şükela:  tümü | bugün
  • sabahlari gun dogmadan kalkilir tarla departmani; tarlaya, baga, bahcaye gider. hayvan departmani inegi, keciyi, koyunu alir meralara surer. bu iki departman genelde erkeklerden olusur. ev isleri departmanida vardir. onlar genelde bayanlardan olusur. bu departmanda yemek yapilir bulasik yikanir coluk cocuga bakilir. sehirden giden bir sahis icin ilk basta cok ama cok sikici gorulebilir lakin sessizligi sakinligi stressizligi cok dinlendiricidir. yinede belli bir muddetten sonrasi sehirli bir bunyeye zararlidir. uzun sure koyde kalan bir sehirlinin golgede saatlerce yatarak gevis getiren kaygusuz inege imrenmesi sonucunda akil sagligini yitirdigi tarafimca tespit edilmistir.
  • şu hayatta en azından bir defa tadına bakılması gereken yaşamdır.

    zorlukları var elbet. şehir hayatının sunmuş olduğu bazı kolaylıkları bulamazsınız. ihtiyacınız olan bir şeyi temin etmek için, bazen kilometrelerce yol gidip, en yakın il yada ilçe merkezine ulaşmanız gerekir. ama bunu bile tecrübe etmek güzeldir.

    yeri gelir elektrik sürekli kesintiye uğrar, uzun saatler boyunca gelmez. televizyon ve radyo sesinden uzak olmanın sessizliğini yaşarsınız. kendinizle başbaşa kalabildiğiniz ve kafanızı dinlediğiniz dakikaları yaşamanın keyfini bulursunuz. doğanın sesi bozar bu sessizliği. kuşların ötüşü, rüzgarın esişi, eşeklerin anırışı, yumurtlayan tavuğun gıdaklamasıdır kulağınıza gelen.

    kendinizi doğanın kollarına bırakırsınız. hele bir de yeşilin hakim olduğu bir yerse, en büyük eğlenceniz ellerinizin altındadır. çıkar dolaşırsınız umarsızca, yeşilin her tonunu görebildiğiniz, ağaçların verdiği serinliği teninizde hissedebildiğiniz, mis gibi havayı soluyarak yeniden doğmuşcasına derin bir "oh" çektiğiniz dakikaları yaşarsınız.

    dağlardan gelen buz gibi suyu içmenin, dalından koparabileceğiniz meyvenin tadına bakmanın, toz toprağa karışarak kirlenmenin, zevkini sürersiniz. insanların yaşamlarını uzaktan izlersiniz. yeri gelir aralarına karışarak belki de hiç denemediğiniz şeyleri denersiniz.

    hayvanlarını otlatmaya çıkan çobanla ayaküstü muhabbet eder, çamurda oynayan çocukları gördüğünüz zaman çocukluğunuza dönüş yapar, hayatı başka pencereden izlersiniz. farklı bir yaşam biçiminin zevkini hem zorlukları hem de avantajlarıyla yaşamanın tadına varırsınız.

    ve gün gelir, tüm bunları arkanızda bırakarak yaşadığınız yere, evinize dönersiniz. size kalan ise, kısa bir sürede edindiğiniz farklı tecrübeler, anılar ve birkaç fotoğraf karesidir.
  • bayatlayan bütün yiyeceklerinizi çöpe atmak yerine yemeleri için verebileceğiniz inek, tavuk, keçi v.b. hayvanların cirit attığı yerde sürülen hayat.
  • ishal eder.
  • sahte gülücükler, sahte dostluklar yoktur. ya tam dostluk ya da tam düşmanlık vardır bunun ortası yoktur. ayrıca imkansızlıklar size sabretmeyi öğretir.
  • iş menfaatlerin çatışması noktasına geldiğinde gülücüklerin sahte olup olmadığı anlaşılır. insanın olduğu her yerde olduğu gibi sahte gülücüklerin olduğu hayattır.
  • özendiğim hayat.

    şöyle olsun küçük bir evim. bahçem olsun. bostan dediklerinden. salatalık domates maydonoz biber falan ekeyim. bi yerde koyun olsun. kümes olsun mesela çok tavuk hindi falan olsun. çay demleyip evin balkon dediğimiz kısmına oturup güneş batarken serin serin içebileyim. gece buz gibi olsun soğuktan titreyim. bi de böyle yaşarken sıkılmayacağım bir eşim olsun. daha ne isterim ki?
  • bağı bahçesi bostanı hayvanları ile huzurlu, güzel bir hayattır. insanları genelde naif, çok fazla beklentisi olmayan, kendini geçindirmeye çalışan insanlardır. dağ köyü ise, yırtıcı hayvanlar sıkıntı olabilir. fakat köylülerin her zaman çözümleri vardır.

    hatta, inanmak istemediğim, bana anlatılan şöyle sadistçe bir çözüm kullanılmışlığı vardır; kışın aç kalan kurtlar tabi ki köye inmektedir. artık düğün sonrası mıdır nedir, birkaç manyak, hani maalesef manyak demek zorundayım adam demek hafif kaçar, kapıyı açık bırakıp içerde karanlıkta ellerinde davul zurna beklerler. zavallı kurdun biri, zavallı diyeceğim çünkü bu hikayede zavallı olan kurt, tabi ki içeri girer, bunlar o anda açıp ışıkları başlarlar davul zurnaya. dağda sessiz sakin yaşayan zavallı kurt bir anda ışık ve sesten dehşete düşüp odada kaçmaya çalışarak dört dönerken kendini duvarlara vura vura ölür. hatta hikayeyi anlatan, sonra bir köpeğin kurdun başına gelip dili tutulduğundan havlayamadığını falan söyleyip gülmüştü.

    hani doğru olduğunu söylüyor anlatanlar, ama inanmak istemiyorum şahsen.

    ya hangi memlekette davul zurna ile hayvan öldürmek, avlanmak var yahu?
  • sağlıklı bir hayatın başlangıcını oluşturan hayattır.

    tabi, yaşadığınız köyün yanında siyanürle altın çıkarmaya başlanırsa bilemem.