçekten kötüyüzdür. kendimizi avutacak doğru dürüst bir neden bulamayız hatta bulmak zorunda bile değilizdir.

    bu yüzden ilk zamanlarda yaşadığımız travmaları ya ömür boyu unutamaz hale geleceğizdir ya da yaşayabilmek adına artık bunları kanıksamaya başlayacağızdır. zamanla hiçbir şey geçmez çünkü. zaman bizim kendi kendimizi kandırmamız için uydurduğumuz bir kavramdır. zaman dediğimiz şey ruhumuzun kökünden yeniden değiştirilmesi aşamasına verilen isimdir.

    neden zamanla bir şeylerin düzeleceğine olan inancımız zamanla daha da bozulacağına olan inancımızla ters orantılıdır ki? zamanla ne hale geldiğimizi düşündünüz mü hiç? çok mu daha mutlu bireyler haline geldik? çok mu düzgün yaşamlarımız var? dünya daha mı iyi bir yönde seyrediyor?

    aslında zamanı suçlamak, zamandan medet ummak, zamanla her şeyin geçeceğine olan o sahte inanışın hepsi ama hepsi sadece suçlarımızı kapatacak, yaralarımızı kapatacağını ümit edeceğimiz o en temel olgunun bizim tarafımızdan ahlaksızca kullanılmasından başka bir şey değildir. nitekim zaman aslında bir fizik formülü olarak yolun hıza bölünmesinden başka bir şey değildir. yol biziz, hız akıp giden hayatta yaptığımız her şey.

    daha düne kadar birlikte oyunlar oynadığımız oyun arkadaşlarımız ya faşist, ya terörist, ya da vatan haini nasıl oldular?

    hep beraber aynı önlükleri giyerek aynı sıralarda oturduğumuz insanlar kendilerini nasıl bizden uzaklaştırdılar ?

    hepimiz salçalı ekmek yemiş bir neslin çocuklarıyken şu anda parasızlıktan ne yapacağını bilemeyen arkadaşlarımızı ne kadar hatırlıyoruz? ya da parasız durumda olan bizsek nerede köşeyi dönen arkadaşlarımız ?

    beraber hiç ayrılmamacasına, ölene dek birlikte olacağımıza dair antlar içtiğimiz, hayaller kurduğumuz, seviştiğimiz, beraber gülüp, beraber ağladığımız sevgililerimiz nerede?

    dinler binlerce yıl önce yoktu. binlerce yıl önce çıkmayan bu kavga binlerce yıl sonra neden çıkmakta?

    sen dostum, arkadaşım, kardeşim, sevdiğim çok büyük bir kötülük yapıyorsan nolur yapma! zamanla geçen bir şey yok. zamanla daha da doluyoruz, daha fazla yükle devam ediyoruz hayatımıza. bir insanın ölmesi, bir insanın terk edilmesi, bir insanın unutulması, bir insanın açlıktan kıvranması... tüm bunlar kötü şeyler.

    neden sana yaptığın kötülük bu kadar kolay geliyor? hiç normal değil. inan ki!
  • birilerinin çıkıp rahat rahat insan kanıyla duş almaktan bahsettiği bir ülke için çoktan vuku bulmuştur.
    (bkz: sedat peker)
  • insanın kendisine tapmakla başlar kötülük.diğergam olmamak,insani değerleri sanki bir yükmüş gibi kalbinden ve kafasından atan her insan zaten potansiyel kötülüktür.
  • ne sıradanı, makbulleşmesi hatta. bunun bir uzantısına günümüzde politik davranmak deniliyor . istediğinin a.koyup politik davranmak diye sıyrılabilirsin mesela . bir süre sonra zevk almaya başlarsın bile
    (bkz: kevin spacey'nin yavşak gülümsemesi)
  • kötülüğe kötülük diyebilmemiz için, bu durumun sonuçlarına göre kavramın altını doldurmamız gerekiyor. o yüzden.
  • panik yapmayın, tolkien okuyun dediğimdir durumdur. bizim dünyamızda kötülük asla cezasız kalmaz. ve kime göre iyi, neye göre kötü gibi göreceli muhabbetlere de mahal verilmez. siktir edin gerçek dünyayı, gerçek dünyayı kıyamet paklar ancak.
  • beyaza yapılan 2. yanlıştır

    an itibariyle beyaza yapılan protesto

    https://www.youtube.com/watch?v=7ckbqcsdgfa