şükela:  tümü | bugün
  • ecevitin cok sevdigi onerme
  • ataturk'un 'turkiye tarim ulkesidir' anlamina gelmekte olan ozlu sozu.
  • atatürkün kurduğu cumhuriyetin büyük kesimini oluşturan kesimin, toplum üstünde egemen güç olduğunu belirtmek için söylediği söz. demokrasinin alt yapısına katkıda bulunmak amacı yoktur da denilemez.
  • tbmm girişindeki tabelada yazan söz, her ne kadar rahmetli bunu kastetmemiş olsada.
  • ataturk gibi onlarca omre bedel kisisel tecrubesi bulunan ve bati tarihi hakkinda da epey kitap okumus bir insanin, muhtemelen politik nedenlerden oturu sarfetmis oldugu, lakin sonradan bu kadar ciddiye alinicagini tahmin etmis ve hic soylememis olmasini diledigim sozu.

    elbette bu tip sosyolojik ve politik yorumlar yapabilmek, aramizdaki birkac nesillik fark yuzunden, bizim icin daha kolay. daha fazla bilgiye daha kolay ulasabiliriz ve dahasi, insanlik ataturkten sonra, fasizmin uc noktasina, sosyalizmin uygulanisina, soguk savasa, kuresellesmeye ve bilisim devrimine taniklik etti.

    butun bunlari gordukten sonra, tarihin daha kolay analiz edilebildigi bir evrede yasayan bizlerin, boyle bir fikri savunabilmesine imkan yok. ataturk inanarak soylemistir veya politik amacla soylemistir, onemli degil, artik 21 yydayiz ve bu saatten sonra koyluyu milletin efendisi sanmak, hele ki sirf ataturk dedi diye, bagnazliktir.

    "sevducegin gotundeki sivilcenin cima halindeyken surata patlamasi" gibi basliklardan yeterince usananlar icin, bu onemli konuyu soyle kisaca izah edeyim:

    tarih boyunca koyluler topraktan ayri bir birey olmadilar, toprakla birlikte alinip satilan bir maldilar. elbette ki tarim toplumlarindan bahsediyoruz, venedik gibi ticaretle ugrasan deniz toplumlarinda veya osmanli oncesi turkler gibi gocebelerde boyle bir kavram yok. neyse efendim, sonucta koylunun topraktan ayri degeri yoktu ve cogu zaman da ise yarar hayvanlardan daha degersizdi.

    ne zaman ki endustri devrimi oldu, o zaman topraga bagli koylu kavrami da yikildi. bu koylu yiginlarinin cogu dagilarak isci kesimini, memurluklarin bir kismini ve ayni donemde ortaya cikan milliyetciligin dogurdugu ulus-devletlerin "kadrolu" askeri gucunu olusturdu.

    lakin, ayni donemlerde bizde, yani osmanlida, bu saydiklarimin hicbiri olmadi. cunku osmanli gercek anlamda hicbir zaman, butun bati yanlisi reformlara ve fransiz etkisine karsin, endustri devrimini gerceklestiremedi. kucuk captaki endustriyel hareketlerin hepsi, ulkemizde gsmhnin yarisina esit sermaye yatirimi yapmis bulunan fransaya ve diger batili great powerlara aitti. (osmanli iflasini ilan ettiginde, bu kadar buyuk yatirimlarin geri alinamayacaginin anlasilmasiyla fransada yer yerinden oynamisti. almanya ise elbette endustrilesmenin omurgasi olan demiryolu hattini kendi stratejik cikarlari icin yapmisti, yani hicaza baglanti saglayip, ortadogudaki ingiliz ve fransiz girisimlerine lojistik ustunlukle cevap verebilmek icin. bir ilginc nokta da butun bunlarin oldugu sirada, o topraklarin hala harita ustunde osmanli topragi sayilmasidir)

    neyse efendim, konudan fazla sapmayalim ve diyelim ki avrupanin aksine, gercek bir endustrilesme atilimi gerceklestirememis osmanli imparatorlugu yikilinca, hala nufusun hemen hepsini olusturan koyluler ve koyluluk kulturu turkiye cumhuriyetine miras kaldi. bu donemde ulkemizde birlestirici unsur olarak islam yerine turkculuk hareketine agirlik verilince, olen, surulen veya kacan azinliklar beraberlerinde butun ticaret, sanat ve zanaat kulturlerini de goturduler. osmanliyi yuzlerce yildir bu yonden ayakta tutan bu gayrimuslim azinliklarin yoklugunda, geriye kalan, savastan yeni cikmis, guclu bir lider yonetimindeki koylu(halk) ve asker(devlet yonetimi) topluluguydu.

    savastan yeni cikildigi icin ve en etkili sekilde cabucak toparlanmak gerektigi icin ulkede basinda ataturkun oldugu cok merkeziyetci bir yonetim kuruldu. bu sayede hizla reformlar yapildi, lakin bir yan etki olarak, ilerleyen yillarda ulke yonetimi askerler/devlet tebaasi bir yana, vasifsiz isciler/koyluler bir yana olarak ayrildi. bu cok onemli bir noktadir ve daha fazla aciklanmayi hakeder:

    avrupada kesifler caginin ve endustrilesmenin yarattigi sermaye birikimi bazilarimizin sevmedigi bir kavram olsa dahi, ulke yonetimindeki guc dengesinin saglanmasi icin onemli bir unsurdur ve bizde eksik kalmistir. sadece buyuk sermayenin degil, kucuk burjuvazinin de olmayisi, hem de tarihimiz boyunca, bu baglamda cok zararlidir. zira gucunu ornegin ticaretten kazanan kucuk burjuvazi, devletin buyuk oyunculariyla halk arasinda bir tampondur ve halk icinde herhangi bir hareketin yayilabilmesinin anahtaridir. (reform ve ronesans hareketleri, aydinlanma cagi gibi devrimler basarilarini bu kucuk burjuvaziye borcludur)

    aldigi miras itibariyle butun bunlardan yoksun turkiye cumhuriyetinde, bu merkeziyetci yapilanma, koylu/asker (veya devletten gecinen/vasifsiz digerleri) arasindaki ucurumu derinlestirmistir. iste bu nedenledir ki koylunun turkiyede hicbir zaman en ufak bir gucu olmamistir. burjuvazinin yardimi olmadan dogru duzgun organize olamadiklari ve ellerinde hicbir koz bulunmadigindan, tum kuvvetler dengesi devletin tarafina kaymis, bu yuzden demokrasi unsuru olarak bile onemleri kalmamistir.

    bu noktada "iste yine bir turk dusmani daha, kendi halkini kotuleyerek egosunu tatmin ediyor" diyenlerden birkac paragraf oncesini tekrar okumalarini rica ediyorum. sorun ne islamda, ne de turklugumuzde. deger yargilarimizdaki (ya da devletin deger yargilari mi demeliydim) ve kulturumuzdeki birtakim carpikliklarin, tarihsel nedenleri var ve buraya kadar yazdiklarimin bir ozeti olarak, bu nedenler: osmanlinin ekonomik/teknolojik ilerlemeye ayak uyduramayisi, sonuc olarak politik ve askeri anlamda cokusu, bunlarin sonucu olarak fiilen cokusu, yerini yeni ulus-devlet modelinin almasi, bu esnada azinliklarin ulkeden kovulmasi/kacmasi, geriye kalan harap ulkenin toplumunun ikiye ayrilip gucun sadece bir kesimin elinde bulunmasi..

    [edit 1:osmanlinin neden ekonomik ilerlemelere ayak uyduramadigi ise daha derin bir analiz gerektirir ama kisaca bunun koku, fetihlere dayali ekonomisinin savas basarisizliklariyla duraganlasmasi ve en bastan beri statukocu bir sosyal yapinin hakim olmasidir. aksine her turlu boklugun hukum surdugu feodal avrupa, tam da bu feodal yapi, kilisenin bokluklari ve denizcilikteki basarilari sayesinde daha dinamik bir sosyal yapiya burunmus ve rekabet sayesinde ilerleyebilmis.]

    bakin bu tarihsel saptamalar, taa osmanlidan gunumuze kadar devam eden devletci/statukocu zihniyetin varligiyla da ne guzel ortusuyor. avrupanin deger yargilarina gore, en onemli unsur insan ve millet iken, bizde bunlar devletin bekaasindan sonra gelir. anayasalarimizi okumus olanlariniz varsa, ama/fakat anayasasinin ne oldugunu bilirler. bilmeyenler icin soyle ozetleyeyim: 20 yyda hazirlanan tum anayasalar bireyin haklarini ve ozgurluklerini guvence altina alirken, bizimkisi devleti korumak icindir. ornegin, "kisi ozgurdur" der, altina da istisnai durumlari iceren ve hepsi ama/fakatla baslayan 150 tane ek madde koyar, sonunda da ancak gozunun ustunde kasinin olma hakki kadar ozgurlugun kalir.

    deger yargilarimizdaki farkin bir baska ornegi icin af yasalarina bakin. adam oldurmus tutukluya af cikariyorlar, lakin devlete karsi suc islemis olanlar hicbir zaman aftan yararlanamiyor. simdi bu cok ciddi bir devletcilik ornegi cunku devlete karsi suc demek sadece devlet sirri satmak degil; uzerinde turk bayragi bulunan balona basmak da, ataturke herhangi bir hakaret de bu kapsama giriyor. yani bir bilimadaminin "devletin ve milletin bolunmez butunlugunu bozan" bir yazisi, her ne kadar bunu ihbar eden kicikirik yuzbasilar ve cevval cumhuriyet savcilari tarafindan anlasilmamis dahi olsa, kasten adam oldurmek kadar affedilir degil.

    politik yapi da bu derindeki yatan zihniyetin bir aynasi. sol partilerinin bile halkcilikla ve demokrasiyle (dsp parti tuzugu gulmek isteyenler icin onerilir) uzaktan yakindan alakasi olmadigi bir ulkedeyiz. onun yerine sol da sag da devletten gecinme ve "koylu"yu kaziklama pesinde.

    bu asiri-devletci-merkeziyetci model de bahsettigim tarihsel olaylarin dogal sonucu, zira devleti kontrol edenler, kendi egemenliklerini korumak icin statukoculuktan yana olacaklar. yenilikci veya ozgurlukcu herhangi bir gorus, "devletin bolunmez butunlugu" gibi bir tabu sayesinde reddedilecek. ozellikle milliyetcilik ve bunun beraberinde getirdigi vatan-millet-sakarya edebiyati bu devletci zihniyetin bir numarali silahi, cunku bu soylevler, osmanlida ve t.c. nin kurulusunda hakim olan askeri bir yonetimin zihniyetiyle birebir ortusuyor.

    [edit 2: bu cok onemli bir nokta ve daha iyi anlasilmasi icin soyle dusunun: bir ekonomik oligarsiyi* savunmak icin milliyetcilik iyi bir arguman degil, daha ziyade globalizmi ve serbest piyasa ekonomisini desteklersiniz. ama askeri bir yonetim zihniyeti kendini savunmak icin milliyetciligi korukleyecek cunku hem yonetenler her sictiklarindan vatansever olduklarini soyleyip dokunulmaz olacak, hem dis tehlikelere surekli isaret edip "biz bu milyar dolarlari harcamazsak ertesi gun isgal edilirsiniz" mesaji verecek, hem de buna karsi cikanlari vatan hainligiyle suclayabilecek. bu sayede "koyluler" hep koylu kalacak. bu tip istismarlari kolaylastirmak icin de ataturk figuru kullanilacak, ismi her firsatta zikredilip, bir nevi buyuk birader yapilacak. (1984 te halk buyuk biraderi seviyordu da, sadece korku degil)]

    gordugumuz gibi bugunku hakim anlayisin ve ideolojilerin kaynagi olaylar zincirini geriye dogru takip ederek bulunabilir. tabii burada atladigim bir suru nokta var. ornegin soguk savas ve abdnin etkisi. bildiginiz gibi komunizme karsi kullanilan kalkanlardan biriydik ve sol/sag catismalari da (dolayisiyla bahsettigim milliyetcilik/delikanlilik kulturu), bu dinci hareketleri de, soguk savas tarafindan koruklenmistir. abdnin bu etkisini es gecmemin nedeni, osmanlinin ekonomik reformlarinin yetersizliginin ve onun, feodal duzenin yarattigi burjuva/halk etkilesiminden mahrum olmasinin, yarattigi sonuclarin cok daha dramatik olmasidir. abd buna kiyasla daha alt duzeyde bir etkendir.

    bir baska deyisle endustri devrimini gerceklestirebilmis bir osmanli, yikilsaydi dahi, yerlestirmis olacagi sermaye kulturu ve bireyin topraktan ozgurlesmesi anlayisiyla, t.c. nin kaderini tamamen degisitirirdi. ne merkezi hukumet bu kadar kuvvetli olurdu, ne de askeriye, uzun sureligine yonetimdeki tek soz sahibi kesim olurdu. demokrasi, insan haklari, bireyin ozgurlugu, bilimsellik ve teknik devlet gibi kavramlarin dogmasi ve halka nufuz etmesi, simdiki gibi tepeden inme ve yarim yamalak degil, "asagidan yukari" bir hareketle olurdu. en onemlisi, ozgur dusunce anlayisi, cok daha genis bir kesime yayilmis olurdu. boyle bir toplumun devleti gucu itibariyle yine de abdnin uluslararasi politikasinda bir piyon olabilirdi, kim bilir, ama en azindan toplumun kendisi iki kicikirik ideolojik propagandayla 50-60 yil suren bir bunalimin icine suruklenmez, hem ekonomik hem de entellektuel acidan, bu etkilerin cok ustunde olabilirdi. ve koylu dedigin de guc sahibi bir kentli olur, en azindan milletin bir parcasi olan kendisinin efendisi olabilirdi.