şükela:  tümü | bugün soru sor
  • doğru uygulamadır.

    devletin haksız bir biçimde başka işgalcilere tapu vermesi haksızlıktır. yapılan bir haksızlık başkası için hak doğurmaz.

    işgalcisin, hazine arazisine konmaya çalışıyorsun. mera olarak gözüken arazi mera olarak kullanılmalı.

    herkes hukuka uyacak.

    edit : benim de dedelerimin arazileri, evleri vs. var. hem de dağın başında. hepsi tapulu. parasını vermiş, almışlar.

    dağın başına rastgele bir yere ev yapıp üzerinden 50 yıl geçince burası 50 yıldır benim demek araziye çökmekten başka bir şey değil. hepimiz gecekondu yapalım, sonra devlet bize tapu versin. oldu canım.
  • adam haklı,

    şu yüzden hakl;, sen oy toplamak için istanbul'da bütün gecekondulara tabu vereceğim deme cür'etini gösteriyorsun. köylünün ekim yaptığı alanı boşalttırıyorsun.
  • ben de çevireyim o zaman bolu dağını bura dedeminmiş deyim amk.
    aç anayasayı oku cahil herif.
  • şaşırmadım. karadeniz’de kendi köyümün yaylalarına gelip devletin mera yazdığını biliyorum. mera yazdıkları yerlerde köylünün yayla evleri var. öyle birkaç yıllık değil belki yüz yılı geçkin yerleşim. ne yazık ki durum böyle ve mahkeme falan boş.
  • köylünün yıllardır gasp ettiği meranın geri alınması

    olarak değiştirilmesi gereken başlık.
  • o köy kime oy verdiyse gitsin oy verdiği millet vekiline söylesin. devlet arazisini yıllarca kullanmışsınız onun da ücretini tahsil ederler umarım.
  • klasik köylü kurnazlığı, yıllar evvel de ananeme ait araziye ekip biçen adama kirayı ödemiyorsun çık dediğimizde, kırk yıldır ekiyoruz niye çıkalım demişti. bu da aynı mantık. bir de utanmadan bunları yazıp söylüyorlar.

    mera olarak kullanılmadığı için de hayvancılık yapılamamıştır köyde, onun da bedeli alınmalı o akıllılardan.

    yapanın ellerine sağlık..
  • kardeş kusura bakmayın da bu olay da yanınızda kimse olmaz, meralar milli servet kardeş.

    zorunlu edit: gidip fukaranın elinden arazi alan adam, 2b arazilerine de müdahale etmeli. ormana konut yapana da.
  • bunun bir benzerini, komünist rejimin sürdüğü bulgaristanda dedelerim yaşamış. oğulları, gelinleri ve torunlarıyla yaşayıp, maaile geçimlerini sürdürecek kadar hayvana sahipken devlet yalnızca 2 büyük baş hayvan bırakıp gerisine el koymuş. sebep, fazla hayvan fazla zenginlik demekmiş. 2 ay sonra köye bir fabrika kurulmuş ve 2 hayvanla tabii ki geçinemeyen ailenin üyeleri fabrikada çalışmak zorunda kalmış.
  • köyde doğmuş biri olarak büyük babamdan hep şunu duyardım " devlet benim büyük babama yerleşke alanı olarak şimdi köyümüzün bulunduğu bölgeyi gösterdi. burası o zamanlar makilik, taşlık ve tarım yapılacak durum da değildi" derdi.
    o zamanlar "tarla açmak" diye bir tabir bile varmış.
    köylü temizlediği makilik ve taşlık arazileri kendi eker biçer ve senet ile satar, senet tapu yerine geçermiş.
    bu durum bizim köyde 90'lı yu yıllara dek böyle idi.
    sonra devlet, tapu kadastro müdürlüğünü çalıştırarak bu arazi sahiplerine resmi tapularını verdi.
    öyleki, gelen tapu memurları köy muhtarı nezaretin de köyün arazisini parsel, parsel gezip hangi tarla kimin, oracıkta tapulaştırma yapıldı 90'lı yıllarda.
    ben burada bursa'nın bir köyünden bahsediyorum. ancak yasal sürecin her bölge için aynı şekilde işlediğini de düşünürsek; acaba madur tarla sahipleri devletin kamu arazisi vasfı taşıyan hali hazırda ekilip biçilebilir olan arazileri mi yıllarca kullandılar, yoksa kendikerimi tarla açtılar bilemiyoruz.