şükela:  tümü | bugün
  • mesela askerde haksız yere dayak mı yediniz; sevgiliniz sizi aldattı mı; üstünüz sizi herkesin önünde rencide mi etti; feci bir haksızlığa uğradınız da hakkınız mı gasbedildi; eğer bütün bunlardan rövanş alamadıysanız geçmiş olsun; bunların hepsi yapanın yanına kar kalmış demektir. iyilikle yumuşakbaşlılıkla ve sabırla karşıladığınız her saldırı; sadece sizden götürdükleriyle var. bunlardan dolayı - size göre - hayatta pişmiş olmak da, hayatın çemberinden geçmiş olmak da veya insan sarrafı olmuş olmak da beş para etmez konjonktürel meziyetlerdir.

    bir insan tokadı yedikçe diğer yanağını çevirse ne olur; sonuçta bu tokada isa gibi gülümsemek de, chuck norris gibi öyle vurulmaz böyle vurulur deyip yumrukla karşılık vermek de bir hiçtir. sonuçta olan şey sadece olmuş demektir ve bizim bunun için; tüh başka türlüsü olsaydı demekten başka bir çaremiz olamaz.
  • kalp gözü dizisi falan değil net bir gerçek var ki, bu dünyada yapılan her bir kötülüğün cezası yapana tattırılır. mesela kötü kişi sana bir zulüm yaptı. senden olmasa da mutlaka sana yaptırdığının en az misli kadarını da elbet çekecektir. çevremizde çok örnek var böyle durumlarda. kötünün başka cezası da ahirette de çekecektir. o nedenle ister öcünü al ya da alma. kötülük yapan cezasını bulur.
  • akrep akreptir ondan uysal bir hayvan olmasını bekleyemezsin. herkesi her şeyi olduğu gibi kabullenmek gerek, ama inanıyorum ki eden çekiyor çekmesi de gerekiyor. ne önemi var o zaman güzelliğin iyiliğin. (bkz: karma)
  • "bir düşmanınız varsa iyilikle karşılık vermeyin onun kötülüğüne çünkü bu tavrınız onu utandırır. aksine, onun da size iyi bir şey yapmış olduğunu kanıtlayın." - friedrich nietzsche.

    size karşı olan kârını düşünmek haksızlığın anlamını sorgulatır. karşılaştığınız durumlar size ne kattı? dayanıklılık? serinkanlı olmak? acı optimizm? gibi gibi.

    öteki yanağını çevirip sonrası sert bir yumruk ödeşmek anlamına gelebilir. haksızlığın bölüşülmesi yarı haklı yapmaz mı iki tarafı da? haksızlığın paylaşımı için karşılık verebilirsiniz fakat kötülüğü kötülükle alt etmeyi istemek sizi nasıl bir pozisyona getirir? orası size kalmış.
  • doğru tespit.
    olmaz ya kötülük yapanın yanına kar kalmadığını farzedelim sonuç değişmez, kötülüğe maruz kalan insan kötülükten dolayı acıyı çekmiştir ve bunu geri döndüremez. karma, ilahi adalet vs. geyikleri sadece insanları rahatlatmak için varlar.
    zamanında sana kötülük yapmış acılar çektirmiş insanı var olduğu şüpheli bilinmeyen bir zamanda şişe geçirseler ne farkeder?
    sen sana yapılan kötülükten dolayı belki günlerce aylarca gözyaşı döktün, belki üzüntüden ciğerin soldu , beynine o acı hatıralar kazındı yani sana olan oldu cancağızım.
    (bkz: ba'de harabi'l-basra)

    neymiş olmayan öteki tarafta hakkını alacakmış, sen ilahi adalet diye kendini kandıracağına inandığın tanrının neden kötülüğe müsade ettiğini sorgulamalısın. buradan yürü, bırak kendini kandırmayı, oteki tarafı beriki tarafı.
  • karmaya inanmayan birey beyanı.
  • gel onu şöyle yapalım; nereye kadar kar kalacağı gerçeği.
  • çoğunlukla gerçektir.

    ilahi adalet, karma, uydurma "eden bulur" yasaları, sadece kötülüğe maruz kalan mazlumları rahatlatmak için uydurulmuş teselli cümleleridir.

    zaten sırf bunun gibi anlık rahatlamalar yüzünden masallara inanan, mücadeleden korkan, bir daha benzer duruma düşmemek için başına gelenleri bir motivasyon kaynağına çevirip kendini geliştirmektense kendi yarattığı masal cümleleri ile gözlerini gerçeğe kapatan bireylerden oluşmuş, yumuşak başlı, naif, sorunlar karşısında söylenmekten başka bir şey yapmayan, en rezil hallerine bile şükretmesi istenen, bireysel olarak veya örgütlenerek isyan etmeyen, savaşmayan, korkak, zavallı bir medeniyet olduk.

    gerçeklerden bu kadar korkmasaydık, muhtemelen şu an bambaşka bir noktadaydık insanlık olarak...

    kendinizi asla teselli etmeyin!