şükela:  tümü | bugün
  • bilumum turk filmlerinde kotu adam gulusu ile ifade edilen problem.
  • tarihi çook eskilere kadar uzanan problemdir. pek çok düşünür bu konu üzerinde kafa yormuştur. kimisi "tanrı madem mutlak iyidir o halde neden kötülüğü yaratmış" demekte, kimisi dünyadaki kötülüğü "gül ağacındaki diken"e benzetmektedir. misal platon kötülüğün kaynağı olarak kötü ruhları görürken, gazali dünyanın olabilecek en iyi dünya olduğunu söylemiştir.
    tartışamalar süre dursun kesin bir sonuca varabilmek açıkçası kabil olmuş değildir.
    david hume ise şu sorularla irdeler konuyu:
    "tanrı kötülüğü engellemek istiyor da gücü mü yetmiyor?
    öyleyse o güçsüzdür.
    gücü yetiyor da kötülüğü önlemek mi istemiyor?
    öyleyse o iyi niyetli değildir.
    hem güçlü hem de iyi ise bu kadar kötülük nasıl oldu da var oldu?"
    bu çetrefilli sorulara herkesi tatmin edecek bir cevap mümkün müdür acep?
    "dünya imtihan dünyası, iyiye karşı kötülük olacak ki birinden birini tercih etmek mümkün olsun" demek de mümkündür. "madem güç tanrının elinde, dileseydi kimse günahkar olmazdı" demekte.
    kötülüğün iyiliğin bilinmesi için var olduğu iddialarına karşılık madem öyle birazcık kötülük olsaydı biz iyiliği bilebilirdik diyebiliriz pekala.

    bana kalırsa kötülüğün potansiyeli insanoğlunda mevcut ve onun açığa çıkması yine insanın elinde. bir yerde kötülük ve tanrının varlığını iradesini karşı karşıya getirmenin doğruluğunu da tartışmak gerekir.
  • (bkz: teodise)
    (bkz: theodcy)
  • evrendeki kötülüğü üç farklı türde kategorize edebiliriz. ahlaki (moral) kötülük, natürel kötülük ve metafizik kötülük. (bunu leibniz ortaya atmış, tüm filozoflar bunu dahil etmez)

    ahlaki kötülüğe örnek olarak çocuk tecavüzlerini örnek verebiliriz.

    natürel kötülüğe örnek olarak sellerin, depremlerin neden olduğu ıstırapları gösterebiliriz.

    metafizik kötülük ise leibniz’e göre insanın yetkin olmayışı, eksik bir varlık oluşudur. (örneğin ölümlü, sonlu oluşu vs.)

    olayın teodise kısmına geçersek şunlar söylenebilir;

    insan özgür iradeye sahip bir varlıktır bu yüzden de ahlaki kötülükler tanrı’nın insana bahşettiği özgürlüğü kötüye kullanmakla ilintilidir. denebilir ki tanrı (en azından dinlerin tanrısı) insanlara yol gösterici kılavuzlar, elçiler, kutsal kitaplar göndermiş, bu tarz eylemlerde bulunanları tehdit etmiş vs. benim görüşüm de bu tarz kötülüklerin teist bir tanrı tasavvurundan ziyade deist bir tanrının problemi olduğundan yana çünkü deistik tanrı bir kılavuz da göndermez, yarattıklarını müdahalede de bulunmaz, yaratır ve başı boş bırakır.

    natürel kötülüğe gelince sellerin, depremlerin yahut afetlerin kendisinden ziyade neden olduğu ıstırap kötü olandır. doğa olayları çoğu zaman iyi bir amaca hizmet eder mesela seller vadileri oluşturur vs. bu kötülük tipinde de yine sorumlu olan tanrı’dan ziyade insanın kendisidir. evini deprem bölgesine yapmazsan, malzemeden çalmazsan, akıllı ve dürüst davranırsan ıstırabı da büyük ölçüde engellemiş olursun.

    bu konuda ileri sürülen ve tanrı’nın suçlandığı en tipik örnek afrika’daki açlar sorunsalıdır.

    afrika’daki açlar tanrı’nın bir kötülüğünün sonucu mudur, insanın mı bunu iyi düşünmek gerek.

    bence gıda rezervleri tüm dünyaya yetebilecek kadarsa bu sorun tanrı’nın kötü olmasıyla ilintili olamaz. bu konu hakkında yapılan pek çok çalışma gıda kaynaklarının fazla fazla tüketildiğinde bile tüm dünyadaki insanları doyurmaya rahat rahat yettiğini göstermekte. bu durumda, dünyada aç insanlar bulunması insanın tercihlerinin, bencilliğinin bir sonucudur, tanrı’nın bu durumla ilişkisi yoktur denebilir.

    sonuç olarak olay dönüp dolaşıp özgür irade konusuna gelir. insanların kötüye kullanmasına rağmen niçin özgür irade var? niçin insanlara özgür irade verilmiş tanrı tarafından? buna değer miydi?

    bu sorunun cevabı da ancak yine kutsal kitaplar aracılığıyla çözümlenebilir.

    örneğin kur'an bu dünyanın bir imtihan ve yüzleştirme yeri olduğunu söyler.

    benzer şekilde diğer semavi dinler de benzer şeyler ileri sürerler.

    özetle, benim vardığım sonuç kötülük probleminin semavi dinlerin tanrısından ziyade (bilhassa islam’ın tanrısı allah’ın) deist bir tanrı’nın problemi olduğudur. çünkü deist bir tanrı ölüm ötesinde*, herkesin hak ettiğine kavuşturulduğu ve adaletin yerini bulduğu bir yaşam da vaad etmez; yarattığı insana bir rehber de göndermez.
  • bazen problem değil çözümdür. olması gerekendir. kaçınılmaz olandır. hak edilendir. gösterilendir. olmalıdır vesselam.
  • sorun tanrının alim-i mutlak ve kadir-i mutlak olduğu iddiasında yatmaktadır. bu iki iddianın ikisine de doğru demek, üstüne bir de tanrıyı iyi niyet sahibi kabul etmek, kendi içinde hume'un çok güzel dile getirdiği bir çelişki yaratmaktadır. burada ne iyidir ne kötüdür diye derinlemesine tartışma açmak, iki kavramı da karmaşıklaştırmaya çalışmak şahsi fikrimce sofistik numaralarla tanrı inancını haklı çıkarmaya çalışmak, yani düşüncenin ve akıl yürütmenin sahip olması gereken mantığa hakaret etmektir. zira sonuç varsayılarak öncül tanımlanmaz, öncüllerden sonuçlara gidilir ki bir yere varılabilsin. bu nedenle, monoteist, abrahamik dinler olarak anılan dinlerin tanrısı, mevcut dünyanın varolduğu koşullarda bu üç özelliğe de sahip olduğu iddia edildiği için kendi içinde çelişiktir, dolayısıyla bu üç özellikten birinden vazgeçmeden varolması mümkün değildir.

    lakin bu yorum diğer tanrı kabulleri ve sistemleri konusunda bir yorum getirmemektedir, dolayısıyla bir naturalistik/ateistik algının temeli değil, ancak bir başlangıcı olabilir. bir başlangıç olarak da rolü hakim dinlerin tanrı anlayışının hatalı doğasını göstererek, bireyi bir arayışa sevketmek olacaktır. diğer tanrı kabullerinin eksikliklerini ya da gereksizliklerini farkediş, farklı mekanizmalarla gelişen bir yoldur.
  • werner, charles*. "kötülük problemi". istanbul: kaknüs yayınları, 2000