şükela:  tümü | bugün soru sor
  • su siralar deli gibi koy hayatini doya doya yasamak istedigimden dolayi dusundugum nedenlerdir. toprak cekiyor adeta..
    biberimi yetistireyim, sari kizi besleyeyim, tavuklarla dertleseyim falan..

    nedir abi koy yasamini sehirden ayiran detaylar?

    * gosteristen uzak bir hayat
    * tarim ve hayvancilikla ugrasmanin dayanilmaz cazibesi
    * park sorunu ve trafigin ne oldugunu unutmak
    * modern koleligi bi nebze de olsa minimize etmek
    * olabildigince temiz hava
    * az insan

    ornekler cogaltilabilir. tabi ki eksi yanlari da vardir lakin turkiye'nin metropolunde yasamaktansa isvec'in bilmem ne koyunda yasamak hep daha cazip gelmistir.
  • görebilirsem emekli olduğumu; işte o zaman yapmak istediğim şey köye yerleşmek. babamın köyüne yerleşeceğim. hayatımda sadece zeytin yetiştirmek, tavuklara ve sebze bahçesine bakmak olacak. tek derdimin, bugün tavuk neden iki değil tek yumurta yaptığı olmasını istiyorum.
  • günümüz şehir hayatı göz önüne getirilince çok mantıklı ve uzun zamandan beri aklımın bir köşesini kurcalayan düşüncedir. birazcık el beceriniz varsa kendinizi o filmlerdeki verandalı evinizde düşündüğünüzde keyiften ölebilirsiniz. bilmiyorum belki yaşın verdiği dinginlikten kaynaklı da olabilir ama bu kölelik insanı içten içe yiyip bitiriyor. herşey gözüme batar oldu artık. sabah izban ile işe giderken kulaklığından kulakları kanatacak çirkinlikteki müziğini herkesin duyacağı şekilde açmış ve çakkıdı çakkıdı sakız çiğneyen biriyle ne kadar mutlu gidilebilir ki işyerine ?

    çare yurtdışı.. sonuç göz kamaştırıcı.
  • saçma sapan gürültülere maruz kalmak,
    tuvalette,restorantta, otobüste,minibüste akla gelebilecek her yerde sıra beklemek,
    hava kararınca yıldızları göremeyip hayıflanmak,
    koku duyumuzun körelip hiç bir kokuya hissedemeyecek duruma gelmek,
    mevsim geçişlerini anlamamak,
    suni ve yapay insan ilişkileri,
    tabiata ait doğal seslerin yerini alan motor ve bu minvaldeki diğer sesler,
    her geçen akli dengesi bozulan insanlarla karşılaşma olasılığının artmış olması,
    ve daha da sayılabilecek birçok sebep
  • hali hazırda imkanları varken şehirde yaşayan bir salak olarak desteklediğim ama yapamadığım şey. neden? çünkü çocuklar okuyor, hanım köy hayatı sevmiyor. ulen mis gibi yerde, kendi ailemize ait zeytinlikler kirada, başkası ilgileniyor. anne, baba yaşlandı bakamıyor, zaten onlar da şehirde yaşıyor. bende tam bir mal olarak sabah 8 akşam 5 kölelik yapıyorum. kafama sokayım.
    edit: babası çobanlık yapmış ve küçüklüğünde her türlü büyük, küçük başla muhatap olmuş, meyve sebzenin tillahını yetiştirmiş olan biri olarak aşağıdaki arkadaşa da selam ederim.
  • bayılıyorum böyle güzellemelere.
    köyde yaşamak güzel bik bik bik. köy hayatını heidi izleyerek öğrenmiş zaar.

    yani bu arkadaşlara iki tane keçiye al bak desek çıldırırlar ama klavye başında güzellemenin bini bi para. kolundan elinden tutan var sanki. herkesin ağzında köy lafı ama icraat yok tırt.

    sen o köyde yaşayan insanların ellerine-yüzlerine bak bi hele. toprakla hayvanla uğraşanların nasıl zorluklar yaşadığını az çok anlarsın. sonra gel güzellemeni yap minnoş şey.
  • az insan,az araba, kapımda bir köpek, bir kedi, belki teke de alırım. müstakil bir ev,birlikte gezebileceğim yumurtlamayı seven bir düzine tavuk.
  • köylü güzeli.
  • az insan.
    (bkz: az insan çok huzur)
    yıllar önce okuduğum bir araştırmaya göre yetişkin bir insan en fazla 150 civarındaki ismi ve yüzü eşleştirebiliyor. sayı arttığında birbirine benzetip karıştırmaya başlıyor. işte köyün en büyük avantajı bu herkesin birbirini tanıdığı hikayedir.

    kısa mesafeler.
    her yere 5-10 dakikada gidebilmek paha biçilmez. yolda geçen ve ömürden israf olup giden saatler yok. sonra trafik yok. şehrin o beynimizi oyan uğultusu yok. ambulans ve polis sirenleri, kafasına göre çalan araç ve işyeri alarmları, apaçilerin turbo mutorlarının vızıltısı yok gece vakti.

    yürümek.
    istanbul'da metroya binen anadolu'dan gelenler hemen dikkatimi çeker. biz şehrin forma soktuğu köleleri habire hedefimize koştururken yürümektedir onlar. yürüyen merdivenlerin yürüyen insanlarına dönüşmüşüz şehrin koşuşturması içinde. ama sakince yürüyen bantta durarak bekleyen naif kardeş, abla, teyze, şehrin zombileştiremediği sensin işte. halbuki köyde sakince yürüyebilirsin her yere.

    ekmek.
    köy ekmeği seviyorum ben.
    fiil olan ek-mek hadisesi de güzel ama teoride olduğu kadar kolay değil sanki. doğru zamanda ürünü ekip suyunu ilacını doğru şekilde vermek gerekiyor ticari ürün elde etmek için. ama ticari kaygı güdülmüyorsa keyfine göre ufak bir bahçe yapmak zevklidir elbette. şehirde saksıda yapamadığın nice şeyi toprakta güle oynaya yetiştirebilirsin.

    gün batımı.
    çocukluğumda ara sıra gittiğimiz o köyde açık havada, açık bir ufukla gün batımını yaşamayı özledim. şehirde binaların, yapay ışıkların arasında farkına bile varmıyorum çoğu zaman günün battığının, yıldızların çıktığının. doğa ile, doğamız ile barışmak demek biz şehrin insanı için işte köy hayatı.

    ucuzluk
    köy ucuzdur nihayetinde değil mi?
    şehirde ulaşım, kira, yeme-içme, hizmet sektörü nasıl uçuksa, köyde aksine bu masraflar yoktur ya da yok gibidir. hafta sonu çocuğumla evden çıkıp 2-3 saati dışarıda geçiriyorum ya, eve dönüp ne harcadım diye düşününce dehşete kapılıyorum. işte köyde bu maliyet sıfıra yakınsar. elbette bu yaklaşım eleştirebilir, ama çoğu insan da bu yüzden kaçıyor büyük şehirlerden.

    doğal hayat oh ne rahat.
    bu konuda yazmak istemiyorum.
  • insan hayatının kısalığı göz önünde bulundurulduğunda,insanın hayata bakışına göre olumlu nedenlerdir.

    insanın huzuru ve anlamı arayışını neyde bulacağını bilemeyiz fakat köy hayatının sadeliği,havanın temizliği,toprağın dinginliği,imece ruhu belki bu anlamı insana vermede faydalı olabilir.
    apartmanlar arasına sıkışmış,eli toprağa değmeyen,en yakın aile fertlerinden başka gerçek anlamda kimse ile sosyalleşmemiş(arkadaşlar ve dostlar ile sosyalleşmek sadece zaman öldürmek bence) insanlara köy iyi gelecektir.
    günümüzde bu kadar antidepresan kullanımının bir sebebi de insanları bulundukları kafesten dışarı çıkaramamak ve aynı kafesi insanlara daha güzel göstermek niyetidir.
    kolay bir yaşam olduğu iddia edilemez fakat güzel olan hiç bir şey de kolaylıkla elde edilemez.