şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: cay dokmek)
  • (bkz: coitus)
  • en geniş kullanım sahasına sahip fiil olabilir.

    kafaya koymak - "olm kesin kafaya koydum, bu kızı tavlıcam"
    yoluna koymak - "işleri bi yoluna koyayım ama önce, para şart.."
    amına koymak - "e tabi para olunca her türlü amına korum.."
    çocuğu koymak - "iddia da garanti, bu sefer kesin koydum çocugu.."
    kafayı koymak - "o değil de geçen lavuğun birine kafayı bi koydum.."
    kafayı koymak - " sonra yorulmuşum zaten, eve geldiğimde kafayı koyar koymaz uyumuşum.. "
    blok koymak - "off çok pis blok koydu yalnız izledin mi maçı?"
    tavır koymak - "maçı bırak da, ailene karşı tavrını koy artık sen de, cocuk değilsin artık!"
    ağırlığını koymak - "evet, ağırlığımı koyayım artık, bu böyle olmaz.."
    baş koymak* - ".. sonuçta biz bu yola baş koyduk, yarıda bırakacak değiliz."
    nokta koymak - "bu adaletsizliğe bir nokta koymanın zamanı geldi de geçiyor bile!"
    el koymak - "gerçi her şeye el koydu polisler, ne bok yicez bilmiyorum..."
    ...
    şeklinde iğrenç diyaloglarla çoğaltılabilir örnekler..
  • bırakmak, indirip bırakmak, yerleştirmek, veya sıvı birşeyi dökmek anlamına gelen eylem.

    kökeni türkçedir.

    konmak, konuşlanmak, konuk, konak, konut, konuşmak, konu, konum sözcüklerinin köküdür.
  • bundan 2219 sene evvelinde mete han ilk düzenli orduyu kurduğunda, dörtlü yürüyüş kolunda toplanıp dirsek temas aralığı hizaya gelen dedem ''hay mınakoyim bu ne lan'' demediyse çok üzülürüm. düzenli ordudan önce eline taştan kitabesini alıp karambole düşmana fırlatan adama, yatarak destekli atış vaziyetine geç dersen o da biraz bir yerlere koyar sadıç. bu haliyle kalsa belki yine her şeyin amına koyan adam olmayacaktı ama zamanla düzenli ordu gelişip bugünkü kahır yüklü elektron haline dönüştüğü için her şeyin amınakoyan adamın oluşumu kaçınılmaz oldu.

    büyük büyük dedem mahalledeki demirci ustasının çöpe attığı demir parçalarıyla savaşmaktan mutluyken, adamı sıraya sokup uygun adım marş deyince o da saf halini koruyamadı tabi. bir de kale isimli savaş meydanları kurup etrafını surlarla çevirince adam iyice harladı küfürü verdi isyanı. o da kale olarak kalmayıp günümüzdeki kışlalara dönüşünce olay iyice çekilmez oldu. dışarıda hasta olunca ne güzel mahallenin koca karısına gidip mutlu oluyordu ama orduya düzen karışınca revir başına bela oldu. türlü türlü otları bir birine karıştırıp fondiplemesini söyleyen koca karılar yerine, supradyn'le domuz gribine kafa tutan tuğla ablalar gelince zamanla ''hadi beee''nin yerini ''hay mınıskim'' aldı. savaşlardaki allah'ını seven ileri vursun anlayışı, düzene kaydıkça askerin de seçtiği kelimeler kayganlaştı.

    düzenli orduya geçince ne olduğunu anlamadan göçüp giden dedemden 2219 sene sonra;

    ilk insandan bu yana insanlığa sinir stres yükleyebilen her türlü küfür nedenine bil fiil efendilik yapabilecek kapasiteye sahip, oksijen yerine küfür soluyan 460 gün askerlik yapıp küfür makinasına dönüşen bazı adamlar türedi. 460 günü; günde yedi kere içtima adı altında sayılmak, ''uygun adım marş, tüfeyyk homzaa, selam dur, sağa çark ileri marş'' ve bunların sülalesinden daha onlarca kükremeyle geçirince, o saldım çayıra adamı bir anda meblana kayarım adamına dönüşüyor.

    bunlardan birisi defterimin son 132 gününün bir kısmını astronomik küfürleriyle kapladı. senin benim gibi algılamıyor o sadıç. sen önce bir düşünüyorsun küfür edilebilir mi diye ama o takside bağlamayı, kredi kartı çektirmeyi, pazarlığı ve bilimum fiyat düşürücü hamleleri sevmiyor. peşin peşin amına koyuyor, siniri döküyor ondan sonra düşünmeye başlıyor. eğer haksızsa ''günahını aldık amanakoyim'' diyor.

    maç izliyoruz adamla, hakem bariz bir ofsaytı veriyor, ofsayt fikrini ilk akıl eden adamdan damalı bayrağı diken ellere kadar boşluksuz geliyor. haksız olduğunu görünce boşuna sövdük cumartesi çocuğuna diyor. her türlü soyut, somut varlığa koyabiliyor. dün akşam çaycıya; ''çay koyuşunun mınakoyim'' dedi. adam koymaya bile koyabiliyor. kendi içinde bütün matematiği kullanarak küfürler çıkarıyor. adama; ''bölük komutanını gördün mü?'' diyorum, bölük komutanını yer yüzünden sildiği yetmezmiş gibi ''niye arıyon ki mınıskim yarrram'' diyerek bana da elektrik borusunun içinden leblebi üflüyor.

    her şeyin amına koyan adam az önce kantine gelip kıca viceroy sordu, yok diyemedim. ama asla yok demeyen esnaf olduğum için değil, korktuğum için yok diyemedim. 25 günüm kalmışken beni de hayattan silsin, beynimi aksak bıraksın istemem. içinden bir iki dal içilmiş kendi paketimi çıkarıp verdim. sırf o küfür etmesin, gece daha da kararıp ufuk çizgisini yitirmesin diye verdim.

    kantini kapatıp sözlükten haka(her şeyin amına koyan adam) başlığına bakmak için geldim. acaba hangi siyasiler, ne tür hicivler bu başlıkta işlenmiştir diye düşünürken ''böyle bir şey yok. ama olabilir de''yi gördüm. sonra oturdum bu entry'yi yazdım. haka bunu okusa sövülmedik parmak boğumu bırakmazdı bende. ya kantine geri geldiyse şimdi. kantinin kapalı olduğunu görünce, hayatım boyunca selam verip geçtiğim insanlara kadar sıçrar. ondan önce ben kantine sıçrayıp, kurtarabildiğimi kurtarayım. 25.
  • futbol maçlarından sonra bu kelimeyi kullanana basıyorum eksiyi, donuzu. bir fanatikten daha kurtuldum diyorum. futbolda kullanıldığında, olmayan seviyeyi gösteren kelime rolüne bürünüyor.
  • (bkz: dedikodu)
    (bkz: komak)
    (bkz: etmek), etmek eylemek
    (bkz: dediğini koduğunu bilmemek)
    (bkz: keymek)
    (bkz: koyan) (goya'n)
    (bkz: çiğden koymak)
    (bkz: koyu)
    (bkz: koygun)
    (bkz: adamın amına koyan)
    (bkz: ortaya koymak)