şükela:  tümü | bugün
  • bizimkilere insaflı davranmışlar. solakgiller oluyoruz. dedeme kadar; bıçak, balta, keser, tonavida vb alet edevat sol el ile kullanılırmış. ama kaşık, kalem gibi diğer ihtiyaçlar sağ el ile yapılırmış. ilginç olanı, ilkokul birinci sınıfta kolumu kırdım ve sol el ile 3 ay yazmak zorunda kaldım. o sebepten her iki elimi birçok alanda kullanabiliyorum. demek ki genlerde var*
  • fiziksel form, yapılan iş /eylem, zamanında birinin söylediği bir söz veya nadir olarak kişinin karakteri bu tür lakaplara alt zemin hazırlıyor tanıdığım kadarıyla.

    parmaksız recep; orantısız olarak ellerin vücuttan küçük olması. brakidaktili diye bir hastalıktan mütevellit almış bu lakabı. bu adamı bir kere görmem yetmişti sebebini anlamak için lakabının.

    arap yüksel; evet adamın ten rengi kara ama amerika'nın en melez zencisi yanında kömür kalır. eşine sormuştum neden arap diyorlar diye, küçükken köy pazarına gelen çingenenin teki milletin ortasında çocuğa bakıp arap demiş diyeymiş.

    yetiş dayı; adamın 8 mi 10 mu ne kız kardeşi var. hepsi de evlenince bir jenerasyon sonra köyde bulunan nerdeyse tüm bebeliklerin dayısı olunca al sana lakap.

    topal mustafa; her köyde var sanırım çok bir background aramaya gerek yok.

    koca fatma; annemin annanesi. köydeki en uzun insanmış. üstelik kadın kacirilirken kafasına büyük büyük dedem bayıltmak için tencere ile vurmuş kör etmiş karıyı. ama kör fatma kontenjanı doluydu herhal.

    sarhoş; adamın adını hatırlamıyorum ama kaynakçı bu. bir kere mesai saatinde ayık gördüm. akşamları fix sallanır bu emmi. bakkala girer böyle bi iki dakka kapıda rölantide bekler, bakkal tanır bunu sigarasını uzatır sonra arabaya gider böyle bi 10 dakka eski 302 halk otobüsü sesi çıkartır debriyaja basmayı akıl edemez falan.

    gomünist özer; adam chp ye oy veriyor.

    eşek memet; bu adam 70 yaşında. ama ben böyle bel kullanan adam görmedim arkadaş. bi de susmuyor aq! yani hem çok konuşuyor hem de çok çalışıyor diye mi bu lakabı hak etmiş dediydim acayip ters köşe yaptı beni. sulama kanallarında su biriksin diye eskiden bent yaparken tahtadan yapılan bir nane varmış. ona eşek denilirmiş. bu adam da en iyi eşek yapan adammış o zamanlar.

    savcı ibraam; babamın babası olur. a.k.a. dedem. ilkokul 3 mezunu adam. normalde de inşaat ustası/ işportacı/çiftçi.
    anlaşmazlığa düşen taraflar gelip olayları anlatıp kim haklı dermiş. uzlaştırmacı ibraam'ın söylemesi zor tabi.

    mıgıdıç ayşa; babannem'in garip literatüründe duyardım bunu, kadının lakabı mı bilmiyorum. yavru kedileri de böyle seslenerek severdi/kovalardı. sordum küçük şişman manalarinda kullanıyormuş. sanırım ermeni rum kökenli olmasından ötürü.

    öküz mustafa; herif bildiğin öküz. ne konuşmasını ne susmasını biliyor.

    kitapsız; bu arkadaşımın da lakabıydı. dedesinin babası köy imamı ve hafız, ezberden kuran okuyor. soyadı kanununda da lakabı olan kitapsız ı uygun görüyor kendine. sonra arkadaşın babası soyadını kitapçı olarak değişiyor tabi.
  • şeytan hasan. adamın tek suçu köyde motosiklete binmek.
  • insafsız oldukları tartışılmaz... dedemin komşulardan birinin tek gözü görmüyor diye kör cemal lakabı takmışlar.
  • köylülerden aristokrasi bekleyen garip tipleri göz önüne seren vasat durum. adı üstünde köylü, gidip de “bukowski, pinochet, charizard, dembele vs” lakaplar beklemek biraz saçma bu charlardan.
  • karaburun'da albino hastası bir amcanın lakabının "ak kafalı" olması, babasından kalan arsayı sattığı ve baya zengin olduğu dönemde herkesin ona "akbank" demesi

    bu entriyi girerken ismini düşündüm düşündüm en az 20 yıldır tanıdığım adamın ismini bilmiyorum.
  • horoz
  • götüaşşalar ve daşşaanoğlu diye lakaplar yakıştıran bir köyden çıktım. götü aşağıyı anlarım da taşağın oğlu neden?
  • sociolinguistic'e meze olan bir durumdur.
    istanbul sosyetesinin kınadığı, muhtemelen yurdum insanının açık sözlülüğü, garibanlığı ve doğallığından kaynaklanır.
    ben çocuklara kelime bilgisi verirken bile “şişko” kelimesini kullanmaya çekiniyorum çünkü doğaları gereği fazla acımasızlar ve birbirlerinin özgüvenlerini zedeleyecek kelimeler kullanıyorlar. öte bakıyorum da köy yerlerinde yaşayan yurdum insanı bir ötekine “topal necmi, bitli hayriye, deli ayşe” vs. demekten çekinmiyor. bu galiba çocuksu bir doğallığın ve kendini olduğu gibi kabullenişin bir yansıması.
  • çörtüğün halil. çörtük ne la.
hesabın var mı? giriş yap