şükela:  tümü | bugün
  • sen birde onları pavyonda gör, dedirten yersiz suçlama.
  • (bkz: maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi)
    adamların önce karınlarını doyurması gerektiğinden normal olan durumdur.
  • hayatında hiç kanaviçe işlenmiş sedir örtüsü, iğne oyalı çevre, el örgüsü yün çetik görmemiş zavallı birinin önyargısıdır. çok köy görmüş, çok köylü tanımış biri olarak,güneydoğunun kuş uçmaz kervan geçmez dağ köylerinde dahi insanların hiç değilse yaşadıkları tek göz odayı imkanlarınca güzelleştirdiğini,giysilerinde ellerinden geldiğince güzel görünmesine özen gösterdiğini gördüm.tabi estetik algısı dayatılan güzellik kavramı, konsept mağazaları ve ünlü markaların ürünleriyle kayıt altında olan birinin bunu görmesi imkansız
    resim müzik edebiyat kısmına gelince onu önce köy enstitülerini sonra da halkevlerini kapatanlara soracaksın
  • belki ekonomik kaygı sürecini aşamadıklarından estetik kaygıya sıra gelmemiştir ne dersin=
  • ımkanlar dahilinde gelişmektedir. gelişmiş ülkeler ve gelişmekte ya da gelişmemiş ülkelerde ki köyleri kıyaslamak; aylık 100 bin lira geliri olan adamla yıllık 10 bin lira geliri olan adamın hayat standartlarını ve zevklerini kıyaslamak gibi bir şey. bizim daha büyükşehir dediğimiz yerleşkelerde şehirleşme tam olarak sağlanamamışken köylüden masalsı yaşam alanları beklemek pek acayip. yoksa gübreden duvar çalıdan dam yapılan afrika kabilelerinde bile sanat görülür. su yok. aş yok. çaput yok ama renkler var. şekiller var.

    e tabi, hepsi bakmasını bilene. yoksa tarlaya ekilmiş mısırların sıralanışında da bile bilmeye estetik unsurlar hakim.

    ama estetik dehası eğitimli şehirlilerin yıkarak, keserek ve inşa ederek beceremediği sanatı, gayesi sadece üretmek ve ömrünü tüketmek olan köylülerden beklemenin neyin yoksunluğu olduğuysa tam bir muamma.

    söz bitti. bu pilav daha da su kaldırmaz.
  • doğrudur, kaygıdan yoksundurlar. zira köylüler estetik üzerine entellektüel geyik yapmayı bilmezler ve fakat estetik bir ortam içinde yaşarlar. estetiği hayatın doğal bir parçası olarak farkında olmadan içselleştirmişlerdir.
    şehirli insanların özünden kopmuş, çarpık estetik anlayış ve algılayışlarına karşılık, hayatın ve doğanın estetiği köylülerin eserlerinde ve ifade biçimlerinde yaşamaktadır.
  • (bkz: hallstatt)
  • kent dışında herkez uslu oturur. baştan çıkarıcı birşey yokki orada. kent dışında yaşayan kimselerin uygarlıktan iyice uzak olmaları bu yüzdendir ya. uygarlık ulaşılması hiç de kolay olan bir şey değildir. kişi ancak iki yoldan ulaşabilir uygarlığa, birisi kültürlü olmak öbürü de ahlaksız olmak. kent dışında yaşayanlar bunların ikisinede fırsat bulamadıkları için durgun sular gibi yosun tutup giderler.