şükela:  tümü | bugün
  • yıllarca şehirde stres dolu çalışıp, trafikten, ucu görünmeyen binalardan, kalabalıktan, kirli havadan, kirli sudan, paranın amaç olduğu bir hayattan sıyrılıp kendini sakin sessiz bir köye atma girişimi. lakin yaşadığınız köy polonezköy değilse eğer, bir süre sonra aldığınız temiz hava, içtiğiniz temiz su yetmemekte, herşeyi tek başınıza yapacağınız olduğunuz gerçeği, en yakın hastanenin 50 km, en yakın okulun 25 km uzakta oluşu, tek eğlencenizin radyo dinlemek ve televizyon izlemek olduğu, akşamları arkadaşlarınızın köyün muhtarı ve sizden 30 yaş büyük dedeler olduğu, gerçeğini de kabullenmektir.
  • köyümüz vianden* olacaksa varım! imece usulü geçinir giderik ne güzel!
  • çoğu kişinin düşündüğünün aksine adamı mahveden bir olaydır.burada yaptığın tahliller falan filan oraya gittikten en fazla 1 sene sonra insanın g.... patlar efendim.
  • filmlerde ve kitaplarda bize öğretilen "büyük şehirde yaşama umuduyla yaşamaktır", köyde yaşamak. bir gün kız kulesini görmek, haydarpaşa'nın o uzun merdivenlerinden istanbul'a bakıp zafer çığlıkları atmaktır.
  • yıllarca şehrin ortasında yaşayıp plazalarda mesai yapmış bir birey üzerinden düşünülüyorsa, kazmanın küreğin, yeni gelinin sike sarılması düsturuyla nasıl tutulacağının gösterimi olabilecek aktivitedir.

    yok zaten şehirde olsa bile mesleki ve/veya keyfi olarak doğa ile iç içe yaşayan bir birey üzerinden düşünülüyorsa pratikte çok bir değişiklik hissedilmeyecek aktivitedir. aslında yapmaya çalıştığımız, özellikle dünyanın ve bölgemizin hava ve jeolojik şartlarını ele alınınca; her an survival modunda yaşamak eylemine hazırlıklı olmaktan başka bir şey değil.
  • köydeki çılgınlıklar bazen şehirdekini aratmaz. mesela sanırsın ki ekmeğini hayvandan çıkaran insanlar hayvana şehirdekilerden daha çok kıymet versin. böyle bir şey yok. köylerde hayvana yapılan zulmün ucu bucağı olmayabiliyor.
  • büyük çoğunluğun amacı da, yaptıklarını şehirde yaşamaya devam eden tanıdıklarına göstermekten ibarettir, "burada tamamen doğal gıdalarla besleniyoruz, stressten uzağız vs vs".
    kendi yapmak istediğini gerçekleştirmekten ziyade, tüm amacı başkalarının takdirini ve beğenisini kazanmaktan ibaret.
    bir işi gerçekten yapmak isteyen ile, laf olsun diye yapmak isteyen arasında gözlemlediğim en bariz fark bu.

    geçimini ve gıdanı tarla işi ile yapacaksan;
    en geç sabah 5 gibi kalkman gerekir, güneş tepeye çıkınca beynin pişecektir çünkü.
    saat 8 gibi kahvaltını tarlanda yaparsın.
    öğlen eve geldiğinde kurt gibi aç olursun.
    erken kalktığın için mecburen öğlen uyursun.
    öğleden sonra tekrar tarlaya gidersin.
    hava kararırken geri dönersin.
    bütün gün fiziksel olarak çalıştığın için, saat 21:00-22:00 dedi mi yatağa düşersin.
    güzel tarafı; basittir, stress yapmaz çünkü beyin yerine kas gücüne dayalı işler ağırlıktadır.

    birikim amaçlı yaşamazsın, buğdayı ambara koymadan rahat edemezsin, ileriye dönük planlar hep tarladaki ekine göre olur.
    "of ne biçim dolu yağdı, oh dışarısı buz gibi evin içi sıcacık" diyemezsin, çünkü bu durumlarda aç kalırsın.

    istanbul'da "köy,köy" diye sayıklayan kim varsa gönderdim peder bey'in çiftliğine. en iradeli olanı bir hafta dayanabildi, o çalışmadan, sadece yiyip-içip yaşadılar orada. iş yaptırsan 3 gün dayanamaz. adam daha tarlada çapa sallamadan hava değişiminden hasta oluyor.

    yürüyen merdiven kullanan insanlara göre değildir köy hayatı.
  • köyde yaşamak güzel olabilir de, o pis köylüleri ne yapacaz peki? beni içinde köylü olmayan bir köye bırakınız.