şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ne zaman aracımla köy yollarına vursam, öndeki doblo'nun, kartal'ın, station toros'un camından dışarı sigara izmariti, mandalina kabuğu, buruşturulmuş peçete atıldığını görüyorum. çocuklar da genelde algida jelatini fırlatıyor. hani köylü milletin efendisi idi. hani köylü doğası ile içiçeydi, hani köylümüz hes'lerle mücadele için toplanıp bağırıyordu. bir ege kasabasına yerleşen ekşici kardeşim gideceğiniz köylerde doğasına saygısı olmayan köylüler sizi bekliyor olacak, bu gerçeği bilin de öyle gidin. bunun adına cehalet mi desek bilinçsizlik mi desek bilmiyorum ama sanayi atıkları kadar olmasa da köylü de atık bırakıyor. ha köylü nükleer atık değil organik atık bırakıyordu. eline siyah petrol atığı poşet geçince o poşeti de bırakmaya başladı. tombul efes şişesini de camdan dışarı fırlatır oldu. malesef
  • araç kullanımı dışında doğru olması mümkün önerme.

    biz şehirdekiler ne yiyorsak, köylüler de artık onu yiyor. biz ne satın alıyorsak, onu satın alıyorlar. elektrik tüketimi falan da çok farklı değil. kısacası, tüketim alışkanlıklarımız arasında fazlaca bir fark kalmadı.

    bizler şehirlerde her gün arabaya ya da toplu taşımaya biniyoruz, onlar binmiyorlar. tek fark bu. ama bu farkı da yüksek miktarda mazot harcayan traktörler ve iş makinalarıyla kapattıklarını söyleyebilirim.

    bunun yanı sıra, bilinçsiz ve bilgisiz köylülerimiz, önlerine gelen her yere sondaj vurarak yeraltı suyunu tüketmiş durumdalar. yanlış gübreleme ve ilaçlama nedeniyle, toprağı da ölüm sınırına getirdiler ülkenin bir çok yerinde.

    hiç öyle "köylümüz doğa dostudur" muabbetine girmesin kimse; o doğa dostları istisna. kar elde edeceğini bilsin, bizim köylümüz ormanı kesip satar -ki satıyor da...
    ya da yakıp tarla için kendine alan açıyor, her neyse...

    ha bir de, "akarsu pislik tutmaz" atasözüne dayanarak, her türlü çöpü akarsuya atmak, lağımı akarsuya yönlendirmek gibi uygulamalar vardır köylerde. onlara sorsan her yer çöplüktür zaten, at gitsin.
  • tabi canım, köylü ne bilsin çöplerin toplamayı, onları geri dönüşüm için ayırmayı filan.

    ibretlik öykümüz, çandarlı -meltemköy tatil sitesinden.
    bu sene 1.5 ay orada kaldığım için, daha da çok gözüme battı insanların yaptıkları.
    bir kere, izmir'in bu nadide köşesinde, giriş kapısında bile atatürk'ün izindeyiz yazan sitenin sakinleri, emekli memur, öğretmen ve askerlerden oluşuyor.
    bakın bu çok önemli!
    hepsi de okumuş, iyi kötü görmüş geçirmiş kimseler.
    bu insanlar, sadece site sakinlerinin kullanması için yapılmış bir plajı kullanıyorlar.
    ama plaj, adeta büyük bir küllük gibi.
    sigara izmaritlerinin ekildiği kumsal...
    her taraf, boş pet şişe, abur cubur paketi ve ıslak mendil.
    yanlarında çöp tenekesi var, ama bunlar çöpleri etrafa atıyor.
    gençler gece kumsalda takılıyor, ertesi sabah yarısı yenmiş cips paketleri ve kırık bira şişeleri...

    hadi köylü "cahil", "bilmiyor"!
    peki güzel kardeşim, eğitim seviyesi en aşağı lise olan, meslek sahibi, kendi evi dışında yazlığı da olan yani hali vakti yerinde olan insanların etrafı kirletmesini nasıl açıklayacaksın?

    ayrıca, kimin doğayı ne kadar kirlettiği karbon ayakizi ile ölçülebiliyor.
    uçakla seyahat eden orta sınıf, araba sahibi olan, indirimden 9,90'a 5, tişörtü alan şehirlinin karbon ayakizi daha büyük.
  • maalesef gerçek bir tespittir.

    kullandıkları tarım ilaçlarını kullanmakla kalmıyorlar kutularını yine bahçelerde bırakıyorlar. daha 2 hafta önce sapancada bir meyve bahçesindeydim, epeyce kaldım ve dolaştım etrafta. her yere atılmış tarım ilaçları kutuları, plastikler, naylonlar çok ciddi bir kirlenme yaratmıştı. aynı ortamda yemek yedim içtim, çöplerimin çoğunu topladım öyle ayrıldım ortamdan.

    gerçi bu kimyasallar ortamdaki canlılara ne kadar zarar veriyor bilemiyorum. orada kaldığım saatler boyunca üzerimde sayısız örümcek dolaştı (bir de araknafobiam var ama iyi geldi bünyeme), envayi çeşit börtü böcek gördüm, sanırım bağışıklık kazanmış bu arkadaşlar.
  • köyden geçerken etrafına bakınanlar varken, köylerde geri dönüşüm projeleri/çalışmaları yapmış insanlara söz söylemek düşmez tabii ama yine de dayanamayıp birkaç şey söyleyeceğim. henüz çevre bilinci oluşmamış bir milletiz maalesef. çevre kültüründen bahsetmemiz de zaman alacak. köyde yaşayan insanlarda genel olarak şunu gördük, yemek artığını gübrede kullanıyorlar, poşet yerine tekrar tekrar kullandıkları kaplarda, filelerde vs. taşıma yapıyorlar. aldıklarını tüketmeye daha yatkınlar çünkü imkan/olanakları kısmen bizden daha sınırlı.
    gelelim kuyu suyu mevzusuna: çok bilen biri gelmiş demiş sondaj yapıyorlar. bir yerimle güldüm itiraf etmek gerekirse. arkadaşım sen bireysel kullanmalık, tarla sulamada kullanmalık kişi başına düşen su miktarını biliyor musun? tarımda zaten belli başlı yörelerde belli başlı şeyler ekip dikmene izin veriyorlar. kurak yeri sulak yapıp pirinç elde edeceğim diyemiyorsun yani. ayrıca basında şişirdiler, tarımla uğraşanlar kuyu suyuna sayaç istemiyor isyan ediyor taktırmıyor filan diye. işin içinde olan biri olarak söylüyorum ki sanayici bastırdığı için yeraltı suları tükeniyor. sayaçsız, para ödemesiz... bi' tekstil fabrikasında günlük ne kadar su çekiliyor bilmeden bireysen kullanan insanlara yorumda bulunmayın.

    çevre konusunda herkesin bilgilenmeye ihtiyacı var. büyükşehir belediyeleri afaki çevre cezaları ödüyor, evimizde ayırdığımız ambalaj atıklarını atacak yer bulamıyoruz, köylüler de gelişsin biz de.
  • köylü degil çomardir o diye fikir belirtecegim durum.
  • (bkz: anız yakmak)
    (bkz: tarım ilacı kullanmak)
    diyeceklerim bu kadar.
  • enine boyuna düşününce saçmalık olan tespittir.

    aylık 2 bin liraya masabaşı çalışıp beyaz eşya taksidi ödeyen adam;

    ağaç dikmeyi geçtim hayatında ıslak pamuğa fasulye koymamış adam;

    eken biçen üreten, onun artığı ile de hayvan besleyen köylüyü eleştiriyor.

    çevreyi çok düşünüyorsanız sesiniz fabrikalara, rant için orman yakanlara çıksın.

    ayrıca bizim köyde bi laf vardır. (bkz: kak siktir)
  • kısmen doğrudur. köylerde ev atıkları genelde köyün uzağındaki bir dereye bırakılır. artvin sel felaketi sırasında bu eylemin sonuçları görüldü. köylerden derelere bırakılan çöpler yolları kapattı ve ulaşım kapandı. bu kısa vadede yaşanan zararıydı. burada belediyenin bir şeyler yapması gerekiyor. köylere çöp konteynerleri yerleştirilmeli ve hiç olmazsa haftada bir bu konteynerler belediye tarafından boşaltılmalı. ancak cide belediyesi'nin yaptığı gibi çöpler deniz kenarına bırakılmamalı. çöpleri imha edecek, arıtacak, geri dönüşümlerini sağlayacak, enerjiye dönüştürecek bölgesel tesisler kurulmalı.